İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/449 E. 2025/780 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/449
Karar No
2025/780
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/449 Esas KARAR NO : 2025/780 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/03/2022 KARAR TARİHİ : 13/10/2025 Mahkememizin 2022/184 Esas, 2024/421 Karar, 04/06/2024 tarihli kararı, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 2024/2219 Esas, 2025/1495 Karar, 02/06/2025 tarihli ilamı ile Kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan İstirdat ( Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; DAVALI ... tarafından davacı şahıs ile şirket hakkında, Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü'ne ait ... esas numaralı dosyası üzerinden "Kaçak Elektrik Bedeli" talebine dayanılarak icra takibi başlatılmış olduğu, ilgili icra takibine ait borç, davacı ... tarafından 26/03/2021 tarihinde "..." işlem açıklaması gösterilerek davalı ...'ın hesabına yatırıldığı, borcun ödenmesi sonrasında ise ilgili icra takibine alacaklı vekili tarafından 12/07/2021 tarihinde haricen tahsil bildiriminde bulunulduğu, dosya kaydının kapatıldığı, ilgili icra dosyasının tahsilatı davalı alacaklı tarafından icra tehdidi altında yapıldığını, davanın tarafları arasında hiçbir borç ilişkisi mevcut olmadığını, takip borçlusu olarak davacı taraflardan hem...Gıda hem de ...'in doğrudan hedef alındığını, ... aleyhinde başlatılan icra takibine dair işlemlerin takip hukukuna uygun olmadığını, davacı şirkete çekilen bir ihtarnamenin bulunduğu ayrıca davacı ... hakkında da davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması sebebiyle icra takibine girişildiğini, davacı şirket ve davacı ...'in birmiş gibi davranıldığı, davacı tarafların tehdit altında bırakıldığı, dosya kapsamında vaki borcu kabul etmemekle birlikte şayet borç var ise işbu durum ancak karşı tarafça ispatlanabildiği ölçüde geçerli olabileceğini, davalı ...'ın dava konusu borcun varlığına ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, Yargıtay'ın mevcut içtihatlarının ilamsız icra takibinden kaynaklanan istirdat davasında ispat yükünün davalıda olduğu şeklindeki içtihatlarından ibaret olduğu şeklindeki içtihatlarının olduğunu, davacı ...'in kesinleşen takibin kendi malvarlığı üzerinde oluşturduğu menfi neticeler sebebiyle davalı tarafından iddia edilen borcu ödemek durumunda kaldığını, ...LTD ŞTİ.'yi doğrudan hedef alan bir takip olmasına rağmen icra takibi aynı zamanda davacı ... adına da başlatılmış olduğunu, tebligatta yaşanan usulsüzlükler neticesinde takibin ... adına da kesinleştiğini, takibin kesinleşmesine müteakip peşi sıra davacının gayrimenkul varlıkları ve sair hesapları üzerine haciz konulduğunu, davacı bakımından hiçbir dayanağı bulunmayan sırf tebligatlarda yaşanan usulsüzlükler neticesinde süresi içerisinde itiraz edilemediği için kesinleşen icra takibinin sanki gerçek borçlusu konumuna getirilerek davacı aleyhine hacizler işletilmiş olduğunu, vbu aşamada icra tehdidi altında kaldığını ve kendi adına borçlu bulunmadığı parayı ödemek durumunda kaldığı, dekontların açıklama kısımlarında "..."ın borcu içindir anlamına gelebilecek bir ibare içermediğini, borcun tatamnen hakkında takip başlatılan davacı ...tarafından kendi adına ödenen paranın iadesi gerektiğini, hakkında takip başlatılmış ve kesinleştirilmiş bulunan cebri icra gücünün oluşturduğu tehdit ve baskı neticesi davacının sözde borcu yaşadığı baskı neticesinde Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü'ne ait ... esas sayılı dosyası hakkında ödemek zorunda kalınan 26.730,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26/03/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına davacı ...'e ödenmesini, aksi halde davacı ... tarafından yapılan ödemenin yetkilisi olduğu ... Restaurant Gıda şirketi hesabına ödendiğinin kabul edilmesi halinde 26/03/2021 tarihinden itibaren 26.730,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına davacı ... şirketine ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız fiil teşkil eden kaçak elektrik kullanımlarında şirket ile şirket yetkililerinin sorumlu olduğunu, davacı hakkında yapılan işlemler elektrik piyasası mevzuatına uygun olduğunu, davacı şirket çalışanları tarafından D. Köşkler Mah. ... Cad. No: ... .../İstanbul adresinde 04.08.2017, 12.05.2017, 08.09.2017 tarihlerinde yapılan kontrollerde, "sayaçta sözleşmesiz olarak enerji tüketimi yapıldığı" tespit edilerek davacı adına sırası ile ...,...,...seri numaralı kaçak elektrik kullanımı tespit tutanakları düzenlendiğini, Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü ... esas dosyaya konu "Sözleşmesiz Kullanım" tespitli zabıt suretleri ...,... ve dosyaya dahil "Sözleşmesiz Kullanım"...,...,...tahakkukları ile laboratuvar sonucuna istinaden fiziki müdahale tespitli "..." kullanılmak suretiyle kaçak elektrik kullanımında bulunulduğu ...zabıt ile sabit olduğunu, davcı hakkında hesaplanan kaçak elektrik tutanağı usulüne uygun şekilde hazırlandığını, davacının kullanımında olan iş yerinde müvekkil şirket ile abonelik sözleşmesi imzalamadan elektrik kullanımı saptanmış olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, elektrik kullanılmadığına dair herhangi bir delil sunulamadığını, davacı tarafın ihtirazi kayıt koymaksızın ödemiş olduğu bedellerin istirdadını talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının ihtirazi kayıtta bulunamadan önce ödeme yapmasının yanı ısra icra tehdidi altında ödeme yaptığını iddia ettiği 26/03/2021 tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 17/03/2022 tarihinde ikame etmesi ve "icra tehdidi" altında ödeme yapmadığını gösterdiğini ve izah edilen hususlar ve takdir edilecek nedenlere nazaran haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizin 2022/184 Esas, 2024/421 Karar, 04/06/2024 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf yoluna gidilmiş, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 2024/2219 Esas, 2025/1495 Karar, 02/06/2025 tarihli ilamı ile; " Mahkemece 04/06/2024 tarihli duruşmada verilen kısa kararda "Davanın kabulü ile 29.076,38 TL bedelin 26/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, " karar verilmiş iken ,gerekçeli kararda "davanın kabulü ile 29.076,38 TL bedelin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 29.076,38 TL bedelin 26.730,00 TL sine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine " şeklinde karar verilmesi (hüküm fıkrasının düzeltilmesi) suretiyle, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılmıştır. HMK'nın 294. maddesinde, hükmün verilmesi ve tefhimi hususları düzenlenmiş olup, HMK'nın 298/2 maddesinde de "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz" şeklinde emredici düzenleme yer almaktadır. Kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olması hususu HMK. 355 maddesine göre kamu düzerine aykırılık teşkil etmektedir. Mahkemece, bu şekilde kamu düzenine aykırı şekilde karar verildiğinden, bu haliyle de, kısa karar ve gerekçeli karar arasında oluşan çelişki nedeniyle denetlenebilir ve uygulanabilir olmaktan uzak olan yerel mahkeme kararı, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici hükümlerine de açıkça aykırılık oluşturduğundan, bu husus HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzenine ilişkin ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğundan, HMK'nın 298/2 , 355 maddeleri gereğince, ilgili mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilgili mahkemeye iadesine karar verilmesi gerekmiştir."denilerek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, BAM Karar ilamı ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Somut olayda; takip ve dava konusu borç davacı şirket hakkında düzenlenen kaçak tespit tutanakların kaynaklanmaktadır. Davacı vekili davalı ... tarafından davacı şahıs ile şirket hakkında, Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü'ne ait ...esas numaralı dosyası üzerinden "Kaçak Elektrik Bedeli" talebine dayanılarak icra takibi başlatılmış olduğu, ilgili icra takibine ait borç, davacı ... tarafından 26/03/2021 tarihinde "..." işlem açıklaması gösterilerek davalı ...'ın hesabına yatırıldığı, borcun ödenmesi sonrasında ise ilgili icra takibine alacaklı vekili tarafından 12/07/2021 tarihinde haricen tahsil bildiriminde bulunulduğu, dosya kaydının kapatıldığı, ilgili icra dosyasının tahsilatı davalı alacaklı tarafından icra tehdidi altında yapıldığını, davanın tarafları arasında hiçbir borç ilişkisi mevcut olmadığını, takip borçlusu olarak davacı taraflardan hem ...Gıda hem de ...'in doğrudan hedef alındığını, ...aleyhinde başlatılan icra takibine dair işlemlerin takip hukukuna uygun olmadığını, davacı şirkete çekilen bir ihtarnamenin bulunduğu ayrıca davacı ... hakkında da davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması sebebiyle icra takibine girişildiğini, davacı şirket ve davacı ...'in birmiş gibi davranıldığı, davacı tarafların tehdit altında bırakıldığı, dosya kapsamında vaki borcu kabul etmemekle birlikte şayet borç var ise işbu durum ancak karşı tarafça ispatlanabildiği ölçüde geçerli olabileceğini, davalı ...'ın dava konusu borcun varlığına ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, Yargıtay'ın mevcut içtihatlarının ilamsız icra takibinden kaynaklanan istirdat davasında ispat yükünün davalıda olduğu şeklindeki içtihatlarından ibaret olduğu şeklindeki içtihatlarının olduğunu, davacı ...'in kesinleşen takibin kendi malvarlığı üzerinde oluşturduğu menfi neticeler sebebiyle davalı tarafından iddia edilen borcu ödemek durumunda kaldığını, ... LTD ŞTİ.'yi doğrudan hedef alan bir takip olmasına rağmen icra takibi aynı zamanda davacı ... adına da başlatılmış olduğunu, tebligatta yaşanan usulsüzlükler neticesinde takibin ... adına da kesinleştiğini, takibin kesinleşmesine müteakip peşi sıra davacının gayrimenkul varlıkları ve sair hesapları üzerine haciz konulduğunu, davacı bakımından hiçbir dayanağı bulunmayan sırf tebligatlarda yaşanan usulsüzlükler neticesinde süresi içerisinde itiraz edilemediği için kesinleşen icra takibinin sanki gerçek borçlusu konumuna getirilerek davacı aleyhine hacizler işletilmiş olduğunu, vbu aşamada icra tehdidi altında kaldığını ve kendi adına borçlu bulunmadığı parayı ödemek durumunda kaldığı, dekontların açıklama kısımlarında "..."ın borcu içindir anlamına gelebilecek bir ibare içermediğini, borcun tatamnen hakkında takip başlatılan davacı ... tarafından kendi adına ödenen paranın iadesi gerektiğini, hakkında takip başlatılmış ve kesinleştirilmiş bulunan cebri icra gücünün oluşturduğu tehdit ve baskı neticesi davacının sözde borcu yaşadığı baskı neticesinde Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü'ne ait ... esas sayılı dosyası hakkında ödemek zorunda kalınan 26.730,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26/03/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına davacı ...'e ödenmesini, aksi halde davacı ... tarafından yapılan ödemenin yetkilisi olduğu ... Restaurant Gıda şirketi hesabına ödendiğinin kabul edilmesi halinde 26/03/2021 tarihinden itibaren 26.730,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına davacı ... şirketine ödenmesini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ile haksız fiil teşkil eden kaçak elektrik kullanımlarında şirket ile şirket yetkililerinin sorumlu olduğunu, davacı hakkında yapılan işlemler elektrik piyasası mevzuatına uygun olduğunu, davacı şirket çalışanları tarafından D. Köşkler Mah. ... Cad. No: ... .../İstanbul adresinde 04.08.2017, 12.05.2017, 08.09.2017 tarihlerinde yapılan kontrollerde, "sayaçta sözleşmesiz olarak enerji tüketimi yapıldığı" tespit edilerek davacı adına sırası ile ...,...,... seri numaralı kaçak elektrik kullanımı tespit tutanakları düzenlendiğini, Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü ... esas dosyaya konu "Sözleşmesiz Kullanım" tespitli zabıt suretleri ...,... ve dosyaya dahil "Sözleşmesiz Kullanım" ...,...,...tahakkukları ile laboratuvar sonucuna istinaden fiziki müdahale tespitli "..." kullanılmak suretiyle kaçak elektrik kullanımında bulunulduğu ... zabıt ile sabit olduğunu, davcı hakkında hesaplanan kaçak elektrik tutanağı usulüne uygun şekilde hazırlandığını, davacının kullanımında olan iş yerinde müvekkil şirket ile abonelik sözleşmesi imzalamadan elektrik kullanımı saptanmış olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, elektrik kullanılmadığına dair herhangi bir delil sunulamadığını, davacı tarafın ihtirazi kayıt koymaksızın ödemiş olduğu bedellerin istirdadını talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının ihtirazi kayıtta bulunamadan önce ödeme yapmasının yanı ısra icra tehdidi altında ödeme yaptığını iddia ettiği 26/03/2021 tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 17/03/2022 tarihinde ikame etmesi ve "icra tehdidi" altında ödeme yapmadığını gösterdiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından, davacı... Restaurant adına, 08/09/2017 tarihli, ... abone numaralı eksik kayıt yapıyor notuyla ve 1/3/2018 tarihli, ... abone numaralı, sözleşmesel sayaçtan elektrik kullanıldığına ilişkin 2 adet kaçak / usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiği, davacı ...Restaurant adına 01/03/2018/02-2018 fatura tarihli, ...fatura numaralı, 26.445,80 TL bedelli fatura kesildiği, davacılar vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesi ile kaçak elektrik kullanım bedeli olarak tesis edilen ve davalı taraça dosyaya sunulan 2017 yılı ve 2018 yılına ait olduğu iddia edilen kullanım bedellerinin tamamının kiracısına ait olduğu iddia edilmiş, sunulan kira sözleşmesi ile davacılar ile dava dışı kiracı sıfatına haiz ... ve ... ile 15/02/2017 tarihinde taraflar arasında 10 yıl olarak kira sözleşmesinin akdedildiği, davacı ... Restaurant'ın ticaret sicil kayıtları incelendiğinde ortaklarından birinin davacı ... olduğu, görevinin müdür münferiden olduğu ve sermayesinin 8.000,00 TL olduğu, şirket adresinin Denizköşkler Mah. ...Cad. No:.. ... İstanbul olduğu, davacı ...'in kiracıları ... ve ...'den 5 aylık kira bedelini tahsili için Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası ile 585,12 TL işlemiş faiz de olmak üzere toplam 35.585,12 TL üzerinden takip başlattığı, davalı ... vekilinin davacı tarafından ne dava dilekçesindeki açıklamalarında ne de delillerinde kira ilişkisinden söz etmediği, bilirkişi raporunda esas alınan kira sözleşmesinin dava dilekçesi ile sunulmadığı veya delil olarak gösterilmediğinden bahisle iddianın genişletilmesine ve delil sunulmasına muvafakatlerinin olmadığını beyan etmiş olup, bahsi geçen icra dosyasında da delil olarak dayanılmadığı, davacının taşınmazın maliki olarak hem kaçak elektrik tespit tutanağından hem de bu tutanağa istinaden tahakkuk ettirilen bedelden sorumlu olduğu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 14.12.2009 ilamının ''Yine belirtildiği gibi abonesiz kaçak kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca aboneninde sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu bu durumda kaçak kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre davacının, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir." şeklinde olduğunu belirttiği anlaşılmıştır. Mahkememizce elektrik mühendisinden aldırılan raporlar ile 08.09.2017 tarihli ...SERİ nolu tutanağın davacı şirket adına düzenlendiği, tesisata takılı bulunan sayacın gövde kapağı açılarak S ve T fazlarına ait akım giriş-çıkış uçlarının devre dışı bırakılarak kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesi ile tutanak düzenlendiği, tutanak nedeniyle davacı şirket adına 5.918,90 TL. tutarında kaçak elektrik tüketim tahakkuku düzenlenmiştir. Tutanak kayıtlarına geçen sayaç ...marka ... seri nolu sayaç olduğu, davacının tutanak öncesi ve sonrası tüketim kıyaslamaları doğrultusunda tutanak öncesi (sayaca müdahale edilerek kullanıldığı iddia edilen dönem) günlük tüketim ortalaması (44,79 kwhlgün) ile sayacın doğru tüketim kayıt ettiği 02.07.2016 - 03.04.2017 tarihler arasındaki günlük tüketim ortalaması (125,70 kwh/gün) arasında bariz farkın bulunduğu, açıklanan ve tespit edilen nedenle, davacının 04.04.2017 - 08.08.2017 tarihler arasındaki 126 günlük dönemde sayacının eksik tüketim kayıt ettiği miktara tekabül eden tutardan mevzuat hükümleri kapsamında sorumluluğunun olacağı, davacının sayacının doğru kayıt yaptığı dönem günlük tüketim ortalaması; 125,70 kwh/gün 04.04.2017 - 08.08.2017 tarihler arasında sayacın kayıt yapması gereken tüketim ;126 gün x125,70 kwh/günz 15838 kwh 04.04.2017- 08.08.2017 tarihler arasında davacının sayacının kayıt ettiği tüketim -5643 kwh , davacının sorumlu tutulması gereken miktarın 10195 kwh olduğu, 10195 kaçak tüketim miktarına tekabül eden kaçak tahakkuk bedelinin toplam 5.198,97 TL olduğu, 01.03.2018 tarihli tutanakta tesisata Luna marka 63319399 seri nolu sayacın takılı olduğu, sayaç üzerinde 31413 kwh tüketim tespit edildiği, sunulan sayaç değiştirme tutanağından 63319399 seri nolu sayacın 08.08.2017 tarihinde tesisata takılmış olduğu, davacı şirket, tutanağa konu dönemde (08.08.2017 - 01.03.2018 tarihler arası) sözleşmesiz sayacı tarafından kayıt edilen 31413 kwh * 301 kwh (sökülen sayacı üzerindeki tüketim)- 31714 kwh tüketimden sorumlu tutulabileceği, davacının 01.03.2018 tutanak tarihi itibariyle ki tüketimi, - Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği madde 26 - 1 - a “Kullanım yerine ilişkin olarak; perakende satış veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi" gereği kaçak elektrik tüketimi olduğu, dolayısı ile somut olayda, davacı şirketin tutanak tarihleri itibariyle, dava konusu tesisatın bulunduğu adreste kuruma kayıtsız sayaçtan ve perakende satış sözleşmesi olmaksızın elektrik enerjisi kullandığı usule uygun olarak düzenlenmiş tutanaklar ile ispatlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Buna göre; tüzel kişinin ve organlarının sorumluluk türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur. Dosya içeriğinden, davacının şirketin yönetici ortağı olduğu anlaşılmakla, davacı şirketin "haksız fiil " niteliğindeki kaçak elektrik kullanımı nedeniyle şirketin yöneticisi/temsilcisi durumundaki davacı ...'in da -şirketle birlikte ve şirket gibi- müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğu tartışmasızdır. Öte yandan, davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 29.04.2022 tarihli cevaba karşı beyan dilekçesi ile kaçak elektrik kullanım bedeli olarak tesis edilen ve davalı taraça dosyaya sunulan 2017 yılı ve 2018 yılına ait olduğu iddia edilen kullanım bedellerinin tamamının kiracısına ait olduğu iddia edilmiş, sunulan kira sözleşmesi ile davacılar ile dava dışı kiracı sıfatına haiz ... ve ... ile 15/02/2017 tarihinde taraflar arasında 10 yıl olarak kira sözleşmesinin akdedildiği ileri sürülmüş olup, davalı ... vekilinin ise davacı tarafından ne dava dilekçesindeki açıklamalarında ne de delillerinde kira ilişkisinden söz etmediği, bilirkişi raporunda esas alınan kira sözleşmesinin dava dilekçesi ile sunulmadığı veya delil olarak gösterilmediğinden bahisle iddianın genişletilmesine ve delil sunulmasına muvafakatlerinin olmadığını beyan etmiş olup, HMK'nın 119/1-f hükmü uyarınca iddia edilen her bir vakanın hangi delillerle ispat edildiğinin dava dilekçesinde belirtilmesi gerekip HMK'nın 121 ve 129/2 maddeleri uyarınca hem dava dilekçesinde, hem de cevap dilekçesinde gösterilen ve tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye sunulması, başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer almasının zorunlu bulunmasına ve buna göre davacı dava dilekçesinde kira sözleşmesine delile dayanmadığından ve davalının muvafakatı bulunmadığından bildirilmiş olduğu kira sözleşmesi sonuç doğurmayacak ve hükme esas alınamayacak olmasına, dava konusu tesisatın bulunduğu adreste kuruma kayıtsız sayaçtan ve perakende satış sözleşmesi olmaksızın elektrik enerjisi kullandığı usule uygun olarak düzenlenmiş tutanaklar ile ispatlanmış olduğundan mahkememizce davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 268,69-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 26.730,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 238,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 13/10/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/449, K. 2025/780, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-449-e-2025-780-k-c294d1a638da