İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/412 E. 2024/796 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/412
- Karar No
- 2024/796
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/412 Esas KARAR NO :2024/796 DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:20/06/2023 KARAR TARİHİ:14/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı sahibi ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 26/11/2001 tarihinde karıştığını, yaralamalı trafik kazasında sürücü ... ... idaresindeki ... plakalı motosiklet, selenin arka kısmında ... olduğu halde aşırı hız sebebiyle park halinde olan davacıya ait ... plakalı otonun açık kapısına çarptıktan sonra, karşı yönden gelmekte olan ... yönetimindeki ... sayılı otoya çarptığını, kaza sonucu, motosikletin arkasında bulunan ...'nun yaralandığını, ... tarafından davacıya karşı .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... E. sayılı ( Eski .... Asliye Hukuk Mah. ... E. ) tazminat davası açıldığını, söz konusu tazminat davasında alınan 22/03/2010 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi' nin raporunda kusur durumu seçenekli olarak belirtildiğini, olayın meydana gelmesinde motosiklet sürücüsü sağda duran ... plakalı otomobilin solundan geçerken ...'ın kontrolsüzce kapıyı açmasıyla olay meydana geldiğini, dava dışı ... ...' in 1/8 , sürücü ...'ın 6/8, sürücü ...'in kusursuz, mağdur ...'nun 1/8 oranında, kusurlu olduklarını, motosiklet sürücüsü yolun sağında duran otomobilin geçerken otomobilin açık vaziyette olan kapısına çarpmasıyla olay meydana geldiğini, dava dışı ... ...' in 5/8, ...'ın 2/8, ...' in kusursuz, ...'nun 1/8 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sayın mahkeme 09/10/2003 tarihli celsede dinlenen davalı ... tanığı ... ...' in yeminli beyana dayanarak motosiklet sürücüsü ... ...' in yolun sağında duran davacıya ait aracın solundan geçerken otomobilin açık vaziyette olan kapısına çarptığının, olayın meydana geldiğine kanat getirdiğine, tanığın beyanını hükme dayanak yaptığının, bu nedenle meydana gelen olayda davacı ...'ın 2/8, motosiklet sürücüsü ... ...' in 5/8 , davacı ...' nun ise 1/8 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, neticede dava sonunda verilen 02.05.2017 tarihli ... Esas ... Karar sayılı hüküm ile müteselsil sorumluluk hükümleri gereği davacının kendi kusuru düşürülerek davalı gösterilmeyen diğer sorumluların da kusurlarını kapsayacak şekilde davacının ...' ın kazada yaralanan davacı ...' ya 2.252,00 TL maddi tazminatı ,kaza tarihinden yani 26/11/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kanuni avukatlık ve yargılama masrafı davacı ... ... 'ya ödemesine karar verildiğini, ayrıca davacının maddi tazminat talebi açısından 1.980,00 TL kanuni avukatlık ücretini, yine davada yapılan 502,25 TL yargılama giderini davacı ... ... ve ... ...' ya ödeme sine karar verildiğini, diğer davalı ... ise kusursuz görüldüğünden herhangi bir tazminata mahkum edilmediğini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin de davalılara yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Hesabı vekilinin 16/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; İflas eden şirket ... Sigorta A.Ş.'nin iflas tasfiyesi yapılmakta olduğundan ve iflas eden şirketin yönetimi iflas masasına devrolduğundan, davanın iflas eden şirket adına temsilen İflas İdaresi'ne yöneltilmesi gerektiğini, dava ilgili şirket aleyhinde kesinleştikten sonra, eğer usulune uygun bir başvuru yapılarak Sigortacılık Kanunu ve ... Hesabı Yönetmeliği dahilinde davalı kurumdan tazminat talep edileceğini, ancak bu şartlarda talep, kurum yönetimi tarafından değerlendirilebileceğini, bir diğer anlatımla, müflis şirketin yönetimi davacı kurum tarafından devralınmadığından, davalı kurumun davalı olarak davaya dahil edilmesi hatalı olduğunu, ... Sigorta A.Ş.’nin ... Hesabı’na devri söz konusu olmadığını, mevzuat esasları çerçevesinde ... Hesabı’nın ... Sigorta A.Ş. ile hiçbir taraf, halefiyet veya borçlarını tekeffül ilişkisi olmadığını, ... Hesabı tarafından, ... Sigorta A.Ş.’nin yönetimi devralmadığını, dolayısıyla müvekkil aleyhine açılan dava usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından davadan önce davalı kuruma herhangi bir başvuru yapılmadığını, davalı kurum nezdinde açılan bir hasar dosyası mevcut olmadığını, ödediği tazminatın kusura oranı ile davalıdan talep ettiği belirtilen davacının, davalıya usulüne uygun bir başvuru yapması gerektiğini, Kazada, davalı kurumun sorumlu olduğu ispatlanamadığını, zarar gören tarafından davacıya karşı açılan tazminat davası davalı kuruma ihbar dahi edilmediğini, mevcut koşullarda davacının talebinin değerlendirilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle dava açılmasına sebep olunmaması nedeniyle davalı kurumun yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumluluğu bulunmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekilinin 15/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; 26.11.2001 tarihli kaza sebebiyle yaralanan ...'nun tazminat talepleri nedeni ile davacı tarafından 25/02/2021 tarihinde kesinleşen ilam sebebiyle dava dışı kazazedeye 27.04.2021 tarihinde yapılan 13.090,66-TL ödemenin davalı şirket nezdinde ... plaka sayılı araç için düzenli zmms poliçe kapsamında rücuen tazmini talebine ilişkin olduğunu, ancak dava konusu taleplerden davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, yine yargıtayın güncel tarihli kararlarında da sigortalının yapmış olduğunu ödemeleri sigortacıya rücu edecek olması halinde uygulanacak hükmün TTK 1420. Madde olduğunu ve zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu hüküm altına alındığını, davacı yan tarafından ödemeye dayanak gösterilen mahkeme dosyası kapsamında davalı şirkete dava ihbarı yapılıp yapılmadığının araştırılmalı ve eğer davanın ihbarı yapılmamış ise davalının o dosya kapsamındaki yargılama gideri, davacı tarafından işbu yasa hükmüne aykırı davranıldığı, kazazede tarafından davacıya karşı açılan tazminat davası davalı şirkete ihbar edilmediğini, bu nedenle davalı şirket dava açılmasına sebep vermediğini, davalı şirketin yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumluluğu bulunmadığını, dava dilekçesinde .... Asliye Hukuk Mahkemesinde ... E. sayılı dosyasında bilirkişi raporları alındığı ve davacının aleyhinde tazminata hükmedildiği belirtildiğini, ilgili davanın davalısı olan davacı tarafından bu kez rücuen davalı şirkete dava açıldığını, davanın davalıya ihbar edilmediğini, Kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alındığını, zira davalı şirket kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olarak ancak ve ancak sigortalı araç sürücüsü kusuru oranında sorumlu olduğunu, davalı şirketten rücuen tazminat talep edilmesine dayanak olan .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyada alınan raporlar, yokluğumuzda alındığı için davalı şirket yönünden bağlayıcı olmadığını, yine davacı tarafından tazminat ödemesi yapılan dava dışı kazazede ...'nun maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, yargıtay emsal içtihatları gereği zarar görenin kaza sebebiyle uğradığı daimi sakatlık sonucu meydana gelen maluliyeti var ise bunun tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini, vekaletin ve masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. nolu dosyası, Noterler Birliğinden gelen tescil kayıtları, arabuluculuk tutanağı, davalı ... Sigorta tarafından sunulan poliçe bilgisinin dosya arasına alındığı anlaşıldı. Kaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile "birlikte sorumluların" rücu isteminde zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmiş olup, TBK 73/1. maddede zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir. Yine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup; "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde ve TBK 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir. Gerek TBK, gerekse KMAZMMSGŞ'da, motorlu araç kazalarında birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen süre, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya ... Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198,2015/1495 ve HGK'nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771, HGK'nın 10.06.2015gün, 2014/17-27,2015/1530 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir). Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; tazminatı doğuran kazanın 26/11/2001 tarihinde meydana geldiği, rücu davalarında zamanaşımı ödeme ile başlayacağından (Yargıtay 17. HD 2019/1713-2019/5973 K.) davacının, kazada cismani zarar gören dava dışı 3. kişiye ödemeyi 27/04/2021 tarihinde yaptığı, rücuen tazminata ilişkin iş bu davayı ise 20/06/2023 tarihinde açtığının anlaşıldığı ve zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 204,05-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 13.090,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır