İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/823 E. 2025/327 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/823
- Karar No
- 2025/327
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/823 Esas KARAR NO : 2025/327 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/12/2022 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının taraflar arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi uyarınca doğmuş olan borcunu ödemediği, borca haksız itiraz ettiği, davacı şirket ile davalı arasında akdedilen sözleşme'nin konusunu davacı şirket'e ait online sipariş sitesinde siparişlerin oluşması ve siparişlerin üye işyeri müşterilerine ulaşımının sağlanmasını oluşturduğu, sözleşme uyarınca davacı şirketin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve verdiği hizmetin karşılığında fatura tanzim ettiği, davalı tarafın sözleşme gereği ödemekle yükümlü olduğu fatura bedellerini ödemediği, bunun üzerine davacı şirket tarafından ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe geçilmiş olup davalı tarafından takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiği, yukarıda bahsedildiği üzere, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve işbu sözleşme kapsamında davacı şirket'in yükümlülüklerini yerine getirmesi akabinde davacı şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığı olarak fatura düzenlendiği ve davalı tarafa iletildiği, ancak davalı tarafın faturalara 8 gün içinde itiraz etmediği gibi sözleşmesel yükümlülüğünü ihlal ederek ödemeleri de gerçekleştirmediği, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarında da yer aldığı olduğu üzere, davacı şirket'in davalı taraftan toplamda vadesi geçmiş 3.952,85 TL alacağının bulunduğu, davalının borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı tarafından 06.03.2020 tarihinde tebellüğ edildiği ve davalının 24.01.2022 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiği, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı ifade edilerek davanın kabulü, takibin devamı, borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep edilmektedir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali davasıdır. Taraflara usulüne uygun olarak tebligatlar yapılmış olup, 06.10.2017 tarihli 9424 sayılı Resmi Gazete, ... 24. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası uyap sureti, Büro dosya numarası ..., arabuluculuk dosya numarası ise ... arabuluculuk son oturum tutanağı, Bilirkişi incelemesi, tanık, yemin, keşif ve her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır. ... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 3.952,85 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, ...'den alınan bilirkişi raporunda özetle ; düzenlendiği beyan edilen faturalara ilişkin hizmetin verilip verildiğini, faturaların ticari defter ve kayıtlara usulüne göre işlendiğini, ticari defterlerin delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususlarında ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, alacağın tevsiki için bu hususların ispatının gerektiğini, buna karşılık Sayın Mahkeme'nin takdirinin taraflar arasında sınırları belirlenmiş ticari ilişkinin oturmuş kurallarının olduğunu, davacı beyanının ve sunduğu cari hesap ekstresinin alacak tevsiki için yeterli karine oluştuğu yönünde olması halinde davacının davalıdan cari hesaba dayalı alacağının 3.952,85 TL olduğunu, asıl alacak tutarı olan 3.952,85 TL ya 02.01.2022 takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda avans faizi talep edilebileceğini, verilen görev ve yetki sınırları içinde yapıldığını, değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkeme yetkisinde olduğu tespit ve rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir ve kamu düzenine ilişkindir. Görev bir dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; eldeki davada davacıya ait online sipariş sitesinde siparişlerin oluşturulması ve siparişlerin üye iş yeri müşterilerine ulaşımının sağlanması hususunda davalı ile anlaştıkları, bu anlaşma gereği davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının taahhüt edilen ücreti ödemediğinden bahisle davalı hakkında icra takibi başlattığı, huzurdaki davanın da davalı aleyhine başlatılan icra takibinde vaki davalı itirazının iptaline yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın TTK da münhasıran düzenlenen hususlardan olmadığı açıktır. Bu durumda dava mutlak ticari dava olmayıp, nisbi ticari dava olup olmadığının tespiti açısından davalının tacir sıfatını haiz olup olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığı hususu önem arz etmektedir. Davalı tarafın gerçek kişi olup mahkememizce tacir olup olmadığı ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulmuş; ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün 04/12/2024 tarihli müzekkere cevabında davalı ...'in herhangi bir firma veya ortağı olduğu şirket kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceğinden mahkememizce davacının vergi beyanları ve hangi usulde defter tuttuğu ... Vergi Dairesi Müdürlüğünden sorulmuş; .. Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 24/12/2024 tarihli yazı cevabında davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının tacir olmadığı ve somut olaydaki uyuşmazlığın nispi ticari dava da olmadığı kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzene karşı davalının yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/04/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır