İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/784 E. 2025/374 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/784
Karar No
2025/374
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/784 KARAR NO : 2025/374 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/12/2024 KARAR TARİHİ : 16/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ili ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan ve "..." işletme adıyla faaliyet gösteren tesisin maliki ve işletmecisi olduğunu, davalıların ise "..." gereğince birlikte hareket eden, otelde grup olarak konaklayacak müşterilerle ilgili konaklama koşulları, tarih ve konaklama bedelleri konularında taahhütte bulunan, muhatap olan ve netice itibariyle müvekkiline karşı sözleşme gereğince Firma sıfatıyla birlikte sorumlu olan kişiler olduğunu, davalılar ve müvekkili şirket arasında imzalanan 13.01.2024 tarihli "..."ne göre, müvekkiline ait...'taki... isimli tesiste 24.06.2024 - 02.07.2024 tarihleri arasında, davalıların kendi organizasyonları kapsamında temin edecekleri müşterilerin grup olarak konaklamalarının yapılması hususunda mutabık kalındığını, bu tarihlerde konaklama yapacak kişi sayısı, tesise giriş ve çıkış tarihleri, konaklama fiyatları, ödeme koşulları ve hizmete ait diğer detaylar belirtilen sözleşmede kararlaştırıldığını, yapılacak konaklamalarla ilgili ödemeler, sözleşmenin 10. maddesinde düzenlendiğini, ancak ödemelerin sözleşmeye uygun vade ve miktarlarda yapılmadığını, diğer yandan sözleşme, davalılarca ihlal edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin sözleşmeyi fesih yetkisini kullanmadığını, muhatapların konaklama tarihlerine kadar yükümlülüklerini yerine getirmesini beklediğini, davalıların 24-28 Haziran arası konaklama yapılacak tarih öncesinde sözleşmede taahhüt ettikleri kişi sayısını tamamlayamayacaklarını müvekkili şirket yetkilisine bildirdilerini, eksik kişi sayısıyla ilk grup konaklamasını gerçekleştirdiklerini, devamındaki 28 Haziran 2 Temmuz arası konaklama için de yine aynı şekilde taahhüt ettikleri konaklayacak kişi sayısının eksik olduğunu, bu eksiklikle konaklamanın gerçekleştirilmesini istediklerini, müvekkili tarafından, sözleşmeye aykırı hareket edildiğini ve bundan dolayı kendilerinden yasal çerçevede hakların talep edileceği bildirildiğini, bunun üzerine davalılar noterden müvekkiline gönderdikleri ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini beyan ettiklerini, gerekçe olarak, taraflar arasında yapılan sözleşmede belirtilen tarih aralıklarında, otelde sadece kendi gruplarının konaklayacağı ve otele başkaca müşteri kabul edilmeyeceği konusunda mutabık kalındığını, buna aykırı hareket edildiğini, otelin internet sayfasında müsaitlik durumunun gözüktüğü reklamların bulunduğunu ileri sürdüklerini, söz konusu ihtarnameye ... 9. Noterliğinden gönderilen ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevapları ve mukabili ihtarlarımız iletildiğini, fesih işleminin haksız olduğunu, davalıların sözleşmede taahhüt ettikleri kişi sayısını tamamlayamadıklarını, sözleşmeye göre ilk grup konaklamasının yapıldığı 24-28 Haziran arası toplamda 214 kişi eksik konaklama yapıldığını, devamındaki grup konaklama tarihlerinde de yine eksik kişi sayısıyla birlikte yapılacağının bildirilmesi üzerine müvekkilinin bu gelişme sebebiyle ticari faaliyetlerini riske etmemek adına ve iyi niyet koşulları gereğince zararı azaltmaya yönelik tedbirler aldığı ve bunun sözleşmeye aykırılık içermediği belirtildiğini yine aynı ihtarnamede, müvekkiline ait tesiste sözleşmede konaklama yapılması için kararlaştırılan kişi sayısının eksik olması ve haksız fesih dolayısıyla müvekkilinin zarara uğradığı ve sözleşme gereği kararlaştırılan tutarların ödenmesi talep edildiğini, taraflar arasında ortaya çıkan işbu anlaşmazlığın giderilmesi amacıyla taraflarınca dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, dava dilekçesiyle kısmen talep edilen 110.000,00-TL alacağımızın aylık %10 faiz ve ana borcun %5'i oranında tahsil masrafıyla birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama masrafı ve ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-... Vergi Dairesinden gelen ...'ün tarh dosyası belgeleri, sicil kaydı, yıllık gelir vergisi beyannamesi, 2-... Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen davacının kurum geçici beyannamesi, kurumlar beyannamesi, KDV beyannamesi, 3-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: Davacının davası, taraflar arasında imzalanan13.01.2024 tarihli Otel Grup Konaklama Sözleşmesinden doğan alacağın tahsili davasıdır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nin 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Daires... Esas ...Karar) Somut olayda, davaya konu uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı nazara alındığında tarafların ticari işletme kaydının bulunup bulunmadığının önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Davalılardan Ferhat Şekertekin'in bağlı vergi müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, vermiş olduğu beyannameye göre dönem içinde elde edilen hasılatn 192.520,00 TL, elde edilen karın ise 3.211,87 TL olduğu, diğer davalı ...'ün ise 1998-2006 yılları arasına ait döneme ilişkin vergi mükellefiyet kaydının olduğu anlaşılmış, sözleşme ve dava tarihi itibariyle tacir olduğuna dair bir kaydının bulunmadığı, eş deyişle davalıların tacir olmadığı nazara alındığında uyuşmazlığa konu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeni ile dava şartı yokluğundan REDDİNE, Kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Süresi içinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/05/2025 KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/784, K. 2025/374, T. 16.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-784-e-2025-374-k-9bceb0759fac