İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/97 E. 2026/281 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/97
- Karar No
- 2026/281
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/97 KARAR NO : 2026/281
DAVA : Garanti Sözleşmesi DAVA TARİHİ : 06.12.2021 KARAR TARİHİ : 17.03.2026
Mahkememizde görülmekte olan Garanti Sözleşmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin----- plakalı araç ile-----plakalı araçları davalı şirketten garantili bir şekilde satın aldığını, ----- plakalı aracın garanti süresinin 01.07.2023 tarihine kadar ----- plakalı aracın ise garanti süresinin 01.08.2022 yıllına kadar geçerli olduğunu, garanti sözleşmesi gereğince müvekkiline ait araçlarda çıkabilecek tüm arızalar ve sorunların ücretsiz bir şekilde giderilmesi gerekmekteyken araçlarda arıza çıkmış olmasına rağmen davalı şirketin sözleşmede belirtili yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ----- plakalı yük taşıma aracının 07.09.2021 tarihinde radyatör antifirizli kısmın su eksiltmesi nedeniyle arıza verdiğini aracın çekici ile ----- servisine götürüldüğünü, fakat araçta herhangi bir arıza olmadığı söylenilerek teslim edildiğini, akabinde aracın 12.09.2021 tarihinde aynı arıza nedeniyle ---- yolda arıza verip çekici ile tekrardan ----- yetkili servisi olan ------servisine götürüldüğünü, üç gün boyunca serviste kalan aracın devir daim hortumu değiştirilmiş ve arızanın giderildiği söylendiğini, araç teslim edildikten sonra ---- istikametine doğru yola çıkmış, ----- varana kadar aracın tekrar arıza vermeye başladığını, bunun üzerine ---- yetkili ------ servisinden randevu alınarak 17.09.2021 tarihinde aracın ------ yetkili servise müvekkili şirket tarafından götürüldüğünü ve otuz iki gün boyunca aracın yetkili serviste kaldığını, motor üst kapağı değiştirilerek arızanın giderildiğinin bildirildiğini, aracın müvekkili şirket yetkililerine tesliminden sonra arızanın devam ettğini, müvekkilinin bu seferde 24.10.2021 tarihinde ----- götürülmüş 2 gün orda kaldıktan sonra araçta herhangi bir sorun olmadığı söylenerek müvekkili şirkete tekrardan teslim edildiğini, arızanın devam etmesi nedeniyle son olarak 28.10.2021 tarihinde ---- yetkili ----- servisine aracın tekrardan çekici ile götürülmüş olup aracın halen orada bulunduğunu, yine müvekkiline ait ----- plakalı öğrenci ve yolcu taşıma minibüsü aracın 01.09.2021 tarihinde ana ekran panelinin toz alması ve aracın orta kapı basamağının kullanıma uygun bir şekilde açılıp kapanmaması ve bu sebeple sürekli ekrana uyarı vermesi, basamakta boşluk olması, iç döşeme yan panzotları ile arka stop lambalarının sağ kenarlarının renk solması sebebiyle müvekkili şirketçe defalarca yetkili servislere gidildiğini ve aynı zamanda davalı şirketle irtibat kurulmasına rağmen iş bu arızaların kullanım hatası olduğundan bahisle arızaların giderilmediğini, davalı tarafa müvekkil şirket tarafından bilirkişi incelemesi yapılması talebinde bulunulmuş ancak bu taleplerinin reddedildiğini, belirtili yük taşıma aracı ile minibüsün halen bu arıza ve hatalardan ötürü çalışamadığını, müvekkilinin ciddi bir mağduriyet yaşadığını, bu süreçte zarara uğradığını, Akabinde müvekkilinin 25.10.2021 tarihinde davalı şirkete ihtarname çekip davalı şirketi temerrüte düşürdüğünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinde “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.” hükmü ile temerrüdün gerçekleşmesinin yolu gösterildiğini, müvekkilinin ihtarname çekmiş olup iş bu ihtarnamenin ekte yer aldığını, Müvekkilinin kanuni seçimlik haklarından birincisi olan aynen ifa + gecikme tazminatı talep ettiğini, davalı şirketin Garanti sözleşmesi kapsamında belirtilen aracın ücretsiz bakım ve tamirini (aynen ifa) aynen ifa mümkün değilse tamir masrafının ve gecikme tazminatının ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ----- Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin ---- Adliyesi mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, ayıp ihbarlarının süresinde yapılmadığını, zaman aşımı def'inde bulunduklarını ve aracın ayıplı olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, Somut dava ayıplı ifa iddiasına dayanmaktadır. ------ Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi tarafından, davalının yetki itirazı doğrultusunda yetkisizlik kararı verilmiştir. Davalı taraf gerek sunduğu beyan dilekçesinde gerekse cevap dilekçesinde davalının adresinin ----- adresi ------ olduğunu belirterek davanın ---- Adliyesi'nde görülmesi gerektiğini beyan etmiş ve yetki itirazında bulunmuştur. Yetki itirazının geçerli olması için yetkili mahkemenin usulüne uygun şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Aksi halde geçerli bir yetki ilk itirazından bahsedilemez ve kesin yetki olmayan hallerde mahkemece resen yetkisizlik kararı verilemez.6100 sayılı Kanun'un “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” 6100 sayılı Kanun'un “Sözleşmeden doğan davalarda yetki” başlıklı 10 uncu maddesi şöyledir:“Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) “İfa yeri” başlıklı 89 uncu maddesi şöyledir:“Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.” 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanun'un 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.Bir davada, birden fazla yetkili mahkeme bulunması halinde yetkili mahkemeyi seçme hakkı davacıya aittir. Davacı, yetkisiz bir mahkemede dava açmışsa, seçme hakkı itiraz eden davalıya geçer, davalının bildirdiği yetkili mahkemede davanın görülmesi gerekir. Yetki itirazının dinlenebilmesi için, davalı itirazında yetkili mahkemenin gösterilmesi zorunludur. Davacı, genel ve özel yetki kurallarına göre, kendisine verilen seçimlik hakkını yasaya uygun kullanmaz ise seçim hakkı davalıya geçer. Seçim hakkı kullanılırsa davalının bildirdiği yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesine karar verilir. Yetkisizlik kararında, yetki itirazında bildirilmemiş olan mahkemenin yetkili olduğuna karar verilemez. Dosya kapsamından, taraflar arasındaki satıma ilişkin sözleşmede satıcının aracı teslim ettiği, alıcının da bedelini ödeyerek aldığı belirtildiğinden sözleşmenin ifa yerinin davacının adresinin bulunduğu yer olduğu, davacının adresinin ise ----- olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının seçimlik hakkını kullanarak somut davayı ----- Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'nde açtığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça yapılan yetki itirazının doğru olmadığı, ----- Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'nin yetkili olduğu, kaldı ki davalının somut davanın ----- Adliyesi'nde görülmesi gerektiğini belirttiği, yargılamaya hangi mahkemede devam edilmesi gerektiğini belirtmediği, bu haliyle yetkili mahkemenin açıkça belirtilmediği anlaşıldığından yetki itirazının geçerli olmadığı, yetkili mahkemenin ----- Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin yetkisizliğine karar verilmiştir. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir. Buna göre, ---- Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi ile mahkememiz farklı Bölge Adliye Mahkemeleri yargı çevresinde olduğundan, kararın bu haliyle kesinleşmesi halinde yetkili mahkemenin tespiti için dosyanın mahkememizce Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı HMK 17 maddesi uyarınca mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2------ Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) yetkili olduğuna, 3-Kararın kesinleşmesinden sonra mahkemeler arasındaki olumsuz yetki uyuşmazlığın giderilmesi ve yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine RE'SEN GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın taraflara RE'SEN TEBLİĞİNE, 5-Yargılama harç ve giderlerinin yetkili mahkemece belirlenmesine,Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.