İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/135 E. 2026/204 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/135
- Karar No
- 2026/204
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/135 Esas KARAR NO : 2026/204
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/02/2026 KARAR TARİHİ : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Otoyolu(“Otoyol”)’nun işletmesinin davacı müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, davalı-borçluya ait ... plakalı aracı ile 01.05.2025- 13.05.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığını, geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkânı verilmekte ise de, işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediği tespit edildiğini, geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine müvekkili şirketçe; davalı-borçlu aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun 30/5 maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlunun borca, faize, tüm fer' ilere ve yetkiye itiraz ettiğini, takibin açıldığı İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması halinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı-borçlunun itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğundan, tarafınca süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığını, davalı-borçlunun itirazları hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
davalı-borçlunun borcun tamamına yönelik itirazları asılsız olduğunu, davalı-borçluya ait ... plakalı araçlarca, işletme hakkı davacı-alacaklı müvekkil şirkete ait Otoyol’dan 01.05.2025- 13.05.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığını, davalı-borçluya ait araçların otoyolu kullandığı anlarda HGS/OGS hesapları müsait olmadığını, takdir edileceği üzere HGS/OGS hesabını müsait tutmak ve geçiş ücretini ödemeye yetecek bakiye bulundurmanın davalı-borçlunun sorumluluğunda olduğunu, bununla birlikte otoyoldaki tüm levha ve uyarılarla yolun genel durumuna dikkat ederek araç kullanmak araç sahiplerinin ve sürücülerin kendi sorumluluklarında olduğunu, benzer şekilde KGM ve davacı-alacaklı müvekkili şirket tarafından yapılan ilanlar da vatandaşa yeterli bilgilendirmeyi sağladığını, bu durumda ücretli otoyolları kullanan davalı-borçlu HGS/OGS hesabını müsait tutmayarak davacı-alacaklı müvekkili şirket’in sağladığı hizmetin karşılığında ücret ödeme yükümlülüğünü kendi kusuruyla ihlal ettiğini, davalı-borçlunun kendi ihmal ve kusurunun neticesini davacı-alacaklı müvekkili şirkete yüklemeye çalışmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu bildirip, davalı-borçlunun icra takibine konu faize , faiz oranına, borcun tüm ferilerine (KDV alacağına) yönelik itirazları da mesnetsiz olduğunu, davalı-borçlu hakkında ....İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca işlemiş ve işleyecek dönem için takip tarihinde yürürlükte olan %42,25 ticari faiz oranı- değişen oranlarda ve faiz oranlarındaki artıştan doğan her türlü hakkı saklı tutularak talepte bulunuduğunu bildirip, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla,
haklı davasının kabulü ile davalı-borçlunun .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile takibin avans faiz oranlarında yapılan değişiklikler uyarınca faizin değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak takibin devamına karar verilmesini, davalı-borçlunun İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili şirkete ait olduğu iddia edilen araç ile ihlalli geçiş yapıldığını ileri sürmüş ise de bu iddia soyut beyanlardan ibaret olduğunu, ihlalli geçişin varlığının kabul edilebilmesi için; geçiş anına ilişkin kamera kayıtlarının, Plaka tespit görüntülerinin, Geçiş sistem loglarının, Tahsilat sistem kayıtlarının dosyaya sunulması gerektiğini, davacı tarafça bu hususların somut ve denetlenebilir delillerle ortaya konulmadığını, Nitekim bir vakıaya dayanarak hak iddia eden tarafın bu vakıayı ispatla yükümlü olduğu hususu Yargıtay içtihatlarında da açıkça kabul edildiğini, bu nedenle ihlalli geçiş iddiasının kesin ve teknik delillerle ispatlanması davacıya ait olduğunu, teknik sistem kayıtlarına dayanan uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiğini, ayrıca 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun uyarınca araç sahiplerine ihlalli geçiş sonrasında 15 günlük süre içerisinde ödeme imkanı tanındığını, ancak davacı tarafın müvekkiline bu yönde herhangi bir bildirim yapıldığını ispat edemediğini, bildirim yapılmadan doğrudan cezai tahakkuk yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, öte yandan davacı tarafın dava dilekçesinde icra inkâr tazminatı talep ettiğini, ancak somut olayda ihlalli geçişin varlığının tartışmalı olduğunu, geçiş sayısı ve ücret hesaplamasının tartışmalı olduğunu, teknik kayıtların incelenmesi gerektiğini, bu nedenle alacağın likit olmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması zorunlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... A.Ş Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Davalı ... YAPI İNŞAAT OTOMOTİV MADENCİLİK İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'ne ait ... plakalı aracın HGS kartının 01/05/2025 - 13/05/2025 tarihleri ve devamındaki 15 günlük tarih aralığında hesap bakiye hareketlerini gösterir evraklar ile HGS geçiş ücreti tahsilatlarına ilişkin herhangi bir bankaya verilmiş otomatik ödeme talimatı verilip verilmediği verildi ise ilgili banka bilgilerinin gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, ... Otoyolunda 01/05/2025-13/05/2025 tarihlerinde ve devamındaki 15 günlük tarih aralığında tüm gün boyu herhangi bir sistem arızasının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, davacının işleteni olduğu ücretli otoyoldan ücret ödemeden geçiş yapılmasına dayalı olarak başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Somut olayda takip sebebi ihlalli geçişe dayanmaktadır. Ücretli otoyollardan geçiş sözleşme sorumluluğu doğurmaktadır. Davalı borçlu, ücretli otoyoldan geçerek geçiş ücretini ödeme borcunu yüklenmiş olur. 6001 sayılı Kanun’un 30/5. maddesi “4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. Bununla birlikte, bu maddenin yedinci fıkrasına tabi olmak üzere ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden, ödemekle yükümlü oldukları geçiş ücreti ile birlikte bu ücretin bir katı ceza tahsil edilir. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza, araç sahibine ücret toplama sistemlerinde tanımlı olan bilgiler doğrultusunda, en az on beş gün önceden kısa mesaj, e-posta, ihbarname, e-devlet bildirimi vb. yöntemlerinden en az biriyle bilgi verilir. Bu tutar genel hükümlere göre tahsil edilir.” şeklindedir. Aynı maddenin 7. fıkrasına göre geçiş tarihinden itibaren 15 gün içinde geçiş ücretini ödeyen kişiler hakkında ceza uygulanmaz. İhlalli geçişlere ilişkin açılan davalar hizmet sözleşmesine dayalı bir para alacağına ilişkin olması sebebiyle TBK md. 89 ve HMK md. 10 hükümleri uyarınca yetkili mahkeme belirlenir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca ücretli otoyollardan geçiş yapan kişiler, geçiş ücretini ödemekle yükümlü olup, ödemenin yapılıp yapılmadığını takip etmek zorundadır. İstanbul BAM 17. HD 2019/105 Esas ve 2022/389 Karar sayılı ilamında “Geçiş esnasında ödeme olmadığında veya HGS veya OGS sisteminden provizyon alınamadığı takdirde gişe çıkışlarındaki bariyerler açılmadığından, davalı ücret ödemeden geçiş yaptığını bilmektedir. OGS ve HGS kartlarından para çekilmemesi halinde davalı geçiş ücretini ödemek zorundadır.” şeklinde karar vererek geçiş yapanların ödeme yapmadığını bildiğini kabul etmiştir. İcra inkâr tazminatına ilişkin olarak ise Yargıtay 3. HD 2022/3213 Esas ve 2022/5927 Karar sayılı ilamında “…bu nedenle davacı şirketin 6001 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geçiş ücreti ile kesinleşmiş olan dört katı tutarındaki cezadan ibaret olan alacağını takibe konu ettiği, alacak miktarının belirlenebilir (likit) nitelikte olduğu gözetilerek, alacak miktarının tamamı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken…” şeklinde karar vererek, geçiş ücreti ile cezai bedelin likit olduğunu içtihat etmiştir. Somut olayda dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip konusu alacak ihlalli geçişe dayanmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde delil olarak her ne kadar geçiş listesi, kamera kaydı ve provizyon sorgu tablosuna dayanmış ise de bu delilleri mahkememize ibraz etmemiştir. Dava dilekçesinde sunulmayan bu delillerin sunulması için tensip zaptının 9. maddesinde davacı vekiline kesin süre verilmiş, ancak bu kesin süre sonunda da deliller ibraz edilmemiştir. Takip dosyasının incelenmesinde, geçiş listesi ve provizyon listesinin dayanak belge olarak sunulmadığı, yalnızca takip sebebi kısmına ilgili geçişlerin yazıldığı görülmüştür. Davalının HGS kaydı bulunmadığından geçişler ve ödemelere ilişkin kayıtların HGS kayıtlarından celbi ve tetkiki mümkün olmamıştır. Mahkememizce 11/03/2026 tarihli ara karar ile taraflara tahkikata dair açıklama yapmaları için süre verilmiş, ancak davacı vekilince yine bir açıklama yapılmamış, geçiş listesi, kamera görüntüleri ve provizyon listesi dosyaya sunulmamıştır. Kesin süre ihtaratlarında belirtildiği üzere mevcut durumda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre değerlendirme yapılması gerekmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre yapılan değerlendirmede, davacının geçişleri ve bu geçişlerde ücret ödenmediğini ispat yükünü taşıdığı, geçiş listesi, kamera kaydı ve provizyon listesinin sunulmadığı ve davalının geçişleri kabul etmediği gözetilerek, davacının davalının ilgili tarihlerde işletmesindeki otoyoldan geçiş yaptığını ispat edemediği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı taraf kötü niyet tazminatı talebinde bulunmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK md. 320 hükmü “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” şeklindedir. Yargıtay 3. HD’nin 2022/7984 Esas ve 2023/1968 Karar sayılı ilamında “Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Mahkemece, tensip zaptı düzenlenerek, taraflara delillerini bildirmeleri yönünde ara kararı alındığı ve davanın taraflarına anılan bu tutanağın tebliğ edildiği, dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine eklediği deliller ile ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplandığı ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda taraflar duruşmaya davet edilmeden nihai kararın verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, taraflarca bildirilen delillerin toplandığı, bu deliller ile dava ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirilerek 6100 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olduğu, diğer bir anlatımla duruşma açılmadan karar verilmiş olmakla hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar vererek, tarafların delillerinin tam olarak toplandığı ve tarafların beyanları ile birlikte bunların değerlendirildiği yargılamalarda, sırf dosya üzerinden yargılama yapılmasının hukukî dinlenilme hakkını ihlal etmediğini vurgulamıştır. HMK md. 320’nin gerekçesinde de belirtildiği üzere basit yargılama usulü, daha hızlı sonuçlandırılması gereken ve daha kısa ve kolay inceleme yapılabilecek dava ve işler için öngörülen, yazılı yargılama usulüne göre daha kısa, daha basit ve daha hızlı bir yargılama usulüdür. Mahkememizce yargıda hedef süre ile makul süre sebebiyle adil yargılanma hakkı gözetilerek dosya üzerinden karar verilmesi yoluna gidilmiştir. Dava ve cevap dilekçesinde öne sürülen deliller toplanmış, aşamalarda taraflara beyan dilekçesi sunmaları için süre verilmiş ve gerekli ihtarlar yapılmış, iddia ve savunmalar bu çerçevede değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, açıklanan şekilde dosya üzerinden ve basit usulde yapılan yargılama sonucu aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 15.886,94-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31.03.2026
Katip ...
Hakim ...