İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/85 E. 2026/212 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/85
- Karar No
- 2026/212
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/85 Esas KARAR NO : 2026/212
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2026 KARAR TARİHİ : 09/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 31/01/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı 27.04.2025 tarihinde, ... ilçesinde, ... plakalı aracıyla kırmızı ışıkta durmaktayken davalılardan ...-...'in maliki olduğu ... plakalı servis aracı, bir diğer davalı şoför ...'in kontrolündeyken davacının duran aracına çarpmasıyla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kazanın ardından polis memurlarınca trafik kazası tespit tutanağı tutulduğunu, kaza anının fotoğrafları çekildiğini ve davalıların aracının %100 kusurlu olduğunu, işbu kaza ve davalı sürücünün kusuru sonucunda davacının 2015 model ... ... marka model, aracında 295.393,48-TL'lik hasar onarım masrafının oluştuğunu, yetkili serviste onarımı gerçekleştirilen ilgili lüks segment araçta işbu kaza sonucunda ekte sunulan ekspertiz raporunda da görüleceği üzere birçok parça değişmiş, onarıldığını ve boyandığını, bunun sonucunda araçta 295.393,48-TL bedelinde çok yüksek bir tramer kaydı oluştuğunu, davalı kusurlu araç sürücüsü ve diğer davalı araç maliki davacının aracında meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, meydana gelen kaza sonucunda bahsedildiği üzere çok yüksek tutarda tramer kaydı ortaya çıktığını ve dolayısıyla davacının aracı değer kaybına uğradığını, ayrıca kesin eksper raporunda da görüleceği üzere araç 7 günlük bir onarım süresinde onarılmış, bu onarım süresinde davacının kusuru olmaksızın aracından mahrum kaldığını, bahsedilen ... plakalı araç servis aracı olup araç maliki mersis'ten yapılan sorgulamalara istinaden gerçek kişilere ait ticari işletme olduğunu, bu sebeple davalı tarafın aracı ticari nitelikte olduğundan ötürü ilgili dava ticari dava olarak değerlendirildiğini ve davacı tarafça ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, alacağın rehinle temin edilmemiş olduğundan ötürü Mahkememizden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Mahkeme tarafından alacağımıza yeter düzeyde belirlenecek miktarda davalılara ait mallar hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü şimdilik 100,00-TL araç değer kaybı ve şimdilik 100,00-TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplamda 200,00-TL alacağın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 27/04/2025 tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın yaşamış olduğu trafik kazası araçta değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli tazminatının davalılardan tahsiline ilişkin tazminat davasından ibaret olup uyuşmazlık noktalarının kaza nedeniyle oluşan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinden davalıların sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı, mahkememizin davaya bakmakta görevli olup olmadığı, kazada tarafların kusur durumunun tespitinden ibaret tazminat davasıdır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; " Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Somut olayda dava konusu, 27/04/2025 tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın yaşamış olduğu trafik kazası araçta değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli tazminatının davalılardan tahsiline ilişkin tazminat davasından ibaret olup uyuşmazlık noktalarının kaza nedeniyle oluşan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinden davalıların sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı, mahkememizin davaya bakmakta görevli olup olmadığı, kazada tarafların kusur durumunun tespitine ilişkin olup bu haliyle eldeki dava mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde tarafların tacir olup olmamalarına göre davaya bakma konusunda mahkemenin görev hususunun belirlenmesi gerekmiştir. TTK'nın 14.maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda Mahkememizce, davacının bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ve...Ticaret Odası Başkanlığı'na yazılan müzekkerelere verilen cevaplar doğrultusunda; davacı ...'nın vergi levhasının olmadığı, esnaf veya tacir sayılmadığı, ... Ticaret Odasında tacir kaydının bulunmadığından tacir olmadığı anlaşılmıştır. yine davaya konu zarar gören ... plakalı aracın sahiplik bilgilerinde, ruhsat bilgilerinde, ... müzekkere cevabında ve yine sigorta poliçesinde yer alan bilgiler neticesinde kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının gerçek kişi olduğu, tacir olmadığı gelen müzekkere cevaplarından da tespit edildiği anlaşıldığından bu haliyle eldeki dava mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, dava konusu alacağın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve ticari iş niteliğinde olmadığından somut olayda dava TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan da değildir. Bu itibarla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup, mahkememizin görev alanında değildir. Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinden İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/04/2026
Katip ... ¸e-imzalı
Hakim ... ¸e-imzalı
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.