İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/784 E. 2026/668 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/784
Karar No
2026/668
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/784 Esas KARAR NO:2026/668

DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/02/2025 KARAR TARİHİ:15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 25.04.2022 tarihinde akdedilen Franchise Sözleşmesi uyarınca davacının Franchisor, davalının Franchisee konumunda olduğu, davalının sözleşmenin 5 yıllık süresi dolmadan .... Noterliği’nin 30.04.2024 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, davalının fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü 'işlerin düşmesi ve olumsuz haberler' gibi nedenlerin sözleşmenin 15.6.2. maddesi uyarınca haklı fesih sebebi sayılamayacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalının fesihten sonra sözleşmenin 7. maddesinde yer alan 'Rekabet Yasağı' hükümlerini ihlal ederek aynı adreste, aynı konseptle ve davacıya ait '...' markasını sosyal medya mecralarında kullanmak suretiyle faaliyetine devam ettiği, bu durumun hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız rekabet teşkil ettiği, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, davacı şirketin TMSF kayyımlığında olması hasebiyle harçtan muaf olduğu belirtilerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 500.000,00 TL cezai şartın, rekabet yasağının ihlali nedeniyle 500.000,00 TL cezai şartın ticari faiziyle birlikte tahsiline, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin menine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Antalya mahkemeleri olduğunu, davacının taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, eldeki davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayandığını; nitekim marka sahibi ... hakkında kamuoyuna yansıyan vergi kaçakçılığı ve kara para aklama gibi ağır iddiaları içeren soruşturmalar ve şirkete kayyım atanması neticesinde işletmenin iş yapamaz hale geldiğini ve ticari itibarının zedelendiğini, sözleşmede yer alan 'olumsuz haberlerin fesih sebebi sayılamayacağına' dair hükmün davacı tarafça kötü niyetli olarak sözleşmeye eklendiğini ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının basiretli bir tacir olsa dahi bu denli ağır suçlamaları öngörmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, fesihten hemen sonra tabelaların indirilip markaya ait logoların kaldırıldığını, rekabet yasağının ihlal edilmediğini, sosyal medyadaki birkaç sehven paylaşımın ihlal olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının isim hakkını kullanmanın aksine zarara yol açtığını belirterek; öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce alınan 16/02/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda bilirkişiler; Davalı tarafından yapılan feshin haklı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 15.2.6. maddesi uyarınca sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh eden davalının 500.000 TL dönme cezası ödemesi gerektiği, bu kapsamda dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalının sözleşme sonrası dönemde gerçekleştirdiği faaliyetlerin, sözleşmede düzenlenen rekabet yasağı hükmü ile bağdaşmadığı ve davacı lehine rekabet yasağının ihlali niteliğinde değerlendirilebileceği, rekabet yasağının ihlali nedeniyle davalının 500.000 TL cezai şart ödemesi yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuşlardır. Mahkememizce alınan 14/04/2026 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda bilirkişiler; Davalı vekilinin 14.02.2026 tarihli bilirkişi heyet raporuna yönelik itirazlarının, kök raporda ulaşılan kanaati değiştirir nitelikte teknik ve somut veri içermediği, davalı tarafça işlem temelinin çöktüğü, sözleşme ilişkisinin objektif olarak çekilemez hale geldiği ve haklı fesih şartlarının oluştuğu hususlarının somut mali ve ticari veriler ile ortaya konulamadığı, dosya kapsamındaki mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, kök raporda belirtilen sözleşmeye aykırılık ve rekabet yasağı ihlaline ilişkin kanaatte değişiklik gerektirir yeni bir teknik durum bulunmadığı yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuşlardır. İNCELEME VE GEREKÇE: Eldeki dava, haksız rekabet ve haksız fesih sebebiyle cezai şart talebine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında 25.04.2022 tarihli Franchise sözleşmesinin imzalandığı, davalı tarafından .... Noterliği'nin 30.04.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda davacı tarafından, davalının yapmış olduğu feshin haksız olduğu, sözlemenin 15.6.2 maddesi uyarınca fesih sebeplerinin oluşmadığı, aynı madde uyarınca 500.000,00 haksız fesih sebebiyle cezai şart talep edebileceği, ayrıca sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından kendi adı kullanılmak suretiyle ... isimli sosyal medya platformu üzerinden paylaşım yaptığı, ayrıca sözleşmenin 7. Maddesi uyarınca 2 yıl boyunca kendisi ile benzer faaliyet gösteremeyeceği, yine aynı madde sebebiyle 500.000,00 TL haksız rekabet sebebiyle cezai şart talep edebileceği iddia edilmiştir. Davalı ise vergi kaçakçılığı ve kara para aklama gibi suçlar nedeniyle Sulh Ceza Hakimliği tarafından davacı şirkete el konulduğundan hem maddi zararı hem de ticari itibarını kaybetmemek adına sözleşmeyi feshettiği, yapılan feshin haklı olduğu, cezai şart talep edilemeyeceği, kendisinin en başından beri güzellik merkezi olarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda fesihten sonra kendi ismiyle güzellik merkezi işine devam etmesinin haksız rekabet oluşturmayacağı, söz konusu paylaşımların ise sehven yapıldığı savunulmuştur. Haksız rekabet yönünden yapılan değerlendirmede; .... Noterliği tarafından yapılan tespit ile ... isimli sosyal medya platformunda "..." isimli hesaptan ... isimli güzellik merkezinin paylaşımı yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde davalı tarafından söz konusu paylaşımları sehven yaptığını savunmuştur. Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 30.04.2024 tarihinde feshedildiği, söz konusu paylaşımların ise Ekim ayında yapıldığı, davalının basiretli bir tacir olarak aradan geçen süre de dikkate alındığında söz konusu paylaşımları yapması kabul edilebilir bir yanılgı olarak kabul edilmez. Davacının adını kullanarak marka çağrışımı yaratmak suretiyle sebeple söz konusu paylaşımların haksız rekabet oluşturacağı ve sözleşmenin 7. Maddesinde 500.000,00 TL cezai şart düzenlenmesi bulunduğu ve davacının, davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla 500.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava dilekçesi incelendiğinde faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Haksız fesih yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 15.6.2 maddesinde davalının 5 yıl süre geçmeden sözleşmeyi feshedemeyeceği, davacı hakkında yapılan olumsuz haberlerin davalı için haklı nedenle fesih şartlarını sağlamayacağı düzenlenmiş ise de davalının taraflar arasındaki sözleşmenin fesih sebebinin, yalnızca davacı hakkında yapılan olumsuz haberler olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı hakkında yapılan soruşturma kapsamında davacının Sulh Ceza Hakimliği kararıyla TMSF'ye devrolması, davalının ticari hayatını etkileyecek düzeydedir. Hal böyle olunca davalı tarafından Basiretli bir tacir olarak piyasadaki konumunu ve itibarını korumaya çalışmak için hayatın olağan akışına uygun kanaatine varılarak sözleşmenin feshedilmesinin haklı nedene dayandığı anlaşılmakla davacının, haksız fesih sebebiyle cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 34.155,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan; 14.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.070,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 16.070,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 8.035,00-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 80.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 80.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde takdir olunan 3.600,00-TL ücretin kısmen kabul kısmen red oranı dikkate alınarak 1.800,00-TL'lik kısmının davalıdan, 1.800,00-TL lik kısmının da davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca talep halinde yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/784, K. 2026/668, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-784-e-2026-668-k-7e1ce58101e6