İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/771 E. 2026/1027 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/771
- Karar No
- 2026/1027
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/771 Esas KARAR NO : 2026/1027
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 26/12/2019 KARAR TARİHİ : 02/11/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1997 yılında "... ilçesi, ... köyü mevkiinde bulunan ve tapunun 2-4 pafta 2071 parselinde kayıtlı arazide ... uygulamaya koyduklarını, müvekkilinin ihtiyaç duyulan arsa ve teknik hizmetlerin sağlanması için davalılardan ... Şti ile Ocak 1997 tarihli sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmesine rağmen sözleşmede sorunlar yaşanması nedeniyle 02/08/2000 tarihinde davalılar ile yeni bir sözleşme imzalandığını, davalıların bu sözleşmeye aykırır davranarak hissedarlar aleyhine tapu iptali tescil davası açtıklarını ve icra takipleri başlatıklarını, davalıların bu süreçte sözleşmelerin geçersiz hale gelmesi durumunda müvekkil birlikte alınmış olan ödemeleri iade yükümlülüğünden kurtulmak için çok cüzi bir miktar için ... tarafından aleyhlerine başlatılan icra takibine dayalı borcu ödemeyerek ... Şirketini müflis durumuna düşürdüklerini, sonuç olarak 2010 yılında da davalı ... Şirketinin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ticaret sicilinden terkin edildiğini, müvekkili tarafından iflas kararı ile sicil terkin işlemlerinden kararın kesinleşmesinden sonra haberi olduğunu ve yargılamanın iadesi yoluna müracaat edildiğini, taleplerinin reddedilmesi üzerine temyiz yoluna başvurduklarını ve bu kararın Yargıtay incelemesinde olduğunu, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından temlik sözleşmesinin feshi kararı verildiğini, fesih kararı gereği fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 300.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile verilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Cevap Dilekçesinde Özetle; Davanın birçok hukuki gerekçe ile reddedilmesi gerektiğini, nispi ve pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile dava usulden reddedilmesi gerektiğini, sözleşme serbestisi kapsamında taraflar 1997 tarihli sözleşmeyi bütün hüküm ve sonuçları ile 2000 tarihli sözleşme ile sona erdirdiği için bu sözleşmeye dayanılarak bir dava açılması söz konusu olmayacağını, 2000 tarihli sözleşmenin feshine dair olan ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ... esas ... karar numaralı karardaki davacının beyanı nedeni ile davanın reddedilmesi gerektiğini, kesin hüküm nedeni ile davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, 1997 tarihli sözleşmenin kesin hükümsüz olarak geçersiz bir sözleşme olduğunu, senetle ispat kuralına göre bir ispat söz konusu olmadığını, derdestlik nedeni ile davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazları olduğunu mahkemece birlik tarafından ödemelerin yapılmadığının açıkça tespit edilmesine rağmen aynı konulu bu davanın açılmasının akla, mantığa ve hukuka aykırı olduğunu, davacının sürekli olarak aynı konularda dava türetmekte ve bütün davaları kaybetmekte olduğunu, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce Celp edilen ve Değerlendirilen Deliller: 1-... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir. 2-.. Tapu Müdürlüğü'nden tapu kayıtları celp edilerek incelenmiştir. 3-... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir. 4-... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir. 5-... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir. 6-Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan sözleşmeler delil olarak incelenmiştir. 7-Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporları taraflara tebliğ edilmiştir. 8-Davalı ... Şirketi yönünden .. 1. İcra Dairesi'nin müzekkere cevabından ve celp edilen iflasın kapanmasına dair dava dosyasından anlaşıldığı üzere müflis şirketin iflas tasfiye sürecinin tamamlanarak kapatıldığı anlaşılmakta olup, davalı mirasçı Hava Dizici vekiline iflas müdürlüğü tarafından tasfiyesi kapanan müflis şirketi temsil yetkisinin verildiği müzekkere cevabı ile anlaşılmakta olup, bu suretle taraf teşkili sağlanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalılardan ... şirketi ile dava dilekçesinde ekinde bir sureti bulunan Ocak 1997 tarihli sözleşmenin imzalandığını, ilgili sözleşme gereğince davalı şirketin sözleşmeye konu taşınmazların davacı kooperatife devir ve tescilini taahhüt ettiğini bu sözleşme kapsamında davacı tarafından ödemeler yapıldığını davalıların sözleşme kapsamında üzerine düşen edimlerin yerine getirmediklerini sonra taraflar arasında çeşitli uyuşmazlıklar yaşandığını ve akabinde bu uyuşmazlıklar çözmek için davalılar ile 02.08.2000 tarihli dava dilekçesi ekindeki yeni protokolün yapıldığını bu sözleşmenin ise daha sonra ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile feshedildiğini davalı şirketin süreç içerisinde iflas ederek sicilden terkin edildiğini, sözleşmenin fesih edilmesi nedeniyle sözleşme kapsamında davacının daha önce yapmış olduğu ödemeleri davalıların iade mükellefiyeti altında olduğunu iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş ise de .... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi... E. sayılı dosyasındaki taleplerin ve dava konusunun işbu dava ile aynı olmadığı ve işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil etmediği anlaşılmakla davalının kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekili işbu davanın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı davası ile derdestlik yönünden reddedilmesi gerektiğini öne sürmüş ise de her iki dava dosyasındaki davacı taleplerinin aynı olmadığı ve derdestlik içermediği anlaşılmakla davalının derdestlik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de 29.09.2025 tarihli celsenin dört nolu ara kararında tespit edildiği üzere zamanaşımının dava tarihi itibari ile gerçekleşmediği anlaşılmakla davalının zaman aşımı itirazın reddine karar verilerek davanın esasını girilmiştir. Dava dilekçesinin ekinde bir sureti sunulan davacı ile davalı Ortaş şirketi arasındaki ilk sözleşme incelendiğinde sözleşmenin ikinci maddesindeki taşınmazların sözleşmenin dördüncü maddesindeki bedellerin davacı tarafından davalı ... şirketine ödenmesi karşılığında devrine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde bir sureti sunulan 02.08.2000 tarihli sözleşme incelendiğinde taraflar arasındaki iş bu sözleşmenin davacı ve davalı ... şirketi arasındaki 1997 tarihli ilk sözleşme kapsamında çıkan ihtilafların bütün sonuçları ile birlikte fesih ve sözleşme ve işlemlerin iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin birinci maddesi incelendiğinde; Ocak 1997 tarihli ilk sözleşmenin tarafların rızasıyla ortadan kaldırıldığının hüküm altına alındığı, sözleşmenin 13. maddesinde davacı ve Davlıların 1997 tarihli ilk sözleşmeden dolayı birbirlerine ibra ettikleri ilk sözleşmeden kaynaklı olarak birbirlerinde hak ve alacaklarının kalmadığını ilk sözleşmeden kaynaklı olarak tüm ihtilaflarını ortadan kaldırdıklarını ve birbirlerini gayri kabili rücu ibra ettiklerinin hüküm altına alındı anlaşılmaktadır. Dosya içerisine bir sureti celp edilen ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.,...K. Sayılı kararı incelendiğinde davalılar tarafından açılan dava üzerine davacı kooperatifin taraflar arasındaki 02.08.2000 tarihli temlik sözleşmesinin kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle taraflar arasındaki temlik sözleşmesinin feshi ile birlikte davacı kooperatifin davalılara 300.000 $ cezai şart ödemesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin kararı ile 21.04.2015 tarihinde oynarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda 02.08.2000 tarihli sözleşmenin mahkeme kararıyla davacı kooperatifin üzerine düşen edimlerini yerine getirmeyerek kendi kusuru ile feshedildiği ve kararın kesinleştiği kesinleşen mahkeme kararında davacı kooperatifin 02.08.2000 tarihli sözleşme kapsamında edinimlerini yerine getirmediği dolayısıyla 02.08.2000 tarihli sözleşme kapsamında davacı kooperatif tarafından davalılara ödenmiş fesih nedeniyle sebepsiz zenginleşme sonucunda iade talep edilebilecek bir bedelinin olmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 08.05.2026 tarihli Bilirkişi kök ve 25.06.2026 tarihli bilirkişi ek raporunda da; davacı tarafın yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin inceleme yaptırılmış olup davacı tarafından son yapılan ödeme tarihinin 1998 olduğu, davacı tarafından sunulan tüm ödeme belgelerinin 1997 ve 1998 yıllarına ait oldukları tespit edilmiş olup, davacı tarafından 02.08.2000 tarihli sözleşmeden sonra yapılmış herhangi bir ödemenin olmadığı dolayısıyla 02.08.2000 tarihli sözleşmenin feshi nedeniyle davacı tarafından davalılardan iadesi istenebilecek bir bedelin olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı kooperatif tarafından 1997 tarihli ilk sözleşme kapsamında yapıldığı iddia edilen ödemelerin iadesi ise taraflar arasındaki 02.08.2000 tarihli sözleşme kapsamında tarafların ilk 1997 tarihli sözleşmeyi karşılıklı olarak ortadan kaldırmış olmaları ve bu sözleşmeden kaynaklı olarak tüm alacak ve borçlar yönünden birbirlerini ibra etmiş olmaları nedeniyle istenemeyecektir. Zira 02.08.2000 tarihli sözleşmedeki 1997 tarihli sözleşme yönünden tarafların Sulh ve İbraya yönelik beyanları bağlayıcı nitelikte olup, ibra, alacaklının borçluyla yaptığı bir sözleşme ile alacağından vazgeçmesi ve borçluyu borcundan kurtarmasıdır. Tarafların ilk sözleşmeden kaynaklı olarak birbirlerini ibra etmeleri, o sözleşmeden doğan tüm alacak ve borçların kesin olarak sona erdiği anlamına gelir. Alacaklı, geçmişteki ilk sözleşmeye yönelik olarak bu sözleşmeden kaynaklı hak ve alacaklarından yeni sözleşmedeki ibra hükmüyle vazgeçmiş sayılacağından, bu tutarı daha sonra sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak geri isteyemez. İbra, borcu ferileriyle birlikte sona erdirdiği için artık bu tutarın ifası veya iadesi talep olunamaz. 02.08.2000 tarihli sözleşmenin davacı kooperatif tarafından edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle temlik kısımlarının Mahkeme kararıyla feshedilmesi bu sözleşmenin sulh ve ibra hükümleri yönünden doğrudan sonuç doğurmayacaktır. Zira sulh ve ibra hükümleri ilk sözleşmeye yönelik düzenlenmiş olup, 02.08.2000 tarihli ikinci sözleşme ile oluşturulan taraflar arasındaki temel borç ilişkisinden ayrı ve bağımsız bir irade beyanı olarak kabul edilir. 02.08.2000 tarihli sözleşmenin davacının kusuruyla (edimlerini yerine getirmemesi) Mahkemece feshedilmesi veya sözleşmeden dönülmesi, 1997 tarihli ibra ile sona eren sözleşmeye yönelik geçmişteki haklardan vazgeçilmesine dair yapılan ibrayı kendiliğinden geçersiz kılmaz ve sözleşmenin feshine dair verilen kararda ibra hükümlerinin de feshedildiğine yönelik bir hüküm bulunmadığı dolayısıyla tasarruf işlemi niteliğindeki ibra işleminin de sona ereceği anlamına gelmediği açıktır. İbra bir tasarruf işlemi olduğundan, ibranın imzalanması ile tarafların karşılıklı hak ve borçları sona ermiş olup, artık ilk sözleşme kapsamındaki tasarruf işlemleri ve buna yönelik tarafların 02.08.2000 tarihli sözleşmede birbirlerini ibra etmeleri neticesinde artık ilk sözleşme kapsamında karşılıklı yerine getirilen edimlerin ikinci sözleşmenin feshi sebebiyle sebepsiz zenginleşme olduğu söylenemeyecektir. Zira ilk sözleşme yönünden ortadan kalkan ve sonradan ortaya çıkan bir sebepsiz zenginleşme bulunmamakta olup, tarafların birbirlerini ibralarına yönelik 02.08.2000 tarihli sözleşmedeki tasarruf işlemi neticesinde 1997 tarihli ilk sözleşme kapsamında karşılıklı hak ve borçların sona ermesi nedeniyle davalıların sebepsiz zenginleştiği de söylenemeyecektir. İkinci sözleşmenin sonradan feshedilmiş olması, tasarruf işlemi niteliğindeki ve yenilik doğurucu nitelikteki borcu sona erdiren ilk sözleşmeye yönelik geçmişteki bu ibrayı diriltmez; dolayısıyla davacı ilk sözleşme kapsamında ödediği tutarın iadesini talep edemez. Tarafların ikinci sözleşmeyi akdederken ilk sözleşmeden kaynaklı olarak birbirlerini karşılıklı ibra etmeleri, borcu sona erdiren bir tasarruf işlemidir (TBK m. 132). Bu ibra anlaşmasıyla ilk sözleşmeden doğan tüm alacak ve borçlar kesin olarak ortadan kalkmış, taraflar ilk sözleşmeyi geçmişe etkili olarak tasfiye etmişlerdir. Davacı ilk sözleşme kapsamında yaptığı ödemeler ve edimlere ilişkin haklarından ibra beyanıyla vazgeçmiştir. Mahkeme tarafından 02.08.2000 tarihli ikinci sözleşmenin feshi ilk sözleşmeyi canlandırmayacaktır. Zira ikinci sözleşmenin davacının kusuru ile davalıların açtığı dava neticesinde Mahkeme tarafından feshedilmesi veya sözleşmeden dönülmesi, sadece ikinci sözleşmenin konusunu ve edimlerini tasfiye eder. İkinci sözleşmenin feshedilmiş olması, geçmişte yapılmış ve tamamlanmış olan tasarruf işlemi niteliğindeki ilk sözleşmeye yönelik ibra anlaşmasını kendiliğinden hükümsüz kılmaz veya ilk sözleşmeyi yeniden canlandırmaz. Nitekim sözleşmenin feshine dair kesinleşen Mahkeme kararından sözleşmeden dönülmesine değil feshine karar verildiği, kesinleşen fesih hükmünün feshin niteliği gereği ileriye etkili olarak sonuç doğuracağı dolayısıyla tarafların ilk sözleşmeye yönelik birbirlerine ibralarına yönelik tasarruf işleminin yapıldığı tarihte geçerli olarak sonuç doğuracağı ve ilk sözleşmeden kaynaklanan hakları kesin olarak sona erdireceği, ikinci sözleşmenin ileriye etkili feshi neticesinde ancak 02.08.2000 tarihli sözleşme kapsamındaki edimlerin sebepsiz zenginleşmeye konu edilebileceği, ve edimlerin iadesinin ve 02.08.2000 tarihli sözleşmenin tasfiyesinin istenebileceği buna karşılık ilk sözleşmenin ibra ile sona ermesi nedeniyle ilk sözleşme kapsamında yerine getirilen edimlerin geçerli bir ibra ile kesin olarak sona ermesi nedeniyle 1997 tarihli sözleşme kapsamındaki edimlerin iadesinin istenemeyeceği anlaşılmıştır. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2- Peşin alınan 5.123,25 TL harçtan, alınması gerekli 732,00 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 4.391,25 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalı ... ve iflas masasının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 02/11/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.