İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/528 E. 2026/572 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/528
Karar No
2026/572
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/528 Esas KARAR NO : 2026/572 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/05/2026 KARAR TARİHİ : 12/06/2026

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 25/05/2026 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Davalı taraf teminat amacıyla verilen boş senedi sonradan doldurarak tarafım hakkında haksız icra takibi başlatmıştır. Aracı kullanan kişi davalının bilgisi ve onayı dahilinde olmasına rağmen tüm sorumluluk tarafıma yüklenmeye çalışılmıştır. Davalı taraf belge vermeyerek delil saklama davranışı sergilemektedir. Haksız takip nedeniyle ticari ve kişisel itibarım zarar görmüş, maddi ve manevi kayıplar yaşamış bulunmaktayım. Haksız icra takibi nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine, Yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ederim." denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın 25.05.2026 tarihinde açıldığı, davacının aynı gün 25.05.2026 tarihinde menfi tespit konulu arabulucuya başvuru yaptığı, son tutanağın tanzim tarihinin ise 11.06.2026 olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 115/3 maddesi dava şartı noksanlığının mahkemece davanın esasına girilmeden önce fark edilmemiş olması ve taraflarca ileri sürülmemesi ancak hüküm anında noksanlığın giderilmesi halinde başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın usulden red edilemeyeceğini düzenlemiştir. Davadaki dava şartı noksanlığı ön inceleme duruşması için gün verilmeden ve davanın esasına girilmeden önce mahkememizce fark edilmiştir. 19.12.2018 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın ( 5. ) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun ( 23. ) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A ( 2 ) maddesi ile "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir. Davanın açıldığı tarihte arabuluculuk görüşmelerinin devam ettiği, tutanağın davadan sonra düzenlendiği dosyada verilen usulden red kararının istinaf edilmesi üzerine --------- Sayılı kararında "HMK'nın 94/1. maddesinde belirtildiği üzere kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğu, 6325 sayılı Kanun ile bilirlenen sürenin kesin olduğunun açıkça belirtildiği ve davacının arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Yasanın amacı, tarafların önce zorunlu arabuluculuğa başvurması, anlaşma sağlanmaması hâlinde dava açılmasıdır. Arabuluculuk sürecinin başlatılmasından sonra, sonucunun beklenmeden dava açılması yasanın amaçladığı sonuç değildir. Aksi hâlde, arabuluculuk sürecinin kısa sürede tamamlanması nedeniyle, arabuluculuk sürecinin başlatılmasından sonra, bir yandan da dava açılması ve anlaşmama tutanağın sunulması kabul edildiğinde, yasadaki düzenlemenin anlamsız kalacağı açıktır. Arabuluculuk sürecinde vekalet sorunun giderilmesi ve arabulucunun kısa süreli insani mazeretinin de bundan farklı bir sonuca varmayı gerektirmediği, davacının diğer istinaf başvuru nedenlerinin zararın varlığı ve miktarı ile ihtiyati hacze ilişkin olması nedeniyle incelenen kararın içeriği ve Dairemizin kabulüne göre bu aşamada incelenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde açıklanmıştır.Davacının somut olayda dava açıldığı gün arabulucuya başvuru yaptığı ve son tutanağın dava açıldıktan sonra tanzim edildiği sabittir. Yukarıda yer verilen ilamda da belirtildiği üzere davacının arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Yasanın amacı, tarafların önce zorunlu arabuluculuğa başvurması, anlaşma sağlanmaması hâlinde dava açılmasıdır. Arabuluculuk sürecinin başlatılmasından sonra, sonucunun beklenmeden dava açılması yasanın amaçladığı sonuç değildir. Aksi hâlde, arabuluculuk sürecinin kısa sürede tamamlanması nedeniyle, arabuluculuk sürecinin başlatılmasından sonra, bir yandan da dava açılması ve anlaşmama tutanağın sunulması kabul edildiğinde yasadaki düzenlemenin anlamsız kalacağı açıktır.Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-g, 115/2 maddeleri uyarınca Usulden Reddine, 2-Alınması gerekli harcın dava açılırken alındığı görülmekle başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , 4-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının davacı tarafa İADESİNE Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/528, K. 2026/572, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-528-e-2026-572-k-326cf5b896c5