İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/52 E. 2026/281 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/52
- Karar No
- 2026/281
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/52 Esas KARAR NO : 2026/281
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2026 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin kedi maması satım işi yapmakta olup müvekkili tarafından davalıya bu doğrultuda çeşitli kedi maması satışı yapılmış olduğunu, müvekkili tarafından davalıya gerçekleştirilen satım işlemleri sebebi ile 08.05.2025 tarihli .... belge numaralı 1.667.128,32- TL tutarlı fatura düzenlenmiş olduğunu, müvekkili tarafından davalıya işbu faturaya ilişkin olarak tüm ürünlerin eksiksiz şekilde teslim edilmiş olup buna ilişkin faturaların davacı müvekkili tarafından davalıya gönderilmiş ve bu faturaların davalı tarafından itiraz edilmeyerek kabul edilmiş olduğunu, ancak davalı şirket tarafından müvekkiline davaya konu satış için herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, müvekkilinin, davalı şirkete ödeme yapılması talebini iletmiş ancak davalı şirketin müvekkiline ödeme yapmayacağını ve ürünleri iade etmek istediğini bildirmiş olduğunu, müvekkilinin iadeyi kabul etmiş ve davalı şirketin 26.06.2025 tarihli .... belge numaralı 1.010.623,68 TL tutarlı iade faturasını müvekkiline göndermiş ve bu bedel tutarındaki ürünleri iade etmiş olduğunu, müvekkilinin iade faturasının ardından bakiye 656.504,64 TL'yi davalı şirketten talep etmiş olup davalı şirketin işbu dava tarihine kadar hiçbir şekilde ödeme yapmamış olduğunu, davalının, borcun kaynağı olan faturadaki bakiye bedeli hiçbir şekilde ödememesi nedeniyle hukuki sürecin başlatılmış olduğunu, davalı tarafın tüm bunlara rağmen ödemeyi gerçekleştirmediği için ilgili faturaya ilişkin icra takibi başlatılmış ve tarafların tacir olmaları ve aradaki ilişkinin ticari bir ilişki olması nedeniyle ticari temerrüt faizi uygulanmış olduğunu, davalı tarafından söz konusu fatura alacağına ilişkin olarak iade faturası düzenlenmesi ikrar anlamına gelmekte olup görüleceği üzere bu durumun davalı tarafın borçlu olduğu hususunu zaten kabul ettiğini, yapılan itirazın yalnızca takibi durdurmak amacı ile yapıldığını ve kötü niyetli ve haksız olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazı öğrnemleri üzerine arabuluculuğa başvuru yapıldığını, arabuluculuk dosyası üzerinden davalıya davet mektubu tebliğ edilmiş ancak davalı şirketin tebligatın kendisine ulaşmasına rağmen herhangi bir yanıt vermemiş ve görüşme yapılamadan anlaşamama olarak son tutanak düzenlenmiş olduğunu beyanla; borçlunun Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, yargılama süresi boyunca davalının üzerine kayıtlı taşınır, taşınmaz tüm mal varlığı üzerinde tedbir konulmasına, borca kötü niyetle itiraz eden davalı borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, tensiple birlikte Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının uyap ortamından celbine, dava masraf, yargılama ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı tarafça davalı şirket aleyhine 656.504,64 TL ... numaralı bakiye fatura alacağı, 148.455,48 TL bakiye fatura alacağı geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 804.960,12 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu görüldü. Davacı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davacı gerçek kişinin işletme hesabı esasına göre ticari kazanca tabi olduğu , mükellefin V.U.K. 177. maddesinde belirtilen nakit limitleri aşmadığı, ikinci sınıf tüccar olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere; davacının gerçek kişi ve ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmektedir. Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre tarafların yukarıda açıklanan nedenlerle işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığından tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/03/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸