İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/25 E. 2026/317 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/25
- Karar No
- 2026/317
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/25 Esas KARAR NO : 2026/317
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2026 KARAR TARİHİ : 16/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkili ... aleyhine Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ..../.... E. sayılı dosyası üzerinden para alacağı iddiasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, takibe dayanak yapılan ödeme dekontlarından da açıkça görüldüğü üzere mezkur bedellerin müvekkiline gönderilmeyip, üçüncü kişilere gönderilen ödemelerden ibaret olduğunu, üçüncü kişilere yapılan ödemelerin taraflar arasında herhangi bir anlaşma ya da sözleşmeye dayanmadan müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer bir anlatımla davalı tarafından üçüncü kişilere gönderilen ödemelerin açıklama kısmında müvekkilinin adının yer alması durumunda ya da bir kişi adına ödeme yapılması, adına ödeme yapılan kişi ile ödemeyi yapan kişi arasında doğrudan bir alacak verecek ya da borç ilişkisi kurulması veya taraflar bir ödeme yükümlülüğü doğduğu anlamına gelmeyeceğini, bununla birlikte taraflar arasında şifahi olarak bir bayilik sözleşmesi kurulduğunu, gerek taraflar arasındaki sözlü sözleşmede gerekse de bu sözleşmelerin mahiyeti ve karineler uyarınca şirket adına faaliyet gösterileceğinden işletmedeki organizasyon ve düzenin kurulumu ile gerekli dekorasyon, reklam vb. hususlar şirket tarafından planlanıp karşılanacağını, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya istinaden bayideki tabela, dolaplar ve klimanın da davalı tarafından yaptırıldığını, somut olayda da taraflar arasında yapılan anlaşmanın bu şekilde olduğunu, belirtilen giderlerin şirket tarafından yapılması ve bayinin tek görevinin işletmenin kira bedeli faturaları ve alıp satacağı ürünlerin ödemesini yapmaktan ibaret olduğunu, bu durumun aksini ispatın da davalı taraf üzerinde olduğunu, başka bir anlatımla davalı taraflar arasında takibe konu edilen ya da edilebilecek herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkiline karşı takibe geçerek böyle bir borç ilişkisinin olduğu iddiasında bulunan davalının bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davalının kötüniyetli olarak ve taraflar arasında borcun doğduğunu gösteren hiçbir bilgi ve belge bulunmamasına rağmen müvekkilini borçluymuş gibi göstererek haksız takip başlatmış olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu açıkça görüldüğünü, öncelikle ve ivedilikle teminatsız yahut takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, talebin kabulü ile davalı şahıs ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, neticeten Çatalca İcra Müdürlüğünün ..../.... Esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, bu dava sebebiyle uğranılan zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekiline verilmesine, dava harç ve masrafları ile yasal vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle görev ve yetki itirazında bulunduklarını, tarafların tacir olmadıklarını, yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, tarafların ikametleri dikkate alındığında Çatalca Asliye hukuk mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının davasının hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve yersiz olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde aleyhe hususlar kabul edilmemekle;yapılan ödemelerin davacının klima, dolap ve tabelalarına ilişkin olduğunun açıkça beyan edildiğini, müvekkili tarafından bu ödemelerin yapılmış ise de bu bedellerin müvekkiline geri ödenmediğini, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir anlaşma mevcut olmadığını, davacının söz konusu bedelleri müvekkiline ödeyeceğini söylediğini lakin hala ödemediğini, müvekkilinin davacıda bulunan eşyalara ilişkin ödeme yaptığı bu bedellerin müvekkiline geri ödenmediği davacının kabulünde olduğunu, öncelikle görev ve yetki itirazının kabulü ile dosyanın görevli ve yetkili Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davacının hukuki dayanaktan yoksun mesnetsiz ve yersiz davasının reddine karar verilmesini, yargılama gider ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibinden sonra İİK 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın; Çatalca İcra Müdürlüğünün ..../... Esas sayılı takip dosyasına konu borç ödemelerinden dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı, taraflar arasında ticari ve borç ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak bedellerin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, takibe dayalı bedeller nedeniyle davacının davalıya borçlu olması halinde borç miktarının tespiti, davacının menfi tespit talebinin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Çatalca İcra Müdürlüğünün ..../... Esas sayılı dosyası uyap sisteminden çıkarılarak dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; tarafların gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, tarafların gerçek kişi işletme kaydının bulunmadığının, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere verilen cevapta; Dairelerinin .... vergi (T.C:.......) kimlik numarasında kayıtlı .... ...'un PASTANELERİN VE TATLICILARIN (SÜTLÜ, ŞERBETLİ VB.) FAALİYETİ (GARSON SERVİSİ SUNANLAR İLE SELF SERVİS SUNANLAR DAHİL; İMALATÇILARIN VE AL GÖTÜR TESİSLERİN FAALİYETLERİ İLE SEYYAR OLANLAR HARİÇ) ve RADYO, TV, POSTA YOLUYLA VEYA İNTERNET ÜZERİNDEN YAPILAN PERAKENDE TİCARET işinden dolayı mükellefiyeti 16.10.2024 tarihinden itibaren tescil edilmiş ve halen faaliyetine devam ettiği ayrıca mükellefin dairelerine vermiş olduğu en son 2024 yılı gelir vergisi beyannamesi ile 2025/3. dönem gelir geçici vergisi beyannamesine göre mükellefin VUK'nun 178. maddesi gereğince 2. sınıf mükellef olduğu bilgisayar kayıtlarından anlaşıldığı, dairelerinin ..... vergi (T.C:...) kimlik numarasında kayıtlı ...'ın PASTANELERİN VE TATLICILARIN (SÜTLÜ, ŞERBETLİ VB.) FAALİYETİ (GARSON SERVİSİ SUNANLAR İLE SELF SERVİS SUNANLAR DAHİL; İMALATÇILARIN VE AL GÖTÜR TESİSLERİN FAALİYETLERİ İLE SEYYAR OLANLAR HARİÇ) işinden dolayı mükellefiyeti 07.05.2020 tarihinde tescil edilmiş olduğu ve daha sonra 31.05.2025 tarihi itibariyle de kapandığı, söz konusu mükellefin daireye vermiş olduğu en son 2025/1 ve 2025/2. dönem gelir geçici vergisi beyannamesine göre mükellefin VUK'nun 177. maddesi gereğince 1. sınıf bilanço esasına göre mükellef olduğu bilgisayar kayıtlarından anlaşıldığı hususlarının bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay ... H.D.sinin 04.12.2017 gün ve ..../.... E- ..../... K. sayılı kararı) Somut olayda; davanın borç ödemesine dayalı başlatılan Çatalca İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, icra dosyasının incelenmesinde; davalı tarafça "... adına verilen borç" açıklamaları ile toplam 158.178,00-TL üzerinden davacı adına ilamsız takip başlatıldığı, dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...'ın tacir olmadığı, işletme usulüne göre defter tuttuğu, 2. Sınıf tüccar (esnaf) olduğu, ticaret odası kaydının bulunmadığı ve geçmiş tüm dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu' nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için (İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi'nin .../.... Esas, .../... Karar, 23/03/2023 Tarihli ilamı) davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı tarafça süresinde sunulan cevap dilekçesi ile birlikte yetki itirazında bulunulmuş ise de, yetki itirazının görevli Mahkemece değerlendirilmesine şeklinde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davanın görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2 maddesince bir karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) 5-Harç, masraf ve vekalet ücretinin HMK.nun 323/1-ğ ve 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemesince değerlendirilmesine, 6-Davalının yetki itirazının görevli Mahkemece değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/03/2026
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza