İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/376 E. 2026/625 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/376
- Karar No
- 2026/625
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/376 Esas KARAR NO : 2026/625
DAVA : Borçtan Kurtulma Davası DAVA TARİHİ : 19/10/2016 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Borçtan Kurtulma Davası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine ... vade tarihli 60.000,- TL bedelli senetten dolayı icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında .... tarihinde takibe konu borcu fer'ileri ile birlikte 76.136,64 TL olarak ödemek mecburiyetinde kaldığını, ayrıca yine davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe dayanak 7 adet senetten dolayı 521.639,32 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, işbu takibe karşı Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığı iddiası ile açılan dosyanın derdest olduğunu, davaya konu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin bu senetlerden dolayı davalıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını, Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu raporunda Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya dayanağı ... keşide tarihli ..., 05/07/2014, 06/09/2014 vadeli her biri 60.000,-TL bedelli ve 06/10/2014, 08/11/2014, 06/12/2014 ve 31/12/2014 vadeli her biri 80.000,-TL bedelli 7 adet senedin ve Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası dayanağı olan aynı tanzim tarihli ... vadeli 60.000,-TL bedelli senetlerdeki yazı ve imzaların müvekkilinin eli mahsulü olmadığının tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu'nun ... tarihli heyet olarak verilen raporunda da söz konusu 7 adet senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığının belirlendiğini, davalının alacağının kaynağını ispat edemediğini, müvekkili tarafından davalı-alacaklı ile lehdar ... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinde, ...'ye iplik sattığını ve bu iplikler karşılığında davaya konu senetleri ciro yolu ile ...'den aldığını beyan ettiğini, ancak bu iddiasını belgeleyen herhangi bir irsaliye ve fatura gibi bir delil sunulmadığını ileri sürerek Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile takibe konu edilen ... keşide tarihli, ... vadeli 60.000 TL bedelli, ... keşide tarihli, .... vadeli 60.000 TL bedelli, ... keşide tarihli, ... vadeli 60.000 TL bedelli, ... keşide tarihli, .... vadeli 80.000 TL bedelli, ... keşide tarihli, .... vadeli 80.000 TL bedelli, ... keşide tarihli, ... vadeli 80.000 TL bedelli, ... keşide tarihli, .... vadeli 80.000 TL bedelli senetlerden ve icra takip dosyasından dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen ... keşide tarihli ... vade tarihli 60.000,- TL bedelli senetten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu dosyaya ödenen 76.136,64 TL'nin davalıdan istirdatı ile 03/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalı yaptığı takiplerde haksız ve kötü niyetli olduğundan takip miktarlarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının icra dosya borcunu .... tarihinde yatırdığını, davanın ise ... tarihinde açıldığını, davacının istirdat talebi yönünden İİK. 72 maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu sebeple istirdat talebinin esasa girilmeksizin usulden reddinin gerektiğini, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açıldığını, senet borçluları hakkında öncelikle Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ... keşide tarihli, ... vadeli 60.000,- TL bedelli senetten dolayı icra takibi başlatıldığını, borçlu ... tarafından Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunulduğunu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde senetteki imzaların ...'ye ait olduğunun ortaya çıktığını, ayrıca aynı davada, davacının ... tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde senet lehtarı ... ile ticari ilişkisi olduğunu ikrar ettiğini, bu dosyada verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığını, davacı tarafın borcu olmadığını iddia etmesine rağmen icra dosyasına ödeme yaptığını, davacının lehtar ... ile ticari ilişkisi olmadığını öncelikle ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından 7 adet senet hakkında imza itirazı ile Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın karara bağlandığını, fakat henüz kararın kesinleşmediğini, davacı tarafın açmış olduğu bütün davalarda sadece müvekkilini hasım göstermesinin ... ile aralarındaki anlaşma/muvazaanın ortaya çıkmasından duyulan endişenin neticesi olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de, müvekkilinin iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, bunun aksini ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu, müvekkilinin ... tarafından verilen müşteri senetlerini vadesi gelmesine rağmen ödenmemesi nedeniyle takibe koyduğunu, menfi tespite konu senetler hakkında yeniden imza incelemesi yapılması gerekir ise raporlar arasında çelişki meydana geldiğinden mahkeme tarafından grafoloji alanında uzman üç kişilik heyet görevlendirilerek imza incelemesi yapılması gerektiğini belirterek istirdat talebinin 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle usulden reddine, menfi tespit konusu yapılan 7 adet senetle ilgili menfi tespit talebinin reddine, davacının kötü niyetli olması, müvekkilinin alacağına geç kavuşması ve zarara uğraması nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, kambiyo senedinden kaynaklı İİK 72.madde uyarınca açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. YARGITAY İLAMI ÖNCESİ YARGILAMA; akırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası. Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası. Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ....tarihli 76.136,64 TL bedelli ödeme dekontu, ... tarihli ATK raporu, Adli tıp Kurumu’nun .... tarihli Heyet Raporu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’ın ... soruşturma numaralı dosyası Emsal İmza Örnekleri için Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, ... Esas sayılı dosyalarında bulunan 8 adet senet aslı ile emsal imzaları içeren belge asıllarının gönderilmiş olduğu, mahkememizin .... kasa numarasına alındığı, davacı vekilinin .... tarihli duruşmasız inceleme tutanağının (...) nolu ara kararını yerine getirmediği, mahkememizce savcılık soruşturma dosyasındaki gerekli görülen evraklardan bir kısmının Uyap çıktısının alınarak dosyaya konulduğu anlaşılmıştır. Yine davacının emsal imzalarını içeren belge asılları toplanıp, dava konusu senet aslı icra dosyasından celp edildikten sonra senetteki davacı adına atfen atılan imzanın ve imzanın üstünde yer alan isim ve soyisim yazısının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak iki kez bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap üzerinden örneğinin gönderildiği, incelenmesinde, alacaklı ... tarafından borçlular ... ve ... aleyhine Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 13/02/2015 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibe konu senetlerin ..., ..., .... vade tarihli her biri 60.000,-TL bedelli, 06/10/2014, 08/11/2014, 06/12/2014, 31/12/2014 vade tarihli her biri 80.000,-TL bedelli 7 adet bono olduğu, borçluların bir kısım menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz konulduğu, borçlu ... adına kayıtlı bağımsız bölümlerin kıymet takdirlerinin yapıldığı, borçlu ...'nün Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesine takip dayanağı senetler üzerindeki imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin .... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile davacı-borçlunun imza itirazının kabulüne, takibin kendisi yönünden durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının gönderildiği, bu dosya içerisinde Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının örneğinin de bulunduğu, incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ... ve ... aleyhine Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... D.İş Esas, .... D.İş Karar sayılı sayılı ihtiyati haciz kararına dayalı olarak ...tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibe ... vade tarihli 60.000,-TL bedelli bononun dayanak olarak gösterildiği, borçluların bir kısım menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz konulduğu, borçlu ... adına kayıtlı bağımsız bölümlerin kıymet takdirlerinin yapıldığı, borçlu ...'nün Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesine takip dayanağı senetler üzerindeki imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda senetteki keşideci imzasının ...'nün eli ürünü olduğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarihli ilamı ile onandığı, onama ilamının davacı vekiline ..., davalı vekiline.... tarihlerinde tebliğ edildiği, karar düzeltme yoluna başvurulmadığından kararın kesinleşmiş olduğu görülmüştür. TEMYİZ SEBEPLERİ; Davacı vekili; takip konusu senetlerin müvekkilinin el ürünü olmadığını, bunun ATK raporlarıyla da sabit olduğunu, mahkemece bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Yargıtay ...hukuk Dairesi'nin İlamında; Mahkeme ve Özel Daire arasındaki direnme konusu uyuşmazlık incelendiğinde; yalnızca takibin devam etmesinin gerekip gerekmediği konusunda icra hukuk mahkemesinde yapılan inceleme ve sonucunda verilecek karar genel mahkemeler önünde alacağın varlığı konusunda açılacak dava bakımından kesin delil ve kesin hüküm niteliği taşımasa da her iki yargılamada da imza itirazları aynı usul çerçevesinde ve HMK hükümlerine göre yapıldığı gözden kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla imza incelemeleri bakımından değer taşıyan şey, söz konusu incelemenin hangi mahkemede yapıldığı değil, buna ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunun imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda genel görevli mahkemece yeterli görülüp görülmeyeceğidir. Hâkim bu değerlendirmeyi her somut olayın özelliğine göre ve yukarıda yapılan açıklamalarda belirtilen esaslar dairesinde yapmalı ve hangi rapora neden itibar edilemeyeceğini denetime elverişli şekilde ortaya koymalıdır. Somut olayda menfi tespit istemine konu senetler bakımından imzaya itiraz üzerine icra hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporlarının kapsam ve mahiyeti dikkate alındığında, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporlarla uyuşmazlık konusunun detaylı şekilde irdelenerek sahtecilik iddiasının çözüme kavuşturulduğu, bu raporlarda imzaların davacı borçluya ait olmadığı konusunda bir muğlâklık ya da tereddüt bulunmadığı görülmektedir. Mahkemenin icra mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olması ve bu sebeple de imzaya itiraz üzerine yapılan yargılamada alınan raporların tek başına hükme esas alınamayacağı yönündeki şeklî ve bu yaklaşımın var oluş amacına uygun olmayan kabulü dışında bu raporlara neden hukuken değer atfetmediğine ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirmesinin bulunmadığı, her iki yargılamada (ve hatta ceza dosyasında) alınan raporlar karşılaştırıldığında eldeki yargılamada alınan raporların gerek uzman sayısı gerekse yapılan incelemenin kapsam ve özelliklerine göre icra hukuk yargılamasında alınan raporları bertaraf edecek nitelikte olmadığı dikkate alındığında somut olayın koşul ve özelliklerine göre Mahkemece yeniden bir rapor alınmasına gerek olmaksızın karar verilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmelerde; Mahkemenin icra hukuk mahkemesinde yapılan inceleme ile bağlı olmadığı, bozma kararının dar yetkili mahkemenin yaptığı inceleme ile yetinilemeyeceği yönündeki emsal içtihatlarla da örtüşmediği, bu sebeple direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Bu nedenle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilerek, Yargıtay ...hukuk Dairesi'nin .... Tarih Ve .... Esas... Karar Sayılı Bozma İlamına Karşı Direnilmesine, Direnme Nedeniyle Önceki ...Tarihli .... Esas, ... Karar sayılı hüküm gibi davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine, kötü niyet anlamında ispat edilememesi nedeniyle şartları oluşmaması sebebiyle davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilerek dosya bozulmuş mahkememiz işbu esası almıştır.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'nun ... Esas .... Karar Sayılı İlamında; ..... Konuyla ilgili bu açıklamalardan sonra somut olayda taraflar arasındaki anlaşmazlığın ve hukuki sürecin ne şekilde tezahür ettiği ortaya konulmalıdır. Davacı, davalının kendisi hakkında başlattığı kambiyo senetlerine mahsus icra takipleri bakımından takiplere dayanak bonolar altında keşideci sıfatıyla yer alan imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, bu kapsamda önce icra hukuk mahkemesine başvurmuştur. İmzaya itiraz üzerine Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan, adli tıp ve belge inceleme uzmanı tek kişiden oluşan ve inceleme aracı olarak büyüteç ve stereo mikroskop kullanıldığı belirtilen 10.07.2015 tarihli ilk raporda senetler altındaki imzaların borçlunun eli ürünü olduğu mütalaa edilmiştir. Bu rapora itiraz üzere İcra Hukuk Mahkemesince, karşılaştırmaya esas imza örnekleri de arttırılarak dosya ATK'ya gönderilmiştir. ATK Fizik İhtisas Dairesinin 14.03.2016 tarihli raporunda, ilk raporun hazırlanmasında kullanılan optik aletlerin yanı sıra laboratuar ortamındaki teknik cihazlardan da istifade etmek suretiyle inceleme yapılmış ve imzaların davacının eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir. Bu iki raporun birbiriyle çelişmesi nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesi ... sayılı Kanun'un 15/3. maddesine uygun şekilde bu kez ATK Fizik İhtisas Dairesi üyelerinden oluşan genişletilmiş uzmanlar heyeti nezdinde imzaları incelettirmiş ve 29.08.2016 tarihli raporla yine imzaların davacıya ait olmadığı sonucuna varılması üzerine borçlunun imzaya itirazının haklı olduğu kabul edilmiş ve takip durdurulmuştur. Davacı bununla yetinmemiş, alacağın var olduğu iddiasını da bertaraf etmek amacıyla eldeki menfi tespit davasını açarak alacaklının bu iddiasını ispatlamasını talep etmiştir. Menfi tespit davasını gören Mahkemece, İcra Hukuk Mahkemesinde alınan ATK raporlarına neden itibar edilemeyeceğine ilişkin başkaca bir değerlendirme yapılmadan yalnızca bu mahkemelerin dar yetki ile inceleme yaptığı şeklindeki kabulden hareket edilerek yeniden bilirkişi incelemesine başvurmuştur. Bu kapsamda üç kişilik "grafoloji ve sahtecilik" uzmanından alınan 22.05.2017 tarihli raporda optik aletlerden istifade edilerek yapılan karşılaştırma sonunda itiyadi grafolojik tanım unsurları itibariyle imzalar arasında benzerlikler bulunduğunun tespit edildiği, bu hâlde imzaların borçlunun elinden çıktıkları sonucuna varıldığı yönünde kanaat bildirilmiş olup söz konusu incelemede ATK raporları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Mahkemece bu kez raporların çeliştiği değerlendirmesiyle Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünün öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik heyetten rapor alınmış ve .... tarihli bu raporda imzaların kuvvetle muhtemelen davacının el ürünü olduğu yönünde kanaat oluştuğu şeklinde kesin olmayan bir sonuca varıldığı görülmüştür. Bu raporda da aynı konuda alınmış ATK raporlarıyla ilgili bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Üstelik her ne kadar ilk kararın verildiği tarih itibariyle henüz tanzim edilmemiş olduğundan eldeki davada Mahkemece delil olarak kullanılamamışsa da maddi gerçeğin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılması için davacının istinaf aşamasında dosyaya sunduğu, davalı yetkili hamil ... ile dava dışı senet lehtarı ... isimli şahsın davacı ... .... şikâyeti üzerine resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan yargılandığı Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan .... tarihli ATK raporunda da senetler altındaki imzaların borçluya ait olmadığının mütalaa edildiği ve sanık ...'nun üzerine atılı suçtan beraatine dair kararın istinaf incelemesi sonucunda kesinleştiği belirtilmelidir. Konuyla ilgili tüm bu açıklamalar ışığında Mahkeme ve Özel Daire arasındaki direnme konusu uyuşmazlık incelendiğinde; yalnızca takibin devam etmesinin gerekip gerekmediği konusunda icra hukuk mahkemesinde yapılan inceleme ve sonucunda verilecek karar genel mahkemeler önünde alacağın varlığı konusunda açılacak dava bakımından kesin delil ve kesin hüküm niteliği taşımasa da her iki yargılamada da imza itirazları aynı usul çerçevesinde ve HMK hükümlerine göre yapıldığı gözden kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla imza incelemeleri bakımından değer taşıyan şey, söz konusu incelemenin hangi mahkemede yapıldığı değil, buna ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunun imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda genel görevli mahkemece yeterli görülüp görülmeyeceğidir. Hâkim bu değerlendirmeyi her somut olayın özelliğine göre ve yukarıda yapılan açıklamalarda belirtilen esaslar dairesinde yapmalı ve hangi rapora neden itibar edilemeyeceğini denetime elverişli şekilde ortaya koymalıdır. Somut olayda menfi tespit istemine konu senetler bakımından imzaya itiraz üzerine icra hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporlarının kapsam ve mahiyeti dikkate alındığında, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporlarla uyuşmazlık konusunun detaylı şekilde irdelenerek sahtecilik iddiasının çözüme kavuşturulduğu, bu raporlarda imzaların davacı borçluya ait olmadığı konusunda bir muğlâklık ya da tereddüt bulunmadığı görülmektedir. Mahkemenin icra mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olması ve bu sebeple de imzaya itiraz üzerine yapılan yargılamada alınan raporların tek başına hükme esas alınamayacağı yönündeki şeklî ve bu yaklaşımın var oluş amacına uygun olmayan kabulü dışında bu raporlara neden hukuken değer atfetmediğine ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirmesinin bulunmadığı, her iki yargılamada (ve hatta ceza dosyasında) alınan raporlar karşılaştırıldığında eldeki yargılamada alınan raporların gerek uzman sayısı gerekse yapılan incelemenin kapsam ve özelliklerine göre icra hukuk yargılamasında alınan raporları bertaraf edecek nitelikte olmadığı dikkate alındığında somut olayın koşul ve özelliklerine göre Mahkemece yeniden bir rapor alınmasına gerek olmaksızın karar verilmesinin mümkün olduğu yönündeki Hukuk Genel kurulu kararı uyarınca davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde davacının borçlu olmadığı tespitine karar vermek gerekmiştir. Talebe konu Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu ... keşide tarihli, 07.06.2014 vadeli 60.000 TL bedelli senetten dolayı da daha önce açılan borçlu ...'nün Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesine takip dayanağı senetler üzerindeki imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda senetteki keşideci imzasının ...'nün eli ürünü olduğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay ....Hukuk Dairesinin ... tarihli ilamı ile onandığı, onama ilamının davacı vekiline 23/02/2016, davalı vekiline 02/03/2016 tarihlerinde tebliğ edildiği, karar düzeltme yoluna başvurulmadığından bu kararın kesinleşmiş olduğu dikkate alınarak bu senet yönünden davacının Menfi Tespit ve İstirdat Talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının takipte kötü niyeti ispat edilemediğinden şartların oluşmaması nedeniyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, Kısmen redilen senet bakımından da şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile; 1-Davacının dava konusu Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu; - ... keşide tarihli, 05.05.2014 vadeli 60.000 TL bedelli. - ... keşide tarihli, 05.07.2014 vadeli 60.000 TL bedelli - ... keşide tarihli, 06.09.2014 vadeli 60.000 TL bedelli - ... keşide tarihli, 06.10.2014 vadeli 80.000 TL bedelli - ... keşide tarihli, 08.11.2014 vadeli 80.000 TL bedelli - ... keşide tarihli, 06.12.2014 vadeli 80.000 TL bedelli - ... keşide tarihli, 31.12.2014 vadeli 80.000 TL bedelli senetlerden dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu ... keşide tarihli, 07.06.2014 vadeli 60.000 TL bedelli senetten dolayı Menfi Tespit ve İstirdat Talebinin REDDİNE, 3-Şartların oluşmaması nedeniyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Şartların oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 5-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 34.155,00- TL harçtan peşin alınan 10.208,51- TL harcın mahsubu ile noksan kalan 23.946,49- TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan 10.208,51- TL peşin harç ve 29,20- TL başvurma harcı olmak üzere toplam 10.237,71- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 4.622,00- TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.866,00- TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 80.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; HMK 341 ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTALIK süre içerisinde YARGITAY nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır