İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/368 E. 2026/775 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/368
Karar No
2026/775
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/368 KARAR NO : 2026/775

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davacı "..." markası adı altında ülkemizde araç ve filo kiralama alanında uzun yıllardan beri faaliyet göstermekte olan sektörün öncü firmalarından biri olduğunu, 21.04.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olup, davalının maliki olduğu, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı şirkete ait ... plakalı araca vermiş olduğu maddi hasar nedeniyle davacı şirket yönünden kazanç kaybı meydana geldiğini, davacı şirketin ana iştigal konusu otomobil kiralama olmakla birlikte, en önemli kar beklentisi kiralamadan elde edilen ticari gelir olduğunu, iş bu kaza sebebiyle davacının aracı; davalının %100 kusuru sebebiyle hasarlanarak tamir olmuş, en az 20 iş günü boyunca serviste kalmış ve serviste kaldığı süre boyunca kiralanamadığını, davacı şirket, hasar onarım işlemleri sürecince müşterisinin kullanımına yeni araç tahsis etmek zorunda kaldığını, davacı şirketin maliki olduğu araç, karşı tarafa ait aracın sürücüsünün %100 kusuru sebebiyle gerçekleşen kaza sonucunda hasarlanmış; onarım gördükten sonra tamiratı tamamlandığını, davacıya ait aracın hasarı nedeniyle, onarım/tamir sürecinde araçtan mahrum kalması nedeniyle kazanç kaybı meydana gelmiş olduğu somut olayın özüyle sabit olduğunu, davacının, davalı yanın kusuru sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan kazanç kaybı bedelinin tazmininden sorumlu olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla; davacı ile ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucu meydana gelen hasardan kaynaklı olarak davacının aracından mahrum kalması nedeniyle kazanç kaybı/hak mahrumiyeti tazminatı için hmk m.107 gereğince şimdilik, 100,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan (müşterek/müteselsilen) alınarak müvekkile ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu aracın kaza tarihinde müvekkili adına kayıtlı olmakla birlikte, 25/08/2022 tarihli uzun dönem kira sözleşmesi ve 10/05/2023 tarihli ek protokol kapsamında 18 ay süreyle dava dışı ... A.Ş.' ne kiralanmış olduğunu, kaza tarihinde aracın fiili hakimiyet ve tasarrufunun kiracı şirkette bulunduğunu, KTK’nın ilgili hükümleri uyarınca işleten sıfatının kiracı şirkete ait olduğunu belirterek müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini talep ederek; delil olarak kira sözleşmesi, faturalar, ticari defter kayıtları ve KABİS kayıtlarına dayandığı, esasa ilişkin olarak ise davacı araç sürücüsünün de kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunabileceğini, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, davacının talep ettiği kazanç kaybının somut ve kesin delillerle ispatlanmadığını, aracın serviste kalmasının tek başına kazanç kaybını göstermeyeceğini ileri sürerek davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, tamir süresinde gerçekten kazanç kaybı oluşup oluşmadığının ve varsa kira bedelinin tahsil edilip edilmediğinin tespitini talep etmiştir. Davalı ...'ın mahkememize cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. DELİLLER: -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 21/04/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacıya ait ... plakalı aracın onarım süresince kullanılamaması ve kiraya verilememesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen kazanç kaybı/hak mahrumiyeti bedelinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık bakımından öncelikle davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin kaza tarihi itibarıyla ... plakalı araç yönünden KTK anlamında “işleten” sıfatını taşıyıp taşımadığının belirlenmesi gerekmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 85. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması halinde, motorlu aracın işleteninin doğan zarardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca, motorlu aracın trafik sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kişinin her durumda ve mutlak surette KTK anlamında işleten kabul edilmesi söz konusu değildir. Kanunun 3. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, aracın uzun süreli kiralanması halinde, aracın fiilî hâkimiyetini, ekonomik olarak işletilmesini ve tasarruf yetkisini devralan kiracı işleten sıfatını kazanabilmektedir. Bu durumda aracın malikinin, araç üzerindeki fiilî hâkimiyet ve işletme ilişkisini kiracıya devretmiş olması halinde, yalnızca malik sıfatına dayanılarak KTK’nın 85. maddesi kapsamında sorumlu tutulması mümkün değildir. Somut olayda, davalı tarafça sunulan ve dayanılan 25/08/2022 tarihli uzun dönem kira sözleşmesi ile 10/05/2023 tarihli ek protokol birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ... plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla dava dışı ... A.Ş.’ye uzun dönemli olarak kiralandığı, kira ilişkisinin 18 aylık bir süreyi kapsadığı ve kaza tarihinin de bu kira ilişkisi devam ederken gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, her ne kadar dava konusu aracın trafik sicilinde davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu anlaşılmakta ise de, kaza tarihi itibarıyla aracın fiilî kullanımının ve tasarrufunun dava dışı ... A.Ş.‘ye bırakıldığı, aracın uzun süreli kira sözleşmesi kapsamında kiracı tarafından işletildiği ve bu nedenle KTK’nın 3. maddesi anlamında işleten sıfatının kiracı şirkete ait olduğu sonucuna varılmıştır.

Nitekim uzun süreli kira ilişkilerinde, aracın yalnızca trafik sicilindeki malikinin bulunması, araç üzerindeki fiilî hâkimiyet ve ekonomik işletme hakkının kiracıya devredildiği durumlarda malikin KTK anlamında işleten olarak sorumluluğunu devam ettirmemektedir.İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi 2024/89 Esas, 2024/322 Karar sayılı kararında da uzun süreli kira sözleşmesi ile aracın fiilî hâkimiyet ve tasarrufunun kiracıya bırakıldığı hallerde, trafik sicilinde malik olarak görünen kişinin işleten sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı ve bu kişi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği kabul edilmektedir. Bu nedenle, kaza tarihi itibarıyla dava konusu aracın işleteni olmayan davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.‘nin, yalnızca trafik sicilinde malik olarak kayıtlı bulunması nedeniyle davacının uğradığını ileri sürdüğü kazanç kaybından KTK’nın 85. maddesi kapsamında sorumlu tutulamayacağı, davalı şirket ile dava konusu zarar arasında KTK kapsamında sorumluluk doğuracak bir hukuki bağ bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Diğer taraftan, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde işleten sıfatının bulunmadığı açıkça ileri sürülmüş ve bu savunma kapsamında uzun dönem kira sözleşmesi, ek protokol, faturalar, ticari defter kayıtları ve KABİS kayıtlarına dayanılmış ise de, davacı tarafın dava açılışı sırasında dava konusu aracın trafik sicilindeki malikini işleten olarak kabul ederek dava açmasının, somut olayın özellikleri itibarıyla tamamen dayanaksız ve öngörülemez bir başvuru olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira trafik sicilinde araç malikinin davalı şirket olarak görünmesi karşısında, davacı tarafın kaza tarihinde araç üzerindeki fiilî hâkimiyetin ve işletme hakkının üçüncü kişi konumundaki uzun süreli kiracıya devredilip devredilmediğini dava açılışı öncesinde kesin ve eksiksiz biçimde tespit etmesinin mümkün olmadığı, işleten sıfatının bulunup bulunmadığının özellikle kira sözleşmesi, ek protokol ve araç kullanımına ilişkin kayıtların incelenmesini gerektirdiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte, davacı tarafın dava açmakta haklı bir nedeninin bulunmadığı ve davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği sonucuna varılarak davalı şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. Başka bir ifadeyle, davalı şirketin trafik sicilinde malik olarak görünmesi karşısında davacının işleten sıfatının bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin dava açılış tarihi itibarıyla makul ve anlaşılabilir olduğu, uzun süreli kira ilişkisine dayalı olarak işleten sıfatının kiracıya geçtiğinin ise yargılama sırasında ortaya konulduğu gözetilmiştir. Bu itibarla, davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekille temsil edilmiş olmakla birlikte, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve dava konusu araç bakımından işleten sıfatı bulunmayan davalı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı ... yönünden mahkememizce yapılan incelemede: Davacı tarafından davalı ...’a karşı da dava açılmış ise de, anılan davalı yönünden uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve mahkememizin görevli bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın anılan maddede sayılan mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerekir. Aynı Kanun’un 5. maddesi gereğince de ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Somut uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle araçta meydana geldiği ileri sürülen kazanç kaybının haksız fiil hükümleri kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, davalı ...’ın ticari işletmesiyle ilgili olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın TTK’nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması da söz konusu değildir. Bu nedenle davalı ... yönünden uyuşmazlığın haksız fiil hükümleri çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerektiği, mahkememizin görevli olmadığı sonucuna varılmıştır. Görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması ve mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiğinden, davalı ... yönünden dosyanın tefrik edilerek, mahkememizin görevsizliğine ve görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davalı tarafça sunulan uzun dönem kira sözleşmesi ve ek protokol ile dava konusu aracın kaza tarihi itibarıyla fiilî kullanım ve tasarrufunun dava dışı kiracıda bulunduğuna ilişkin kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin KTK anlamında işleten sıfatının bulunmadığı, bu nedenle davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiği; davalı ... yönünden ise uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın; davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. bakımından pasif husumet yokluğundan reddine, 2-Davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekille temsil olunmuşsa da lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3- Davalı ... yönünden ise tefrik kararı verilerek, tensip ile birlikte mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 4-Kafi miktarda harç alındığından yeninden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 6.400,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/368, K. 2026/775, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-368-e-2026-775-k-ed713174fa6b