İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/316 E. 2026/310 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/316
Karar No
2026/310
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/316 KARAR NO : 2026/310

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2024 KARAR TARİHİ : 01/04/2026

---- Bölge Adliye Mahkemesi--- Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarih ve --- esas, ---- sayılı kararı gereğince dosya incelendi;

DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 06/02/2023 tarihinde-----adresinde bulunan otelde kullanılmak üzere Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın ---- müşteri nolu, --- sözleşme nolu hesaba ait borcu zamanında ödemediğini, bunun üzere ------ sayılı dosya üzerinde ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak davalının yapılan takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının itirazının yalnızca dosya borcunu sürüncemede bırakmak ve zaman kazanmak adına yapıldığını, elektrik enerjisi veya kapasitesi satışına ilişkin bu sözleşmenin 6.maddesi tedarik edilen enerjinin bedeline ilişkin olup, bu maddeye göre müvekkil şirketin sözleşmenin karşı tarafına tedarik edeceği elektrik enerjisi için uygulanacak tarife esasları ve aktif enerji birim fiyatının sözleşmenin eki olan “Ek-2 : Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar “ başlıkla ifade edildiğini, satış tarifesi birim fiyatının da hangi formül ile hesaplanacağının da belirlendiğini, buna göre birim fiyat olarak; Perakende Satış Tarifesi Birim Fiyatı 5.04000000TK/kWh+Yekdem Birim Fiyatı TL/kWh uygulanacağını, “PTF” ve “YEKDEM” kavramlarının tanımına sözleşmenin devamında yer verildiğini, bu bağlamda PTF; gün öncesi piyasasında saatlik olarak verilmiş olan teklifler sonucu arz ve talebin kesiştiği noktada meydana gelen ve ----- tarafından yayınlanan elektrik alım-satımlarındaki referans fiyatı olduğunu, YEKDEM’in yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim faaliyeti gösteren üretim sahibi tüzel kişilerin bizzat ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim yapan kişilerin bölgelerinde bulundukları görevli tedarik şirketleri aracılığıyla faydalanabileceği fiyatlar, süreler ve bunlara ilişkin usul ve esasları içeren destekleme mekanizması olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme süresinin 24 ay olup, davalı tarafın sözleşmede belirtilen taahhüt süresi dolmadan başka bir tedarikçiye geçerek haklı sebep olmaksızın 31/08/2023 tarihinde sözleşmeyi sonlandırdığını, akabinde haklı bir sebep olmaksızın başka bir tedarikçiye geçiş yaptığı için kendisine sözleşmenin 12.6.1 ve 12.6.2 maddesi uyarınca cezai şart bedeli fatura edildiğini, cezai şartın sözleşmenin 12.6.2.maddesinde de ifade edildiği üzere mevcut kullanım yerlerinin son bir yıl içinde en yüksek kullanımın yapıldığı aya ait tüketim miktarına sözleşmede yer alan birim fiyatının uygulanması sonucu bulunan fatura bedelinin iki katı olduğunu, cezanın hesaplanmasında kullanılacak aktif enerji birim fiyatı, sözleşmede düzenlenmiş olması halinde piyasa takas fiyatı, YEKDEM vb. unsurlara bağlı hesaplanacak bedeller de eklenerek belirleneceğini, ceza bedeli hesaplamasında, fatura bedeli, aktif enerji bedeline dağıtım bedeli, vergi fon vb.diğer fatura kalemlerinin eklenerek bulunduğunu, 08/10/2023 belge tarihli taahhüt çıkış bedelini konu alan 23/10/2023 vade tarihli 4.203.594,46-TL bedelli faturanın ödenmediğini , fatura hesaplamasında cezai şart hesabına konu sözleşmenin tahliye olmadan önce geçerli olan anlaşmalı paketin baz alındığını, ilgili sözleşmede 01/01/2023-31/08/2023 dönem aralığında Y2.1 paketi üzerinden faturalamanın gerçekleştiğini, Y2.1 paketli müşterilerin fatura hesabında anlaşmalı sabit birim fiyatı üzerinden SABİT BİLEŞEN ve YEKDEM toplam tutarı üzerinden müşterinin sözleşmesinde geçerli olan %5 oran üzerinden alınan BTV kalemi fatura edildiğini, ayrıca dağıtım birim fiyatı üzerinden dağıtım bedeli fatura edildiğini, müşterinin Y2.1 paketine istinaden son 12 ayın en yüksek tüketimi baz alınarak son periyodik faturalamasının yapıldığı Ağustos 2023 döneminde geçerli olan sabit bileşen birim fiyatı, gerçekleşen yekdem bedeli birim fiyatı ve tarifesine ilişkin dönemde EPDK tarafından açıklanan dağıtım bedeli birim fiyatı baz alınarak fatura hesabı yapıldığını, davalı şirketin son bir yıl içinde en yüksek kullanım yaptığı dönemin 01/11/2022-30/11/2022 tarihleri olup, bu süre zarfında aktif tüketimin 284.764,380 kWh olduğunu, bu miktarın ile fesih tarihinde yürürlükte olan sözleşme çerçevesinde 5,040 TL çarpıldığında 1.435.212,48-TL sonucunun bulunduğunu, yine hesaplama formülü gereğince EPDK tarafından belirlenen yekdem birim fiyatı 0,1158018 TL ile 284.764,380 kWh çarpıldığında 32.976,23-TL çıktığını, bu hesaplamaya dağıtım bedeli ve BTV eklenmesi gerektiğini, bu bağlamda dağıtım bedeli birim fiyatı olan 0,7370990 TL ile 284.764,380 kWh çarpıldığında 209.899,54-TL sonucuna ulaşıldığını, BTV miktarı olan73.409,44-TL’nin hesaplamaya eklenmesi gerektiğini, cezai şart için esas alınacak fatura bedelinin tüm bu miktarların toplanması ve %20 KDV dahil edilmesi sonucunda 2.101.797,23-TL olduğunu, esas alınan bu miktarın iki katı olan 4.203.594,46-TL’nin cezai şart bedeli olduğunu, söz konusu bedelden 1.875,13-TL bedel kısmı mahsup edilerek 4.201.719,33-TL üzerinden takibe geçildiğini, ayrıca 18/10/2023 belge, 30/10/2023 vade tarihli 120.079,62-TL’lik faturanın 23.505,30-TL’lik bakiyesinin de ödenmediğini, ----- nolu faturanın finansal maliyet faturası olup, 95.301,29-TL’nin finansman maliyetinden kaynaklandığını, kalan 24.778,33-TL’nin vergi/fonlar toplamı olduğunu, söz konusu bedelden 96.574,32-TL bedelin mahsup edilerek 23.505,30-TL bedelin icra takibine konu edildiğini, bu alacağın şirket muhasebe kayıtlarında da görüldüğünü, somut olay bakımından davalı ile müvekkil şirket arasında yapılan abonelik sözleşmesinin ticarethane aboneliğine ilişkin olup, uyuşmazlığın ticaret mahkemesi görev ve yetki alanına girdiğini, sözleşmede ----- Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz sebebiyle İİK.67/2.maddesinde hüküm altına alınan “bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu , (…) red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir” maddesi uyarınca alacak likit olduğundan ve diğer mevcut tüm koşullar mevcut bulunduğundan alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava konusu edilen ----.sayılı MTS icra takip dosyasının ----- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinde başlatıldığını, daha sonrasında yürütülen arabuluculuk görüşmelerinin de ----- Arabululuk Bürosu tarafından yapıldığını, yine davalı müvekkilin adresinin ---- olduğu gibi içeriği kabul edilmeyen fatura adreslerinin de -----olduğunu, davacının yetki sözleşmesinde belirlenen yer mahkemesi dışında seçimlik hakkını kullanmış ve icra takibini --- başlatmış olduğundan , artık yetkili mahkemenin ------ Mahkemeleri olduğunu, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafından düzenlenen taahhüt çıkış bedeli faturasına itiraz ederek iade faturası düzenlediğini, bu itirazın da davacı tarafça kabul edildiğini, davacının açık kabulü sonrası müvekkile aynı konuda daha yüksek bir fatura düzenlemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkil şirket için 31/08/2023 tarihli ----- fatura sıra numaralı 3.440.648,10-TL bedelli son ödeme tarihi 11/09/2023 olarak belirlenen e-faturanın müvekkile tebliğ edilmiş olup, işbu fatura içeriğinde yer alan taahhüt çıkış bedeli 2.083.994,52-TL ve (+/-) tutar 15.075,70-TL olmak üzere toplam 2.099.070,22-TL’lik kısmına itiraz edilerek bu bedel için müvekkil şirket tarafından 2.099.070,22-TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, ---.Noterliğinin 07/09/2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini, davacı tarafından gönderilen yazı ile taahhüt çıkış bedelinin iptal edildiğinin belirtildiğini, basiretli bir tacir konumunda olan davacı şirketin, aynı numaralı sözleşme hesabı için taahhüt çıkış bedelini iptal ettiğini açıkça kabul ve beyan emiş olup, taahhüt çıkış bedeli adı altında yeniden bir alacak talebinde bulunamayacağını, taahhüt bedelini iptal ettiğini bildiren davacının aynı hukuki nedene dayanarak fatura düzenlemesinin TMK.2.maddesi uyarınca dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte taahhüt çıkış bedeli hesaplamasının gerçeği yansıtmadığını, icra takibi yapmakla kötü niyetli olan davacının takip bedeli toplamının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 06/02/2023 tarihinde akdedildiğini, ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmenin 12.6.2.maddesi uyarınca uygulanan taahhüt çıkış bedeli belirlenirken sözleşme öncesi bir tarihin baz alındığını, cezaya esas alınan faturanın Eylül 2022 dönemine ait olduğunun dava dilekçesinde de açıkça belirtildiğini, sözleşmedeki cezai şart maddesinin hukuken geçerli olmadığını, sözleşme konusunun müvekkili şirketin kullanmak zorunda olduğu elektrik enerjisinin temini olduğunu, davacı şirketin piyasadaki hakimiyeti ile kendi şartlarını kabul ettirmekte ve sözleşme lafzından da anlaşılacağı üzere aynı veya benzer sözleşmeyi müşterileri ile imzaladığını, bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun izahtan vareste olduğunu-----.sayılı ilamında da tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu tür sözleşmelerin genel işlem koşulu olduğunun belirtildiğini, TBK.20.maddesinde yer alan “karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının kapsamına girmesi , sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır” hükmü uyarınca davacı tek taraflı olarak hazırladığı sözleşme metnini matbu bir metin olarak kabul ettirdiğini, ayrıca davacı , dava dilekçesi ile elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığını ileri sürmüş ise de, sözleşme altındaki imzanın müvekkil şirket tüzel kişiliğini böyle bir sözleşmede temsil yetkisine sahip kişi tarafından imzalanmadığının görüleceğini, vekilini yetkisinin sadece abonelik bağlatma işlemleri ile sınırlı olduğunu, --.Noterliğince tanzim edilen 22/0/2020 tarih ve ----- yevmiye numaralı vekaletnamede görüleceği üzere , sözleşmeyi imzalayan vekilin müvekkil adına “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi” imzalaması ve cezai şart kabul etme konusunda bir yetkisinin bulunmadığını , gerek doktrin gerekse de yargı içtihatlarının yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmelerin temsil edileni bağlamayacağını ortaya koymakta olduğunu belirterek, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile Mahkemenin yetkisizliğine, ------ Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna, haksız davanın reddine ve takip konusu alacak bedelinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı bildirilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK'nun 67/1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir.

İLK KARAR Mahkememizce 19.07.2024 tarih ve -----esas, ----- sayılı kararı ile; davanın kabulü ile; Merkezi Takip Sisteminin ----- MTS sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davacının alacağı likit olduğundan 4.594.049,33 TL'nin % 20'si inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF KALDIRMA KARARI ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarih ve --- esas , ----- sayılı kararı ile ; "Taraflar arasında 06/02/2023 tarih ve ---- müşteri no 24 ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, davalı şirket tarafından 01/01/2023 tarihi itibarıyla perakende satış sözleşmesinin sonlandırıldığı noktasında ihtilaf yoktur. Taraflar arsındaki uyuşmazlık davacı tarafça ----- icra dairelerinde takip başlatıldıktan sonra sözleşmedeki yetki düzenlemesine dayalı mahkemede dava açılıp açılamayacağı ve taahhüt çıkış bedeli faturası talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 30.05.2025 tarihli mali müşavir ve elektrik bilirkişisi raporlarında "Davacı şirketin 25.01.2024 icra takip tarihi itibariyle, davalı şirketten 4.225.224,69 TL asıl alacak ile 353.654,48 TL takip öncesi gecikme zammı, gecikme zammının% 20 kdv bedeli olarak 70.730,90 TL olmak üzere toplam 4.649.610,07 TL tutarlı alacağını talep edebileceği" yönünde görüş bildirmişlerdir. Raporda iade faturalarının incelenmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sunulan uzman görüşünde " Bilirkişiler tarafından raporun 10. sayfasındaki nottan anlaşılacağı üzere cezai şartın hesabında sözleşme öncesi bir döneme ait tüketimin kıstas alınmasının hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği, bunun için seçenekli şekilde hesap yapılarak mahkemeye rapor sunulması gerektiği, bu yüzden de sözleşmenin akdedildiği andan sona erdiği ana kadarki dönemlerin incelenerek en fazla tüketimin olduğu dönemin buna göre belirlenip, bu tüketim değerinin kıstas alınarak da cezai şart hesaplaması yapılması gerektiği, Taahhüt Çıkış Bedelinin sözleşmede genel işlem koşulu olarak düzenlenmiş olduğunun davacı tarafından da kabul edildiği, sözleşme ekinde davalıya yönelik bir bilgilendirme formunun da bulunduğu tespit edilmekle birlikte, bu bilgilendirme formunda cezai şarta dair açıklayıcı bir ifade yer almadığının da görüldüğü, özellikle sözleşme öncesi tüketim dönemlerinin dahi cezai şartın hesabında kıstas alınabileceğine dair bir bilgilendirme yapılmaması karşısında, davalının tacir sıfatının TBK m. 21'de öngörülen yaptırımın uygulanmasına engel olmayacağı, Taahhüt çıkış bedeli davacı tarafından iptal edilmiş olduğundan hem ilk faturaya dayalı olarak hem de ikinci faturaya dayalı olarak farklı bedeller üzerinden 06.02.2023 tarihli Sözleşmenin 12.6.1 ve 12.6.2 maddeleri uyarınca bir cezai şart alacağının artık mevcut olmaması sebebiyle, davalı tarafın 25.01.2024 tarihli icra takibine konu bir borcunun bulunmadığ görüşlerine yer verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 293 üncü maddesinde düzenlenen uzman görüşü; tarafların, uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi, iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak tarif edilmiş olup, uygulamada bu müesseseye özel bilirkişilik adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını, doğru ve adil bir karar verilmesini sağlamak amacıyla uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle teknik ve özel bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı Kanun'un 27 nci, Anayasa'nın 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmiş olabilecektir.Tüm bunlara göre, davacı tarafça dava ve takibe konu faturaların tahsili talebiyle ilk olarak ---- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinde (MTS takibi) başlatıldığı, arabuluculuk görüşmelerinin ----- Arabuluculuk Bürosu tarafından yapıldığı, davalının yerleşim yerinin ----- olduğu, davacının seçimlik hakkını bu haliyle kullanmış olduğu, itirazın iptali davasının da takibin başlatıldığı yerde açılması gerekirken başlangıçta kullanılmayarak sözleşmede belirlenen yetkili yerde açılmasının usule aykırı olduğu, mahkemesince davalının yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, kabule göre de sunulan uzman görüşü ile hükme esas bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeksizin ve iade faturaları ile davacının taahhüt çıkış bedelinin iptal edildiğine yönelik bildirimleri değerlendirilmesizin, sözleşme öncesi döneme ait tutarların da esas alındığına ilişkin itirazlar karşılanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır,Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yetkisizlik kararı verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir" denilmek suretiyle mahkememiz dosyasının iadesine karar verilmiştir. HMK.nun 115 madde hükmü gereğince mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflarda dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. HMK.nun 114/1-ç madde hükümlerinde yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olarak düzenlenmiştir.HMK.nun 5 madde hükümlerinde mahkemelerin yetkisi diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere bu kanundaki hükümlere tabidir. Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava ve takibe konu faturaların tahsili talebiyle ilk olarak --- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinde (MTS takibi) başlatıldığı, arabuluculuk görüşmelerinin ---- Arabuluculuk Bürosu tarafından yapıldığı, davalının yerleşim yerinin -- olduğu, davacının seçimlik hakkını bu haliyle kullanmış olduğu, belirlenmekle kesin yetkili mahkemenin ---- Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulen reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere : 1-Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, Kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, 2-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, HMK 138 maddesi gereği dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/316, K. 2026/310, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-316-e-2026-310-k-be658820a4dc