İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/310 E. 2026/466 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/310
Karar No
2026/466
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/310 Esas KARAR NO : 2026/466

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/04/2026 KARAR TARİHİ : 27/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyası ile aleyhime başlatılan takip, hiçbir hukuki dayanağı olmayan, bedelsiz ve sahte bir senede dayanmaktadır. Şahsımın davalı ile hiçbir ticari veya şahsi ilişkisi bulunmamakta olduğunu, kesinleşmiş Mahkeme tespiti ile hakkında daha önce açılan benzer mahiyetteki dosyalarda (İstanbul ..... İcra Ceza Mahkemesi ..... E.) yapılan incelemede; İstanbul Adli Tıp Kurumu ..... İhtisas Kurulu’nun 21/04/2025 tarihli raporu ile senedin düzenlendiği iddia edilen tarihlerde "hukuki işlem yapma ehliyetimin olmadığı" kesin olarak saptanmış olduğunu, iradem dışı, bir kumpas neticesinde oluşturulan bu senedin şahısının borçlandırmasının hukuken mümkün olmadığını, Yunak Satış Memurluğu’nun ..... Satış sayılı dosyasından payıma düşen bedel, her an Büyükçekmece İcra Müdürlüğü veznesine aktarılma aşamasında olduğunu, ehliyetsiz olduğu ve sahtelik iddiası ATK raporu ile sabit olduğu halde bu paranın davalıya ödenmesi, telafisi imkansız zararlara yol açacağını, İİK m. 72/3 uyarınca, davanın sonuna kadar bu bedelin alacaklıya ödenmemesi, mahkeme veznesinde tedbiren bloke edilmesinin hayati önem taşımakta olduğunu tüm bu nedenlerle öncelikle adli yardım talebinin kabulüne, müvekkilinin yaşlılığı ve ehliyetsizliğine dair ATK raporu gözetilerek, icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile şahsımın davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafa 13/04/2026 tarihli ara karar ile arabuluculuk son tutanağını sunması için 1 haftalık süre verildiği, ara kararın davacıya 17/04/2026 tarihinde tebliğ edildiği, verilen sürede arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı anlaşılmıştır. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında ve yapılan değişiklik sonucu menfi tespit ve istirdat davaları yönünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Davanın 10/04/2026 tarihinde adli yardım talepli olarak açıldığı, dava açıldığı tarih itibari ile arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu buna rağmen davacıya arabuluculuk tutanağını sunması için verilen sürede herhangi bir beyan sunulmadığı, davacı tarafça belirtilen yükümlülüğünün yerine getirilmeden davanın açılmış olduğunun anlaşıldığı, tarafların arabulucu prosedürü içerisinde bir miktar paradan kaynaklanan olumsuz durum nedeniyle anlaşma sağlanması halinde iş bu davanın açılmayacak olması olgusu karşısında çözüme ulaşılabilecek bu yolun denenmediği görüldüğünden bu durumun zorunlu arabuluculuk kapsamında kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmış, olup açılanan davanın dava şartı yokluğundan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00-TL başvurma harcı ve 732,00-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.464,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi.27/04/2026

Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/310, K. 2026/466, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-310-e-2026-466-k-c6efd0fa8ad6