İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/275 E. 2026/227 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/275
- Karar No
- 2026/227
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/275 Esas KARAR NO:2026/227
DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ :24/04/2025 KARAR TARİHİ :01/04/2026 YAZIM TARİH :01/04/2026
DAVA :Davacı vekilinin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... esas sayılı dosyasına ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan ... Elektrik ... Ltd Şti'nin dava dilekçesinde adresi yazılı iş yerinin , iş yeri poliçesi kapsamında müvekkilince sigortalandığını, 17/05/2022 tarihinde davalıların maliki olduğu binada çıkan yangın sonucunda iş yerinde hasar meydana geldiğini, İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda, yangının davalıların kiraladıkları iş yerinden çıktığının tespit edildiğini, davalıların yapı maliki olarak kusurlu ve sorumlu olduklarının tespit edildiğini, hasar neticesinde müvekkilince ... Elektriğe ayrıca ... ... Ltd Şti 'ye müvekkilince ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin tahsili için GOP İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini , davalıların itiraz ederek takibi durduklarını belirterek öncelikle dosyanın İstanbul .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davalıların itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... ATM'since , dilekçeler aşaması tamamlanmadan , her iki dosya arasında bağlantı bulunduğu belirtilerek 2025/... esas nolu dosyanın ... karar no ile mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine 06/05/2025 tarihinde karar verilmiştir. CEVAP : Davalılar vekilince sunulan cevap dilekçesi incelendiğinde, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, davanın mutlak yada nisbi ticari dava olmadığını, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, icra dosyasının yetkisiz icra müdürlüğünde açıldığını, yetkili icra müdürlüğünün Gökçeada/Çanakkale olduğunu, yangının sigortalı şirketten kaynaklı olarak çıktığını, müvekillerince kiralanan yerden yangının çıkmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık noktaları; davacı sigorta şirketinin sigortalısının yangın nedeniyle zarar gördüğü, yangının davalıların maliki oldukları ve ... Gıda'ya kiraladıkları yerden çıktığı, davalıların bina maliki olarak borçlar kanunun 69. Maddesi kapsamında zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle açılan rücuen tazminat davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda ; "Mahkememizin görevli olup olmadığı amacıyla İTSM'ye yazı yazılarak, davalılar adına ticari işletme kaydının olup olmadığı, İTO - İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odasına - ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na yazı yazılarak davalıların esnaf olarak kayıtlarının bulunup bulunmadığı - davalıların bağlı olduğu vergi dairesine yazı yazılarak davalıların 2023 yılına ait beyan etmiş olduğu yıllık gelir vergisindeki yıllık gelirinin ne kadar olduğunun, 21/07/2007 tarihli resmi gazetede yayınlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı bakanlar kurulu kararı ile 213 sayılı vergi usul kanunun 177. Maddesi uyarınca davalıların esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun, hangi usulde defter tuttuğunun, 2023 yılı itirabiryel nerede ne iş yaptıklarının mahkememize bildirilmesi istenilmiştir. Gelen yazı cevapları incelendiğinde, davalılar adına ticari işletme kaydı olmadığı, esnaf odalarına kayıtlarının bulunmadığı, davalılardan .... tarafından 2023 yılında kira gelirinden dolayı gayrimenkul sermaye iradı kapsamında vergi dairesine beyanname verdiği yine ...'ün gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olduğu yönünde cevap verildiği görülmüştür. Dava rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih 37 esas 9 karar R.G.03/07/1944 sayılı kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp , aynı sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı var ise, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur. " denilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun halefiyet başlıklı 1472.maddesinde ise "sigortacı , sigorta tazminatını ödediğinde , hukuken sigortalının yerine geçer , sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak , tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre , davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise , sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nun 4.maddesinde düzenlenmiş olup buna göre ; " (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." denilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nun 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Koopatifler Kanunun (Madde 99 ) , İİK (madde 154), Finansal Kiralama Kanunu (Madde 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (Madde 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalarda bulunmaktadır. Nisbi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Buna göre her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi , hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf içinde ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Dava yukarıda da belirtildiği üzere rücuen tazminat davası olup, mutlak ticari dava değildir. Davanın nisbi ticari dava olup olmadığı hususu irdelendiğinde ise, yapılan araştırmalar neticesinde, davalılar adına kayıtlı ticari işletme bulunmadığı, vergi dairesinden gönderilen yazı cevaplarında kira gelirinden dolayı gayrimenkul sermaye iradı kapsamında beyanname verdikleri tespit edilmiştir. Gelen yazı cevaplarına göre, davalılar tacir olmadığı gibi ticari işletmeleri de bulunmamaktadır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen yazı cevaplarında davalıların ortağı bulunduğu şirketler var ise de, ticari şirkette ortaklık kaydının bulunması ortağın tacir sayılması için yeterli değildir, bu hususta yerleşik birçok Yargıtay ve BAM içtihadı mevcuttur. Yangının çıktığı iddia edilen ve davalıların kiraladıkları taşınmaza ait tapu kaydı dosyada mevcut olup , Arnavutköy İlçesi 3986 ada 10 nolu paresele ait tapu incelendiğinde, tapu da "4 katlı betonarme apartman ve arsası " olarak kayıtlı olduğu, bağımsız bölümlerin dükkan niteliğinde olduğu ve taşınmazların hisseli şekilde davalılar adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Vergi dairelerinden gelen yazı cevaplarında davalıların kira gelirinden dolayı gayrimenkul sermaye iradı kapsamında beyanname verdikleri görülmüştür. İstanbul BAM 45 H.D.'nin 2025/634 esas 2025/790 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "...... hasara uğrayan sigortalı taşınmazı 3 ayrı firmaya kiraya verilmesi nedeniyle kira geliri elde ettiği ayrıca sigortalı bina dışında başka bir taşınmazda %25 oranında pay sahibi olması ve bu taşınmazı 2 ayrı firmaya kiralanması nedeniyle kira geliri elde ettiği, herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, defter tutmadığı sadece gayrimenkul sermaye iradından dolayı mükellefiyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davanın mutlak ticari dava olmadığı, sigortalının tacir olmadığı, davanın haksız fiilden kaynaklandığı sabit olup, bu durumda dava konusu yangın nedeniyle sigortalı tarafından dava açılması halinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından ....." denilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtildiğinden iş bu dosyada da davanın mutlak ticari dava olmadığı, nisbi ticari dava da olmadığı, mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememiz dosyası ile birleştirilen ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2025/... esas sayılı dosyanını mahkememiz dosyasından tefrik edilerek mahkememizin 2025/763 esasına kaydı yapılarak....." gerekçesi ile HMK 114-c , HMK 115/1 Maddesi gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karar taraf vekillerince süresinde istinaf edilmiştir. İstanbul BAM 45 Hukuk Dairesinin 2025/1836 esas 2026/366 karar 11/03/2026 tarihli kararında, "İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortalanan işyerinin yangın nedeniyle uğradığı hasar sonucu sigortalıya yapılan ödemenin, 6102 Sayılı TTK'nın 1472 maddesi uyarınca rücuen tazmini istemine ilişkindir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Davalılar bina maliki, dava dışı sigortalı ... Elektrik...Ltd. Şti. ile yangın nedeniyle davalılarla birlikte sorumlu olduğu iddia edilen aynı zamanda asıl dosya davalısı olan ... Gıda...Ltd. Şti kiracıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2015 tarihli 2015/3803 E. 2015/7929 K. sayılı kararı; "...Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise, ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir. O halde, gerek davalı gerçek kişiler ve gerekse de davalı sigorta şirketinin sorumluluğu aynı maddi olaydan kaynaklanmış ve zarar tek olmakla, davaların birlikte görülmesi zorunludur. Bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesince çözüme kavuşturulması gerekir. Nitekim davacı taraf, tüm davalılara karşı aynı dava dilekçesiyle dava açmıştır. Mahkemece, birlikte görülmesi gereken davaların sonradan tefrik edilmesi, göreve ilişkin kuralları değiştirmez..." (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarihli 2017/10685 E. 2017/10685 K. sayılı kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir.) Yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/6185 E. 2017/89 K. sayılı 10/01/2017 tarihli kararı; "...Aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden özel mahkeme, bir kısmı yönünden de genel mahkeme görevli ise davaya bakmaya tümüyle özel mahkeme görevlidir. Davanın diğerine tabaen tümüyle özel mahkmede görüleceği ilkesi, yargısal uygulamalarda kararlılıkla kabul edilip sürdürülmektedir. (Örnek: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2015 T. 2013/13-2232 E. 2015/1232 K. Sayılı ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 20.12.2010 T. 2010/11737 E. 2010/17269 K. Sayılı kararları) Davada bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden farklı özel mahkemeler görevli ise davanın açıldığı mahkeme bu özel mahkemelerden biri ise davaya o mahkemede bakılmalıdır. Dava genel mahkemede açılmış ancak birden fazla özel mahkeme görevli ise ağırlıklı hukuki ilişkiye göre görevli mahkeme olan özel mahkemede dava görülmek üzere görevsizlik kararı verilmelidir. Davadaki talepler hem asliye hukuk mahkemesinin hem de sulh hukuk mahkemesinin görevine girmekte ise dava tümüyle asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir..." şeklindedir. Somut olayda ise sorumlu olduğu iddia edilen kişilere karşı aynı dava dilekçesiyle birlikte açılan bir dava mevcut değildir. Davacı tarafından ... Gıda...Ltd. Şti'ne karşı İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile açılan asıl davada, taşınmaz malikleri olan eldeki dosya davalılarının da hasardan sorumlu olduğu yönünde görüş beyan eden bilirkişi raporu akabinde somut dava .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... sayılı kararı ile İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Yani birleşen dava ayrı bir dava niteliğinde olduğundan yukarıda yer verilen kararlar somut dosya yönünden emsal olmadığı gibi davalılar yönünden özel görevli mahkeme ise asliye ticaret mahkemesi değildir. Çünkü davalılar ile dava dışı sigortalı arasında kira ilişkisi bulunmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 10/06/2019 tarihli 2016/16514 E. 2019/7185 K. sayılı kararı; "...1-Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında ödenen bedelin rücuen tahsilini içeren icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gereken hususlardandır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesinde sigortacının, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebileceği hüküm altına alınmıştır. Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinde ise dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinin görevinde olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, birleşen davada sigortalı işyerinde oluşan su hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalıya ödenmiş olup ödenen tazminatın işyerinin maliki olan davalı ......’den tahsili talep edilmiştir. Dava dışı sigortalı H...A...O..., sigortalı işyerinde kiracı olarak bulunmaktadır. Bu nedenle dava dışı sigortalı ile birleşen davada davalı ...... arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Sigortalı ile davalı arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; birleşen davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan birleşen davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece birleşen davada uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği nazara alınarak, HMK 4 ve 114/1-C maddeleri gereğince birleşen davanın tefrik edilerek mahkemenin görevli olmaması nedeniyle HMK 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." şeklinde karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkeme görevlidir. Mahkemece sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair tespit hatalıdır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup re'sen nazara alınması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulü gerekmiştir.......................Açıklanan nedenlerle; görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen nazara alınarak, somut uyuşmazlık yönünden görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebi 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca kabul edilerek HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, " gerekçesi ile işlem yapılması hususunda dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin 2026/275 sayılı esasını almıştır. Duruşma açılmaksızın dosya üzerinden ve İstanbul BAM 45 Hukuk Dairesinin 2025/1836 esas 2026/366 karar sayılı ilamı incelendiğinde, İstanbul BAM 45 H.D.'nin gerekçesine konu, somut uyuşmazlığın, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğu, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkemenin görevli olması, Mahkememizce sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yine mahkememizin 2025/763 esas 2025/700 sayılı kararında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair tespitinin İstanbul BAM 45 H.D'nce hatalı olduğu , görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğu, re'sen nazara alınması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabul edilmesi nedeniyle, aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-HMK 114-c , HMK 115/1 Maddesi gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine, 3-HMK 20.maddesine göre süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten , kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile karar verilmiştir. 01/04/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır