İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/281 E. 2026/297 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/281
Karar No
2026/297
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/281 Esas KARAR NO : 2026/297

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/03/2026 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri İcra Müdürlüğü’nün 2025/26969 Esas sayılı dosyasında davacıya İİK’nın 89/1, 89/2 ve 89/3 maddeleri kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiğini, söz konusu ihbarnamelerin davacının fiilen ve hukuken ikamet etmediği eski adresine gönderildiğini, tebligatların “adres kayıt sistemindeki adres” olduğu belirtilerek Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca muhtara teslim edildiğini, oysa davacının 17.01.2024 tarihinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne başvurarak yerleşim yerini Bursa ili Osmangazi ilçesi Çiftehavuzlar Mahallesi 1. Polat Sokak No:20 İç Kapı No:1 adresine resmi olarak taşıdığını ve bu hususun resmi kayıtlarla sabit olduğunu beyan etmiştir. Tebligat tarihinde davacının yerleşim yerinin Bursa olduğunu, buna rağmen eski adrese tebligat yapılmasının Tebligat Kanunu’nun 10. ve 21/2 maddelerine aykırı olduğunu, adres kayıt sisteminde güncel adres mevcut olmasına rağmen eski adrese yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, bu nedenle yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağını, usulsüz tebligatın ancak fiilen öğrenildiği tarihte hüküm ifade edeceğini belirtmiştir. Davacının söz konusu haciz ihbarnamelerinden ancak daha sonra dosya incelemesi sırasında haberdar olduğunu, usulsüz tebligat nedeniyle 89/1 ihbarnamesine süresinde itiraz edilmemiş gibi göründüğünü ancak usulüne uygun tebligat bulunmadığından sürenin başlamadığını, bu nedenle 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin de kesinleşmiş sayılamayacağını, bu ihbarnamelere dayalı tüm icra işlemlerinin geçersiz olduğunu ifade etmiştir. Davacının davalı ile herhangi bir ticari, hukuki veya fiili ilişkisinin bulunmadığını, icra dosyasının asıl borçlusu ile de herhangi bir alacak-borç ilişkisinin olmadığını, üçüncü kişi sıfatıyla sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir hukuki bağın mevcut olmadığını, bu nedenle borçlu olmadığını beyan etmiştir. Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, 25/02/2026 tarihinde yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını ve bu hususa ilişkin arabuluculuk dosya numarasının 2026/20842 olduğunu belirtmiştir. Ayrıca davalı tarafın haksız şekilde icra takibi başlattığını ve davacıyı zor durumda bıraktığını ifade etmiştir. Bu nedenlerle Kayseri İcra Müdürlüğü’nün 2025/26969 Esas sayılı dosyasında davacıya gönderilen 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerine ilişkin tebligatların usulsüz olduğunun tespitine, takibin kesinleşmediğinin belirlenmesine, davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin tedbiren durdurulmasına, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Ayrıca müvekkilinin mali durumunun yetersiz olduğunu, üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığı bulunmadığını ve yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. CEVAP: Dava tensip aşamasında olduğundan dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, İİK 72. maddesi uyarınca takipten sonra açılmış menfi tespit davasıdır. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Dava mutlak ticari dava olmayıp ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur. Mahkemenin görevli olması HMK'nun 114/1-c. maddesi gereğince bir dava şartıdır ve 115. maddesi gereğince de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2023/5228 E, 2023/6468 K sayılı ilamında “…2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 06.11.2023 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.” denildiği görülmüş olmakla, davacının takibin tarafı olmaması da dikkate alınarak, iş bu davamızda da görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeni ile Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 4-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi. 27/03/2026

Katip ... e- imzalıdır

Hakim ... e- imzalıdır

Atıf: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/281, K. 2026/297, T. 27.03.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-281-e-2026-297-k-e7f769158ade