İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/267 E. 2026/335 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/267
Karar No
2026/335
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/267 Esas KARAR NO : 2026/335

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 31/03/2026 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili tarafından sunulan 18/01/2018 tarihli dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkil şirketin davalı Üniversiteye aralarınki sözleşmesel ilişki uyarınca yemek hizmeti vermekte olduğu, anılan ticari ilişki çerçevesinde müvekkil şirketin, davalı Üniversiteye sözleşme süresi içerisinde yemek bedellerine ilişkin faturalar kestiği, sözleşmesel ilişki uyarınca Üniversite tarafından müvekkil şirkete kira, komisyon ve benzeri ad altında kesilen faturalar da söz konusu olduğu, nihayetinde takip tarihi itibariyle müvekkil şirketin alacağı 4.120.651,98 TL'ye vardığı, söz konusu alacağın tahsili amacıyla, davalı Üniversiteye Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosya nezdinde takip yöneltildiği, anılan takibe haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edilmiş olduğu, huzurdaki dava kaçınılmaz olduğu, takip açılışından sonra Üniversite tarafından iade gönderilen vade farkı faturasının müvekkil şirket kayıtlarına alınmasıyla güncel borç bakiyesi 3.851.035,88 TL'ye düşmüş olduğunu itirazın iptali konulu huzurdaki dava 3.851.035,88 TL asıl alacak bakiyesi üzerinden açıldığı ve takibin bu rakam üzerinden devamına karar verilmesi, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir. GEREKÇE Dava, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında yapılan ilamsız icra takibine yönelik borçlu davalının yapmış olduğu itirazın iptali ve takibin devamına ilişkindir. Üniversite, bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun m.101’e göre vakıf, “gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları” şeklinde tanımlanmaktadır. 1982 Anayasası’nın Yükseköğretim Kurumları başlıklı m.130’a göre, “çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; orta öğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, KAZANÇ AMACINA YÖNELİK OLMAMAK ŞARTI İLE vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir … " 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek m.2’de, “vakıflar; KAZANÇ AMACINA YÖNELİK OLMAMAK ŞARTIYLA ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, … kurabilir” hükmü yer almaktadır. Bununla birlikte Vakıf Yükseköğretim Kurum Yönetmeliği m.23’e göre, “Vakıflar kendilerine kazanç sağlamak amacı ile yükseköğretim kurumu kuramazlar. Vakıf yükseköğretim kurumunun her çeşit gelirleri kurulmuş bulunan yükseköğretim kurumunda kalır ve geçici olarak dahi hiç bir surette vakıf mamelekine veya hesaplarına intikal edemez” hükmü, vakıfların kazanç sağlamak amacıyla üniversite kuramayacaklarını ve elde edilen gelirlerin üniversite bünyesinde eğitime yönelik kullanılacağını ifade etmektedir. Bu açıklamalar ışığında; Vakıf yükseköğretim kurumu olarak ifade edilen üniversiteler, kazanç amacı gütmeksizin Devletçe kurulmuş, onu kuran vakıf ile hiç bir gelir ilişkisi olmayan, kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlar olup; devlet üniversiteleri ile aynı hak, ayrıcalık ve mali kolaylıklara sahiptirler. Dolayısıyla üniversite sahip ve yöneticilerinin, amacı ticari kazanç olan “tacir”, üniversite faaliyet alanının da bir “ticarethane” niteliğinde değerlendirilemez. Nitekim, eğitim ve öğretim hizmetleri karşılığı öğrencilerden alınan ücretler araç, gereç, ısınma, aydınlatma ve personel giderleri karşılığıdır. Gider karşılığı alınan bu ücretler nedeniyle üniversitelerin iktisadi işletme niteliği kazanması olası değildir. Bu özellikleriyle vakıf üniversiteleri birer sosyal hizmet kurumları statüsündedir. Gerek Anayasa, gerek Yüksek Öğretim Kanunu ve gerekse yargı içtihatları dolayısıyla vakıf üniversiteleri tacir sıfatına sahip değildir ve üniversite faaliyet alanı da ticari işletme niteliğinde değerlendirilemez. Bu husus T.T.K'nın 16/2 maddesinde de açıkça düzenlenmiş olup, buna göre; Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. Bu açıklamalar ışığında; taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK madde 4 de sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, davalı tarafın tacir olmaması nedeniyle nisbi ticari davanın da söz konusu olmadığı, dolayısıyla davacının davasında HMK 114/1-c maddesi kapsamında mahkememizin görevli olmaması sebebiyle HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine, yargılama yapma yetki ve görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinde olması sebebiyle dosyanın Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının HMK 114/1-c maddesi kapsamında mahkememizin görevli olmaması sebebiyle HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-HMK nun 20. maddesi gereğince gerekçeli kararın tüm taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren yasal iki haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verileceğinin taraflarca bilinmesine. 4-HMK nun 331. maddesi gereğince harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece bir karara bağlanmasına. 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına. Dair, dosya üzerinden oy birliği ile verilen kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.01/04/2026

Başkan ..... e-imzalıdır Üye .... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/267, K. 2026/335, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-267-e-2026-335-k-c98840ad95df