İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/221 E. 2026/762 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/221
- Karar No
- 2026/762
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/221 Esas KARAR NO : 2026/762
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 13/03/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... vergi kimlik numaralı ... A.Ş. 'ye 30/09/2022 tarihli yönetim kurulu kararıyla geçen ... A.Ş. 'ye ait payların gerçek sahibi olduğunu, 80 yaşında olan müvekkilinin gelini ve davalı şirket yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından aile içi güven ilişkisi kullanılarak pay devri işlemlerinin organize edildiğini, işlem sırasında müvekkilin sağlık durumu ve ayırt etme gücüne ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığını, payların davalı şirket adına tescil edilmesine rağmen herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ve davalı tarafça ödemeye dair belge sunulamadığını, müvekkilin işlemin sağlık durumundan yararlanılarak yapıldığını sonradan öğrendiğini, dava konusu payların nama yazılı olması ve üçüncü kişilere devri halinde davanın konusuz kalma riski bulunduğunu belirterek öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ticaret siciline davalıdır şerhi işlenmesini, pay devri işleminin ayırt etme gücü yokluğu nedeniyle geçersizliğinin tespitini, müvekkilin pay sahibi olduğunun tespiti ile ticaret siciline ve pay defterine işlenmesini, aksi kanaatte satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünün kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... A.Ş. paylarının devrine ilişkin işlemin ayırt etme gücünün bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti veya sözleşmeden dönüldüğünün kabulü ile payların kendisine ait olduğunun tescili talebiyle açtığı davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının dava değerini belirlemeyerek maktu harç üzerinden dava açtığını ve davanın nisbi harca tabi olduğunu belirterek eksik harcın tamamlanması için kesin süre verilmesini, aksi halde davanın reddini talep ettiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının pay devri tarihinde ve dava tarihinde ergin ve kısıtlanmamış bir birey olduğunu, ayırt etme gücünün yerinde olduğunu, 30.09.2022 tarihli pay devrinden kısa süre önce 19.09.2022 tarihinde sermaye artırımı yaptığını ve 02.02.2026 tarihinde başka bir şirkette yönetim kurulu üyesi seçildiğini, 02.03.2026 tarihinde vekaletname düzenleyerek dava açtığını, pay devrinin 1.100.060.492,00 TL bedelli senet ile ödendiğini ve ticari kayıtlarla sabit olduğunu, davacının iddialarının gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın davacının oğlu ... tarafından yürütülen tehdit ve şantaj sürecinin bir parçası olarak kurgulandığını, davacının kötüniyetli olduğunu, ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi taleplerinin yaklaşık ispat şartını taşımadığını, 13.03.2026 tarihli ara karar ile konulan davalıdır şerhinin müvekkil şirketin ticari itibarını zedelediğini, davacının 23.03.2026 tarihli dilekçesindeki iddiaların huzurdaki dava ile ilgisinin bulunmadığını belirterek tüm tedbir taleplerinin reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan iş bu dava; davaya konu ... A.Ş.'ye ait pay devri işleminin, davacının işlem tarihinde ayırt etme gücüne sahip olmaması nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile asıl pay sahibinin tespitine ilişkindir. Mahkememize davacı asil tarafından dosyaya sunulan 22/09/2026 tarihli dilekçe ile davalı aleyhine açılan davadan feragat ettiği görülmüştür. Davacı asılın 23/09/2026 tarihli dilekçesi ile; feragat beyanının irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunun tespit edilmesini ve feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmemesini talep etmiştir. Davalı şirket vekilinin mahkememize sunduğu 23/09/2026 tarihli dilekçe ile, davacıdan masraf ve ücreti vekalet haklarından feragat ettiklerini mahkememize beyan edilmiştir. Mahkememizce dosyanın incelenmesinde; Feragat davaya son veren taraf işlemlerinden biri olup, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir (HMK md. 309/1). Yine feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK md. 309/2). Ancak feragat, kayıtsız ve şartsız olmalı, kesin ve açık bir irade beyanı ile yapılmalıdır. Bilindiği üzere, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer, kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK md. 311). Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez) başka bir ifadeyle davacı, feragat beyanı ile bağlıdır. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2024/1618 Esas 2055/977 Karar sayılı ilamı; "Yapılan incelemede; tek taraflı davaya son veren bir taraf işlemi olan feragatten dönmenin hukuken mümkün olmamasına ve feragat beyanının irade bozukluğuyla sakat olduğuna ilişkin herhangi bir delilin mevcut bulunmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf talebi yerinde görülmemiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2025/ 1248 Esas, 2025/1265 Karar sayılı ilamı "Davacı vekili tarafından müvekkilinin iradesinin sakatlandığı ileri sürülerek feragattan vaz geçme beyanında bulunulmuş ise de irade sakatlığının bir mahkeme kararı ile belirlenmemiş olması nedeni ile feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olup feragattan dönme mümkün olmadığından yerinde bulunmayan istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
Davacı asıl tarafından dosyaya sunulan dilekçe ile davalı aleyhine açılan davadan feragat etmesine ilişkin beyanı doğrultusunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesine, 6100 sayılı HMK'nun 307, 309 ve 311.maddeleri gereğince davacının davadan feragat etmesi ve davadan feragatın kesin hüküm sonuçlarını doğurduğu, feragata ilişkin dilekçede ön büro aracılığıyla kimlik tespiti yapılarak ve imzası alınarak verildiği, feragatten dönmeye ilişkin bir delilin de sunulmadığı, mahkememizce tespit edilmekle, 6100 sayılı HMK'nun 307, 309 ve 311.maddeleri gereğince davacı yanın açtığı davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 307, 309 ve 311 maddeleri gereğince feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Peşin alınan 732,00- TL harç yeterli olmakla BAŞKACA HARÇ ALINMASINA YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı vekilinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta ara karar kurulmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacının HMK 333 maddesi gereğince yatırdığı gider avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, taraf yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2026
Başkan ... (e-imza) Üye ... (e-imza) Üye ... (e-imza) Katip ... (e-imza)