İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/200 E. 2026/489 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/200
- Karar No
- 2026/489
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/200 Esas - 2026/489 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2026/200 Esas KARAR NO : 2026/489
.... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2026 KARAR TARİHİ : 16/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'in kendisine ait .... plakalı .... cam değişiminin İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında yapılmasını talep ettiğini, davalı araç sahibinin isteği üzerine iş emri açılarak ..... nezdinde dosya oluşturulduğunu, sigorta şirketinden onay alınması üzerine cam siparişinin verildiğini, bu süreçte davalı .... gerekli evrakları imzalayarak onarım sonrası çıkacak fatura bedelini herhangi bir hukuki sorun oluşması halinde kendisinin ödeyeceğini taahhüt ettiğini ve sigortanın servise ödeme yapabilmesi adına alacağı temlik ettiğini, onarımın tamamlanarak 29.04.2025 tarihinde 20.753,58 TL bedelli ... numaralı faturanın düzenlendiğini ve aracın davalıya teslim edildiğini, düzenlenen faturanın sigorta şirketine gönderilmesine ve ödeme onayı verilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, .....'nin ekonomik zorluğa düşmesi nedeniyle ödemeleri ertelediğini ve ...tarafından yeni poliçe kesmesinin yasaklandığını, sigorta şirketinin ödeme yapmaması üzerine araç sahibi ile iletişime geçilerek durumun anlatıldığını, ancak araç sahibinin poliçe ödemesini yaptığı gerekçesiyle sorumluluk kabul etmediğini, davacının taraf olmadığı bir sözleşme bedelinden asıl sorumlunun araç sahibi olduğunu ve davalı araç sahibinin ödemeyi yaptıktan sonra sigorta şirketine rücu hakkını kullanması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin ödeme yapmaması üzerine .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, her iki davalının da icra takibine haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava açılmadan önce ....yoluna gidilmiş ise de bir anlaşma sağlanamadığını, 04.02.2026 tarihinde .... kararıyla davalı sigorta şirketinin tüm ruhsatlarının iptal edildiğini, kasko poliçesinin ihtiyari sigorta olması nedeniyle maddi tazminat sorumluluğunda devlet teminatı bulunmadığını, davalı araç sahibinin taahhüt belgesi ile ödeme yükümlülüğünü kabul ettiğini, fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle davacı şirketin ciddi zarara uğradığını ve davalıların kendi iç ilişkilerindeki sorunu davacıya yansıtmalarının haksız olduğunu ileri sürerek, davalıların .... Esas sayılı dosyasına yaptıkları haksız itirazların iptaline, takibin devamına, alacağın likit olması nedeniyle davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... olduğunu, davaya konu araç onarımının kasko poliçesi kapsamında gerçekleştirildiğini, .... numaralı hasar dosyası açıldığını, davacı servisin 29.04.2025 tarihli 20.753,58 TL bedelli faturayı doğrudan sigorta şirketine yönelttiğini, tarafına herhangi bir ödeme talebi iletilmediğini, aracın ücret alınmaksızın teslim edildiğini, davaya konu alacağın muhatabının sigorta şirketi olduğunu, davacının sigorta şirketinden tahsil edemediği alacağı doğrudan davalı araç sahibine yöneltmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, asıl alacaklı-borçlu ilişkisinin davacı servis ile ..... arasında kurulduğunu, tarafının bu ilişkide doğrudan borçlu sıfatı bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduğunu ve davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiğini, ayrıca 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. ve 83. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığını, tarafının gerçek kişi olduğunu, aracın bireysel ve kişisel kullanım amacıyla kullanıldığını, uyuşmazlığa konu işlemin araç onarım ve cam değişimi hizmeti olduğunu, bu unsurların işlemi tüketici işlemi kıldığını, yerleşik .... içtihadı uyarınca görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu belirterek dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep ettiğini, .... plakalı araca 06.04.2025 tarihinde cam hasarı meydana geldiğini,... başvurulduğunu, davacı servisin hasar dosyasını doğrudan sigorta şirketi nezdinde açtığını, onarım onayı aldıktan sonra cam değişimi işlemini gerçekleştirdiğini ve 29.04.2025 tarihinde aracı teslim ettiğini, bu süreçte kendisinden herhangi bir ücret talep edilmediğini, taraflar arasında bağımsız ve ücretli bir hizmet sözleşmesi kurulmadığını, ortak iradenin ödeme yükümlüsünün sigorta şirketi olduğu yönünde olduğunu, davacı tarafından sunulan ve imzalanan teslim, ibra ve temlik belgesinde tazminat bedelinin ..... tarafından karşılandığının ve üçüncü kişilere karşı olan talep hakkının sigorta şirketine devredildiğinin belirtildiğini, bu belgenin davacı servisin tazminat alacağını sigorta şirketinden alacağını peşinen kabul ettiğini gösterdiğini, Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde temlik işleminin tamamlandığını, davacının aynı alacak için hem sigorta şirketine hem de tarafına başvurmasının mükerrer alacak talebine ve haksız zenginleşmeye yol açacağını, sigorta şirketinin ödeme yapmamasının davacının ticari riski olduğunu, bu riskin tüketiciye yansıtılamayacağını, davacının icra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin haksız olduğunu savunarak, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini, mahkeme aksi kanaatte ise görevsizlik kararı verilmesini, esasa girilmesi halinde davanın reddini, icra inkâr tazminatı taleplerinin reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketinin davacının iddia ettiği borcun tamamını ifa etmiş olmasına rağmen davacının haksız ve mesnetsiz olarak borcun kapanmadığını ve müvekkil şirketin kendisine borcu olduğunu iddia ettiğini, müvekkil şirketin davacıya olan borcunun tamamını ödemiş olması sebebiyle .... izin verdiği ölçüde yürütüldüğünü ve müvekkil şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisinin bulunmadığını, bu durum karşısında davacıya yapılan ödemede yaşanan gecikme nedeniyle müvekkil şirketi sorumlu tutmanın hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, Kurum onayı olmadan ödemelerin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, tüm bu nedenlerle haksız, hukuki yarardan ve dayanaktan yoksun, fahiş taleplerle açılan davanın öncelikle usulden, aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı şirketin yetkili servisi tarafından davalı .... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Davacı şirketin, davalı .... maliki, diğer davalı şirketin kasko sigortasını temin ettiği.... plakalı hususi otomobilin onarımını yaptığı, yapılan onarıma ilişkin olarak düzenlenen fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla davalılar aleyhine icra takibine geçildiği, davalı borçluların takibe itiraz etmeleri sonucu işbu davanın açıldığı, davacı tarafından onarım hizmeti verilen aracın davalı ... adına kayıtlı hususi araç olup, diğer davalı sigorta şirketinin ise söz konusu aracın kasko sigorta poliçesini temin ettiği, davacının hususi nitelikteki araca verdiği onarım-servis hizmeti nedeniyle oluşan alacağın araç maliki davalı ... ile aracın kasko sigortasını temin eden davalı sigorta şirketinden tahsilini istediği işbu davada, davacı ile davalı ... arasında kurulan ilişkinin hukuki niteliğinin Tüketici işlemi olup, diğer davalı sigorta şirketinin de bu işlemden doğan alacaktan davalı tüketici ile birlikte sorumlu olduğu ileri sürüldüğünden, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine göre davada görevli mahkemenin, mahkememiz olmayıp Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, davanın açıklanan nedenlerle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli Ankara Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harç konusunda HMK 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece karar verilmesine, 4-HMK'nun 20. maddesi gereğince, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, istinaf edilmesi ve başvurunun esastan reddi halinde istinaf kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, aynı madde gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılması ile harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda karar verileceğine, Dair; davacı vekili ile davalı asil ...'in yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde....'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2026
....