İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/158 E. 2026/1010 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/158
- Karar No
- 2026/1010
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2026/158 KARAR NO : 2026/1010
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç)) DAVA TARİHİ : 14.10.2025 KARAR TARİHİ : 02.11.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.11.2025 tarih ve ... E. ...K.sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmesinden sonra yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... A.Ş.’nin iştigal konusunun, ‘Bankaların, katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıkların satın (devir) alınması ve satılması’ faaliyeti olduğunu, ayrıca ...'nun iştiraki olduğunu, davaya/takibe konu alacağın ... A.Ş tarafından...'ye, ...'den de müvekkil şirkete temlik edilmiş olup ... 2. İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası ile takibe konulan alacağın, davalı/borçluların ... A.Ş. ile imzaladıkları genel kredi sözleşmesine istinaden kullanılan ve geri ödenmeyen krediye ilişkin olduğunu, davalı/borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabının kat edildiğini, borçlulara ... 3. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ekte sundukları ihtarnamenin tebliğ edildiğini, alacağın tamamının muaccel hale geldiğini, borçlular hakkında ... 2. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, borçlulardan ...'a, ...'a ve ...Tic. Ltd. Şti.'ne usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup haksız itirazları neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı/borçlu ..., aynı zamanda... Tic. Ltd. Şti.'nin tasfiye memuru olduğundan, şirkete yapılacak tebligatların da ...'a yapılması gerektiğini, borçlulardan ..., yetkiye itiraz ederek takibin İnebolu/Kastamonu'da başlatılması gerektiğini öne sürdüğünü, Genel Kredi Sözleşmesi'nin 53. maddesinde görüleceği üzere sözleşmede yetkiye ilişkin hüküm bulunmakta olup uyuşmazlıkların İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, ...A.Ş.nin müvekkili şirketin eski unvanı olduğunu, unvan değişikliğine ilişkin ticaret sicil gazetelerini işbu dilekçe ekinde sunduklarını belirterek, davalı ..., ...ve ... Tic. Ltd. Şti.'nin ... 2. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların %20’den aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, faiz oranı ve borç tutarının belirsiz ve denetlenemez nitelikte olduğunu, kefiller yönünden sorumluluk şartları oluşmadığını, icra inkâr tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında davalılar vekili tarafından kredi sözleşmesinin aslı dosyaya ibraz edildiğinde imzaların müvekkillerine ait olup olmadığı ve belli kısımların parafsız olarak sonradan doldurulup doldurulmadığı yönünde ayrıntılı beyanda bulunacakları yönündeki şerhi bulunmakla beraber genel olarak kredi ve kefalet ilişkisinin varlığının kabul edildiği, çözümlenmesi gereken sorunun, alacağın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle talep edilebilip edilemeyeceği, davacı varlık yönetim şirketinin davalılardan banka kredi alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı, ... 2. İcra Dairesi’nin ...(Eski:...) sayılı dosyası ile 16.05.2013 tarihinde, 10.03.2006 tarih ve ... Arşiv No:... ile temlik aldığı alacağı daha sonda temlik eden ... A.Ş.tarafından davalılar ile dava dışı ... ve ... aleyhine, "genel Kredi Sözleşmesi İhtarname Ve Genel Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi'ne Dayalı Alacak." açıklamasıyla, 19.828,96.-TL asıl alacak, 228.192,53.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 248.021,49.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattıktan sonra (...) ödeme emrinin borçlu/davalı ...Şti.ne tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanamadığı, diğer borçlular ...'a 15.07.2013 tarihinde ...'a 19.07.2013 tarihinde tebliğ, edildiği, ...'ın 22.07.2013 tarihinde, ... vekilinin 26.07.2013 tarihinde icra dairesinin yetkisine ve hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiklerini belirterek takibi durdurdukları, davacı vekilinin de 14.10.2025 tarihinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. İcra Dairesinin Yetkisi Yönünden; ... vekili icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de Toprak Bank Bolu Şubesi ile imzalanan 25.09.1997 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 53.maddesi gereğince Yetkili Mahkeme ve İcra Dairelerinin İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerin olduğu kabul edildiğinden yetki itirazı Yerinde görülmemiştir. Hak Düşürücü Süre Yönünden; 6098 sayılı TBK'nin m.598/f.3 hükmüne göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet,buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar. 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun m.1.hükmüne göre kural olarak,"TBK'nin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren önceki fiil ve işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise uygulanması gerektiği ancak temerrüt, sona erme ve tasfiye konularında TBK'nin uygulanacağı" düzenlemesi getirilmiştir. 6101 sayılı Kanunun m.5 hükmüne göre," TBK'nin yürürlüğü girmesinden önce başlamış hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine göre tabi olmaya devam eder, ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı TBK'de öngürülen süreden uzun ise yürürlüğünden başlayarak TBK'de öngörülen sürenin geçmesiyle hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur." 6101 sayılı Kanunun m.5/f.2 hükmüne göre, "TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar, ancak bu ek süre TBK'de öngörülen süreden daha uzun olamaz." 6101 sayılı Kanunun m.6 hükmüne göre ise "Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır." 6101 sayılı kanunun 6.maddesinin gerekçesinde de; "süreye bağlı hak" ile "hak düşürücü süre"lerin farklı kavramlar olduğu, süreye bağlı haktaki sürenin, kanunda bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan bir süre olduğu, "süreye bağlı hak"taki sürenin, ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle de Türk Borçlar Kanununda süreye bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında 5 inci maddesinin kıyas yoluyla uygulanacağı ve hak sahibinin, bir yıllık ek süreden yararlanabileceği..." vurgulanmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemeleri somut olay yönünden değerlendirmek için öncelikle TBK ile ilk kez getirilen on yıllık kefalet süre sınırlamasının hukuki niteliğinin saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Konu ile ilgili öğretide ortaya konan görüşlere göz atacak olursak; "...on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için kesilme ve durma söz konusu olmaz. on yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği ortadan kalkar).. Kefalet süresinin dolduğu yargıç tarafından görevinden ötürü göz önünde tutulur.." (Prof.Dr. C.Yavuz Borçlar Hukuku s.1472 vd) "... on yılın geçmesi ile borç kendiliğinden ortadan kalkar, kefalet için getirilen yasal en yüksek (azami) süreye ilişkin düzenleme başka bir hiçbir hukuk sisteminde bulunmamaktadır. Amaç, kefili belli bir süre geçtikten sonra kefillik bağından kurtarmaktır..." (Nihat Yavuz, Kefalet Sözleşmesi s.3085 ) "... Kefilin sorumlu tutulabileceği on yılık süre kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlar... on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığına göre kesilme ve durma da söz konusu olmaz..." (Doç. Dr. Burak Özen Kefalet Sözleşmesi s. 578 vd) "... Yeni Borçlar Kanununda sona ermeyle ilgili emredici nitelikte hükümler varsa bunlar -sözleşmede örneğin feragat ile ilgili hüküm olsa da olmasa da - 01/07/2012 tarihinden sonraki sona ermelerde uygulanacaktır... (kefalet sözleşmesinde ) on yıllık süre daha önce sona ermiş ise yürürlük yasasının 5.maddesi göz önünde tutulacaktır... Gerçek kişilerin verdiği kefaleti sona erdiren on yılın hak düşürücü süre olarak kabul edilip edilmemesi 5. maddenin uygulanması bakımından farklı sonuçlar verecektir...Hak düşürücü süre olarak kabul edilirse 01/07/2012 tarihinden önce on yılı dolduran kefaletlerde alacaklı 5.maddenin tanıdığı bir yıllık ek süreden yararlanacak ve 01/07/2013 tarihine kadar kefili dava edebilecektir...(Prof. Dr. Seza Reisoğlu-TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Bankacılık İşlemleri Açısından Değerlendirilmesi- İstanbul, 15/06/2012-Türkiye Bankalar Birliği Yayını) "....6101 sayılı TBKYUŞHK'nın 5/2.maddesine göre TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanır. Aynı Kanunun 6. maddesine göre bu kanunun 5.maddesinin uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.(...) Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 01.07.2012'den önce kurulmuş bulunan gerçek kişilerin kefil olduğu kefalet sözleşmeleri derhal on yıllık süreye tabi olur(...) bu tarihten önce on yıllık süre dolmuşsa (...) alacaklı 01.07.2013 tarihine kadar kefili takip edebilecektir.Bu tarihte ise kefalet sözleşmesi hükümden düşer...."(Y.Doç.Dr.Serkan Ayan-Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu) " TBK m.583/f.3 hükmüne göre on yıllık sürenin başlangıcı,kefalet sözleşmesinin kurulma anı olacaktır...."(Yrd.Doç.Dr.Özlem Acar, Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi, İstanbul, 2015 ) Davalı gerçek kişilerin, dayanak sözleşmeleri kefil olarak imzaladığı tarihin 25.09.1997 ila 11.02.1998 olması nedeniyle 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK m. 598/f.3 hükmünün incelendiğinde; sözleşmenin imzaladığı 25.09.1997 ila 11.02.1998 tarihi ile icra tabinin başlatıldığı 16.05.2013 tarihi arasında 10 yıllık süre dolmuştur. 6101 Sayılı Kanunun 5/2. maddesinde Türk Borçlar Kanunu ile hakdüşürücü sürenin ilk defa öngörülmesi ve bu sürenin kanunun yürürlüğünden önce dolmuş olması halinde hak sahiplerine yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği anlaşılmaktadır. O halde somut olay açısından 6098 sayılı TBK ile düzenlenen sürenin mevcudiyeti, bu sürenin TBK'nın yürürlüğe girmiş olduğu tarih itibariyle dolmuş olması karşısında davacı hak sahiplerinin, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren bir yıllık ek süreden yararlanmaları mümkündür. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıllık süre 01.07.2013 itibariyle dolmaktadır. Davalı gerçek kişilere yönelik olarak bu davaya esas icra takibi 16.05.2013 tarihi itibariyle hak düşürücü süre dolmadan başlatılmıştır. Yine borca İtiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edildiğine dair bir belgeye de rastlanmadığından davanın 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bu nedenle davalılar vekilinin hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmemiştir. Zamanaşımı Def'i Yönünden; Dava konusu kredi sözleşmesinin 25.09.1997 tarihinde (daha sonra ek sözleşmeler) düzenlendiği, kefalet sözleşmesinin ise 25.09.1997 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince ... tarafından devralınan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğindedir. ... 3011.2001 tarihinde ....na devredilmiş, 30.09.2002 tarihinde Bayındırbank ile birleştirilmiştir. 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesiyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olmuştur. 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanunun 141. maddesinde de Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu hükme bağlanmıştır. 5411 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde ise 141. maddede öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. madde ile bu tarihte on yılını doldurmamış tüm fon alacaklarının zamanaşımı süresi 20 yıla uzamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin... gün ...E. ... K. sayılı ilamı ile Bankacılık Kanunu'nun 141.madde hükmü iptal edilmemiş, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesine ilişkin esas incelemenin "zamanaşımı" sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu maddede yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir (Aynı yönde bakınız. Yargıtay 19 HD.... E.... K). Davaya ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı (devirden önce ... A.Ş.), 30.10.1998 tarihli ihtarnameyi göndererek hesap kat ihtarında bulunmuş, alacak bu tarih itibariyle muaccel olmuştur. Yukarıda açıklanan zamanaşımı süreleri ve tarihler dikkate alındığında, davaya konu alacağın 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresini doldurmadığı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı anlaşılmaktadır. İcra takibinin bu 20 yıllık süre dolmadan 16.05.2013 tarihinde başlatıldığı, 6098 sayılı TBK.nun 154/2 maddesi (Mülga 818 sayılı BK.nun 133.maddesi) gereğince zamanaşımı süresinin kesildiği ve bu tarih itibariyle tekrar işlemeye başladığı, davanın açıldığı 30.10.2025 tarihinde de 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış, davalının zaman aşımı itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı kefillerin genel kredi sözleşmesinde ve ek GKS'nde müteselsil kefil olduğu, davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi ve ek sözleşmelerin 1997-1998 tarihlerinde imzalandığı, bu tarihlerde 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 583/1. maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, zira bir sözleşmenin geçerlilik koşullarının, hüküm ve sonuçlarının o sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine göre tayin edilmesi gerektiği, 818 sayılı Borçlar Kanununda, kefalet tarihi, miktarı ve müteselsil kefil ibarelerinin, kefilin el yazısı ile yazılma şartı bulunmadığı, sözleşmelerde kredi limitinin açıkça yazıldığı ve belirlendiği, bu durumda kredi limiti çerçevesinde davalı kefillerin sorumlu olacağı nazara alındığında kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmıştır (Aynı yönde yerleşik uygulamadan misaller için bakınız. Yargıtay 19 HD. ...E. ...K. ; Yargıtay 19 HD. ...E....K.). Hasılı, eldeki dava dosyası bakımından kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarının bulunduğu, davalının kefalet sözleşmesi uyarınca davacıya karşı hukuken sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkememizce alınan 05.07.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava dışı bankadan temlik almış olan davacı ...A.Ş.nin, davalı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti. ve müteselsil kefiller ... ve ...'dan, ... 2. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından dolayı 16.05.2013 takip tarihi itibariyle; İŞLEMİŞ FAİZ YÖNÜNDEN; 228.283,38 TL alacaklı olduğu ancak takipte 228.192,53 TL talep edildiği, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının talebi gibi 228.192,53 T. işlemiş faiz alacağı bulunduğu, MÜTESELSİL KEFİLLERİN SORUMLULUĞU YÖNÜNDEN; Davalı müteselsil kefillerin 03.02.1999 temerrüt tarihi itibariyle kefalet limitleri ile sınırlı olarak, asıl alacak tutarının tamamından ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu oldukları, kefalet limitlerinin, 35.000.00 T. olarak 19.828,96 TL asıl alacak tutarına göre yeterli bulunduğu ve bu nedenle de müteselsil kefillerin temerrüt tarihi itibariyle kefalet limitleri dahilinde asıl alacak tutarının tamamından ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlulukları nedeniyle sorumlu oldukları, buna göre 19.828,96 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 228.192,53 TL işlemiş faiz tutarları toplamı 248.021,49 TL nın tamamından, yani diğer bir deyişle, davalı müteselsil kefiller de asıl borçlu gibi davacı firma takip talebi gibi sorumlu bulundukları, icra inkar tazminatının takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Toprakbank Bolu şubesi ile davalı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti. Ve davalı kefiller arasında 25.09.1997 tarihli 8.000,00.-TL (Eski:8.000.000.000,00.-TL) limitli, Genel Kredi sözleşmesi imzalandığı, daha sonra; 01.10.1997 tarihinde 500,00.-TL (Eski:500.000.000,00.-TL) limitli, 03.10.1997 tarihinde 15.000,00.-TL (Eski:15.000.000.000,00.-TL) limitli, 19.11.1997 tarihinde 1.500,00.-TL (Eski:1.500.000.000,00.-TL) limitli, 11.02.1998 tarihinde 10.000,00.-TL (Eski:10.000.000.000,00.-TL) limitli Ek Genel Kredi Sözleşmelerinin asıl borçlu ve davalı kefillerce imzalandığı, böylece toplamda 35.000,00.-TL limitli kredi sözleşmesinin davalılarca asıl borçlu ve müşterek/müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı anlaşılmıştır. Kredi borçlarının ödenmemesi üzerine alacaklı banka tarafından ... 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi ile kredi hesabının 04.08.1998 tarihi itibariyle kat edildiği bildirilerek, takip borçluları muhataplar davalı ... Ltd. Şti., dava dışı ..., davalı ..., dava dışı ... ve davalı ...'dan 30.06.1998 tarihli dönemde gönderilmiş bulunan hesap özetine o tarihten itibaren tahakkuk eden faiz, Gider Vergisi ve Diğer masraflar eklenerek yapılan hesap sonucu, kredinin kapatılış tarihi olan 04.08.1998 tarihi itibariyle borç tutarı 26.075,23 TL (Eski: 26.075.230.564.-TL.)'sine ulaştığı belirtilerek, 04.08.1998 tarihi itibariyle alacakları olan bu tutarın, 04.08.1998 tarihten itibaren işleyecek faiz, fon, gider vergileri ile birlikte 24 saat içinde bankaları veznelerine ödenmesi ihtar edilmiştir. Yine davacı banka, sözleşmenin ilgili maddelerine dayanarak ... 3. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi ile kredi hesabının 29.01.1999 tarihi itibariyle kat edildiği bildirilerek, takip borçluları muhataplar davalı ...Tic. Ltd. Şti., dava dışı ..., davalı ..., dava dışı ... ve davalı ...'dan 30.09.1998 tarihli dönemde gönderilmiş bulunan hesap özetine o tarihten itibaren tahakkuk eden faiz, Gider Vergisi ve Diğer masraflar eklenerek yapılan hesap sonucu, kredinin kapatılış tarihi olan 29.01.1999 tarihi itibariyle borç tutarı 19.828,96 TL (Eski: 19.828.962.815.-TL.)'sine ulaştığı belirtilerek, 29.01.1999 tarihi itibariyle alacakları olan bu tutarın, 29.01.1999 tarihten itibaren işleyecek faiz, fon, gider vergileri ile birlikte 24 saat içinde bankaları veznelerine ödenmesi ihtar edilmiştir. Kat ihtarnamelerinin 01.02.1999 tarihinde tebliğ edildiği ihtarnamelere düşülen şerhten anlaşılmaktadır. Bu nedenle, verilen 24 saatlik süre dikkate alındığında borçluların 03.01.1999 tarihi itibariyle temerrüt halinde olduklarının kabulü gerekir. Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri'nin "Müşterinin Borçları Tamamen Ödeninceye Kadar Yükümlülükleri Ve Temerrüt Faizi" başlıklı 44.2. Maddesi gereğince yetkili mercilerce veya bankaca Ödünç Para Verme Mevzuatına göre tespit edilmiş kısa, orta ve uzun vadeli en yüksek genel kredi Genel Kredi Faiz oranına 50 puan ilave edilmek suretiyle bulunacak faiz oranı üzerinden temerrüt faizi uygulanabileceğinin kararlaştırıldığı, davacı Birleşim ... A.Ş. nin 13.01.2012 tarih ve 434 Karar No. İle Almış olduğu yönetim kurul kararı ile Borçlar Kanunu'ndaki yeni düzenlemeler nazara alınarak, yenilenecek veya yeni açılacak takiplerde, açılacak itirazın iptali ve alacak davalarında Türk Parası için temerrüt tarihinden itbaren, mevzuatımıza göre belirlenen ticari işlere uygulanacak temerrüt faizinin iki katına kadar. hesaplanan oranların, temerrüt faizi oranı olarak esas alınmasına karar verildiği, buna göre yapılan hesaplamada borçluların 16.05.2013 icra takip tarihi itibariyle 19.828,96.-TL asıl alacak, 228.283,38.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 248.112,34.-TL borçlu oldukları tespit edilmiştir. Yapılan hesaplamada bir yanlışlık veya hata gözlenmediğinden mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınmıştır. Dava konusu asıl alacak miktarı (19.828,96.-TL) kefillerin sorumluluk limiti (35.000,00.-TL) içinde kaldığından ve kefaletin sonuçlarında da sorumlu oldukları anlaşılmakla; Davacının icra takibinde talep ettiği miktarın 19.828,96.-TL asıl alacak, 228.192,53.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 248.021,49.-TL olduğu, bilirkişi tarafından hesaplanan alacak miktarının ise 19.828,96.-TL asıl alacak, 228.283,38.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 248.112,34.-TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, alacak likit olduğundan talep gibi %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KABULÜNE, Davacının ... 2. İcra Dairesi’nin ... (Eski:...) sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin takip tarihindeki koşullarla aynen DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 27,50 oranında temerrüt faizi UYGULANMASINA, İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (248.021,49.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 49.604,29.-TL İcra inkar tazminatının DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 16.942,34-TL olup, peşin alınan 4.235,59-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.706,75-TL harcın DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 4.905,00-TL, bilirkişi ücreti 12.000,00-TL'den oluşan 16.905,00-TL yargılama gideri ile 615,40-TL başvuru harcı, 4.235,59-TL peşin harç toplamı 21.755,99-TL yargılama giderinin DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE, 5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/11/2026
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır