İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1311 E. 2026/44 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1311
Karar No
2026/44
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1311 KARAR NO : 2026/44

DAVA : ŞİRKETİN İHYASI DAVA TARİHİ : 28/06/2026 KARAR TARİHİ : 09/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı iddiası; müvekkilinin yargılama giderlerini karşılayacak maddi güce sahip olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunduğunu, davacının davalılar ... Üniversitesi Rektörlüğü ve ... Şirketi aleyhine .... İş Mahkemesi nezdinde toplu iş sözleşmesi alacaklarının tahsili için dava açtığını, söz konusu dava derdest iken davalı şirketin 10.09.2025 tarihinde tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edildiğini, bu durumun yargılamayı uzattığını ve alacağın enflasyon karşısında erimesine yol açtığını, derdest bir dava varken şirketin sicilden silinmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca ek tasfiye işlemlerini zorunlu kıldığını, şirketin son tasfiye memuru olan ...'in derdest davayı bilmesine rağmen tasfiyeyi usulsüz şekilde kapattığını, bu nedenle tasfiye memurunun görevini layıkıyla yapmadığını, şirketin genel bir ihya yerine sadece .... İş Mahkemesi nezdindeki 2025/... sayılı dosyanın görülmesi, sonuçlandırılması ve kararın infazı ile sınırlı olarak ihyasına karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-0 sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi'nin yeniden tescil edilmesini, ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere son tasfiye memuru ...'in yeniden tasfiye memuru olarak atanmasını, bu hususun ilgili kurumlara bildirilerek tescil ve ilan edilmesini, tasfiyeyi usulüne uygun yapmayarak davanın açılmasına sebebiyet veren davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... savunması; davacı tarafından ... isimli şirketin ihyasının talep edildiğini, ancak ihya kurumunun istisnai bir nitelik taşıdığını ve somut olayda gerekli şartların oluşmadığını, şirketin tasfiye işlemlerinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak tamamlandığını, tasfiye sürecine ilişkin ilan ve çağrıların usulüne uygun yapıldığını, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, davacının şirketin kapandığını ve iş akdinin bu nedenle sonlandığını bildiğini, tasfiye sürecine herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu nedenle davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkil şirketin tasfiye sürecine alınmasının 22.07.2014 tarihli ... Üniversitesi Mütevelli Heyeti olağan toplantı tutanağının 3 numaralı kararına dayandığını, şirketin borçlarının tasfiye sürecinde eksiksiz ödendiğini, tasfiye sonunda herhangi bir muaccel borcun kalmadığını, davacının iddialarının soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu, tasfiye sürecinin hukuka uygun yürütüldüğünü, davacının iş akdi fesih bildirimine rağmen süresinde itiraz etmeyerek süreci kabul ettiğini, ihya talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.04.2026 tarih, ... Karar sayılı kararı ile dava konusu şirketin ihyasına karar verildiğini, işbu davanın konusunun .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyası ile aynı olduğunu, davanın konusuz kaldığını, bu nedenle hüküm kurmaya yer olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece ihyaya karar verilmesi halinde davanın açılmasına müvekkilin sebebiyet vermediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 312. maddesi uyarınca müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir. Davalı ... savunması; Ticaret Sicili Müdürlüğü’nin Türk Ticaret Kanunu’nun 32. maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 34. maddesi uyarınca tescil taleplerini yasal yetki ve görev alanı içerisinde değerlendirdiğini, yargı mercii gibi hareket etme yetkisinin bulunmadığını, tescil edilecek hususların gerçeği yansıtması ve kamu düzenine aykırı olmaması şartıyla işlem tesis ettiğini, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun tasfiye memurlarına ait olduğunu, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, muaccel olmayan veya uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi veya teminat altına alınması gerektiğini, bu işlemler yapılmadan şirketin terkin edilmesinin tasfiye memurlarının sorumluluğunu doğurduğunu, müvekkil kurumun tasfiye memurlarının bildirimleri üzerine işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, tasfiye memurlarının kusurlarından dolayı müvekkil kurumun sorumlu tutulamayacağını, mahkemece ek tasfiyeye karar verilmesi durumunda Türk Ticaret Kanunu’nun 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, atanacak tasfiye memurunun Türk Ticaret Kanunu’nun 536. maddesinde düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, müvekkil kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumunda bulunduğunu, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve diğer yüksek mahkeme kararlarında da ticaret sicil müdürlüklerinin yasal hasım olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini ifade ederek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, ticaret sicilinden tasfiye sebebiyle terkin edilen şirketin, sicile yeniden tescili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, 10/09/2025 tarihinde ticaret sicilinden tasfiye sebebiyle terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı konularından ibarettir. TTK'nın 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Somut olayda davacı ile ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu dosyanın görülüp sonuçlandırılması için terkin edilmiş şirketin yeniden tescili zorunludur. Davacının açtığı dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği taktirde tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığından bahsedilemeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/1277 E.) TTK 547. maddesi kapsamında açılan davada ise zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Somut olayda, davacı tarafından .... İş Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyasında terkin edilen şirket aleyhine dava ikame edilmiş olduğu, .... İş Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyasında husumet yöneltilebilmesi için ihya davası açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu, davacının dosyada verilecek hükmün infazı için ihya talep etmekte menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK'nın 547. maddesi gereği ek tasfiye için ihya talep edebileceği anlaşılmakla ek tasfiye amacıyla şirketin ihyasına karar vermek gerekmiş, davalı sicilin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, ...nün ...-0 sicil nosunda kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... ŞİRKETİ'nin TTK'nın 547. maddesi uyarınca .... İş Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyasında yapılacak işlemler ve verilecek kararların infazı amacıyla İHYASINA (yeniden tesciline), TTK 547/2 maddesi uyarınca ...'in (TCKN:....80) tasfiye memuru olarak atanmasına, 2-Peşin harcın mahsubu ile başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı sicil müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 80,00 TL ile mahsup edilen harçlar toplamı 732,00 TL olmak üzere toplam 812,00 TL yargılama giderinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı sicil müdürlüğünün tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/09/2026 BAŞKAN ...

ÜYE ...

ÜYE ...

KATİP ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1311, K. 2026/44, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1311-e-2026-44-k-0852778a9dfe