İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1020 E. 2026/637 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1020
Karar No
2026/637
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1020 Esas KARAR NO : 2026/637

DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 28/01/2022 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Bankası'ndan kullandığı kredilerin teminatı olarak iş bu davaya konu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta 351 ada 23 Nolu parselde kain arsa vasıflı taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek kurulduğunu ve bu ipoteğin hala dava konusu gayrimenkulün tapu kaydında bulunduğunu, davacı müvekkilinin kredi taksit ödemelerini 2018 yılına kadar düzenli olarak yaptığını, ekonomik kriz ve yaygın Covid 19 pandemisi dolayısıyla taksitlerin ödemesinde gecikmeye düştüğünü ve ödemelerde zorlandığını, bunun üzerine müvekkilinin borçlarının muaccel olması durumunda, hakkında icra takibi başlatılacağı ve akabinde de ticari hayatının daha da kötüleşeceği inancı ile kredi yapılandırması için davalı bankaya müracaat ettiğini davalı bankanın müvekkiline iki alternatif sunduğunu, bunlardan birincisinin standart yol olan müvekkiline ihtarname çekilmek sureti ile temerrüde düşürülüp icra takip işlemlerinin başlatılacağı, ikinci alternatif olarak; iş bu davaya konu taşınmazın, kredi borçlarının tahsiline teminat olmak üzere müvekkili lehine sözde vefa hakkı tanınarak davalı bankaya devredilmesi yolunun gösterildiğini, müvekkilinin ticari hayatının devam edebilmesi için bankanın bu teklifini kabul etmek zorunda kaldığını ve iş bu davaya konu taşınmazı 28/12/2018 tarihinde davalı bankaya satış şeklinde gösterilerek devri ile beraber aynı gün devre esas olan vefa protokolünü imzalamak zorunda kaldığını, müvekkilinin kullanmış olduğu kredilerin neredeyse tamamının ... destekli krediler olduğunu, .... destekli kredilerin kurum tarafından asgari %90 oranında teminat altına alındığını, bu kapsamda davalı bankanın kredi risk oranının ... destekli kullandırılan krediler için %10 oranında olduğunu, bu teminatın üstünde teminat talep edilmesinin yasal hiçbir geçerliliği bulunmadığını, dava konusu taşınmazın, davalı tarafça satılmasına karar verilmiş olduğunu, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta 351 Ada 23 Parsel numarasında kayıtlı dava konusu gayrimenkulün üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacı ile tensiben ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi konulmasına, dava konusu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta 351 Ada 23 Parsel numarasında kayıtlı gayrimenkulün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline, vefa sözleşmesi gereğince davacı müvekkilinin ödeyeceği bedelin tespiti ile mahkemeye depo edilmesine müteakip dava konusu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta 351 Ada 23 Parsel numarasında kayıtlı gayrimenkulün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçsinde; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tespit edilmesi ve davacı tarafından eksik kalan harcın tamamlanması sonrası yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacının taraflar arası protokolün geçersizliğine dayanarak tapu iptal tescil talebinde bulunduğunu, ancak sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemediği gibi bu bedeli mahkeme veznesine depo dahi ettirmediğini, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, gabin iddiasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, davacının 11/09/2020 tarihinde müvekkili Bankaya ıslak imzalı yazılı olarak talepte bulunarak dava konusu taşınmazı devir almak istediğini belirttiğini, ancak devir için gerekli ödemeleri yapmadığını, davacının yazılı beyanı esas alındığı takdirde hak düşürücü sürenin 11.09.2020 tarihinde başlayıp 11.09.2021 tarihinde sona erdiğinin izahtan muaf olduğunu, davacının dilekçesinin ... destekli krediler için yazmış olduğu beyanları ile neyin anlatılmaya çalışıldığı net olarak anlaşılmamakla birlikte ... destekli kredilerin de borçlu tarafından ödenmesi gerekmekte olup kredilerin takip ve tahsilat yükümlülüğünün müvekkili bankanın sorumluluğunda olduğunu, taraflar arasında yapılan dava konusu sözleşmenin bir borç tasfiye sözleşmesi olduğunu ve borç tasfiye sözleşmesinin resmi şekil şartına bağlı olmadığını, borç tasfiyesi kapsamında tarafların anlaştıklarını ve davacının Bankaya olan borcuna mahsuben taşınmazın devri konusunda sözleşme düzenlediklerini, Tapu Müdürlüğünde de satış işleminin gerçekleştirildiğini, borç tasfiyesi sözleşmesi gereği davacıya geri alma için 18 aylık süre tanındığını, ancak davacının bu hakkını bu süre içerisinde kullanmadığını, buna ek olarak davacının bankaya protokol gereği kendisine tanın sürenin uzatılmasını 5 kez talep ettiğini, müvekili bankaca da bu taleplerin tamamının kabul edildiğini ancak davacının yine de ödeme yapmadığını, davacının ... 6. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numralı taahhütnamesi ile dava konusu taşınmazı en geç 30/06/2020 tarihine kadar hiçbir ihtar,ihbar, ve/veya yargı kararına gerek kalmaksızın tahliye edeceğine ilişkin taahhütte de bulunduğunu, dürüstlük kurallarına aykırı davranarak müvekkili bankayı zarara uğratmaya çalıştığını, anlaşmanın ... niteliğinde sayılarak yasak kapsamında değerlendirilebilmesi için, borç ilişkisinin kurulması esnasında teminat olarak kararlaştırılan rehnin mülkiyetinin borcun ödenmemesi halinde alacaklıya geçeceğine ilişkin anlaşılmış olması gerektiğini, rehin konusu borç doğduktan sonra rehinli taşınmazın üçüncü kişiye veya alacaklıya devri konusunda ise bir engel bulunmadığını, rehin konusunun borcun muaccel olmasından önce dahi malik tarafından rehin alacaklısına satılması mümkün olduğunu, davacının borçlarının ödenememesi sebebi ile davacı ve müvekkil Banka arasında davacının borçların teminatında bulunan taşınmazın Bankamıza satılması suretiyle borçlarının tasfiye edilmesi yönünde anlaşma yapıldığını, ipotek sözleşmesinde ipoteğe konu malın borcun ödenememesi halinde alacaklıya geçeceğine dair bir ibare bulunmadığını, ... yasağının ancak bu şekilde bir hüküm olması halinde mevzu bahis olabileceğini, taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline geçmesinin tümüyle taraflar arasında yapılan borç tasfiye sözleşmesi gereği yapılan tapuda devir işlemine dayandığını ve davacının iradi temlikine dayalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. sorumluluğunda olduğunu, taraflar arasında yapılan dava konusu sözleşmenin bir borç tasfiye sözleşmesi olduğunu ve borç tasfiye sözleşmesinin resmi şekil şartına bağlı olmadığını, borç tasfiyesi kapsamında tarafların anlaştıklarını ve davacının Bankaya olan borcuna mahsuben taşınmazın devri konusunda sözleşme düzenlediklerini, Tapu Müdürlüğünde de satış işleminin gerçekleştirildiğini, borç tasfiyesi sözleşmesi gereği davacıya geri alma için 18 aylık süre tanındığını, ancak davacının bu hakkını bu süre içerisinde kullanmadığını, buna ek olarak davacının bankaya protokol gereği kendisine tanın sürenin uzatılmasını 5 kez talep ettiğini, müvekili bankaca da bu taleplerin tamamının kabul edildiğini ancak davacının yine de ödeme yapmadığını, davacının ... 6. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numralı taahhütnamesi ile dava konusu taşınmazı en geç 30/06/2020 tarihine kadar hiçbir ihtar,ihbar, ve/veya yargı kararına gerek kalmaksızın tahliye edeceğine ilişkin taahhütte de bulunduğunu, dürüstlük kurallarına aykırı davranarak müvekkili bankayı zarara uğratmaya çalıştığını, anlaşmanın ... niteliğinde sayılarak yasak kapsamında değerlendirilebilmesi için, borç ilişkisinin kurulması esnasında teminat olarak kararlaştırılan rehnin mülkiyetinin borcun ödenmemesi halinde alacaklıya geçeceğine ilişkin anlaşılmış olması gerektiğini, rehin konusu borç doğduktan sonra rehinli taşınmazın üçüncü kişiye veya alacaklıya devri konusunda ise bir engel bulunmadığını, rehin konusunun borcun muaccel olmasından önce dahi malik tarafından rehin alacaklısına satılması mümkün olduğunu, davacının borçlarının ödenememesi sebebi ile davacı ve müvekkil Banka arasında davacının borçların teminatında bulunan taşınmazın Bankamıza satılması suretiyle borçlarının tasfiye edilmesi yönünde anlaşma yapıldığını, ipotek sözleşmesinde ipoteğe konu malın borcun ödenememesi halinde alacaklıya geçeceğine dair bir ibare bulunmadığını,... yasağının ancak bu şekilde bir hüküm olması halinde mevzu bahis olabileceğini, taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline geçmesinin tümüyle taraflar arasında yapılan borç tasfiye sözleşmesi gereği yapılan tapuda devir işlemine dayandığını ve davacının iradi temlikine dayalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. DELİLLER: Dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı celp edilmiş, incelenmesinde; taşınmazın 1.948,67 m² olduğu, arsa vasfında olduğu, 28/12/2018 tarihinde satış işlemi ile ...Bankası T.A.O adına tescil edildiği, üzerinde bankaya ait ipotek şerhinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının, davalı banka ile 28/12/2018 tarihinde yaptığı protokolün bir örneğini dosya içerisine sunduğu, protokolde borçlunun bankaya olan borçlarının teminatı olarak ipotek tesis edilen taşınmazın bankaya devri ile banka tarafından borçluya vefa hakkı tanınmasına ilişkin hükümler bulunduğu anlaşılmıştır. ... Tapu Müdürlüğünün 07.06.2023 tarih, E... sayılı yazısı ekinde gönderilen Resmi Senet suretinde yapılan incelemede; ... ili, ... İlçesi, ... (....)Mahallesi, 351 ada 23 parsel sayılı 1.948,67 m2 yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın tamamı ....ŞİRKETİ adına kayıtlı iken şirket adına vekâleten ...’ın hissenin tamamını ... tarih ve ... Yevmiye nolu işlem ile 4.250.000,00 TL bedelle... BANKASI T.A.O.’ye alacağına karşılık sattığı görülmüştür. Tapu kaydı ve Resmi senette yapılan incelemede taşınmazın tapu kaydı üzerinde; ... BANKASI T.A.O. lehine ... tarih ve ... yevmiye nolu 7.000.000,00 TL bedelli, 1. Dereceden yıllık %26 değişken faizli ipotek şerhi tesis edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının borcunu ödememesinden dolayı, maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilen ipotek sözleşmesi kapsamında davacı ile geri alım hakkına ilişkin protokol yapmak suretiyle davalıya devredilen taşınmazın tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas ... Karar sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği tarafların istinaf kanun yoluna başvurdukları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile "..Şu halde; mahkemece öncelikle itibar edilen bilirkişi raporu doğrultusunda eksik harcın ikmali için ihtarlı kesin süre verilerek harcın tamamlanıp tamamlanmaması durumu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kamu düzeni sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Hakimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesi'nin 30/06/2026 tarihli ve ... sayılı kararı ile ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/07/2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının tek ve çift olarak ayrılarak ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Mahkememiz arasında paylaştırılmasına karar verilmiş olmakla, ilgili HSK kararı gereğince 09/07/2026 tarihinde Mahkememiz ile ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında yapılan protokol gereği ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesin'nin çift dosyalarının Mahkememize devrine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. İstinaf ilamı sonrası dosyanın ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedildiği, birleşme sonrası dosyanın mahkememizin... Esas sırasına kayıt edildiği anlaşılmıştır. Kapatılan ... 6 . Asliye Ticaret Mahkemesince istinaf karar kaldırma ilamı sonrasında Bilirkişi raporunda belirtilen taşınmazın 01.02.2022 dava tarihindeki değerinin 26.577.500,00-TL olduğu , yatırılması gereken peşin harcın ‭453.877,26-TL olduğu, iş bu peşin harcın mevcut yatırılan 72.579,38-TL harçtan mahsubu ile eksik olan ‭381.297,88-TL eksik peşin harcın yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, 2 haftalık kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediği takdirde, 492 sayılı Harçlar Kanunu 16/son maddesi atfıyla 492 S.Y 30. Madde gereğince, davanın, harcın ödenmesi için belirlenen sürenin dolmasını müteakip işlemden kaldırılacağı, HMK 150. Maddesinde belirtilen 3 aylık süre içinde harç ikmal edilmediği takdirde nihayet davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından 09/06/2026 tarihinde ara karar gereği harcın ikmal edildiği görülmüştür. Dosyanın istinaf ilamında belirtilen eksikliğin giderilmesi ile tekemmül ettiği kanaatine varılmıştır. Eldeki davada davacı taraf, davalının müvekkilinin zor durumundan ve bilgisizliğinden yararlandığı ve taşınmazın mülkiyetini üzerine geçirdiğini, ödenmeyen kredi borcu ile taşınmaz değeri arasında açık nispetsizlik olduğunu, bu sebeple yapılan geri alım sözleşmesinin geçersiz olduğunu, ayrıca bu işlemin ... yasağına da aykırı olduğunu öne sürmüştür. Davalı ise anılan talebin davacıdan geldiğini, davaya konu sözleşmenin borcun vadesinin gelmesinden sonra yapılmakla ...yasağına girmediğini, taşınmazın rayiç bedellere göre değerinin belirlendiğini, protokol gereği davacı tarafın geri alım hakkını usulüne uygun olarak kullanmadığını, gabin iddiasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, davacının 11/09/2020 tarihinde müvekkili bankaya ıslak imzalı yazılı olarak talepte bulunarak dava konusu taşınmazı devir almak istediğini belirttiğini, ancak devir için gerekli ödemeleri yapmadığını, davacının yazılı beyanı esas alındığı takdirde hak düşürücü sürenin 11.09.2020 tarihinde başlayıp 11.09.2021 tarihinde sona erdiğini, davacının ... 6. Noterliği’nin... tarih ve ... yevmiye numralı taahhütnamesi ile dava konusu taşınmazı en geç 30/06/2020 tarihine kadar hiçbir ihtar,ihbar, ve/veya yargı kararına gerek kalmaksızın tahliye edeceğine ilişkin taahhütte de bulunduğunu ancak tahliye etmediğini ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki öncelikli sorun, davaya konu işlemin ... yasağı kapsamına girdiği iddiasıdır. Davacının yukarıda açıklandığı gibi sözleşme ile bağlı kalma iradesi göz önüne alınarak bu iddianın dürüstlük kuralına aykırı olması bir yana anılan yasağın borçlunun zor durumundan yararlanılarak borç ilişkisi kurulurken taşınmazın alacaklıya geçmesini önleme amacına matuf olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ise borcun vadesinin gelip icra aşamasına geçildikten sonra yapıldığı göz önüne alınarak bu ... yasağına girmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki bir diğer sorun, davacının zor durumundan faydalanılarak çok değerli bir taşınmazın az bir bedel ile banka tarafından alındığı iddiasıdır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nu 28. Maddesine göre, "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenleme uyarınca gabin iddiasının düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Somut olayda davacının 11/09/2020 tarihinde davalı bankaya ıslak imzalı yazılı olarak talepte bulunarak dava konusu taşınmazı devir almak istediğini belirttiği, ancak devir için gerekli ödemeleri yapmadığı gibi aradan bir yıllık süre geçtikten sonra 28/01/2022 tarihinde dava yoluyla gabin iddiasında bulunduğundan hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı kabul edilmiş ve bu sebeple davanın reddi gerekmiştir. Mahkememizce biran için hak düşürücü sürenin dolmamış olduğu kabul edilerek, davalı bankanın alacağı ve taşınmazın devir tarihindeki rayiç bedelinin tespiti için teknik bilirkişiler eliyle inceleme yapılmış ve hazırlanan 16/04/2024 tarihli heyet raporu dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınmıştır. Buna göre; dava konusu, ... ili, ... İlçesi, ... (...)Mahallesi, 351 ada 23 parsel sayılı 1.948,67 m² yüzölçümlü ARSA vasıflı taşınmazın 28.12.2018 devir tarihi itibariyle değerinin 7.800.000,00 TL olarak belirlendiği, protokol kapsamında ise taşınmazın davalı tarafa 4.250.000 TL bedel ile devir yapıldığı anlaşılmıştır. ... 6. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numralı taahhütnamesi uyarınca dava konusu taşınmazın 30/06/2020 yılına kadar kullanım hakkı verildiği ve kira bedeli istenmediği anlaşılmış ve dava tarihine kadar da bul kullanımın karşılıksız olarak devam ettiği anlaşılmıştır. İş bu deliller ışığında, dava konusu taşınmazın kullanım hakkının karşılıksız olarak davacıya bırakılması da göz önünde bulundurulduğunda davalının ana para ve faize sayılan taşınmaz değeri ile taşınmaz gerçek değeri arasında fahiş bir farkın bulunmadığı, bu sebeple davacının zor durumundan faydalanıldığı ve taşınmazın çok düşük bir bedel ile devralındığı iddiası yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler dikkate alındığında davacının davasında haksız olduğu görülmüş ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE; 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL red karar harcının peşin harçtan mahsubu ile fazlaca alınan toplam 453.145,26 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından sarf edilen 309,25 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 329.500,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, 7-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/09/2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1020, K. 2026/637, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1020-e-2026-637-k-01db8a494e7c