İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/981 E. 2026/410 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/981
- Karar No
- 2026/410
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/981 Esas KARAR NO : 2026/410
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (TC:...) ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... - (TC:...).... VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - ....
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/05/2026 KR.YZL. TARİHİ : 06/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan, .... E. sayılı kambiyo senetlerine özgü icra takibi kapsamında müvekkili ile davalı alacaklı arasında hiçbir ilişki söz konusu olmadığını, takip dayanağı senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için imzanın müvekkiline ait olduğu düşünülse dahi düzenleme tarihinde tarihinde müvekkilinin reşit olmaması nedeniyle takibe konu olan senedin iptali ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için işbu davayı açma gereği hasıl olduğunu beyanla, .... Esas sayılı icra dosyası nedeniyle davacı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava sürecinin sonuna kadar icra veznesine yatırılacak senet bedelinin davalıya ödenmemesi amacıyla teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının takip tutarının %20'si oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu senedin geçerli olup, davacı tarafın borçsuzluk iddiasının soyut olduğunu, imza bana ait değildir iddiasının tek başına sonuç doğurmayacağını, ispatının davacıya ait olduğunu, davacının reşit olmadığı iddiasının çelişkili eksik ve yetersiz olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığını, kötü niyet tazminat talebinin tamamen yersiz olduğunu, davanın reddi halinde davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekeceğini beyanla, davacının davasının tümüyle reddine, davacı tarafın teminatsız ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı tarafın müvekkili aleyhine ileri sürdüğü kötü niyet tazminatı talebinin reddine, yargılama sonucunda şartları oluştuğundan davacı aleyhine uygun görülecek tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER, KABUL VE DEĞERLENDİRME: Dava, icra takibi sonrası açılan menfi tespit davasıdır. Mahkememizce ....Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıtları, .... soruşturma numaralı dosyasının Uyap kayıtları, davacı asilin nüfus kayıt örneği getirtilerek dosya kapsamına alınmıştır. Dava açılmadan evvel arabulucuya müracaat edilmiş olup işbu dava şartı yerine getirilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf; Takibe konu 30.11.2022 tarihli ve 18.000 USD bedelli senede dayalı olarak başlatılan .... Esas sayılı dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının, senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığının ve senedin düzenleme tarihi itibariyle davacının reşit olmaması sebebiyle senetteki borçtan sorumlu olup olmadığının tespiti noktasında toplanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda; davacı, takip dayanağı olan senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ve düzenleme tarihinde reşit olmaması nedeniyle takibe konu olan senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmektedir. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanununun (TMK) “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edilebilmesi, borç (yükümlülük ) altına girilebilmesi, fiil ehliyetine bağlamıştır. TMK 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek, “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilir, Aynı yasanın 13. maddesinde ise “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Buna göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. TMK'nun 15.madde hükmüne göre "Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz." ve 16.maddeye göre de "Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler." Bu ilke 11.06.1941 tarihli 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir. 6102 sayılı TTK.nun (Borçlanma Ehliyeti) kenar başlığını taşıyan 670. madde hükmüne göre, "Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir" hükmü kabul edilmiştir. (.....) Takip ve davanın dayanağı olan bono 05/02/2017 tarihinde düzenlenmiştir. Davacı ise 07/06/1999 doğumlu olup, düzenleme tarihi itibari ile 18 yaşını doldurmadığı için reşit değildir. TMK 9,10,11,16 ve TTK 670.maddelerine göre ayırt etme gücüne sahip olmadığından, kambiyo senedi düzenleyerek borç altına girmesi de mümkün olmadığı, bu sebeple davacının takip ve dayanağı bono sebebiyle borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davacının .... Esas sayılı takip dosyasında ve bu dosyaya dayanak 01/02/2017 düzenleme tarihli 30/11/2022 ödeme tarihli 18.000 USD bedelli bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 58.553,59-TL olduğundan peşin alınan 14.638,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 43.915,19-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 4-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 134.576,17-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 15.457,90-TL harç toplamı ile 225,00-TL posta, tebligat ücreti olmak üzere toplam 15.682,9-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2026
Katip ... ✍ e-imzalı
Hakim ... ✍ e-imzalı