İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/942 E. 2026/613 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/942
Karar No
2026/613
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/942 Esas KARAR NO : 2026/613

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 24/12/2025 KARAR TARİHİ : 10/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın ... A. Ş. nezdinde ... poliçe numarası ile sigortalı bulunduğunu, karşı taraf aracı olan ... plakalı aracın ise .... Sigorta A. Ş. nezdinde ... poliçe numarası ve ... acente numarası ile sigortalı olduğunu, kazanın ... ili ... ilçesi ... üzerinde meydana geldiğini, ... plakalı aracın trafik akışını tehlikeye sokacak şekilde park edildiğini, dörtlü ikaz lambalarının yakılmadığını, uyarı reflektörü konulmadığını, görüşü kısıtlayan bir noktada duraklama yapıldığını, bu durumun Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne aykırı olduğunu, park halindeki aracın kazanın meydana gelmesinde asli ve ağır kusurlu olduğunu, düzenlenen kusur değerlendirmesinde %50-%50 oran verilmesinin hukuka ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, karşı taraf araç için %75-%25 kusur verilmesi gerekirken müvekkil aleyhine hatalı değerlendirme yapıldığını, bu hatalı tespit nedeniyle müvekkilin sigorta zararının tamamının karşılanmadığını, mağduriyet doğduğunu belirterek trafik kazasına ilişkin kusur oranının yeniden belirlenmesini, ... plakalı aracın asli kusurlu olduğunun tespitini, müvekkil araçta meydana gelen maddi zararın tamamının davalı ... A. Ş. ve ... Sigorta A. Ş. 'den müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı... Sigorta Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın hasar ihbarı sonrasında ... numaralı hasar dosyasının açıldığını, araçtaki maddi hasar ve değer kaybı tespiti için eksper görevlendirildiğini, maddi hasar ödemesi olarak davacıya 29.07.2025 tarihinde davacı yanın kasko sigorta şirketi ... Sigorta'ya 101.091,94 TL tutarında ödeme yapıldığını, bu sebeple müvekkil şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, haksız davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalı aracın kusur oranıyla sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte değer kaybı ve araç hasarına ilişkin zararın varlığı ile miktarının tespiti için uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacıya sigortalı aracın kaza öncesinde başka bir kazaya karışıp karışmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, değer kaybı talebinin aracın modeli, kilometresi, geçmiş kaza sayısı, komponent ve işçilik bedelleri dikkate alınarak teknik ve teorik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini, gerçek değer kaybının tespiti için dosyanın uzman bilirkişiye tevdi edilmesini talep ettiklerini, değer kaybı hesaplamasının km kullanılmışlık değeri, hasar büyüklüğü tablosu ve rayiç değer grubu gibi teknik veriler kullanılarak yapılması gerektiğini, aracın geçmiş hasar kaydının sorgulanması suretiyle değer kaybı oluşup oluşmadığının incelenmesi gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının teknik bir hesaplama gerektirdiğini belirterek davanın reddini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı... Ltd. Şti. tarafından ... plakalı aracın karıştığı kaza nedeniyle değer kaybı ve hasar tazminatı talebiyle dava açıldığını, müvekkil şirket nezdinde ... plakalı aracın 08/03/2024 ile 08/03/2025 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibarıyla araç başı teminat limitinin 300.000,00-TL ile sınırlı bulunduğunu, müvekkil şirket tarafından sigortalı araç sürücüsünün %50 kusuruna istinaden 29.12.2025 tarihinde 12.500,00-TL değer kaybı ve 21.08.2025 tarihinde 64.412,62-TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, bakiye teminat limitinin 223.087,38-TL olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zararın ekspertiz raporu ve faturalarla belirlenebilir olduğunu, 2918 sayılı KTK m. 97 uyarınca dava açılmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından özel dava şartı yokluğu bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil bir kusur bulunmadığını, ceza dosyalarından alınan raporların hukuk hakimi açısından bağlayıcı olmadığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınması gerektiğini, davacının gerçek zararının giderildiğini, KDV ödemesinin belgelenmediğini, hasar tazminatının KDV hariç ve iskontolu tutarlar üzerinden hesaplanması gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının ... Genel Şartları Ek-1 tablosuna göre yapılması gerektiğini, aracın geçmiş hasarlarının ve aynı bölgeden hasar almış olma durumunun dikkate alınması gerektiğini, aracın macun işlemi gördüğüne dair fotoğrafların dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkil şirketin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak işletilmesi gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan davalarda ticari faiz uygulanamayacağını belirterek davanın usulden reddini, aksi halde esastan reddini, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesini, değer kaybı talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olduğu, davalı sigorta şirketlerine yazılan müzekkerelere cevap verilmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 01.06.2026 tarihli dilekçede özetle; mahkemenin ara kararı gereği maddi zarar kalemlerinin açıklandığını, dava dilekçesinin HMK m. 107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak nitelendirildiğini, müvekkil şirkete ait... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında karşı tarafın tam kusurlu olduğunu, araçtaki fiziksel hasar onarım bedelinin kasko şirketi tarafından karşılandığı için bu davada talep edilmediğini, ancak 2024 model .... marka aracın ağır hasar alması ve tramer kaydı işlenmesi nedeniyle ikinci el piyasasında fahiş değer kaybı oluştuğunu, aracın ticari nitelikte olması ve 21 gün boyunca serviste kalması sebebiyle ticari faaliyetlerin aksadığını, bu süreçte ikame araç ihtiyacı doğduğunu, gerçek zarar miktarının bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, bu nedenle HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00-TL araç değer kaybı ve 1.000,00-TL araç mahrumiyet bedelinin talep edildiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, belirlenecek gerçek zarar miktarına göre talep artırım hakkının kullanacağını, 1.000,00 TL değer kaybı ve 1.000,00 TL mahrumiyet bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava 20.04.2025 Tarihli trafik kazası nedeniyle ... plaka sayılı araçta meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeline ilişkin tazminat davasıdır. Uyuşmazlık, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." ve geçici 12. maddesi ile de "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK) "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler gereğince 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. TTK'nun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Somut uyuşmazlıkta; dava 20.04.2025 Tarihli trafik kazası nedeniyle ... plaka sayılı araçta meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeline ilişkin tazminat davasıdır. TTK.Madde 5/A-(1) Uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlendiği ve fakat eldeki davada arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı tespit edildiğinden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.347,40 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 615,40 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine, 3-Davalılar davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ayrı ayrı davalılara verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/942, K. 2026/613, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-942-e-2026-613-k-b00c59e52f10