İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/898 E. 2025/1229 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/898
Karar No
2025/1229
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/898 Esas KARAR NO : 2025/1229

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 20/11/2025 KARAR TARİHİ : 25/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı yanın gerçekleştirmiş olduğu kaçak elektrik tüketimleri haksız eylemden kaynaklanan zarar niteliğindedir. Bu zarara ilişkin olarak müvekkil kurum tarafından davalılara karşı Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında fatura tahakkuk ettirilmiş ancak davalı tarafından bu zarar giderilmemiştir. Görüleceği üzere dava konusu alacak davalının haksız fiilinden kaynaklıdır. Haksız fiil nedeniyle açılacak davalarda genel mahkemeler yetkili olup davalı yan tacir sıfatını haiz olduğundan görevli mahkemeler Asliye Ticaret Mahkemeleridir.Müvekkil şirket görevlilerince 15.04.2025 tarihinde davalının adresinde yapılan kontrollerde EPTHY madde 42/1(a) bendi uyarınca ilgili kullanım yerinde sözleşmesiz bir şekilde kaçak elektrik kullanımı yapıldığı tespit edilmiş, ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmiş ve bu tutanağa istinaden 753.372,88 TL bedelli kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirilmiştir. Başlatılan icra takibi dava dışı borçlu şirket açısından kesinleşmiş davalı şahıs açısından itirazla durdurulmuştur. Davalı/borçlu adına evvelce düzenlenen bir kaçak elektrik tespit tutanağı daha bulunmaktadır. Bu nedenle kaçak tüketim bedeli hesaplanırken mükerrer kaçak elektrik kullanımı nedeniyle Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin "Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin faturalandırılması" başlıklı 46. maddesi gereğince ceza katsayısı 2,5 olarak alınmıştır. Davalı adına tanzim edilmiş birden fazla kaçak elektrik tespit tutanağı bulunması davalı yanın kaçak elektrik kullanımını alışkanlık haline getirdiğini, tüm tespit ve önlemlere rağmen kaçak elektrik kullanımı yapmaya devam ettiğini göstermektedir. Dava konusu alacağa ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile davalının fatura ve kaçak elektrik borcuna istinaden tutulan tutanaklar fazlaya ilişkin delil sunma haklarımız saklı kalmak kaydıyla dava dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Ayrıca kaçak tespit anı video kaydına alınmış olup video kaydı bilahare sunulacaktır. Fazlasının ve mükerrer tahakkuka esas tutanağın müvekkil Kurum ... Şirketi'nden celbini talep ederiz. Kaçak Elektrik Tutanakları, Düzenlendiği Tarih İtibariyle Maddi Olgulara İlişkin Tespitler İçermekte Olup, Aksi İspat Oluncaya Kadar Geçerlidir. Bu Nedenle İspat Yükü, Tutanağın Aksini İddia Eden Tarafa Aittir. Davalı, ilamsız takibe niteliğinden ötürü bir itiraz dilekçesi sunarak alacaklının alacağına kavuşmasını engellemekte ve bu sayede zaman kazanmaya çalışmaktadır. Davalı, icra takibine itirazıyla borcundan kurtulmaya çalışmakta, bu doğrultuda hukuki hakları kötüniyetli ve haksız yönde kullanmaktadır. Hal böyle iken haksız ve kötüniyetli itirazın hükümden düşürülmesi hukukun ve hakkaniyetin bir gereğidir. Dava dışı ... Şirketi (VKN: ...)'nin yöneticisi davalı ... basiretli şirket yöneticisi-müdürü ve limited şirket ortağı olarak davaya konu haksız fiil borcundan sorumludur. Basiretli şirket yöneticisinin şirketinde kaçak elektrik kullanıldığından haberinin olmadığını düşünmek hayatın olan akışına ve Ticaret Kanununda düzenlenen basiretli tacir olma yükümlülüğüne aykırıdır. Bu husustaki Yargıtay kararları son derece açık olup örneğin bir kararında; Müvekkilin alacağının temini bakımından; haricen edilen bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ederiz. Müvekkil, sayın mahkemenizce tespit edilecek miktardaki teminatı yatırmaya hazırdır. Tespit edilecek teminat miktarının mahkemeniz veznesine depo edilmesi veya kesin teminat mektubunun ibraz edilmesi halinde ihtiyati haciz talebimizin kabul edilmesini talep ediyoruz. Davalı taraf, kaçak elektrik kullanarak, müvekkil şirketin kamu hizmetinin ifasını ve alacağını tahsil etmesini engellemekte ve aynı zamanda kamu zararı oluşmasına neden olmaktadır. Kaçak elektrik tüketimi sayın mahkemenizinde takdir edeceği üzere sadece müvekkil şirket yönünden değil, elektrik faturalarını düzenli ödeyen bütün elektrik kullanıcılarının da mağduriyetine neden olmaktadır. Bu durumdan hem müvekkil şirket hem de diğer elektrik kullanıcıları zarar görürken, davacı taraf ticari faaliyetlerini kaçak elektrik tüketimi yaparak normal şartlar altında sürdürmeye ve maddi menfaat temin etmeye devam etmektedir. Bu durum müvekkil şirket, toplum ve davacı yan arasında kabulü mümkün olmayan bir eşitsizliğe, hak ihlaline ve kamu zararına sebebiyet vermektedir. Elektrik dağıtım şebekesi, ilgili bölgede yer alan abone sayısına göre tesis edilmektedir. Kaçak elektrik kullanımı ise şebekedeki yükü artırarak elektrik kesintilerine, gerilimin düşmesine ve elektrik kalitesinin düşmesine neden olmakta, bu durum ise diğer elektrik kullanıcıları için zarar oluşumuna sebep olmakla kalmayıp üstelik hayati tehlike dahi arz etmektedir. İhtiyati haciz sayın mahkemenizin de takdir edeceği üzere, bir alacağın tahsili için icra işlemlerine başlanmış ya da başlamadan önce borç için bir tür teminat oluşturulmak amacıyla kanunun alacaklıya takibin en başında, borçluya ait bir kısım mal varlıklarına icra hukuku anlamında el koyma imkanı sağlayan bir haktır. Bu hakkın alacaklıya sağlanabilmesi için gerekli şartlar borcun para borcu niteliğinde olması, vadesi gelmiş olması, rehinle temin edilmemiş olması ve mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığının ödenmiş olması yeterlidir. Somut olayımızın ihtiyati haciz şartlarını taşıdığının kabulü ile borçlunun mallarını kaçırma ihtimali, alacağımızın sürüncemede kalmaması ve açılan icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’ da ihtiyati haciz için aranan koşullar sağlanmış olup ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep etme zorunluluğumuz doğmuştur. Davaya konu icra dosyası üzerinden davalı/borçlunun hak ve alacaklarının ivedilikle ihtiyaten haczi talebimizin kabulüne, akabinde; Davanın kabulüne, ... 9. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına, Davalı yanın %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava kaçak elektrik kullanımından kaynaklı itirazın iptali isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ...E... K sayılı ilamında özetle; " ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...Davacının tacir olduğunda şüphe yok ise de cevabi yazılardan çekişmeli dönemde davalının vergi mükellefi olmadığının (ticareti terk ettiğinin) ve Ticaret Odasına kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki davalının mükellefi olduğu dönemde dahi işletme esasını göre defter tutup 2. Sınıf tüccar olduğu, ticari şirkete ortaklığın ise tek başına kişiye tacir sıfatı kazandırmayacağı, bu nedenle davalının tacir olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığı çözme görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne davalının tacir olup olmadığına dair müzekkere yazıldığı cevabi yazılar doğrultusunda davalının tacir ya da mükellef kaydının bulunmadığına dair cevap verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının vergi mükellefiyetinin bulunmadığı ve gerçek kişi tacir kaydının da bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalıların tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/12/2025

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/898, K. 2025/1229, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-898-e-2025-1229-k-162a5a259ba1