İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1014 E. 2025/1109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1014
- Karar No
- 2025/1109
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1014 Esas KARAR NO : 2025/1109 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/11/2025 KARAR TARİHİ : 11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'in davalı ...’dan, --------- plakalı -------- marka --------- model aracı 635.000 TL bedel karşılığında 12/08/2025 tarihinde ikinci el olarak satın aldığını, aracın müvekkili adına 12/08/2025 tarihinde --------- Noterliğinin --------- yevmiye numaralı taraflar huzurunda düzenlenen araç satış sözleşmesi vesilesiyle tescil edildiğini, araç satışı gerçekleştikten sonra müvekkilinin abisi ---------- aracı davalı taraftan teslim aldığını ve müvekkilin ikametgah adresi olan ------- getirdiğini, müvekkili ...'in tacir sıfatı bulunmakla birlikte aracı ticari iş sebebi ile satın aldığını, müvekkilinin palet taşıma işi için ilanda görmüş olduğu -------- plakalı aracın isteklerine uygun olduğunu görüp davalı taraf ile iletişime geçtiğini, ticari iş için alınan aracın ilanda kapasitesi 10 palet taşıyabilecek nitelikte olduğunun yazıldığını, ancak müvekkili aracı aldıktan sonra aracın en fazla 8 palet aldığını fark ettiğini, davalı tarafın, müvekkili yanılttığı ve ticari işinin bozulmasına da sebep olduğunu, davalı taraftan almış olduğu aracı -------- kendi ekspertiz ustası olduğundan --------- ekspertize götürmediğini, aracı aldıktan 2 gün sonra müvekkilinin, ekspertize gittiğinde araçta birtakım eksiklikler ve motorunda arıza olduğunu gördüğünü, müvekkilinin, ikinci el aracı kendisine satan davalı tarafı aradığında ''Benim problemim değil, sizden kaynaklı bir sorun meydana gelmiştir. Sorumluluğu kabul etmiyorum, aracımda problem yoktu, herhangi bir ödeme yapmam aracı geri alamam.'' şeklinde beyanlarda bulunduğunu, davalı tarafla yapmış olduğu görüşmelerden sonuç alamayınca aracı tamir etmek için sanayiye götürdüğünü, aracı muayene etmekle ve varsa mevcut ayıplarını tespit ile yükümlü olsa da araçta yer alan ayıplar gizli ayıp niteliğinde olup satım anında tespit edilemeyen bu hususlara dair satıcının bilgilendirme yükümlülüğü bulunduğunu, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının satıcı yüzünden almış olduğu aracını 2 gün sonra tamir işlemine tabi tuttuğu ve maddi kayba uğradığını, bu nedenlerle davamızın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından hesaplandığında artırılmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin ikinci el aracın satın alındığı tarihinden itibaren işleyecek ticari-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 12,8.2025 tarihinde aracını satın almak üzere --------- adresine geldiklerini, aracı almak icin gediklerinde arac ile ilgili tüm değayları anlatarak gösterdiğini, kasanın 10 palet olduğunu, kasa iç ölçülerini verdiğini, aracın satışını yaptıktan sonra temirciye götürüp motoru göstermesini istediğini, kendisinin eski otobüs şöfürü olduğunu, motordan çok iyi anladığını, aracı çalıştırarak motoru detaylı bir şekilde kendilerine gösterdiğini, aracı beğendiklerini, ufak tefek eksiklikleri olduğunu, bu eksiklerin kasanın yan lambasının bir tenesinin yanmadığını ve vites telinin değişmesi gerektiğini aslında vites telinde sorun olmadığı ve vites kolunun yağlanması gerektiğini söylediğini, fakat bu kişiler işlemleri kendileri yaptığını, telefonda kendisine bildirdiklerini, aslında arızası olmadığını kendilerinin yağlama yapıp düzeltiklerini söylediklerini, sorunları 15 gün sonra kendisini arayarak motorda bir arıza çıktığını, tamircide olduklarını, masrafın yarısını kendisinin yarısının da kendileri tarafından karşılanmasını istediklerini, daha sonra bir ay boyunca kendisini aramadıklarını, motordan kaynaklanan sorunun kullanıcı hatası olduğunu, araça hararet yaptırdıklarını, susuz kaldığı icin, aracın hararet saatini kontrol etmeyip o şekilde kullanmaya devam ettıklerini, 12 yaşında olan aracı ben aracın yağına suyuna, burda baktırmıyorsunuz sizin tanıdığınız ustaya götürün yaptırın dediğini, kesilen yedek parca motorla ilgili değişen parcaların ve motor işçiliğinin tarihlerini satış tarihine yakın tuttuklarını, burada gerceği yansıtmadığını, 28.08.2025 tarihinde kendilerini aradıklarını, kesilen fatura tarihinin 18.08b2025 olarak gözüktüğünü, daha sonra 1,5 ay kadar sonra tekrar aradıklarını, kasanın 8 palet olduğunu, 10 palet olmadığı gibi suçlamalarda bulunduklarını, hakaret ve küfürler ettiklerini, 10 palet olduğunu kanıtlamak adına ilanı dilekçe ekine eklediğini, ölçülerinin orada yazdığını, kullanılan paletlerin ölçülerini de eklediğini, aracı 2013 yılından beri kullandığını, bu aracı kendisinden başka kimsenin kullanmadığını, hasta olduğundan dolayı yaptığı işi bırakmak zorunda kaldığını, aracının muayenesini yeni yaptırdığını, muayeneye kalmadan geçtiğini, sattığı kişilerin bu araç ile --------- aktif olarak çalıştıklarını, sattığı aracında hiç bir sorun olmadığını, haksız yere bu davayı açtığını, davayı kabul etmediğini, reddini talep ettiğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yapılan tüm yargılama giderlerininde karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve --------- sayılı -------- yayımlanan, -------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. --------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davacının 12/08/2025 tarihinde Karayolu ile Şehirler Arası Yük Taşımacığılı faaliyetine başladığı, mükellefiyet kaydının devam ettiği, ikinci sınıf tacir olarak işletme esasına göre defter tuttuğu, genç girişimci kazanç istisnasına haiz olduğununun belirtildiği, faaliyetleri itibariyle esnaf sınırında kaldığı, taraflar arasında araç satış sözleşmesi imzalandığı, ayıp sebebiyle satış bedelinin iadesi veya araca yapılan masrafların bedelinin talep edildiği, konusu itibariyle mutlak ticari dava olmadığı, tarafların ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli --------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025