İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/879 E. 2026/155 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/879
Karar No
2026/155
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/879 Esas KARAR NO : 2026/155

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2025 KARAR TARİHİ : 10/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar hakkında, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılarak davalıdan ticari satımdan kaynaklanan faturaların ödenmeyen bakiye alacak bedellerinin tahsili talebinde bulunulduğunu, davalılar ise 08.08.2025 tarihli borca itiraz dilekçesi ile borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz ettiğini ve itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının itirazları usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Aynı kişilerin kurduğu, aynı adreste faaliyet gösteren, aynı ortak/temsilcilerin yönettiği, şirket yetkilisi aynı olan aralarında bir bütün halinde süreklilik arz eden organik bağ olan ticaret şirketleri olduğunu, davacı şirket ile davalı taraf arasındaki ticari alım satım ve ödeme ilişkisi olarak ... Şirketi davacı şirketten 04.06.2024 tarihinde toplam 169.224,00-TL tutarında iplik sattığını, ... Şirketine 12.06.2024 tarihinde toplam 37.554,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketine 26.06.2024 tarihinde toplam 270.039,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketine 27.06.2024 tarihinde toplam 132.594,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketine 02.07.2024 tarihinde toplam 23.034,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketine 26.06.2024 tarihinde toplam 270.039,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketine 19.07.2024 tarihinde toplam 3.762,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketine 19.08.2024 tarihinde toplam 440.187,00-TL tutarında triko parçaları sattığını, ... Şirketi de 19.08.2024 tarihinde almış olduğu 440.187,00-TL tutarındaki triko parçalarını geri iade ettiğini, davalılara toplam 466.983,00-TL tutarında triko parçaları sattığını , davalı taraf da toplam 169.224,00-TL tutarında iplik sattığını, taraflar arasında yapılan işbu ticaret sonucu davalı tarafın davacıya 297.759,00-TL bakiye borcu kaldığını, Davalı ... şirketi vekil eden şirkete 31.01.2025 tarihinde 50.000,00-TL, 21.02.2025 tarihinde 30.000,00- TL, 09.04.2025 tarihinde de 96.190,00-TL ödeme yaparak toplam 176.190,00-TL ödeme yaptığını, davalının bakiye borcundan yapılan bu ödemeler düşüldüğünde 121.569,00-TL bakiye borcu bulunmaktadır. Davalı ile bu bedelin ödenmesi için görüşme yapılmışsa da ekonomik şartlar gerekçe gösterilerek bir sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davalı aleyhine, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden bakiye fatura alacağı ile faizi olmak üzere 181.744,49-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu olmasına rağmen borca itiraz ederek takip durdurduğunu bu nedenlerle itirazın iptali ile davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin adresinin Avcılar/İSTANBUL olduğunu, Avcılar yargı çevresi itibarıyla Küçükçekmece adli yargı alanına dahil olduğunu, HMK m.6 uyarınca genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu . Bu sebeple yetkili mahkeme Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, icra dosyasının çekmece İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası olduğunu, borca itirazlarının baki olduğunu, davacının alacak iddiasını doğuran mal teslimi usulüne uygun şekilde ispatlanmadığını, davacı; çeşitli fatura numaraları sıraladığını, “irsaliye ve kantar fişleri”, “nakliye faturaları” ibaresiyle teslimi ispatladığını ileri sürdüğünü, ki kantar fişi ve nakliye faturası faturası üçüncü kişiye ait belgeler olup teslim ve kabule ilişkin şirket kaşesi/imzasını içermediğini; tek başına muhataba teslimin ve kabullerin delili sayılamayacağını teslim alan kişi kaşeli-imzalı sevk irsaliyeleri sunulmadığını, faturanın tek başına borç ikrarı olmadığını, malın teslim edildiğinin davacı tarafça usulüne uygun ispat edilmesi gerektiğini, takip öncesi faiz istenemeyeceğini , diğer davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-İlgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak taraflara ait BA BS formları celp edilmiştir. 3- Bilirkişi tarafından 20/01/2026 tarihinde mahkememize sunulan raporda "Usul yönünden: Davacı şirketin e-defter mükellefi olduğu; 2024 yılına ait GİB onaylı e- defter beratlarının süresinde alındığı ve HMK m.222 kapsamında ticari defterlerin delil niteliğinin takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketler yönünden de e-defter kullanıcısı oldukları, 2024 yılı beratlarının süresinde alındığı ve açılış/kapanış işlemlerinin yasal süreler içerisinde tamamlandığı tespit edilmiştir. Alacak Yönünden: ... A.Ş. (cari hesap): Davacı kayıtlarına göre 2024 yılında KDV dâhil 443.949 TL satış faturası düzenlendiği, 2025 yılında toplam 176.190 TL ödeme alındığı ve takip tarihi ile dava tarihi itibarıyla 267.759 TL borç bakiyesi bulunduğu tespit edilmiştir. ... A.Ş. (cari hesap): Davacı kayıtlarında ... yönünden 2024 yıl sonu itibarıyla 146.190 TL alacak bakiyesi (davalı lehine) oluştuğu; bu bakiyenin takip tarihi 05.08.2025 ve dava tarihi itibarıyla değişmediği anlaşılmıştır. Davalı ... kayıtlarında da 320 hesap hareketlerinde yapılan virman/düzeltme kayıtlarına rağmen bakiyenin 146.190 TL olarak sabit kaldığı görülmüştür. BA/BS ve sicil/bağ tespiti: 2024 yılı BA/BS formlarında belge sayıları ve KDV hariç tutarların karşılıklı bildirimler itibarıyla uyumlu olduğu; ayrıca vergi sicil kayıtlarından iki şirketin aynı bina adresinde faaliyet gösterdiği ve ...'in ... üzerinde kanuni temsil yetkisine sahip tüzel kişi konumunda bulunduğu tespit edilmiştir. Netleştirme (mahsuben değerlendirme): Davacı kayıtlarına göre ... yönünden 267.759 TL borç, ... yönünden 146.190 TL alacak (davalı lehine) bakiye bulunduğundan, bu iki bakiyenin mahsubu/netleştirilmesi halinde 121.569 TL net tutar ortaya çıkmaktadır. Davalı şirket kayıtlarının da davacı kayıtlarıyla tutar itibarıyla örtüştüğü görülmüştür. Mahsupinetleştirme koşullarının oluşup oluşmadığı hususi hukuki takdir kapsamında Sayın Mahkemenize aittir aiz yönünden: TBK m.117 uyarınca temerrüt ihtarına rastlanmadığı hususu raporda belirtilmiş olup, Sayın Mahkemenin davacı lehine hüküm vermesi ihtimali dikkate alınarak 121.569 TL üzerinden 19.08.2024-05.08.2025 dönemi için toplam 59.891,88 TL hesaplandığı tespit edilmiştir. "şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalılar ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalılar tarafından borcun ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiği belirtilerek itirazın iptali talep edilmiştir. Davalılar ise sundukları cevap dilekçesinde; ... A.Ş. Yönünden Küçükçekmece Mahkemelerinin yetkili olduğunu, temerrüdün söz konusu olmadığını, davacının alacağını ispatlaması gerektiğini, ... San. Ve Tic. A.Ş. Yönünden ise pasif husumet yokluğunun bulunduğunu, takibe konu faturaların tarafı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönünden Yapılan Değerlendirme: Davaya konu alacağın fatura alacağı olduğu, davacının 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesi gereğince kendi yerleşim yerinde takip ve dava açabileceği bu suretle davalının yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ve davalıların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacının ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 ve 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu; davacı tarafından davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye toplam 443.949,00-TL toplam bedelli 2 fatura kesildiği, söz konusu faturaların hem davacı hem davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından davacıya 3 parça halinde toplam 176.190,00-TL davacıya ödeme yapıldığı, davacının ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin defter ve kayıtlarının uyumlu olduğu, hem davacının hem davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin takip tarihi itibariyle davacıya 267.759,00-TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle her iki tarafın defterlerine göre de davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 267.759,00-TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği ve davalı tarafından kendi ticari defter ve kayıtlarına işlenerek kısmi ödeme yapıldığı bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde; takibe konu faturaların davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve ticari defterine kaydedilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği, ayrıca davalı .... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından davacının kestiği takibe konu faturaların ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının uyumlu olduğu bu suretle davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, buna karşılık davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından borcun tamamen ödendiğinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafından takip talebinde 181.744,49-TL talep edildiği anlaşılmakla davacının davasının davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönünden kısmen kabulü ile 181.744,49-TL asıl alacak yönünden davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından TTK 1530. Maddesine göre faiz talep edildiği ancak TTK 1530. Maddesindeki şartların gerçekleştiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı bu sebeple TTK 1530. Maddesi kapsamında işleyecek faiz oranı talep edilemeyeceği anlaşılmıştır. Ancak davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı talep edebileceği anlaşılmakla bu yönden de davalının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 36.348,89-TL tazminatın davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. Yönünden Yapılan Değerlendirme: Davacının ve davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından davacıya 169.224,00-TL fatura kesilerek mal satıldığı, davacı tarafından davalıya 4 ayrı fatura kesildiği ve toplam bedelinin 463.221,00-TL olduğu, bu miktarın 440.187,00-TL'si yönünden davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin iade faturası düzenlediği ve hem davacının hem davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye 146.190,00-TL borçlu olarak göründüğü taraf kayıtlarının uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olup, davacı tarafından işbu davaya konu edilen davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde takibe konu 2 ayrı faturada davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin alıcı taraf olmadığı takibe konu faturaların davacı tarafından diğer davalı aleyhine kesildiği, takibe konu faturaların hem davacı hem davalı tarafından davalı borcu olarak davalı kayıtlarına kayıt edilmediği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 4721 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun'un tüzel kişilere ilişkin hükümleri gözetildiğinde her tüzel kişiliğin kendine has ayrı hak ve borç ehliyeti bulunmakta olup tüzel kişilerin yetkili veya pay sahiplerinin aynı olması borç ve alacaklarının ortak olması ve birbirinden mahsubunu ya da diğerinden talep ve tahsil edilebilmesine yol açmaz. Bu durum ancak çeşitli durumların varlığı halinde tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi neticesinde talep edilebilecek olup, davacının dava dilekçesinde bu yönde bir iddia ve delilinin olmadığı, davalılar arasında muvazaa veya hileli işlemlere yönelik bir iddia ve ispat ya da delilin olmaması karşısında davacının davalı ... San. ve Tic. A.Ş. Yönünden bu davalıya fatura kesmemiş olduğu ve takibe konu edilen faturaların ... San. ve Tic. A.Ş. Aleyhine kesilmemiş olması ile davacı ve davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin defterlerine göre davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin davacıya borçlu olmadığı gözetildiğinde davalı ... San. ve Tic. A.Ş. Yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Buna göre; davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 181.744,49-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalı ... San ve Tic. A.Ş.'nin itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 36.348,89-TL tazminatın davalı ... San ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. yönünden davanın REDDİNE, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 12.414,96-TL harçtan peşin alınan 2.195,03-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 10.219,93-TL harcın davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 2.195,03-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.810,43-TL harcın davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'den tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 6-Davacı tarafça yapılan 10.075,00-TL yargılama giderinin davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'den alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 8-Davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'den alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'ne verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/879, K. 2026/155, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-879-e-2026-155-k-53ad6d317a43