İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/876 E. 2025/1067 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/876
- Karar No
- 2025/1067
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/876 Esas KARAR NO : 2025/1067
DAVA : Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 28/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... proje alanı olarak düşünülen taşınmaz için davalı taraf ile anlaşmış olduğunu, anlaşma neticesinde davalı tarafa satış öncesi kapora verildiğini ancak satış öncesi kurum ve kuruluşlardan yapılan araştırma neticesinde ... alanı olarak uygun olmadığı şeklinde bilgi alınmasından dolayı satıştan vazgeçildiği ve davacı tarafın verilen kaporanın iadesini talep ettiği bu hususta icra takibi başlatıltığı ve davalı tarafın yapılan takibe itirazda bulunduğu bu nedenle yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın icra takibine konu edilen alacak kapsamında davacının, davalıya borçlu olup olmadığı ve davacının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1 maddesinde yer alan "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklindeki ifade nedeniyle ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre 4/1 maddesinde nispi ticari davalar tanımlanmış, 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a),(b),(c),(d),(e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da açılan davanın maddede 6. bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise, TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. TTK'nın 11-15 maddeleri yollamalarıyla ve 5362 No'lu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesi yollamasıyla VUK 177 ve 178. maddeleri ve Bakanlar Kurulu'nca her yıl yayınlanan 1. sınıf defter tutma hadleri nazara alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda; davanın mutlak ticari davalardan olmadığı dikkate alındığında nispi ticari dava olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yazışmalar yapıldığı, davalının İTO kaydının bulunmadığı, vergi beyannamesi kapsamında esnaf sınırını aşacak boyutta bir kayda rastlanılmadığının anlaşılması nedeniyle tacir olmadığı tespit olunmuştur. Bu bilgiler ışığında iki tarafın tacir olmadığı değerlendirilmekle davanın nispi ticari davalardan da olmadığı değerlendirilmiş olup görevli mahkemenin genel görevli asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, -Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, -Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine 2-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 3-Artan gider avansının talep halinde görevli olduğu dosyaya aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin taraflardan her birine tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen anlatıldı. 28/11/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır