İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/843 E. 2026/86 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/843
- Karar No
- 2026/86
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/843 Esas KARAR NO : 2026/86
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2025 KARAR TARİHİ : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Taraflar arasında davacının şahsına yönelik herhangi bir borç veya ticari ilişki bulunmadığını, Davalı ile geçmişte yaşanan tüm işlemler, davacının sahibi olduğu şirketleri üzerinden yürütüldüğünü, Davalı, 2021 yılında, davacının sahibi olduğu “... Ltd. Şti.” isimli şirketten bir araç satın almış, araç üzerinde ek modifikasyon işlemleri yapılmasını talep ettiğini, Şirket, davalının talebi doğrultusunda gerekli modifikasyonları gerçekleştirmiş ve davalıya 02/07/2021 tarihli, 110.000,00 TL bedelli faturayı düzenlemiş ve fakat davalı söz konusu fatura borcunu ödemediğini, Ödeme yapılmadığı için, davalı aleyhine ... 19. ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, Ancak davalının İran uyruklu olması, Türkiye’de sabit bir ikametgâhının bulunmaması ve tebligat yapılabilecek adresinin olmaması nedeniyle tebligat işlemleri gerçekleştirilemediğini, Davalı, söz konusu borcu ödeyememesi nedeniyle aracın, davacının diğer şirketi ... Ltd. Şti. tarafından satın alınmasını talep ettiğini, Bunun üzerine araç satışı noter huzurunda ... 12.Noterliği'nin...tarih ve ... yevmiye numarasıyla gerçekleştirildiğini, Önemle vurgulanmalıdır ki, bu ticari ilişkilerin hiçbiri davacının şahsı ile doğrudan gerçekleştirilmemiş, tüm işlemler yalnızca davacının şirketleri üzerinden yürütüldüğünü, Taraflar arasındaki tek fiili bağ, işbu şirketler aracılığıyla yapılan işlemlerden ibaret olduğunu, şahsi düzeyde herhangi bir borç veya ticari işlem mevcut olmadığını, Buna rağmen, davalı söz konusu olaylardan yaklaşık 3,5 yıl sonra, yukarıda belirtilen icra takip dosyası ile davacının şahsına aitmiş gibi sahte olarak düzenlenmiş bonoyu icra takibine konu etmiş, davacı ise bu senetten ilk kez icra takibi tebligatı ile haberdar olduğunu, Bu hususlar, davalının sahte ve kötü niyetli bir şekilde, davacının şahsını muhatap göstererek icra takibi başlattığını açıkça ortaya koyduğunu, Davacının ... 35. İcra Müdürlüğü ... E. takip dosyasına konu 25.000 USD bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, Mahkemece belirlenecek olan teminat mukabilinde ve icra dosya borcunun da ödenmesi ile ödenecek paranın, alacaklıya ödenmesinin engellenmesine, Davalının kötü niyetli ve sahte evrak ile icra takibi başlatmış olması nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dosyada taraf teşkili henüz sağlanmamıştır. DELİLLER / Davacı vekilinin belirttiği, ... 35. İcra Müdürlüğü ... E. Dosyası, ... 19. ... İcra Müdürlüğü ....E. Dosyası, ... 10. İcra Hukuk Mahkemesi ...E. Dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ....Soruşturma numaralı dosyası, Arabuluculuk Son Tutanağı, 02.07.2021 tarihli noter satış sözleşmesi, 22.06.2022 tarihli noter satış sözleşmesi, Davalı Adına Düzenlenmiş Olan 02/07/2021 tarihli ve 110.000 TL bedelli fatura, Davacının noter tasdikli imza örnekleri delil olarak değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ...ul 35.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya borcuna konu 25.000 Dolar Bedelli senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali ve davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE / Dava, Menfi Tespit talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosya borcuna konu 25.000 Dolar Bedelli senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali ve davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlgili vergi dairelerinden gelen müzekkere cevabına göre davacının esnaf işletmesine göre defter tuttuğu, davalının ise potansiyel vergi yükümlüsü olduğu, yukarıda detaylıca izah edildiği üzere 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesi gereğince nisbi ticari davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanması gerektiği somut olayda bu durumun bulunmadığı, davacının esnaf işletmesi olması sebebiyle davayı bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 5/3. maddesine göre de, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar sayılı ilamı) HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Yargıtay HGK'nun ... esas... karar sayılı içtihadı ile HMK'nın 30. mddesindeki usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartının tensiben değerlendirilmesi ve usulden red kararı verilmesi mümkün ve gereklidir. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, -Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*