İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/792 E. 2025/848 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/792
- Karar No
- 2025/848
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/792 Esas KARAR NO:2025/848
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/11/2025 KARAR TARİHİ:07/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... şirketi 27.07.2007 tarihinde kurucu ortaklar; ... ve ... tarafından kurulmuştur. Akabinde ortaklardan ...'ın FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğunun ve terörü finanse ettiğinin anlaşılması üzerine 17.10.2017 tarihli genel kurul ile kendisinin müdürlük görevine son verildiğini, ortaklardan ... FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olması nedeniyle .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/.... - 2019/.... Sayılı ilamı 6 yıl 3 ay hapis cezası almış ve .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasında terörün finansmanı suçlamasından yargılamasının devam ettiğini, bunun üzerine ortaklar arasında yaşanan anlaşmazlık ve terör örgütü üyeliğinden ceza alan ...'ın müvekkilden intikam alabilmek saikiyle açmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun sorumluluk davaları .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasında birleştirildiğini, işbu dosya kapsamında görülmekte olan davalara ilişkin alınan bilirkişi raporlarında ise müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiğini,.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasında 27.09.2023 tarihinde ... yönetim kayyımı olarak atandığını, ancak kayyım ... 19.11.2024 tarihinde dosyadan istifa etmiştir. ...'nin istifası üzerine 21.11.2024 tarihli duruşmada davalı ... yönetim kayyımı olarak atandığını, Yönetim kayyımı ... ise 22.11.2024 tarihinde göreve başlamış ve 04.12.2024 tarihinde imza sirküleri çıktığını, ancak davalı ..., 04.12.2024 tarihinde yönetim kayyımı olarak atandıktan sonra ... ile birlikte hareket etmek suretiyle 17.12.2024 tarihinde ... şirketinin 8 yılı aşkın süredir avukatlık görevini yürüten ... Avukatlık Ortaklığı'nı haksız bir şekilde azlettiğini, kayyım ... tarafından şirket avukatlarının haksız bir şekilde azledilmesi neticesinde ... şirketi zarar uğramış olup işbu sorumluluk davasını ikame etme zorunluluğunun doğduğunu, şöyle ki; kayyım ..., 04.12.2024 tarihinde imza sirkülerini çıkararak göreve başladıktan sonra .... Noterliği'nin 17.12.2024 tarih ... yevmiye numaralı azilnamesi ile ... şirketinin avukatları olan ... Avukatlık Ortaklığı'nı azlettiğini, yönetim kayyımı ...'in ... şirketi avukatlığını yapmakta olan ... Avukatlık Ortaklığı'nı haksız bir şekilde azletmesinin üzerine ... Avukatlık Ortaklığı tarafından haksız azil nedeniyle muaccel olan dava vekalet ücretleri ve icra vekalet ücretleri için .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/.... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ... Avukatlık Ortaklığı tarafından ... şirketi adına yürütülmekte olan 100'ün üzerinde davada, 17.12.2024 azil tarihi itibariyle kayyım ... hiçbir dosyaya taraf olarak eklenmemiş, hiçbir dosyayı incelememiş, hiçbir dosyanın örneğini almadığını ancak kendisi hiçbir dosyayı incelemeksizin sırf şirketin diğer ortağı ...'ın talebi doğrultusunda şirket avukatlarını haksız bir şekilde azlettiğini, şirketin avukatlarının azledilmesi neticesinde ... şirketi göreve başlayalı 15 gün dahi olmayan kayyım ... tarafından yapılan haksız azil nedeniyle 4.000.000,00 TL'nin üzerinde zarara uğradığını, kayyım ... tarafından gönderilen azilnamede menfaat çatışmasının arkasına sığınılmaya çalışılsa da; ... şirketinin diğer ortağı ... uzun süredir yargılamaların devam ettiği tüm Mahkemelerden menfaat çatışması bulunduğundan bahisle şirket vekillerinin azledilmesine ilişkin talepte bulunduğunu ancak bu talebinin hiçbir Mahkemede kabul edilmediğini, uzun yıllardır devam eden dosyalarda ve özellikle kayyımı atayan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasında menfaat çatışması bulunduğuna ilişkin bir karar verilmemesine rağmen .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... şirketine kayyım olarak atanan kayyım ... 15 günden kısa bir sürede menfaat çatışmasının arkasına sığınarak avukatları haksız bir şekilde azlettiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasının 19.07.2024 tarihli ara kararında; "Davacı ...'ın çeşitli dilekçelerindeki asıl ve birleşen davalar ile ilgili olmayan ve başka davaların veya taleplerin konusu olabilecek konularda karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yeni dava açma veya suç duyurusunda bulunmasının kendi takdirinde olduğu" şeklinde karar verildiğini, yine 20.09.2024 tarihinde vermiş olduğu ara kararda; "... şirketi adına dava açmak, halen derdest olan dosyalarda ... şirketi adına müdahalede bulunmak ve bu davaları ... şirketi adına takip etmek, ... şirketi avukatlarını azletme hususunda yetki verilmesi konusunda Mahkememizce bir karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yeni dava açma veya davalara müdahalede bulunmasının kendi takdirinde olduğuna,"şeklinde karar vermiş olup menfaat çatışması nedeniyle şirket avukatlarının azli hususunu değerlendirmeye gerek dahi duymayarak karar verilmesine yer olmadığına hükmettiğini, buna rağmen kayyımı atayan Mahkemenin menfaat çatışması tespit etmediği açıkça ortada iken yönetim kayyımı ...'in atandıktan hemen sonra şirket vekillerini haksız bir şekilde azletmesi sonucu ... şirketi zarara uğradığını, kayyım ... tamamen ... ile birlikte hareket etmek suretiyle, ...'ın beyanları üzerine taraflar arasında devam eden hiçbir dosyayı incelemeksizin şirket avukatlarını haksız bir şekilde azletmiş ve ... şirketini zarara uğrattığını, kayyımı atayan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin menfaat çatışması bulunmadığına karar verdiği ve şirket vekillerinin azli ile ilgili önceki kayyıma bir talepte bulunmadığı dikkate alındığında ; kayyım ...'in hiçbir dosyayı incelemeksizin, sunulan dilekçeleri okumaksızın ve sunulan beyanların ... şirketi lehine mi aleyhine mi olduğunu değerlendirmeksizin ve haklı azil şartları oluşmaksızın menfaat çatışması gerekçesinin arkasına sığınmaya çalışarak şirket vekillerini haksız bir şekilde azletmesi neticesinde ... şirketi zarara uğradığını, hiçbir şekilde menfaat çatışması bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ...'ın tüm dosyalarda menfaat çatışmasından bahisle vekillerin azledilmesi talebinde bulunması üzerine ... Ortaklığı devam eden tüm davaların davacısı ... olmasına rağmen ve ... şirketi davanın tarafı olmamasına rağmen tüm dosyalardan çekildiğini, şirket avukatlarının azledilmesinin haksız ve hatalı olduğu, azledilen ... Avukatlık Ortaklığı'nın yönetim kayyımına göndermiş olduğu .... Noterliği'nin 26.12.2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde detaylıca izah edildiğini, işbu ihtarnamede özetle; kayyım ...'in hiçbir dosyayı incelemeksizin, sunulan dilekçeleri okumaksızın ve sunulan beyanların ... şirketi lehine mi aleyhine mi olduğunu değerlendirmeksizin, dava dosyalarını dahi teslim almaksızın, dosyalara UYAP kaydı dahi yaptırmadan menfaat çatışması nedeniyle yapmış olduğu azlin haksız bir azil olduğu ve muaccel hale gelen vekalet ücretlerinin talep edilebileceği detaylıca izah edildiğini, ... Avukatlık Ortaklığı tarafından kayyım ...'e gönderilen 26.12.2024 tarihli ihtarnamede KDV, stopaj ve faizler hariç 2.384.054,45 TL dava avukatlık ücreti, 631.301,91 TL icra avukatlık ücreti ve 678.958,58 TL masraf olmak üzere minimum 3.694.314,94 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 işgünü içerisinde ödenmesini talep ettiğini, yönetim kayyımı tarafından yapılan haksız azil neticesinde ... şirketi minimum 3.694.314,94 TL zarara uğratıldığını, buna ilişkin ... şirketi aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/.... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, netice itibari ile kayyımı atayan Mahkeme tarafından menfaat çatışması bulunmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen 8 seneyi aşkın süredir devam eden ve taraflar arasında 20'yi aşkın dava bulunan, ... Avukatlık Ortaklığı'nın ... şirketinin 100'ün üzerinde davasını takip ettiği yüzlerce klasörden oluşan yargılamalarda kayyım ...'in 13 gün içerisinde şirket vekillerini azletmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Kayyım ...'in, şirketin diğer ortağı ... ile birlikte hareket etmek suretiyle yapmış olduğu haksız azil neticesinde ... şirketi zarara uğradığını, bu nedenle işbu sorumluluk davasını ikame etme zorunluğunun doğduğunu belirterek haklı davalarının kabulüne, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak ikame edilen dava ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin zararın doğduğu 17.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, tazminat (kamu vesayeti/bilirkişi sorumluluğundan kaynaklanan) davasıdır. Davacı vekili eldeki davada 6102 sayılı TTK’nın 553. maddesindeki “kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının” şirkete verdikleri zararlardan sorumluluğu düzenleyen maddesine atıfla eldeki davayı açmıştır. Ne var ki eldeki davanın usulen dinlenilme imkânı yoktur. Zira; Anılan kanun maddesi, tahdidi olarak sadece “kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının” sorumluluğu halinde tazminat davası açılmasını düzenleyen bir müessesedir. Davalı ise bu kimselerden biri değildir. Yani ne kurucu üyedir, ne şirket yönetim kurulu üyesidir, ne şirketin iradi olarak atanmış yöneticisidir (imzaya yetkili genel müdür, genel müdür yardımcısı vs), ne de tasfiye memurudur. Davalı .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E sayılı dosyasında 21.11.2024 tarihli ara karar ile bilirkişi listesinden atanmış bir “yönetim kayyımıdır.” Bilindiği üzere Tük Ticaret Kanunu’nda “yönetim kayyımı” diye bir müessese düzenlenmemiştir. Bu müessese ticari şirketler açısından menfaat çatışması, yönetim boşluğu gibi durumlarda 4721 sayılı TMK’nın 427. maddesinde yer alan “yönetim kayyımı” müessesi olup, mahkemeler anılan minvalde tedbirler gerektiğinde bu müesseseye göre şirketlere yönetim kayyımı atamaktadırlar. Bu müessese Türk Medeni Kanunu’nda vesayet bölümü altında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 466 ila 468. maddelerinde vesayet hakkındaki kuralların kayyım hakkında da uygulanacağını ve kayyımın sorumluluğu düzenlenmiştir. TMK 468. maddesinde vesayet organlarının verdiği zararlardan Devletin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bununla beraber davalı, şirket ortağı, yöneticisi ya da şirketten maaş olan bir idareci değildir; yani kendisini yönetim kayyımı olarak atayan mahkeme; bir ortağı, bir yönetim kurulu üyesini ya da evvelinde şirkette yöneticilik yapan birisini yönetim kayyımı olarak atamamıştır. Davalıyı bilirkişi listesinden yönetim kayyımı olarak atamıştır. O halde davalıyı yönetim kayyımı yapan asıl sıfat ve gerekçe, davalının bilirkişi olmasıdır. O halde davacının iddia ettiği gibi, davalı yönetim kayyımı olarak şirketi zarara soktuysa, bu durumda bilirkişilik sıfatının gerektirdiği dikkat ve özeni göstermediği ve sorumluluğunun bilirkişilik görevinden kaynaklandığı tartışması yapılması gerekecektir. Bu kabil bir sorumluluk da, bilirkişilerin hukuki sorumluluğunu düzenleyen 6100 sayılı HMK’nın 285. maddesinde yer almaktadır. Buna göre bilirkişilerin verdiği zararlardan Devlet sorumludur ve ancak Devlete karşı açılacak davalarda bu hususlar tartışılabilir. Zira Anayasanın 129/5. maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” amir hükmü yer almaktadır. O halde, bilirkişi listesinden atanan ve mahsus mevzuatına göre kamu görevi ifa etmekte olan bilirkişi yönetim kayyımı, TMK 427, 466, 468 maddeleri ile HMK’nın 285. maddeleri birlikte değerlendirildiğinden bir kamu vesayet görevi görmektedir ve kamu vesayetine dair davalar anılan mevzuat çerçevesinde doğrudan kamu görevlisine karşı değil, Devlet aleyhine açılabilir. Bu husus HMK 114/2. maddesi bağlamında özel dava şartı olup, 115. maddeye göre dava şartları davanın her aşamasında (dilekçe verildiği anda, dilekçeler teatisi aşamasında, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarında) resen nazara alınması gerektiğinden, ayrıca hem davacının hem de davalının dava şartı olmayan bir davada ilerleme kaydedilerek vekalet ücreti ve fazladan yargılama masrafına düçar edilmesi HMK 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisine aykırı düşeceğinden, dava dilekçesi tebliğ edilmeden, davanın henüz açılış aşamasında dahi davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 238,48-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... Üye .... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır