İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/781 E. 2025/827 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/781
Karar No
2025/827
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/781 KARAR NO : 2025/827

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 03/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "A)Davalının Yetki İtirazına İlişkin Açıklamalar Davalı icra takibine yaptığı itirazda, yetki yönünden de itirazda bulunmuştur. İtirazı kapsamında Davalı yetkili icra dairesinin kendi yerleşim yeri olan ---- İcra Daireleri olduğunu iddia etmektedir. İİK md. 50 “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” HMK md. 5 “Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir.” ve TBK md. 89 “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde … ifa edilir.” hükümleri incelendiğinde açıkça görülmektedir ki, kanun koyucu tarafından sözleşmeden kaynaklı para alacaklarına ilişkin özel yetki kuralı getirilmiştir. Huzurdaki dosyanın konusunu da para alacağı oluşturması sebebiyle özel yetki kuralı işbu dosya kapsamında geçerlidir. Dolayısıyla Davalı tarafından belirtilmiş olan icra dairesi hem doğru olmayıp hem de yetkili bir daire değildir. Bu sebeple gerek mevzuat gerekse yerleşik içtihatlar uyarınca usulüne uygun bir yetki itirazı yapılmadığı açıktır. Bu kapsamda işbu davanın konusunu oluşturan icra takibi kapsamında ----- İcra Dairesinin yetkisi herhangi bir şüpheye mahal vermemektedir. • Yargıtay ---- HD.,------ T. 30.3.2023 “(…) İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; HMK'nın 17/2. maddesine uygun olarak taraflar arasında kararlaştırılan yetkili icra dairesinin ... olmasına rağmen, borçlu tarafından bildirilen ... İcra Dairesinin yetkili icra dairesi olmaması nedeniyle yetkili yerin doğru gösterilmediğinden bahisle yetki itirazının reddedildiği (…) Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; borçlu tarafından yapılan yetki itirazında yetkili icra dairesinin doğru gösterilmemesi sebebiyle İlk Derece Mahkemesinin yetki itirazının reddi kararının yerinde olduğu (…) Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA” • Yargıtay ------. HD------ 25.10.2022 “(…) ancak yetkili icra dairesini göstermemiştir. HMK'nın 19/2. maddesi gereğince yetki itirazında bulunan tarafın yetkili icra dairesini doğru olarak göstermesi gerekir. Aksi halde bu itiraz dikkate alınmaz. (…). Hal böyle olunca, mahkemece; HMK’nın 19/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun usulüne uygun olarak icra dairesinin yetkisine itirazda bulunulmadığı gözetilerek (…)” B) Müvekkil’in Hukuki Niteliği ve Faaliyet Konusu Müvekkil, 6493 s. Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun (-----. ) kapsamında kurulmuştur. Faaliyetine ilişkin iznini ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 26.07.2018 tarih ve - sayılı kararı ile almıştır. Alınan bu izin ise 1 Ağustos 2018 günü -- sayılı ---- Gazete ile ilan edilmiştir. Alınan faaliyet izinleri kapsamında Müvekkil ödeme kuruluşu olarak hizmet vermektedir. Bu faaliyeti kapsamında Müvekkil, bireysel ve kurumsal ticari müşterilerine (Davalı gibi e-ticaret işi ilgilenen firmalar) ödeme altyapısı ve satış sonrası destek hizmeti sunarak sanal POS ile e-ticaret firmalarına, kolay ve güvenli ödeme hizmeti ve ödeme yönetim platformu sunmaktadır. Müvekkil’i tercih eden e-ticaret firmaları internet ortamında Müvekkil’in sağladığı teknolojik altyapı sayesinde işyerlerine tek bir sistem üzerinden birden çok bankanın sanal POS hizmetini kullanabilmekte ve ticari faaliyetlerini arttırabilmektedir. Bu kolaylık sayesinde Davalı gibi elektronik ortamda satış yapan kişilerin müşterileri (“son kullanıcı”) ödemelerini yapabilmekte, gerçek / tüzel kişiler ise yapılan ödemeleri görüntüleyip iptal veya iadelerini gerçekleştirebilmektedir. Verilen bu hizmet kapsamında son kullanıcılara Müvekkilce hiçbir şekilde ürün satışı veya hizmet tedariği gerçekleşmemekte olup yalnızca son kullanıcıların kredi/banka kartlarıyla gerçekleştirdikleri ödemelerde ilgili e-ticaret firmasına sanal POS hizmeti sağlamak suretiyle ödemenin tamamlanmasına aracılık etmektedir. Farklı bir ifade ile Müvekkil satıma konu malın kargolanması, iadeye alınması, tedariğinin sağlanması, son kullanıcılara hizmet sunulması gibi bir işlem yapmamaktadır. Sadece son kullanıcı tarafından ödenen malın bedelinin son kullanıcının bankasından kendisine aktarılmasına aracılık etmekte, vermiş olduğu hizmet kapsamındaki komisyon ücretinin alınan ödemeden düşülmesinden sonra e-ticaret firmasına kalan kısmı aktarmaktadır. Dolayısıyla gerek e-ticaret firması gerekse de son kullanıcı arasındaki mal veya hizmete ilişkin bir sorumluluğu bulunmamakta olup aşağıda açıklanan sebeplerle ilgili taraflar arasında doğan uyuşmazlıklarda herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Olay Örgüsü Davalı e-ticaret alanında hizmet vermekte olup, Müvekkil ile elektronik olarak 30.11.2023 tarihinde akdetmiş olduğu Kurumsal Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi’nde (“Sanal POS Sözleşmesi”) belirtmiş olduğu ---- alan adlı internet sitesinde elektronik satış yaparak faaliyet göstermektedir (EK-1). Akdedilen sözleşme ile Davalı, Müvekkil’in sunduğu ödeme hizmetlerinden faydalanmaya başlamıştır. Davalı, Müvekkil tarafından sunulan ödeme hizmetlerini elektronik satışlarında kullandığı süreçte Davalıdan ürün ve/veya hizmet satın alan bazı son kullanıcılar uluslararası kredi kartı kuruluşları ve Bankalararası Kart Merkez (BKM) kuralları kapsamında bankalarına harcama itirazlarında (Charcback-ters itiraz talebi) bulunmuştur. Gelen bu harcama itirazları “Service - Not Received” olarak, daha farklı bir şekilde ifade edilmesi gerekirse hizmetin alınamaması olarak, sistemlere kaydedilmiştir. Bir diğer değişle harcama itirazında bulunan son kullanıcı Davalıdan ürün ve/veya hizmeti satın alma talebinde bulunmuş, hizmet/mal bedelini ödemiş ancak ilgili hizmet/malı teslim alamadığını belirtmiştir. Bu da Davalının alınamayan hizmet/mal için 44.796,00-TL tutarında haksız kazanç elde ettiği anlamına gelmektedir (EK-2). Son kullanıcıların bankalarından gelen harcama itirazları sonrasında Müvekkil tarafından Davalıya gerekli bildirim Davalının erişebileceği yönetim platformu üzerinden yapılmıştır. İlgili bildirim kapsamında yapılan harcama itirazına konu olay hakkında itiraz hakkı olduğu, itiraza konu iddiasını destekleyecek belge ve bilgilerin yönetim platformuna aktarabileceği ve bu belgelerin son kullanıcının bankasına doğrudan aktarılıp ilgili bankaca itirazın sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir. Her ne kadar ilgili bildirim Davalıya yapılmışsa da Davalı gerekli bilgi ve belgeleri temin etmemiştir. Bu nedenle Davalının Sanal POS Sözleşmesi’nde kayıtlı mail adresine uluslararası kart kuruluşları kurallarına göre geçerli bir bilgi ve/veya belge temin edilemediğinden itiraz edilen satış işlemleri kadar meblağın Müvekkil aleyhine son kullanıcının bankası tarafından borç kaydedildiği ve bu paranın Davalı tarafından ödenmesi gerektiğine ilişkin 23.08.2022 tarihli mail iletilmiştir (EK-3). İlgili harcama itirazına konu sekiz adet borç tutarları Müvekkil tarafından son kullanıcıların hesabına POS ödemesi aracılığı ile aşağıda detayları açıklanan ödeme bilgileri kapsamında ödenmiştir (EK-4). Müvekkil’in ticari merkezinde yapılacak olan mali inceleme ile işbu durum rahatlıkla ispat edilebilecektir. ----- Fiş/Dekont numarası ile 10.06.2022 tarihinde 5.599,50-TL, ---- Fiş/Dekont numarası ile 06.04.2022 tarihinde 5.599,50-TL, ---- - Fiş/Dekont numarası ile 09.04.2022 tarihinde 5.599,50-TL, ----- Bankası’ndan ------- onay kodu ile 28.02.2022 tarihinde 5.599,50-TL (İlgili dekontun -----Bankası’ndan celbini talep ederiz) ----- ---- provizyon kodu ile 28.02.2022 tarihinde 5.599,50-TL (İlgili dekontun ------ celbini talep ederiz) ------referans numarası ile 16.04.2022 tarihinde 5.599,50-TL ------ referans numarası ile 16.04.2022 tarihinde 5.599,50-TL ------ referans numarası ile 09.04.2022 tarihinde 5.599,50-TLolmak üzere toplam 44.796,00-TL. Olayın Hukuki Nitelendirilmesi Yukarıda da açıklandığı üzere Davalı son kullanıcılardan parasını almış olmasına rağmen mal / hizmet tedarik işlemini gerçekleştirmeyerek haksız kazanç elde etmiştir. Hizmet mal/tedariği yerine getirilmediği gibi birtakım harcama itirazlarına konu satış işlemleri kapsamında da 3D Secure özelliği de Davalı tarafından kullanılmamıştır. Elde edilen bu haksız kazanç gerek taraflar arasında akdedilen Sanal POS Sözleşmesi gerekse de TBK uyarınca kabul görmemektedir. Bu konu hakkında güncel tarihli yargı kararlarında şu hükme varılmıştır: ----- Asliye Ticaret Mahkemesi, 26.03.2024 tarihli ve ------sayılı kararı “(…)Uluslararası Kart Kuruluşları Kuralları Gereğince anılan bankalar tarafından kendilerine iletilen chargeback (harcama) itirazı kapsamında davalı'nın (satıcının) satış işlemlerini belgelemesi; fatura, kargo belgesi ve sipariş ekran görüntüsü gibi belgeleri ibraz etmesinin talep edilmiş olduğunu, ne var ki davalı tarafından yeterli bir bilgi/belge sunulamaması ve ödeme işlemlerinin 3D Secure Güvenlik Sistemi kullanılmadan gerçekleşmiş olması ve itiraz edilen ödeme işlemlerine ilişkin "yeterli belge sunulamaması" ve/veya "hiçbir belge sunulmaması" nedeniyle savunmanın yeterli görülmemiş olduğunu, akabinde itiraz edilen satış işlemlerinin toplam tutarı olan 5.304,18-TL'nın müvekkili şirket aleyhine sistem ortağı bankalar tarafından borç kaydedilmiş olduğunu, davalının müşterilerinden olan dava dışı kart hamillerinin iade/chargeback taleplerinden dolayı ... -- tarafından toplam 2.427,71-TL, --- -. tarafından toplam 2.600,42-TL, ------ tarafından toplam 276,05-TL'nın kart hamillerine iade edilmek üzere müvekkili şirketten tahsil edilmiş olduğunu (…) taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ihtarname, davacının ticari defter ve kayıtları ile dayanılan diğer deliller ve tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacı ile davalı arasında Sanal POS Kullanım Sözleşmesi ve eklerinin imzalandığı, imzalanan sözleşme kapsamında, davalı işyerine sanal POS hizmeti sağlandığı, üye işyerinin satışlarının bir kısmının POS cihazı aracılığı ile Kredi Kartı ve Banka Kartları ile gerçekleştirilmeye başlandığı, ancak, üye İşyerinden kredi kartı ibrazı ile alış yapan kredi kartı hamillerinin bir kısım sebeplerle kredi kartlarından çekilen bedellerin iadesini talep ettiği (charge back talebinde bulundukları) bu bedellerin, detaylı bilgi ve belgelere istinaden, davacı tarafından kart hamillerinin kart hesaplarına iade edildiği, sözleşme kapsamında, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının icra takibine yaptığı itirazın yerinde olmadığı kanaati oluştuğundan (…)” Bu duruma ek olarak Müvekkil, bir banka olmadığı için son kullanıcı tarafından yapılan para transferlerin aslında yetkili hamil tarafından yapılıp yapılmadığını görememektedir. Son kullanıcıya verilen kredi/banka kartı ve bu karta istinaden işlem yapma yetkisi Müvekkil tarafından değil ilgili kişinin bankası vermekte olup BDDK ve diğer sair kanunlar uyarınca banka/kredi kartının güvenliğinden de ilgili banka sorumludur. Yargıtay ------. Hukuk Dairesi, 22.10.2020 tarihli ve ------ sayılı kararı “(…) bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumunda olup bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. (…) Aynı Yasa'nın 33. maddesinde kart çıkaran kuruluşların ilgili düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü oldukları öngörülmüştür.” Buna karşın Müvekkil, Davalı gibi müşterilerine bankalarca getirilen güvenlik sistemi olan 3D Secure Güvenlik Hizmetini de ayrıca sunmaktadır. 3D Secure Güvenlik sistemi internetten yapılan kredi ve banka kartı işlemleri için ek bir güvenlik katmanı olarak tasarlanmış XML tabanlı bir protokoldür. Bir diğer değişle 3D Güvenlik Sistemi sanal (online, e-ticaret) ödemeler için bir kimlik doğrulama adımı ekler. Bu doğrulama adımı “(…)3D Secure uygulaması ile satın alma işlemi yapılırken kart hamilinin bankaya kayıtlı cep telefonu numarasına kısa mesajla bir onay kodu gelmekte, bu onay kodunun girilmesiyle ancak işleme devam edilebilmektedir” (-----) olarak uygulamada kendini göstermektedir. 3D Güvenlik Sistemi ile ödeme yapılmaması durumunda işlem yapılan kartın kimliği olmadan kullanılabileceği anlamına gelmekte olup bu durumda kart bilgileri çalınması ve dolandırıcılığa maruz kalma riski artmaktadır. Müvekkil her ne kadar bu güvenlik sistemini sunuyor olsa da bu zorunlu bir güvenlik katmanı olmayıp Davalı gibi müşterilerinin takdirine bırakılmıştır. Bu durum Sanal POS Sözleşmesi md.4.4/f “Müşteri'nin, iyzico tarafından kendisine sunulan ödeme hizmeti kapsamında gerçekleşecek ödeme işlemleri yönünden 3D Secure) kullanımı tercihi, aksi iyzico tarafından kararlaştırılmadıkça, tamamen Müşteri'nin takdirindedir. Müşteri, işbu takdiri yetkisini; Yönetim Arayüzü üzerinden 3D Secure sisteminin kullanılmasına ilişkin özelliği aktif ya da inaktif hale getirilmesi suretiyle kullanabilecektir. Ancak Müşteri, işbu takdir yetkisinin kullanımı ya da kullanımı sonucunda doğacak tüm sonuçlardan münhasıran kendisinin sorumlu olduğunu ve işbu taleplerden ---- ari tutacağını, takdir yetkisi olan işbu husus yönünden ---- karşı talep veya husumet yöneltmeyeceğini ve kendi takdiri ile 3D Secure sisteminin kullanılmaması yönünden --- herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde ifade edilmiştir. İlgili madde açıkça Davalının yapacağı ticari işlerde 3D Secure Güvenlik Sistemini kullanabileceğini ve dilediği zaman bu sistemi kapatabileceğini söylemektedir. Somut olayda kapsamında da Sayın Mahkemeniz tarafından da yapılacak incelemede Davalı tarafından 3D Secure Güvenlik Sistemi’nin uyuşmazlık konusu harcama itirazlarının bir kısmında aktif edildiği bir kısmında ise aktif edilmemiş olduğu tespit edilebilecektir. ----Asliye Ticaret Mahkemesi, ------T. 1.10.2021 “(…) harcama itirazına konu ödeme işlemlerine ilişkin olarak davalı şirket tarafından gerekli belgeler iletilmediği ve ilgili işlemler 3D-Secure şifresi ile tamamlanmayan harcama itirazları olduğu için harcama itirazına konu tutarların ilgili bankalar tarafından davacı şirketin hesabından tahsil edilerek tüketicilere iade edildiği, bu çerçevede davalı şirket ile bu şirkete ait internet sitesi üzerinden işlem gerçekleştiren kimseler arasındaki sözleşmenin tarafı olmayan davacı şirketin ödemenin tamamlanması üzerine taraflar arasındaki sözleşme gereği davalı şirkete aktardığı ödeme tutarlarını tüketiciye iade ettiğinden davalı şirketin müvekkil şirkete borcu doğduğu, yine taraflar arasında düzenlenen sözleşme incelendiğinde; Kredi Kartlarıyla Yapılan Ödemelere İlişkin Özel Şartlar ve Koşullar başlıklı 6. Madde uyarınca (…). Böyle bir durumda ... bankanın kendisinden aldığı ilgili tutarı şirketten tahsil edecektir. ..., müşterinin kötü niyetli iade ve chargeback taleplerine karşı şirket ile işbirliği yapmayı, şirketin sunacağı bilgi ve belgeleri öncelikle incelemeyi ve bu yönde şirkete kolaylık göstermeyi taahhüt eder." şeklindeki düzenleme de dikkate alındığında davalının söz konusu geri ödemelerden sorumlu olduğu (…)”• Yargıtay ----- Hukuk Dairesi, 06.06.2017 tarihli ve ------- sayılı kararı “(…) kredi kartı hamillerinin şikayeti üzerine itirazlarının incelendiği, davalı şirketin temlik eden banka tarafından istenmesine rağmen kart hamillerinin itirazlarına yönelik bir belge sunmadığı, yapılan charge back işlemleri sonucunda kart hamillerinin itirazının haklı bulunduğu, itiraza ilişkin işlem tutarlarının...tarafından kredi hamillerine iade edildiğinin anlaşıldığı, yapılan icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. (…) davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA”• ----- Asliye Ticaret Mahkemesi,------ 28.10.2020 “Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında imzalanan sanal pos kullanım sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından e-ticaret alanında faaliyette bulunan davalıya internet üzerinden satışa arz ettiği ürün ve hizmetlerin bedellerini tahsil etmesi için platform hizmeti sunulduğu (…) taraflar arasındaki sözleşmenin 7.2. maddesinde; davalının sözleşme kapsamındaki herhangi bir taahhüt veya yükümlülüğüne aykırı davranması, yasaları veya üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmesi nedeniyle davacının zarara uğraması halinde ilgili bedellerin davalıya rücu edileceğinin kabul edildiği, dava ve takip konusu bedellerin davacı tarafından davalıya aktarıldıktan sonra kart hamillerinin itirazları üzerine ilgili bankalara da iade edildiği ve davacının zarara uğradığı, bu nedenle davalının söz konusu 141.057,64 TL'yi davacıya ödemesi gerektiği,”•----- Asliye Ticaret Mahkemesi, ------- T. 26.3.2024 “davacı ile davalı arasında Sanal POS Kullanım Sözleşmesi ve eklerinin imzalandığı, imzalanan sözleşme kapsamında, davalı işyerine sanal POS hizmeti sağlandığı, üye işyerinin satışlarının bir kısmının POS cihazı aracılığı ile Kredi Kartı ve Banka Kartları ile gerçekleştirilmeye başlandığı, ancak, üye İşyerinden kredi kartı ibrazı ile alış yapan kredi kartı hamillerinin bir kısım sebeplerle kredi kartlarından çekilen bedellerin iadesini talep ettiği (charge back talebinde bulundukları) bu bedellerin, detaylı bilgi ve belgelere istinaden, davacı tarafından kart hamillerinin kart hesaplarına iade edildiği, sözleşme kapsamında, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının icra takibine yaptığı itirazın yerinde olmadığı kanaati oluştuğundan” İşbu sebeple Davalı gerek kendisinden bilgi talep edilmesine rağmen gerekli bilgi ve belgeleri temin etmemesi gerek mal/hizmet tedariği için biçmiş olduğu bedeli tahsil etmiş olmasına rağmen ilgili tedarik işlemini gerçekleştirmemesi gerekse de bir takım harcama itirazları kapsamında 3D Secure Güvenlik Sistemini aktif etmemesi sebebiyle doğan zarardan sorumludur. Kaldı ki bir an için bile Davalının sisteme evrak yüklendiği varsaydığımız da bile ilgili belgeler Müvekkil tarafından incelenerek harcama itirazı değerlendirilmemektedir. İlgili evrakların bütün değerlendirmesi münhasıran son kullanıcıların bankalarında olup Sanal POS Sözleşmesi md.7.3/c’ye göre Davalı gerekli bilgi ve belge temini yapmış olsaydı dahi son kullanıcının bankası yapılan itirazı kabul etmediği durumunda Davalı harcama itirazına konu meblağı Müvekkil’e iade edeceğini kabul etmiştir. İşbu sebeple, Müvekkil’in bir banka kuruluşu olmaması ve Sanal POS Sözleşmesi md.9.1/h “Müşteri, iyzico'nun bir banka, kredi veya finansman kurumu olmadığını ve ----- tarafından işbu Sözleşme uyarınca verilen hizmetin bir bankacılık hizmeti olmadığını, ------ ödeme ve elektronik para kuruluşu olarak Kanun kapsamında ödeme ve elektronik para hizmetleri sunduğunu kabul eder.” hükmü uyarınca Davalının bu durumu kabul etmesi ve bilmesi dolayısıyla Müvekkil’den bir bankanın yapması gereken son kullanıcının kredi/banka kartı araştırmanın yapamayacak durumda olması, Sanal POS Sözleşmesi md.7.2/a “------, Müşteri'nin Mecra'da sunulan ürünlerin veya hizmetlerin tedarik veya iade süreçlerine katılmayacak olup, sunulan ürün veya hizmetin kalitesi, ayıbı, tedariği, teslimatı ve iadesi hususları Müşteri'nin sorumluluğundadır. Bu nedenle Platform aracılığıyla ödemesi yapılan ürünler veya hizmetlerden veya bu ödemesi yapılan ürünler veya hizmetlere ilişkin Müşteri ve Son Kullanıcılar arasındaki sözleşmenin hukuka uygun bir şekilde akdedilmiş olmasından ----- sorumlu olmayacaktır.” hükmü uyarınca Müvekkil’in harcama itirazına konu satış işlemleri kapsamında bir tedarik borcu bulunmadığı bu borçtan münhasıran Davalının sorumlu olduğu, Müvekkil, Davalı gibi e-ticaret işi ile uğraşan kişilerle hukuki ilişkiye girmekte olup son kullanıcının kredi/banka kartı ile ödeme yapması durumunda gerekli araştırmayı ilgili kartın bankasının yükümlülüğünde olması, Sanal POS Sözleşmesi md.12/d “------, Müşteri'ye yasal olarak yapması gereken bildirimleri, yasal süreler dahilinde; Müşteri'nin işbu Sözleşme'de belirtilen e-posta adresine yapacaktır.” hükmü uyarınca Müvekkil’in harcama itirazına ilişkin bildirimi Davalının Sanal POS Sözleşmesi’nde belirtilen mail adresine yapması ve Davalının ilgili bildirime kayıtsız kalarak harcama itirazının kabul görmesi, Sanal POS Sözleşmesi md.7.1/f “Müşteri ve Son Kullanıcılar arasında meydana gelen uyuşmazlıklar Müşteri ve Son Kullanıcılar arasında çözüme ulaştırılacak olup, ------ bu işlemlerden veya uyuşmazlıklardan sorumlu olmayacaktır. (…) ------ bu madde kapsamında herhangi bir Son Kullanıcı'ya bir bedel ödemek durumunda kalması halinde Müşteri bunu derhal, nakden ve defaten tazmin edecektir. ------- bahsi geçen tutarları Müşteri'ye yapılacak ödemelerden mahsup hakkı saklıdır” hükmü uyarınca Müvekkil’in Davalı ve son kullanıcı arasında doğan uyuşmazlıklar nedeniyle sorumlu olmadığının Davalı tarafından kabul edilmesi bir diğer değişle Davalının son kullanıcının yani kart hamillerinin iade ya da chargeback taleplerinden münhasıran sorumlu olduğu ve Müvekkil’in itiraz halinde son kullanıcının ödeme hizmeti sağlayıcısına veya sistem ortağına itiraz edilen tutarı iade etme ve bu tutarı Davalı satıcıdan talep etme hakkına sahip olması, Uluslararası kredi kartı kuruluşları ve Bankalararası Kart Merkez (BKM) kuralları kapsamında Müvekkil’in uyuşmazlık konusu bedeli son kullanıcının bankasına şartların gerçekleşmesi durumunda ödemek zorunda kalması, Davalının 3D Secure Güvenlik Sistemi’ni bir kısım harcama itirazına konu satış işlemleri özelinde aktif etmemiş olması sebebiyle basiretli bir tacirin davranması gereken özellikleri göstermemesi, nedenleriyle Müvekkil’in ödemek zorunda kaldığı bedelin Davalından tahsili gereksinimi doğmuştur. Davalı ile işbu uyuşmazlığın sulhen çözülmesi için arabulucuya başvurulmuş olup arabuluculuk anlaşma sağlanamamıştır. Arabuluculuk son tutanağı işbu dilekçe ekinde sunulmuştur (EK-5). İşbu sebeple Davalının T.C.-----. İcra Dairesi ------. sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılması ve Davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. İhtiyati Haciz Talebi 25. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 257. Maddesinin birinci fıkrasında "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." ihtiyati haciz talebi için şartlar sayılmıştır. İhtiyati haciz istemi için şartlar; alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması, vadesi gelmiş bir alacak bulunması, alacağın paraca alacağı olması, alacağa ilişkin ve ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin bulunması gereklidir. Müvekkilin alacağı bir para alacağı olup rehin ya da başka bir şekilde teminat altına alınmamıştır. Buna karşın Davalı, Sanal POS Sözleşmesi’ne herhangi bir itirazda bulunmamış olup ilgili sözleşmeyi ikrar etmiştir. İşbu tarihe kadar Müvekkil’in alacağı halen ödenmemiştir ve Davalı tarafından herhangi bir girişimde de bulunulmamıştır. Davalının mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan; teminatsız olarak Davalının borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine ve menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz kararı talep ederiz. Yukarıda detaylı olarak açıklanan ve Sayın Mahkemece re’sen nazara alınacak sair sebeplerle; Takip konusu alacağın tahsilini teminen Davalının borcu karşılayabilecek taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak, İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,

Davanın KABULÜNE,

T.C. -----. İcra Dairesi ------- sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE ve TAKİBİN DEVAMINA, Davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA hükmedilmesine,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalıya YÜKLETİLMESİNE,karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;"Huzurdaki dava ile müvekkilin e-ticaret alanında hizmet verdiği, müvekkil ile elektronik olarak 30.11.2023 tarihinde Kurumsal Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi (“Sanal POS Sözleşmesi”) akdedildiği, müvekkilin ------- alan adlı internet sitesinde elektronik satış yaparak faaliyet gösterdiği, akdedilen sözleşme ile müvekkilin davacının sunduğu ödeme hizmetlerinden faydalandığı, davacı tarafından sunulan ödeme hizmetlerinin elektronik satışlarında kullanıldığı süreçte müvekkilden ürün ve/veya hizmet satın alan bazı son kullanıcıların uluslararası kredi kartı kuruluşları ve Bankalararası Kart Merkez (BKM) kuralları kapsamında bankalarına harcama itirazlarında (Charcback-ters itiraz talebi) bulunduğu, gelen bu harcama itirazları “Service - Not Received” olarak -hizmetin alınamaması- olarak, sistemlere kaydedildiği, harcama itirazında bulunan son kullanıcının müvekkilden ürün ve/veya hizmeti satın alma talebinde bulunduğu, hizmet/mal bedelini ödediğini ancak ilgili hizmet/malı teslim alamadığını belirttiğini. Bunun da müvekkilin alınamayan hizmet/mal için 44.796,00-TL tutarında haksız kazanç elde ettiği anlamına geldiği iddiasıyla, ----- İcra Dairesi -------. sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini iddia ve talep etmişse de anılan hususların müvekkille hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Öncelikle davacının iddiası kapsamında göre görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup sayın mahkemece görevsizlik kararı verilmelidir. Zira, müvekkilin iddia edildiği gibi ticari işletme kaydının bulunmadığından huzurdaki davanın TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava olmadığı sabittir. Yine müvekkilin adresi ------olduğundan sayın mahkemenin yetkisine de itiraz ederiz. Bu sebeple dosyanın görevli ve yetkili ------- Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesi gerekmektedir. Müvekkilin davacı firma nezdinde herhangi bir hesabı bulunmamakla, yapmış olduğu bir işlem yahut para transferi gibi bankacılık faaliyetinde de bulunmuş olması mümkün değildir. Müvekkil ev hanımı olup klasik bankacılık işlemlerini dahi tek başına gerçekleştirmeye muktedir değildir. Yapılan işlem müvekkilin bilgisi ve rızası hilafına olup bu husus davacı firmadan celbedilecek abonelik sözleşmesi (Sanal POS Sözleşmesi ) ve tüm kayıtların celbi sonrası da açığa çıkacaktır. Bu sebeple davacı firmadan sözleşme, hesap hareketleri, hesap açılış bilgileri, hesaba tanımlanan mail ve gsm bilgisi, log kayıtları, IP ve Port bilgilerinin celbi ile yapılan işlemlerin müvekkilden sadır olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerekmektedir. Zira, 2019 tarihinde müvekkil ve ailesinin kullanımında olan bilgisayar hacklenmiş; müvekkil ..., oğlu ------- kimlik ve banka bilgileri rızaları hilafına ele geçirilmiştir. Müvekkil ve aile bireyleri bu sebeple, Türkiye genelinde birçok mahkeme ve savcılık dosyasında şüpheli ve sanık sıfatıyla yer almaktadır. Bu meyanda müvekkil adına ve hesabına işlem yapanların tespiti adına önce ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------- Sor.nolu soruşturma dosyasından suç duyurusunda bulunulmuş ve fakat takipsizlik kararı verilmiştir. Sonrasında ise ele geçen yeni bilgi ve belgeler ışığında bu kez ------ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın---- Sor.nolu soruşturma dosyasından suç duyurusunda bulunulmuş olup işbu soruşturma dosyası derdest olmakla Siber Suçlara telefon ve bilgisayar gibi şikayete konu materyallerin incelenmesi hususunda talimat yazıldığını da sayın mahkemenin bilgilerine arz ederiz. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilin davacı kuruluş nezdinde herhangi bir kayıt ya da aboneliği bulunmadığından icra takibine konu bir borcu da bulunmadığı hususlarını tekrarla; huzurdaki davanın reddini talep ederiz. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

öncelikle görev ve yetki itirazlarımızın kabulü ile dosyanın görevli ve yetkili ------- Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesini,

Nihayetinde müvekkil ile davacı firma arasında hiçbir hukuki ilişkin bulunmadığından ve anılan işlemlerin müvekkil tarafından gerçekleştirilmediğinden davanın reddine,

Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına,

Dair karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava hukuki niteliği itibariyle, hizmet sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin itirazın iptali davasıdır.HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. İş bu dava kapsamında öninceleme duruşmasının defter yoğunlu nedeniyle 04/12/2025 tarihine bırakıldığı, bu arada delillerin toplandığı, cevap dilekçesinin dosyaya sunulduğu, öninceleme duruşmasına uzun bir sürenin mevcut olması nedeniyle usul ekonomisi muvacehesinde dosya resen incelemeye alınarak mahkememizin görevli olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması zarureti hasıl olmuştur.Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava söz konusu olup mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır. Benzer konuya ilişkin------ Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin ------ esas ve ------ karar sayılı ilamında; "Davacı vekili, müvekkilinin tacir olduğunu ileri sürmektedir. TTK'nın 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf tanımları yapılmış olup, davacının bu tanımlar kapsamında tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve ------ sayılı ------ Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir." şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında davalı İkitelli Vergi Dairesinin yazısına göre davalının Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının bildirildiği, aynı şekilde ------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısından davalı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, davalı vekilinin görev itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak davalının ticari işletme kaydının bulunmadığı, ticari faaliyetinin esnaf düzeyinde ticari faaliyet olduğu anlaşılmakla bu haliyle davalının tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Davanın faturaya dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olduğu, davanın TTK 4. Maddesinde düzenlen mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının tacir olmadığı, bu tür davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ----- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/781, K. 2025/827, T. 03.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-781-e-2025-827-k-371cec5837b6