İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/726 E. 2026/330 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/726
Karar No
2026/330
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/726 Esas KARAR NO : 2026/330

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 13/10/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket olan .. ŞİRKETİ ("... ") ... Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ... sicil mükellefi olup, tekstil sektöründe, "dış giyim eşyası imalatı, dokuma, örme (trikotaj) ve tığ işi (kroşe), vb. kumaştan olanlar (kaban, palto, ceket, pantolon, takım elbise, döpiyes, anorak, yağmurluk, gece kıyafetleri vb.) (iş giysileri ve terzilerin faaliyetleri hariç)" konularında faaliyetini gerçekleştirmekte olduğunu, şirketin ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ndeki sicil numarası ...' olduğunu, şirketin mevcut sermayesi 18.000.000,00-TL olduğunu, ortakların sermaye taahhütlerinden dolayı borcu bulunmadığını, müvekkili şirketi temsil ve ilzama şirket ortaklarından ...münferiden yetkili olduğunu, müvekkillerinin konkordato projesinin şirketin özvarlığının ortaya çıkmasına büyük yardımının dokunacağı, ödeme projesinin öngörülen şekilde uygulandığı, gerekli tedbirlerin Mahkemenizce alınması ve devam eden işlerden beklenen gelirin şirketin aktifine girmesi halinde şirketin borcunu ödeyemez durumdan kurtulabileceği görüleceğini, bu durumda müvekkillere borçlarını yapılandırma mühleti ve fırsatı vermeden iflasa sürüklenmesini beklemek, onlarca alacaklıyı, şirket çalışanlarını ve ailelerini mağdur edecek, devletin vergi alacaklarından mahrum kalması gibi doğrudan ve dolaylı olarak piyasadaki birçok gerçek ve tüzel kişiye zincirleme şekilde büyük zararlar vereceğini, müvekkili şirket, e-ticaret ve otomotiv sektöründe jant, akü ve lastik satışında kalite, güven ve müşteri memnuniyetini bir araya getiren öncü bir firma olduğunu, sektördeki köklü deneyimiyle, sürücülerin yol güvenliğini ve konforunu artırmak için özveriyle çalıştığını, müşterilerinin her birine özel çözümler sunan uzman ekibi ile sektörde fark yaratmakta ve her zaman en iyisini sunmayı hedeflediğini, müvekkili ...müvekkil şirketin hissedarı olduğunu, ..., ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nde %33 pay sahibi ve şirket ortağı olduğunu, ... ilgili şirketde münferiden temsil ve ilzam yetkilisi olduğunu, müvekkilin Konkordato Ön Projesinde detaylı olarak izah edileceği üzere müvekkil şirketin bankalara ve finansal kiralama şirketine olan borcuna kefil olmaktan kaynaklanan borç ve şahsi kredilerinden kaynaklı borçları bulunduğunu, kendileri bütün emek ve mesaisini müvekkil şirket için harcamakta olduğunu, şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlamak için maddi ve manevi her türlü destekte bulunmakta olduğunu, müvekkili ...müvekkil şirketin hissedarı olduğunu...'in,...Şirketi’nde %33 pay sahibi ve şirket ortağı olduğunu, müvekkilinin konkordato ön projesinde detaylı olarak izah edileceği üzere müvekkil şirketin bankalara ve finansal kiralama şirketine olan borcuna kefil olmaktan kaynaklanan borç ve şahsi kredilerinden kaynaklı borçları bulunduğunu, kendilerinin bütün emek ve mesaisini müvekkili şirket için harcamakta ve şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlamak için maddi ve manevi her türlü destekte bulunmakta olduklarını, müvekkillinin hissedarı olduğu şirket ile birlikte mahkemeye konkordato talebiyle başvurduğunu, şirket tarafından kullanılan banka kredilerinde müteselsil kefalet sebebiyle ve de ön projede detaylı olarak izah edildiği üzere şahsi borçları bulunduğunu, hem kefalet hem de şahsi borçları sebebiyle konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldıklarını, müvekkili ...'in müvekkili şirketin hissedarı olduğunu, ...'in , ...Şirketi’nde %34 pay sahibi ve şirket ortağı olduğunu, müvekkili hissedarı olduğu şirket ile birlikte mahkemeye konkordato talebiyle başvurduğunu, şirket tarafından kullanılan banka kredilerinde müteselsil kefalet sebebiyle ve de ön projede detaylı olarak izah edildiği üzere şahsi borçları bulunduğunu, hem kefalet hem de şahsi borçları sebebiyle konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin borçları ile müvekkil şirketin ortağı gerçek kişi arasında organik bir bağ ve tam bir entegrasyon mevcut olduğunu, bu bağlamda, müvekkili şirketin ortakları şirket tarafından üstlenilen borçlarda ve özellikle kredi ilişkilerinde birbirlerinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili durumunda olduğunu, müvekkillerinin birbirlerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla destek vermiş ve borçlandıklarını, bu nedenle de konkordatonun başarılı olabilmesi için hem müvekkil şirket hem de müvekkil şirketin ortakları için konkordato mühleti talep etmek zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkil şirketin ve şirket ortaklarnın ödeme güçlüğüne düşmesi ve dolayısıyla vadesi gelen borçlar sebebiyle müvekkili şirket aleyhine icra takipleri yapılacağını, bu takipler sebebiyle müvekkillerinin cebri icra tehdidi altında faaliyetlerini devam ettiremeyeceğini, iflas ile karşı karşıya kalacaklarını, borçlarını vadesinde ödeyerek şirketin faaliyetlerini devam ettirebilmek ve iflastan kurtulabilmek için İİK m. 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato mühleti talebinde bulunmak zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin borçlarını ön projede ödeyebilmesinin yolu, mevcut organizasyonunun işler halde muhafaza edilmesi ve üretim, pazarlama ve satış faaliyetlerinin devamının sağlanması olduğunu, müvekkili şirketin ortakları da şirketin borçlarına müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, şirketin faaliyetini sürdürebilmesi ve müvekkil şirketin ortaklarının da faaliyetlerini devam ettirebilmesi ve konkordatonun başarılı olabilmesi için şirket ortağının malvarlığının da korunmasının gerekeceğinin açık olduğunu, konkordato tasdik taleplerinin kabulüne, tensip kararı ile birlikte, İİK 287. Maddesi uyarınca müvekkil şirket ve davacı şirket ortakları hakkında üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, konkordato teklifine ilişkin olarak prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkil şirket ve davacı şirket ortaklarına en az bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmesine, geçici mühlet kararı verilmesi halinde kararın verildiği tarih ile konkordato tasdiki veya konkordato talebinin reddine dair kısa kararın verileceği tarih arasındaki süre ile sınırlı olmak üzere ve müvekkillerin düzenlediği çeklerin bankalara ibraz edilmesi halinde bu çeklere "karşılıksızdır" kaşesi yerine, "konkordato tedbir şerhi" kaydının düşülmesine, müvekkilleri tarafından müstakbel alacağın temliki sözleşmelerinin İİK 294 uyarınca hükümsüz olduğunun tespitine, müstakbel alacağın temliki sözleşmelerinin İİK 294 uyarınca hükümsüz olduğunun tespitine, bankalara tahsil ve/veya teminat için verilen çeklerin ve/veya tahsil edilen bedellerin müvekkillerimize iadesine, şirketin büyüklüğü, çalışan sayımız ve usul ekonomisi göz önünde bulundurarak komiser tayinine ve gerekli sürecin yürütülmesine, mühlet içinde davacılar aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hangi nedene dayanırsa dayansın her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmamasına, mühlet tarihinden itibaren yeni icra ve iflas takibi sebebiyle borçluya ödeme emri gönderilmemesine, daha önce başlatılmış olan takiplerin durdurulmasına, müvekkillerine ait malvarlığına konulan haciz bulunması halinde hacizlerin tamamının kaldırılmasına ve mühlet tarihinden itibaren hiçbir haciz işlemi yapılmamasına, İİK'nın 206. Maddesinin 1. sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için başlatılmış olan takiplerde muhafaza tedbirlerinin alınmamasına ve rehinli malın satışının yapılmasının tedbiren önlenmesine, bankalarca yapılan muhafaza işlemlerinin kaldırılması ve şirketin banka hesaplarındaki blokelerin engellenmesi yolunda tedbir uygulanmasına, müvekkili şirketin mülkiyetinde olup muhafaza altına alınmış makine, teçhizat ve araçların yediemin olarak müvekkillere teslimine, müvekkillere ait yakalama şerhi konulan tüm araçların kayıtlarındaki yakalama şerhinin kaldırılmasına, müvekkillerinin banka hesaplarına geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında gelecek olan hakediş bedelleri ve alacakları konusunda alacaklı bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, İİK m.286 vd hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir. İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Nitekim 15/03/2018 değişikliği öncesinde hukukumuzda mevcut olan konkordato kurumuna ilişkin yapılan çalışmalarda da "mehil kararından itibaren borçlu,komiserin nezareti altındadır.Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu, bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde,pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır.(Enver Buruloğlu-Yuda Reyna, Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul, 1968, Sayfa 58)" Mahkememizce 22/10/2025 tarihi itibariyle davacı şirket ve gerçek kişiler lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, 16/01/2026 tarihi itibariyle ise iki aylık geçici mühlet kararının verildiği, akabinde komiserlerin görevlerine devam ettiği sabittir. 24/11/2025 tarihli komiser heyeti görüşünde"...LTD. ŞTİ. Sayın Mahkemece görevlendirildiğimiz davacı borçlunun merkezinde yapılan ilk görüşmeden rapor tarihimize kadarki süreçte borçlunun aktif olarak faaliyetlerine devam ettiği, borçlunun yöneticilerinin faaliyetlerde aktif görev aldığı, Davacının ticari defter kayıtlarına göre hazırladığı 31.08.2025 ve 22.10.2025 tarihli mali tablolarına göre kaydi olarak borca batık durumda olmadığı, Davacı ön projesinde projeye esas 31.08.2025 tarihli kaydi mali tabloya ilişkin rayiç bilanço hazırladığı, teknik bilirkişilerden rapor alındığında Davacının güncel rayiç değerlere göre borca batıklık durumunun Heyetimizce sağlıklı bir şekilde belirleneceği, Davacının 31.08.2024 tarihi itibariyle konkordato kapsamında ver alan toplam borcunun 234.469.805,25.-TL olduğu, Davacının konkordatoya tabi adi alacaklılarına, ilave (*) 9625 faizle konkordatonun tasdikinden sonraki 2 yılda aylık taksitler halinde 24 eşit paylı şekilde ödeyeceğini teklif ettiği, Davacının 2025 yılının tamamında 97.033.770,80 TL satış hasılatı elde edeceğini öngörmüşken, 2025 yılının tamamı için ön projede öngördüğünden daha fazla satış hasılatını geçici mühlet tarihi olan 22.10.2025 tarihli gelir tablosunda (111.232.136,10) gerçekleştirmiş olmasının olumlu olarak değerlendirildiği, Davacının toplam kaynak tutarı 287.905.547,75 TL olup, bunun 212.000.000,00 TL'si Verilen Sipariş Avanslarından kaynaklandığı, bu kapsamda detaylı bilgilendirme yapılması gerektiği ve kaynağa ilişkin istenilen bilgi ve belgelerin heyetimize ulaşması ile birlikte daha nitelikli bir değerlendirme yapılacağı, davacının, 14.000.000,00 TL Ticari Alacağı ve 18.000.0000 TL Diğer Ticari Alacağını kaynak olarak — gösterdiği, bu alacakların tahsilat kabiliyeti“ heyetimizce değerlendirileceği, Davacının konkordatoyu başarıya ulaştırmasının mümkün olup olmadığının en sağlıklı bir biçimde teknik bilirkişilerce düzenlenecek raporlar sonrasında değerlendirilebileceği, ...) ...'in 9633 ortağı ve münferit temsilcisi olup tüm kredi borçlarında kefil olup, borç ödemede acze düşme tehlikesi içinde olduğu. 5.048.473 TL kefalet borcu ve 3.427.663 TL şahsi borç bulunduğu, şahsi borçlara %100+ %50 faiz, 24 ay vade teklif edildiği, 1 adet konut (6-8 milyon TL değer) ve 2 şirkette toplam 2 milyon TL sermaye payı mevcut olduğu, ... ...'in 9033 ortağı olup tüm banka borçlarında kefil olup, şirket konkordatosu nedeniyle doğrudan icra tehdidi altında olduğu, 5.048.473 TL kefalet borcu ve 121.000 TL şahsi borcu olduğu, şahsi borçlara %100+ %50 faiz, 24 ay ödeme teklif edildiği, Aylık 44.209 TL düzenli gelir; 2026-2028 projeksiyonları gelirlerin ödeme planını karşıladığı, 1 adet konut (3,5—4,5 milyon TL bandı); satış potansiyeli ödeme gücünü desteklediği, .....'in 9634 ortağı olup tüm banka kredilerinde müteselsil kefil olup, şirket konkordatosu nedeniyle icra baskısı altında olduğu. Tamamı kefalet kaynaklı 5.048.473 TL borç bulunduğu, şahsi borcu olmadığı, "şeklinde görüş bildirilmiştir. İki aylık geçici mühlet içerisinde sunulan 02/03/2026 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda" ... ŞTİ.YÖNÜNDEN; . Şirket kaydi değerlere göre borca batık görünmemekle birlikte, rayiç değer bilançosu esas alındığında; Varlıkların rayiç değeri: 42.834.037,80 TL ,Borçların rayiç değeri: 234.691.222,17 TL, Rayiç özvarlık tutarı: (-) 191.857.184,37 TL, Bu itibarla şirketin rayiç değerlere göre BORCA BATIK OLDUĞU açık ve tereddütsüz şekilde tespit edilmiştir. Toplam aktiflerin büyük kısmı (212.000.000 TL) verilen sipariş avanslarından oluşmakta olup, bu kalemin önemli bölümü iflas eden Arıcıoğlu firmasına verilmiş avans niteliğindedir. Tahsil kabiliyeti belirsiz olan bu tutarın konkordato kaynağı olarak gösterilmesi mali dayanaktan yoksundur. Şirketin geçici mühlet tarihinden sonra satış üretmemiş olması, faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından ciddi risk teşkil etmektedir. Satış üretmeyen bir işletmenin borç ödeme kapasitesi bulunmamaktadır. Gelir tablosu incelendiğinde brüt zarar üretildiği, satışların maliyetinin net satışları aştığı ve esas faaliyetin kârlı olmadığı görülmektedir. Yapısal kârlılık sorunu giderilmeden konkordato planının başarılı olması mümkün görünmemektedir. Nakit mevcudu son derece düşük olup, cari oran yüksek görünse de fiili likidite seviyesi zayıftır. Dönen varlıkların büyük bölümü nakde hızlı dönüşebilir nitelikte değildir. Proforma gelir ve nakit akım tabloları, mevcut fiili durumla uyumlu değildir. Satış gerçekleşmeyen bir dönemde yüksek faaliyet kârlılığı öngörülmesi ekonomik gerçeklikle örtüşmemektedir. Konkordato teklifinde alacaklılara 96100 anapara * 9625 faiz ve 2 yıl vadeli ödeme taahhüt edilmiştir. Mevcut mali yapı ve nakit üretme kapasitesi dikkate alındığında bu teklifin finansal olarak gerçekçi olmadığı değerlendirilmektedir. Şirketin konkordato başarısı, belirsiz tahsilatlar, varsayımsal satış projeksiyonları ve dış finansman beklentilerine dayanmaktadır. Bu unsurların somut ve güvenilir dayanaklarının bulunmaması nedeniyle planın uygulanabilirliği zayıf görülmektedir. Bu nedenlerle ...Şti. yönünden konkordato projesinin mevcut mali veriler ışığında uygulanabilir ve sürdürülebilir olmadığı kanaatine varılmıştır. ...YÖNÜNDEN Borç yükünün önemli kısmı şirket kefaletlerinden kaynaklanmakta olup, şahsi konkordato planı tamamen şirket konkordatosunun başarısına bağlıdır. Gelirlerinin tamamı şirket bağlantılı huzur hakkı ve maaş gelirlerinden oluşmaktadır. Şirket mali yapısındaki zayıflık dikkate alındığında bu gelirlerin sürdürülebilirliği belirsizdir. Ödeme planının önemli kısmı gayrimenkul satışına dayanmaktadır. Satışın öngörülen bedel ve sürede gerçekleşeceğine dair kesinlik bulunmamaktadır. Şirket konkordatosunun başarısız olması halinde kefalet borçlarının tasfiyesi mümkün olmayacağından, şahsi konkordato planı bağımsız bir ödeme gücüne dayanmamaktadır. Bu nedenle ... yönünden konkordato planının güçlü ve bağımsız bir mali temele dayanmadığı kanaatine varılmıştır.... YÖNÜNDEN Borçlarının büyük kısmı kefalet borçlarından oluşmakta olup, ödeme kapasitesi doğrudan şirket konkordatosuna bağlıdır. Gelirleri şirket bağlantılı olup bağımsız ve güçlü bir nakit kaynağı bulunmamaktadır. Gelir projeksiyonları ve ödeme planı varsayımsal gayrimenkul satışına dayanmaktadır. Şirket mali yapısındaki olumsuzluklar dikkate alındığında kefalet borçlarının tasfiyesi blirsizdir. Bu sebeple ... yönünden konkordato planının uygulamabilirliği yüksek risk taşımaktadır. ...YÖNÜNDEN borç yükünün tamamı kefalet borçlarından oluşmaktadır. ve şahsi malvarlığı bulunmamaktadır. Ödeme kapasitesi tamamen şirket konkordatosunun başarısına bağlıdır. Gelirleri şirket bağlantılı olup, şirket faaliyetlerinin zayıflaması halinde ödeme gücü doğrudan etkilenecektir. Bağımsız ve güvence oluşturan şahsi varlık bulunmaması, konkordato planının teminat gücünü zayıflatmaktadır. Bu nedenlerle Burhan Tekin yönünden de konkordato planının şirket konkordatosundan bağımsız şekilde sürdürülebilir olmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda arz ve izah olunan tüm mali ve hukuki değerlendirmeler birlikte ele alındığında; - ŞİRKETİN RAYİÇ DEĞERLERE GÖRE BORCA BATIK OLDUĞU, Aktif yapısının önemli ölçüde tahsil kabiliyeti zayıf kalemlere dayandığı, Esas faaliyetlerinden kârlılık elde edemediği, Nakit üretme kapasitesinin yetersiz bulunduğu, Konkordato planının büyük ölçüde varsayımsal gelir projeksiyonlarına dayandığı,Gerçek kişi davacıların ödeme gücünün tamamen şirketin mali başarısına bağlı olduğu hususları dikkate alındığında; Davacı şirket ve gerçek kişiler yönünden KONKORDATONUN BAŞARI ŞANSININ BULUNMADIĞI VE BU AŞAMADA İİK. 292 ve ilgili hükümleri çerçevesinde KESİN MÜHLET VERİLMESİNİN UYGUN OLMAYACAĞI kanaatine varılmıştır. Ayrıca, şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu tespiti karşısında, şartlarının oluşması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 292 ve ilgili hükümleri çerçevesinde iflas kararı verilmesi hususunda takdir ve değerlendirme yetkisinin Sayın Mahkemenize ait olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır "şeklinde görüş bildirmiştir. Akabinde 12/03/2026 tarihli ara duruşmada mevcut dosya kapsamı gözetilerek 02/03/2026 tarihli konkordato raporu içeriği ve dosya kapsamı karşısında 12/03/2026 tarihi saat 16:42 itibariyle davacı şirket ve gerçek kişiler lehine verilmiş olan tüm mühlet ve tüm tedbir kararları bir bütün olarak kaldırılmıştır. Bu arada davacı şirket temsilcisine tebligat yapılmış ve 12/03/2026 tarihli duruşmaya katılmıştır. Mahkememizce oluşturulan 12/03/2026 tarihli ara kararda "dosyada bulunan 02/03/2026 tarihli komiser heyeti raporundaki ve önceki raporlarındaki tespitler dikkate alınarak muhasebesel, işletmesel açıdan iştirak edilip edilmediği, İİK m.292 gereği projenin başarılı olup olmayacağı, İİK m.292 gereği iflâsın açılmasını gerektiren hal olup olmadığı, değerlendirmeler de gözetildiğinde rayiç olarak şirketin batık olup olmadığı, mevcut kaynakların projenin başarıya ulaşması için yeterli olup olmadığı, faaliyetinin devam edip etmediği, şirketin borca batık olup olmadığı noktalarında inceleme yapmak üzere dosyanın bilirkişiye teslimine" şeklinde ara karar oluşturularak tahkikata yön verilmiştir. Bilirkişi Bekir SEVİMLİ'nin 07/04/2026 tarihli raporunda" ..., LTD. ŞTİ. komiser heyeti tarafından hazırlanan nihai rapora göre borçlu şirketin 31.12.2025 tarihi itibariyle rayiç değerlere göre özvarlığının (-) 191.857.184,37 TL olarak hesaplandığı, rayiç değer bilançosu incelenmiş olup, borca batıklık yönünden komiser heyetinin raporunda rayiç değerlere göre BORCA BATIK OLDUĞU yapılan hesaplamaya itibar edildiği, Raporumuzun 3.1.4 kısmında detaylı olarak yapılan açıklamalar ışığında borçlu şirketin kaynak tablosunda belirtmiş olduğu kaynakları sağlama ihtimalinin mümkün olmadığı, bu kapsamda borçlu şirketin konkordatosunu başarıya ulaştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel OLMADIĞI, ... YÖNÜNDEN, Davacı gerçek kişi'nin tacir sıfatının bulunmadığı, Davacı gerçek kişi'nin projesinin diğer davacı şirketl ile sıkı sıkıya bağlı olması ve rapor konkordatosunu başarıya ulaştırma kuvvetle muhtemel olmadığı, ... YÖNÜNDEN: Davacı gerçek kişi'nin tacir sıfatının bulunmadığı,gerçek kişi'nin projesinin diğer davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı olması ve rapor içerisin yapılan açıklamalar ışığında; davacı gerçek kişinin konkordatosunu başarıya ulaştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olmadığı, ... YÖNÜNDEN Davacı gerçek kişi'nin tacir sıfatının bulunmadığı, Davacı gerçek kişi'nin projesinin diğer davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı olması ve rapor içerisinde yapılan açıklamalar ışığında; davacı gerçek kişinin konkordatosunu başarıya ulaştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olmadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde tespit ve değerlendirmelerini sunmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun m.292/f.1 hükmü iflasa tâbi borçlu hakkında verilen geçici veya kesin mühletin hangi şartlarda kaldırılarak iflasının açılacağını dört bent halinde düzenlemektedir. Buna göre: "a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse" borçlunun iflasına re'sen karar verilebilecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 292'nci maddesinin birinci fıkrası, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi borçlunun mali durumunun düzeltilmesinin mümkün olup olmadığı veya tasdikin sağlanıp sağlanamayacağı noktaları dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Öğretide de benimsendiği gibi işletmenin devamına izin verilmesi önemli ve hissedilir ölçüde aktifleri azaltıyor ve/veya pasifleri arttırıyorsa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü mümkün olmayan bir varlık-borç dengesizliğine yol açma ihtimalini gösteriyorsa iflas açılmalıdır.(Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku, 2018, Ankara, m.292, no.8) Ne var ki iflasın derhal açılması "son çare" olmalıdır. Eğer daha uygun tedbirlerle maddede gösterilen riskler aşılabiliyorsa o tedbirlerin uygulanması tercih edilmelidir.(Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku,2018,Ankara, m.292, no.8) Hal böyle olunca konkordatonun ana amaçlarından birisinin alacaklıların iflasa göre alacaklarını daha uygun şartlarla tahsil edebilmeleri noktasında gerekli şartların oluşturulması,ayrıca işletmenin faaliyetlerine mümkün olduğu takdirde devam etmesi,bu çerçevede konkordato projesinin başarıya ulaştırılması olduğu göz ardı edilemez. Yine konkordato talep eden davacıların konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçluların alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır.Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacılar lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması karşısında bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlular tarafından talep olunması imkânının kötüye kullanılmaması da esastır. Konkordato ile alacaklılar,iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerine başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın,hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir. Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya,konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkânlardan yararlanma imkânını kayıtsız,şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hâkim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa,kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiştir. Komiser heyeti raporu incelendiğinde şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu, tahsil kabiliyeti belirsiz tutarların konkordato kaynağı olarak gösterildiği, faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından ciddi riskler taşıdığı, geçici mühletten sonra satışın üretilemediği, satış üretmeyen bir işletmenin ödeme kapasitesinin de bulunmadığı, satışların maliyetlerinin net satışları aştığı, esas faaliyetin karlı olmadığı, yapısal sorunların devam ettiği, nakit ve likidite seviyesinin zayıf olduğu, konkordato projesinin başarıya ulaşma durumunun bulunmadığı gibi gerçek şahıslar yönünden de borç yükünün önemli kısmının kefaletlerinden kaynaklanmakta olup şahsi konkordato planlarının ve ödeme kapasitelerinin doğrudan şirket konkordatosuna bağlı olduğu bu hali ile konkordato projesinin başarısız olacağı rapor edilmiştir. Dosya incelendiğinde davacı borçluların konkordato talebinde bulunduğu, borçlu şirket olan ...ŞİRKETİ ve gerçek kişiler yönünden yukarıda yazılı olacak şekilde konkordato projesinin şartlarının oluşmadığına ilişkin komiser heyeti raporu olduğu ayrıca şirketin de borca batık olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay içtihatlarında geçtiği üzere konkordato talebinde bulunan kişilerin dürüstlük ilkesine riayet etmesi ve kötüniyetli olmaması gerekir. Müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacaklarını uzun süredir alamadıkları gibi sırf konkordato talepleri yüzünden makul sürenin geçtiği, bu hali ile konkordato müessesinin amacına aykırı durumların oluştuğu, borçlular ve alacaklılar arasında konkordatonun amacı olan alacaklılar aleyhine dengenin bozulduğu, bu aşamadan sonra sunulabilecek yeni revize projelerin tamamen konkordato sürecini uzatmak amacıyla yapılmış işlemler olabileceği, bunun da kabulünün mümkün olmadığı, sunulan konkordato komiserleri raporuna ilişkin yukarıda yazılı özet beyanlar göz önüne alındığında davacı borçluların talep ettiği konkordato projesinin başarısız olduğu, yine konkordato heyetinin raporunda söz konusu şirketin borca batık olduğu, dolayısıyla davacı şirketin iflasına karar vermek gerektiği göz önüne alınarak başarısız olan konkordato projesi ve davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Yine gerçek kişiler yönünden konkordato projesinin tamamen şirket projesine bağlı olduğu ve alınan konkordato komiser heyetinin raporuna göre hem gerçek kişiler hem de şirket yönünden konkordato projesinin başarısız olduğu rapor edilmekle davanın reddi yoluna gitmek gerekmiştir. Gerek konkordato komiserleri raporu gerekse bu raporun denetlenmesi açısından atanan bilirkişi raporunda davacı şirketin mali verilerine göre 31/12/2025 tarihi itibariyle şirketin rayiç değerlerine göre öz varlığının (-)191.857.184,37-TL tutarında borca batık olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği gibi iflas kararı verilmeden önce İcra İflas Kanun hükümleri gereğince konkordato talep eden şirketin temsilcisi mutlaka ihtarlı olarak duruşmaya ve davaya davet edilmelidir. Mahkememizce davacı şirketin temsilcisi olan aynı zamanda borçlu gerçek kişi ... isimli kişi gerek 12/03/2026 tarihli duruşmaya katıldığı anlaşılmıştır. Bu hali ile kanunun aradığı iflas dava şartı yerine gelmiş olup gerek komiser heyeti raporu gerekse bilirkişi raporu göz önüne alınarak davacı şirketin İİK m.177/1-3 maddesi gereğince iflasın karar verilmiştir. Buna mukabil iflasa tabi olmayan gerçek kişiler yönünden ise aynı gerekçelerle konkordato talebinin reddolunması gerektiği mahkememizce takdir edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelere göre; 1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün...sicil numarasına kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ (Vergi No:...), ... T.C.kimlik numaralı ..., ... T.C.kimlik numaralı ... ve ... T.C.kimlik numaralı ... tarafından ileri sürülen konkordato taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Davacı ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicili Müdürlüğünde kayıtlı davacılar ... ŞİRKETİ'nin (Vergi No:...), 16/04/2026 günü saat: 16:35'den itibariyle İFLASININ AÇILMASINA, Bu suretle şirketin İFLASINA, 3-Adı geçen davacı şirket ve gerçek kişiler hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararları daha önce kaldırıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 4-Adı geçen şirket hakkında verilen iflas kararın derhal ... Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, 5-Davacı şirket hakkındaki iflas tasfiyesinin İİK m.307/f.2 gereği İstanbul İflas Müdürlüğünce adi tasfiye usulüne göre icrasına, 6-Adı geçen davacı şirket hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına, 7-Davacılar tarafından depo edilen tüm iflas avanslarının ... İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, 8-... T.C.kimlik numaralı ..., ... T.C.kimlik numaralı ... ve ... T.C.kimlik numaralı ...'in 1.sınıf tacir olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, 9-Davacılar ...nosuna kayıtlı davacılar M...ŞİRKETİ (Vergi No:...), ... T.C.kimlik numaralı ..., ... T.C.kimlik numaralı ... ve ... T.C.kimlik numaralı ...'in konkordato talebinin red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına, 10-Komiser heyeti adına...'ın 16/04/2026 tarihli dilekçesi değerlendirilerek iflas avansı dışında dosyada fazla avans var ise eksik komiser ücretlerinin oransal olarak eşit miktarda bu avanstan karşılanarak ödenmesine, 11-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacının peşin olarak yatırdığı 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, davacılar vekili ve bir kısım alacaklılar vekillerinin yüzlerine karşı, diğerlerinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/726, K. 2026/330, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-726-e-2026-330-k-ad8d6c395e40