İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/713 E. 2026/13 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/713
- Karar No
- 2026/13
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/713 Esas KARAR NO : 2026/13
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ :12/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ...’e ait bulunan .... plakalı ticari aracı, müvekilinin sevk ve idaresinde iken, davalılardan ... LOJİSTİK DEPOLOMA KARGO TAŞIMACILIK TİCARET İHRACAT LİMİTED ŞİRKETİ maliki bulunduğu 54ADD013 plakalı araç davalılardan ...'ın sevk ve idaresinde, 21/03/2025 tarihinde müvekkilin aracına arkadan (%100 kusurlu) çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Kazaya ilişkin tutanaklardan da açıkça anlaşılacağı üzere, kazada davalı ... 8/8 oranında kusurlu olduğunu, müvekkili uğramış bulunduğu zararlardan davalılar müştereken ve mütessilen sorumlu bulunduğunu, Trafik kazası sonucu müvekkili ticari aracını, aracın 21/03/2025 kaza tarihinden, aracın tamirden çıktığı 03/05/2025 tarihine kadar 42 gün süreyle, yürütmekte olduğu ticari faaliyetlerinde kullanamamış olup, bu sebeple tamirde geçen sürede 60.000,00 TL net ticari kazanç kaybı meydana geldiğini, Davacıya ait .... plakalı aracın kaza sonrası tamirinde geçen (23/03/2025-03/05/2025) sürede meydana gelen 60.000,00TL net ticari kazanç kaybının aracın tamirden çıktığını, 03/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Lojistik Depolama Kargo Taşımacılık Ticaret İhracat Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesi özetle 'davalı ... 8/8 oranda kusurlu olup, müvekkili uğramış olduğu zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunmadığını, şeklinde beyanda bulunmuş ise de belirtilen bu hususun tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, Öncelikle kaza tespit tutanağı taraflarca tutulmuş olup hukuken kesin delil niteliğinde olmadığını, Bu sebeple kusur durumlarının net bir şekilde tespiti için kusur bilirkişisinden veya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, Davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın onarım süresinin ne kadar olması gerektiği, kasko sigortasının olup olmadığı ,kasko poliçesi var ise ikame araç kullanılıp kullanılmadığı, davacının ne iş yaptığı, işinin nerede olduğu, yaptığı zorunlu giderlere ilişkin hiç bir delil dosyaya sunulmadan açılan bu davanın reddini, Davacıya ait aracın kasko poliçesinin sorgulanarak dosya arasına alınmasını, Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak aracın makul tamir süresinin belirlenmesini, mahrum kalındığı iddia edilen sürede aracın amortisman bedeli ve harcayabileceği yakıt giderinin tespitine ve bu tazminattan mahsup edilmesini, Kusur durumlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava Tazminat( Ticari Nitelikteki haksız fiilden kaynaklanan ) davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde davalı ...'ın tacir olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tacir olsa da davalı taraflardan ... tacir olmadığından davanın tüm taraflarının tacir olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yine başka bir husus ise, taraflar tacir olmasına rağmen eğer uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmiyorsa yine nispi ticari davadan söz edilemeyecektir. Somut olayda davalılardan biri tüzel kişi olup, dava konusu şirketin ticari işletmesini ilgilendirse dahi, davalı ...'ın gerçek kişi olduğu dikkate alındığında, trafik kazasının kendisine ait ticari işletmeyi ilgilendirdiğinden bahsetmek mümkün değildir. Bu kapsamda hem her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmemesi nedeniyle hem de tüm tarafların tacir olmaması nedeniyle davanın nispi ticari dava olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince , -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin ve davalı ...'ın yüzüne karşı karar verildi12/01/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.