İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/681 E. 2026/570 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/681
Karar No
2026/570
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/681 Esas KARAR NO : 2026/570

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/08/2025 KARAR TARİHİ : 08/06/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 09/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; ... Plakalı ... Şasi Numaralı ... model ... marka aracı davalıdan satın aldığını, daha sonra aracın kilometresinin düşürüldüğünün tespit edildiğini belirterek müvekillerinin gizli ayıptan kaynaklanan zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacının ayıp iddiasını kabul etmediklerini, taraflarına süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın davacının davalıdan satın aldığı aracın araç kilometresinin geriye çekilip çekilmediği , bunların gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı, ayıp var ise bundan davalı tarafın sorumlu olup olmadığı, araç kilometresinin düşürülmesi iddiasıyla araç değer kaybı bedeline ilişkin ayıptan doğan sorumluluk kapsamına ilişkin tazminat davası olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacı tarafından sunulan dilekçede ... plakalı sayılı aracın davalıdan 2.260.000,00 TL bedel ve 224.000 km değerleri ile 22/08/2024 tarihinde satın alındığı, satış sözleşmesine ilişikn Büyükçekmece .... Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı sözleşmenin dilekçe ekinde sunulduğunun görüldüğü, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde km düşürülmesinden haberdar olunmadığını, ayıp ihbarının süresinde yerine getirilmediğini ayrıca aracın 1.500.000,00 TL bedel ile satışının yapıldığının belirtilerek davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusunun satış sözleşmesine konu emtiada mevcut ayıp iddiasına ilişkin olduğu görülmüştür. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacıbakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir. " Alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK 223.maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (.....). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır. Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dâhi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. (...) Ayıp ihbarı def'i niteliğinde olup, bu hususun davalı tarafından ileri sürülmesi gerekmektedir. Ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı hususu resen dikkate alınamaz. (Yargıtay .... Hukuk Dairesi... Esas .... Karar) Somut olayda davacı tarafından araç üzerinde Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi.... Değ. İş .... K dosyası ile delil tespiti yaptırdığı, ... tarihinde mahkeme tarafından karar verildiği ve bilirkişi raporu hazırlandığı, rapora karşı itirazların reddine karar verilerek değişik iş dosyasında ... tarihi itibariyle son işlemin yapıldığı davacı vekiline tebliğin sağlandığı, davacının ise işbu davayı ... tarihinde açtığı görülmüştür. Davacı tarafından bildirilen soruşturma dosyası incelendiğinde ise ... tarihli şüpheli ifade tutanağı incelendiğinde davalının ayıp bildiriminden haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, makul süre zarfı içerisinde ayıp ihbarının yerine getirildiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından davalıdan Büyükçekmece ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı araç satış sözleşmesi ile 62.750,00-TL'ye satın alınan .... plakalı aracın gizli ayıplı olduğu iddiası ile açılan davada söz konusu aracın 02/11/2020 tarihinde yapılan muayenesinde aracın muayene anındaki KM'sinin 169.735 olduğu ve KM'sinin düşürüldüğünün belirtildiği, satın alma işleminden önce araçla ilgili hazırlanan ekspertiz raporunda aracın KM'sinin 160.572 KM olduğu tespit edilmiş olup ilk derece mahkemesince araç başında yapılan keşif sırasında aracın KM'sinin 191.560 olarak tespit edildiği, aracın KM'sinin düşürülmesi eyleminin gizli ayıp niteliğinde olduğu, davalı tarafından satış öncesinde araçta var olduğu beyan olunan ve bilirkişi raporu ile tespit edilen gizli ayıplar (KM düşüklüğü) konusunda davacının bilgilendirildiği veya davacının bu hususu bildiği hususu ispatlanamamış olup 6098 sayılı 219/1. maddesi uyarınca davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğu, gizli ayıbın bilinmemesinin davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı, eldeki davanın niteliği gereğince satış tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplandıktan sonra dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek uyuşmazlık konusu olan aracın km ayarı ile oynanma zamanının tespiti ile satış tarihindeki özellikleri ile aracın mevcut durumu arasında değer farkı olup olmadığı, var ise miktarı, aracın km si ile oynanılmış olması durumunda bunun taraflarca tespitinin mümkün olup olmadığı mümkün ise hangi aşamada tespitinin gerektiği, tespit edilememesinde kusur durumunun ne olduğu hususunda rapor istenilmiş olup ... tarihli bilirkişi raporunda "İşbu aracın ... Tablosunun 6. Sırada bulunan DAVA DIŞI RUHSAT sahibi ... olduğu belirlenmiş olup, bu şahıs nezdinde aracın kullanıldığı sırada, servis kayıtlar ile ( tabloda görüldü üzere “ araç kilometresini gösteren göstergesinin yaklaşık hesaplama ile 246.000 km düşürülerek, bu aracın satış fiyatının daha değerli olmasının GİZLİ AYIP teşkilinin sağlandığı görüşüne bu ... tablosundaki gerekçeler ile varılmıştır. Aracın yin ve diğer aksamlarında bir ayıp olarak kendi kendine kilometre kadranın arıza göstermesi durumu teknik olarak bulunmamaktadır. Bahse konuda bu dava ile huzurda davalı olan ... tarafından bu konuda bu aracın kilometresinde bir oynama / deği varılmıştır. Gerekçe olarak ; ... TABLOSUNDA BELİRTİLEN “ 12. Sıradaki dava konusu bu satış öncesindeki, “ (T.ci, 8.ci, 9.cu, 10.cu ve 11.ci sıralarda) HER HANGİBİR AYIP ve/veya GİZLİ AYIP olacak bir durumun olmadığı “ görüş ve kanaatine varılmıştır. Yukarıdaki ... Tablosunun “ 6.cı sıradaki “ Dava dışı ... tarafından, daha önceki TÜVTÜRK Kayıt bilgisi ile SUBUT OLAN KM lerin, ( 5,ci, 6.cı, 7.ci sıradaki bilgiler ile ) değiştirilmesine ilişkin tespitle; Bu Aracın 246.000 Km” lik bir eksiltilmeye bağlı BU ARACIN GİZLİ AYIPLI olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Aracın bu GİZLİ AYIP nedeniyle % 40 DEĞER KAYBI” nın olduğu görüşüne varılmıştır. Bu GİZLİ AYIP SEBEBİYLE bu aracı 2.260.000,00 TL bedel ile Noter Satış Sözleşmesi esnası itibariyle aracın 904.000,00 TL sı bir fazla değer ile davacı kişiye aracın satılmış olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. ARACIN, DEĞER KAYBI : 904.000,00 TL ile %40 oranında olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. ARACIN GERÇEK PİYASA DEĞERİNİN BU GİZİ AYIP NEDENİYLE SATIŞ TARİHİNDE “ 1.356.000,00 TL“ OLDUĞU GÖRÜŞÜNE VARILMIŞTIR." denilmek suretiyle gizli ayıbın mevcut olduğu, ayıp nedeniyle aracın gerçek piyasa değerinin daha düşük olması gerektiği ancak resmi satış sözleşmesinde fazla bedel ile satıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda her ne kadar davalıdan önceki malikler tarafından km değişiminin gerçekleştirildiği ileri sürülmüş ve rapor itibari ile ortaya konulmuş ise de aracın KM'sinin düşürülmesi eyleminin gizli ayıp niteliğinde olduğu, davalı tarafından satış öncesinde araçta var olduğu beyan olunan ve bilirkişi raporu ile tespit edilen gizli ayıplar (KM düşüklüğü) konusunda davacının bilgilendirildiği veya davacının bu hususu bildiği hususu ispatlanamamış olup 6098 sayılı 219/1. maddesi uyarınca davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğu, gizli ayıbın bilinmemesinin davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı anlaşılmakla birlikte eldeki dava kısmi dava olarak açılmış olup dava dilekçesinde faiz tarihi belirtilmediği görülmekle, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen tutara dava tarihinden, bakiye kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın Kabulü ile 1-Dava konusu ... Plakalı araçta mevcut gizli ayıptan kaynaklı olarak 40.000,00 TL'nin dava tarihi olan 01/08/2025 tarihinden 864.000,00 TL bedelin ise ıslah tarihi olan 21/04/2026 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 61.752,24.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 15.438,10.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 46.314,14.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40.-TL başvurma harcı ve 15.438,10.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti 843,38 TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.843,38.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 141.600,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/681, K. 2026/570, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-681-e-2026-570-k-039763dd15df