İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/641 E. 2026/13 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/641
- Karar No
- 2026/13
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/641 Esas KARAR NO : 2026/13 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/11/2023 KARAR TARİHİ : 15/01/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız --------- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirket hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durduğunu, işbu itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı tarafça müvekkili şirkete takip tarihinden sona kısmi ödemeler yapılmış olup, dosyaya sunmuş oldukları cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere davanın ikame edildiği tarih itibariyle müvekkilin BAKİYE ANAPARA alacağının 418.845,64 TL olduğunu, icra takibinin başlatıldığı 19.07.2023 tarihi itibariyle müvekkilinin alacağı 549.697,64 TL olup, ana para yönünden bakiye ana para alacağı 418.845,64 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihi itibariyle işleyecek faiz ve tüm feriler yönünden ise 549.697,64 TL üzerinden devamına ve yapılan 170.000,00 TL ödemenin infaz aşamasında değerlendirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının kalan bakiye anapara alacağı olan 418.845,64 TL üzerinden devamına ve takibin takip tarihi itibariyle 549.697,64 TL üzerinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, bakiye anapara alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP: Davalı vekili; davacı alacaklı ile davalı borçlu müvekkili şirket arasında gerçekleşen dava konusu ticarete yönelik borç tutarının sunulacak deliller, dinlenilecek tanıklar ve yapılacak inceleme neticesinde tespitinin gerekmekte olduğunu, davacı alacaklının özetle belirtmiş oldukları süreçten ötürü icra inkar tazminatı talebinde bulunması haksız bir tutumdan ibaret olduğunu, nitekim ticari defterler inceleneceği vakit davacı alacaklı firma ile davalı borçlu müvekkil arasında bu zamana dek sürdürülen ticarette birçok kez cari hesap ödemeleri yapılmış fakat şirket işleyişinde ve hisse devrine yönelik yapılan değişiklikler neticesinde ekonomik açıdan sıkıntılı bir sürece giren müvekkili şirketin ödemelerinin geciktiğini, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Mahkememizce kaldırma kararı öncesi verilen karar --------- sayılı ilamı ile; "Mahkemece davacının icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacağı belirledikten sonra takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edilmiş olduğundan, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, icra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi ve davacının takip tarihinde mevcut asıl alacağının ne kadarlık kısmı yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun tespiti ile sonucuna göre ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında gözetilmesine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtildiği şekilde hesaplama yapılarak ve ek rapor alınıp taraflara itiraz imkanı tanınmadan talep aşılmak suretiyle karar verilmesi yerinde olmamıştır." gerekçeleriyle kaldırılmıştır. Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, -------- Müdürlüğünün --------- Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 549.697,64 TL asıl alacağın 9.559,46 TL işlemiş faiz alacağıyla birlikte tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura/cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, tarafların ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, delil vasfı bulunduğu, davalı şirketin defterlerine göre davacının takip tarihi itibari ile davalı şirketten 547.539,75 TL alacaklı olduğu, 25.10.2023 tarihinde davadan önce takipten sonra 170.000,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu alındıktan sonra, 15.01.2026 tarihinde yapılan duruşmada davacı vekili, alacağın haricen tahsil edildiğini belirtilmiştir. Haricen tahsil sebebiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Davacı yan yargılama gideri talebi olduğunu beyan etmiştir. Bu noktada dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinden işin bu yönden esasına girilmiştir.Davacı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap alacakları olduğunu iddia etmiştir. TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur . HMK madde 222/3'e göre de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtları sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilir. Bu açıklamalar dairesinde, tarafların ticari defterlerinde bilirkişice yapılan incelemede, tarafların defterlerini usulüne uygun tuttukları, davacının düzenlediği faturaların davalının defterlerine de işlendiği, buna göre takip tarihi itibariyle davalının ticari defterlere göre davacı şirkete 547.539,75 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacının davalıdan 547.539,75 TL alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı dava öncesi ödemeler yapıldığını bildirerek işbu davayı 418.845,64 TL üzerinden açmıştır. Bilirkişice de 5.10.2023 tarihinde davadan önce takipten sonra 170.000,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de ; Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği , anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Takip tarihinden sonra yapılan ödemenin alacağın hangi bölümünden mahsubu gerektiği kanusunda TBK 100/1. madde hükmü gözetilmelidir. TBK 100/1. maddeye göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Bunun karşı anlamına göre borçlu faiz ve masrafları ödemede gecikmiş ve özellikle vadesinde borcu ödemediğinden temerrüt faizi işlemeye başlamış ise yapılan ödemelerin öncelikle masraf ve faizlerden mahsubu gerekir.İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi raporu aldırılmıştır.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; icra takibinin yapıldığı tarihten itibaren temerrüt faizinin uygulanması ve takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubu gerektiği, bilirkişi raporunda bu hususta değerlendirme yapılarak 520.131,48 TL alacak bulunduğu, davacının talebi 418.845,64 TL olduğu bu nedenle açılan davada davacının haklı bulunduğu anlaşılmakla, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın haricen tahsil sebebiyle konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Asıl alacağın ( 418.845,64 TL) %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 28.611,35 TL karar ve ilam harcından 4.356,55 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 24.254,80 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 67.015,30 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 4.626,40 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 8.305,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026