İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/615 E. 2026/42 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/615
- Karar No
- 2026/42
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2025/615 KARAR NO : 2026/42
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Güveni Kötüye Kullanma Yoluyla İşçinin Haksız Fiilinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22.08.2025 KARAR TARİHİ : 19.01.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkil şirket bünyesinde 01.08.2023 tarihi ile 10.01.2025 tarihleri arasında sigortalı çalışanı (işçisi) olarak çalıştığı dönemde, 07.09.2023 tarihi ile 09.12.2024 tarihleri arasında müvekkiline ait Instagram hesabı üzerinden verilen müşteri siparişlerinde kendi banka hesap bilgilerini müşterilere göndererek sipariş ücretlerini kendi uhdesine aldığı ve bu ürünlere ve ücretlere ilişkin hiç bir şekilde müvekkil şirket yetkililerini bilgilendirmediği, siparişten gelen paraları müvekkil şirkete iade etmeyerek kendi uhdesinde zimmetine geçirdiği fark edildiğini, 10.01.2025 tarihinde İş Kanununun 25/2.maddesi gereğince iş akdinin fesh edildiğini, hakkında Güveni Kötüye Kullanmak suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Sor. No. sayılı dosyasında devam ettiğini, ilgili tutarların tahsilinin sağlanması amacıyla ... 3. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; davalı işçinin davalı şirkette çalıştığı dönemde müşterilerden gelen siparişlere ilişkin bedelleri şirket hesabı yerine kendi şahsi hesabına yönlendirmek suretiyle gelen paraları zimmetine geçirmesinden kaynaklı olarak verilen zararın kendisinden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı davaya cevap vermediğinden, taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, davalının işçisi olarak davacı tarafın yanında çalıştığı dönemde, davacıya ait sipariş bedellerini zimmetine geçirerek güveni kötüye kullanmak suretiyle verip vermediği, vermiş ise davacının alacağının miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur. Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve ...E. ...K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Huzurdaki dava; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Davalının, davacı şirketin işçisi olduğu kendi beyanı ile de sabittir. İddia, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı dönemde gelen müşteri sipariş bedellerini şirket hesabına yönlendirmesi gerekirken kendi şahsi hesabına yönlendirerek kendisine olan güveni kötüye kullandığı, müşteri siparişleri nedeniyle gelen paraları zimmetine geçindiği böylelikle işçisi olduğu davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayanmaktadır. Davalı tacir değildir. Taraflar arasındaki ilişki de ticari bir ilişki değildir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Dava konusu uyuşmazlık; prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, gelir/aylık bağlanması veya işçilik alacaklarının belirlenmesinden kaynaklanan türden bir uyuşmazlığın çözülmesi olgusu sözkonusu olmayıp; ne 506 sayılı Kanun, ne 1479 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri, yani, uyuşmazlığın sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasıyla çözümlenmesi imkanı bulunmamaktadır. Mahkemenin görevini belirlerken, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hangi hukuki sebebe dayandığına bakmak gerekir. Bu yönde, maddi vakıa ve dava konusuna göre, eldeki davanın, davacılara ait eczane işyerinde çalışan davalıların işyerinde bulunan ilaçları çalarak sattıkları iddiasıyla uğranılan zararın yasal faizi ile birlikte tahsilinden kaynaklı alacağın, haksız fiil niteliğindeki eylemine dayanılarak davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla işbu davada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil mesuliyetine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda yukarıda sözü edilen kanun maddeleri hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir. Bu yasal çerçevede; açık kanun hükmü ile iş mahkemesinde görüleceği belirtilmemiş olan haksız fiilden kaynaklanan alacak davasının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesinde sonuçlandırılması gerekmektedir (Emsal: Yargıtay 10.HD.nin 25.02.2021 tarih ve... E....K. - 02.04.2019 tarih ve ... E...K. - 28.06.2018 tarih ve ... E.... K. - 30.06.2016 tarih ve... E.... K. - Yargıtay 13.HD.nin 03.11.2015 tarih ve ... E. ...Yargıtay 7.HD.nin 04.12.2014 tarih ve ... E. ...K. - Yargıtay HGK.nun 26.11.2019 tarih ve ...E. ... K. Vb). Bu nedenle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE, 6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19.01.2026
KATİP - HAKİM - ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır