İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/631 E. 2026/22 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/631
Karar No
2026/22
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/631 Esas KARAR NO : 2026/22

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/08/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan, ... Binası A Blok’ta yer alan işyerinde 26.06.2023 tarihinde dahili su hasarı meydana geldiği, hasar ihbarı üzerine Sigortacılık Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman eksper görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Düzenlenen ekspertiz raporunda; sigortalı işyerinin ... Binası içerisinde bulunduğu, binanın merkezi ısıtma-soğutma sistemine ait borunun, sigortalı ofisin asma tavanından geçtiği bölümde eskimeye bağlı olarak delinmesi sonucu akan suyun asma tavan, duvarlar ve zemin kaplamasına zarar verdiği, hasarın beyan edilen şekilde ve tarihte gerçekleştiği, yakın nedenin dahili su olduğu ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı tespit edilmiştir. Raporda ayrıca, binanın mülkiyetinin...’na, işletmesinin ise ...’ne ait olduğu, bu nedenle sorumlulara rücu imkânının bulunduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda sigortalıya 1.185,84 Euro tutarında ödeme yapıldığı ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olunduğu, akabinde hasarın meydana geldiği yerden sorumlu olduğu ileri sürülen davalıya rücu talebiyle yazılı başvuruda bulunulduğu, ancak davalının kendisine tebliğ edilen rücu yazısına rağmen verilen süre içinde ödeme yapmadığı ve bu suretle temerrüde düştüğü ileri sürülmüştür. Bunun üzerine, davacı tarafından ... 9. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, akabinde başvurulan arabuluculuk sürecinin de anlaşmama ile sonuçlandığı ifade edilmiştir. Davacı, icra takibinde asıl alacak ve faiz dâhil toplam 41.607,85 TL talep edilmiş olmakla birlikte, işbu davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 35.197,15 TL asıl alacak ve 6.037,51 TL faiz olmak üzere toplam 41.234,66 TL üzerinden davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep etmektedir. Meydana gelen zarar miktarı ile davalının sorumluluğunun açık ve kesin olduğu, buna rağmen davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiği ileri sürülerek, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesi istenmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket aleyhine ... 9. İcra Müdürlüğü’nün...dosyası ile başlatılan icra takibine süresi içinde itiraz edildiği, bu itiraz üzerine duran takibe karşı davacı sigorta şirketi tarafından itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, sigortalısının kiracı olarak bulunduğu işyerinde meydana gelen dahili su hasarı nedeniyle sigortalıya ödeme yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu uyarınca sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, öncelikle uyuşmazlığın kiracılık ilişkisinden kaynaklandığını, sigortacının halefiyetine dayalı rücu taleplerinin de sigortalının açabileceği dava ile aynı hukuki nitelikte olduğunu belirterek, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu savunmuş; bu nedenle davanın görev yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, dava dilekçesinde dayanılan delillerin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, UYAP üzerinden de incelenemediğini belirterek savunma hakkının kısıtlandığını iddia etmiştir. Esasa ilişkin olarak ise, davacı tarafından sunulan eksper raporunun davalının bilgisi ve katılımı olmaksızın, tek taraflı şekilde düzenlendiği, bu haliyle bağlayıcı ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, raporda dahi davalı şirkete atfedilebilecek somut bir kusur veya ihmalin ortaya konulmadığı savunulmuştur. Davalı, hasarın meydana geldiği ... binasında yönetici şirket sıfatıyla bulunduğunu, ancak zararın kaynağı olarak gösterilen borunun binanın merkezi sistemine değil, kiralanan ofisin asma tavanı içinden geçen dahili tesisata ait olduğunu, bu tür tesisatların yapımı ve bakımının kira sözleşmesi gereğince kiracının sorumluluğunda bulunduğunu ileri sürmüştür. Davalı ayrıca, kiralanan yerin kiracıya teslimi sırasında kendi sorumluluğundaki elektrik ve mekanik tesisatlarda herhangi bir arıza bulunmadığının teslim tutanağı ile sabit olduğunu, hasara yol açan tesisatın ya mevcut kiracı ya da önceki kiracı tarafından yaptırılmış olabileceğini, bu nedenle kendisine kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceğini belirtmiştir. Bu çerçevede, davalı ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı, varsa sorumluluğun kiracıya veya önceki kiracıya ait olduğu savunulmuştur. Son olarak, davacı tarafından ileri sürülen alacağın kesin ve likit olmadığı, sorumluluk ve zarar miktarının ancak yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenebileceği, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın haklı olduğu ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığı ileri sürülmüştür. Davalı, tüm bu nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının sigortalısı, davalının kiracısı dava dışı ... A.Ş'nin işyerinde 26/06/2023 tarihinde meydana gelen su basması sebebiyle oluşan hasar sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından ödenen 1.185,84 Euro'nun binanın işletimini üstlenen davalıdan tahsili isteminden ibaret olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; dava dışı sigortalıya kiralanan işyerinde, su tesisatından kaynaklı olarak meydana gelen hasar nedeniyle, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen bedelin binanın işletimini üstlenen davalıdan 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Sigorta poliçesine konu ve hasarın meydana geldiği taşınmaza ilişkin 06/01/2020 tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin feshedildiği taraflarca iddia edilmediğinden sözleşmenin 8.2 maddesi gereği sözleşmenin yenilerek devam ettiği, davalının kiralayan, dava dışı sigortalının ise kiracı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30/01/2017 tarihli, ... E. ... K. sayılı ilamında; "...Davanın açıldığı ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının sigortalısının halefi olarak davalıdan rücuen tazminat isteminde bulunduğu, davacının sigortalısı olan şirket ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğu ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK'nun 4/a maddesi gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; davacı vekilinin başvurusu ile dosya, temyize konu kararı veren mahkemeye gelmiştir. Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun ...Tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti). Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır." denilerek, sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira ilişkisi olması halinde, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Yine sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan davada da, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nun 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkeme görevlidir. Bu sebeple mahkememizin görevsizliğine, HMK 114/1-c ve 115/2 md uyarınca davanın usulden görevsizlik sebebiyle reddine, mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamı) HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve 115/2 md uyarınca davanın usulden görevsizlik sebebiyle REDDİNE, 2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına dair karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK 331. Maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/01/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/631, K. 2026/22, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-631-e-2026-22-k-a2ebf67fda07