İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/61 E. 2025/908 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/61
- Karar No
- 2025/908
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas KARAR NO :
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [16881-88060-69221] UETS DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/01/2025 KARAR TARİHİ : 27/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Alacaklı davacı şirketin, davalı borçlu aleyhine Kayseri İcra Müdürlüğü ....E. sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine; davalı yanın yapmış olduğu borca itirazın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeni ile iptal edilmesi gerektiğini, davacı tarafından, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi yapılmış, davalının ise yapılan takibe ve borca itiraz etmiş olduğunu, davacının, davalı şirketten olan 300.000,00TL tutarındaki alacağının ödenmemesi nedeniyle, davacı tarafından davalı borçlu aleyhine Kayseri İcra Müdürlüğü ....E.sayılı dosyası ile takip başlatılmış, gecikme bedeli ve işlemiş faizler haricinde 300.000,00 TL tutarında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapılmış olup, örnek 7 ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğunu, dosya borçlusu davalının ise davacı tarafından hakkında yapılan icra takibine ve borca, işlemiş faize itiraz etmiş ve itiraz neticesinde Kayseri İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, taraflar arasında alım satım ilişkisi kurulmuş olduğunu, davacı ile davalı arasında ticari alım-satım ilişkisi olduğunu, İcra dosyasındaki faturanın da iş bu hususu doğrular nitelikte olduğunu, zira davalının da 09.12.2024 tarihli itiraz dilekçesinde aralarında hukuki-ticari ilişki olmadığını iddia etmemiş, sadece mevcut borcunun olmadığını ileri sürmüş olduğunu, ne var ki dosyada mübrez fatura ve tarafların ticari defterleri incelendiğinde faturaya konu alacağın mevcut olduğunun aşikar olduğunu, davalı tarafından iş bu faturaya ilişkin olarak davacıya yapılmış bir ödeme de bulunmadığını, malum olduğu üzere faturaya konu ürünler/hizmetler teslim edilmekle fatura bedelinin ödenmesi gerektiğini, davacının da davalıya yemek satmış, yemekleri kendilerine teslim etmiş, ilgili alım-satıma ilişkin faturaları tanzim etmiş ise de ne yazık ki bedelini tahsil edememiş olduğunu, toplam da davacının davalı borçluya ekli faturadaki miktarlarda yemek satmış olup, davacının ış bu satıştan geriye kalan bakiye alacağının 300.000,00 tl olduğunu, davalının, alım- satım ilişkisinden kaynaklanan ve davacıya olan borcunu inkar etmekte olup icra takibine vaki itirazında haksız ve kötüniyetli olduğunu, İİK. 67. Maddesinin dikkate alınması ile davalı borçlunun icra takibine vaki itirazı haksız ve mesnetsiz olması nedeni ile İİK.'nun 67.maddesi gereğince iptali gerekmekte olduğunu, davalı tarafa, davacıya olan borcunu ödemesi gerektiğinin icra takibiyle bildirilmiş; ancak belirtilen sürede yine de borç ödenmemiş olduğunu, bu haliyle davalının borcunun muaccel olduğununda aşikar olduğunu, İİK. m.67/ f.2ye göre icra inkar tazminatı talep edilebildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; itirazın iptali davasında borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için borçlunun icra takibine itirazında haksız ve alacağın likid olması gerektiğini, davacıya olan borcunu inkar eden ve aleyhine girişilen icra takibine vaki itirazında haksız ve kötüniyetli olan davalı borçludan olan faturadan doğan alacaklarının belirli nitelikte olması nedeni ile, İİK.67.maddesi gereğince, hükmolunan meblağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, huzurdaki davayı açmadan evvel Kayseri Arabuluculuk bürosu .... dosyasıyla ticari arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de, yapılan görüşmelerde anlaşmaya varılamamış olduğunu, bu nedenlerle davalı borçlunun hakkında yapılmış olan icra takibine vaki itirazının, süresinde, iptalini dava etme zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, takip dosyasında belirtilen borcun işlemiş ve işleyecek olan faiziyle birlikte ödenmesine, takip konusu alacağın yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davalı Şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı dava dilekçesinde davalı şirket ile bir ticari ilişkilerinin olduğunu ve bu doğrultuda davalıya yemek satışı gerçekleştirdiği yönünde beyanda bulunmuş ise de bu durum gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığı aşikar olup kabul etmemekle birlikte ticari ilişkinin olduğunu bir an için düşünürsek bile bu durumu iddia eden davacının ispatlaması gerekmekte olduğunu, davacının davalı ile aralarında dava konusu satışa ilişkin herhangi bir sözleşme veya ticari bir anlaşması bulunmamakta olduğunu, davalı ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının apaçık ortada olduğunu, davacı her ne kadar dava dilekçesinin ekinde bulunan faturaya dayanarak bir takip başlatmış ise de faturanın numarasına bakıldığında GIB...olduğu görüleceğini, Fatura numarasından da anlaşılacağı üzere davacı tamamen kötü niyetle, gerçeği yansıtmayan, hayali bir borç gerekçesiyle sırf davalıya icra takibi başlatmak maksadıyla vergi açılışı yapmış ve ilk faturayı davalı şirkete kesmiş olduğunu, davacının ticari defterleri incelendiğinde de bu durum görüleceğini, kaldı ki kesilen faturanın e-Arşiv olduğuna da ayrıca dikkat edilmesi gerektiğini, çünkü e-Arşiv faturaların; faturayı düzenleyen tarafından, kaşe imza yapılarak karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekmekte olduğunu ancak davalı şirkete tebliğ edilen herhangi bir fatura söz konusu olmadığını, icraya konu faturayı davalının ilk defa icra ödeme emrinin ekinde görmüş olduğunu, bu nedenle kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için borcun varlığından bahsedecek olsa bile usule aykırı bir faturanın varlığının söz konusu olacağını ayrıca davacının dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlayamadığını, faturalarla birlikte ayni zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması gerekmekte olduğunu, davalıya verilen bir hizmet bulunmamakta iken takipte ve davada taraf olarak davalının gösterilmesinin anlaşılamadığını, Yargıtay 19. H.D., 28.06.2018 Tarıh, 2017/892E., 2018/3671K. Sayılı Kararı ilamının dikkate alınması gerektiğini, Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere sadece faturanın varlığının borcun ispatlanmasında yeterli olmadığını ancak dava dosyasına bakıldığında iddia edilen borca ilişkin faturadan başka bir delil de bulunmadığını, söz konusu borcun varlığının davacı tarafından delillerle ispatlanması gerektiğini ancak bu ispatın yalnızca bir fatura ile mümkün olmayacağını belirleterek, izah edilen nedenlerle davalı aleyhine açılmış davanın reddine, davalı aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava; Davacının Kayseri İcra Müdürlüğü .....E. sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Mimarsinan vergi dairesine, Topçumeydanı vergi dairesine yazılan müzekkerele cevap verilmiş olduğu görülmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin ... E, ...... K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup, dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, takibe esas alacak konusunun yemek bedeli olması ile davacının tacir olmadığının vergi dairesi yazı cevabı ile anlaşıldığından ortada nisbi bir ticari dava da olmadığından iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/10/2025
Katip ... e- imzalıdır
Hakim ... e- imzalıdır