İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/571 E. 2026/221 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/571
- Karar No
- 2026/221
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/571 Esas KARAR NO : 2026/221
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/07/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, AVM içinde mağazalardan mal kabul alanlarına ve mal kabul alanlarından mağazalara taşıma yaptıığını, mağazalara söz konusu hizmet karşılığında fatura kestiğini, davalı taraf AVM'de yemek hizmeti veren bir mağaza olup söz konusu taşıma hizmetinden faydalandığını, söz konusu faturalara istinaden ödeme yapılmadığını, davalı şirket ilk olarak 2023 yılı cari hesap döneminde borçlu konuma düştüğünü, müvekkili şirketin tüm iyi niyetli çabalarına rağmen 2023 yılı cari hesap alacağında açıkça görünen 36.426,68-TL'lik miktar müvekkili şirket banka hesaplarına iletilmediğini ve bu sebeple .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan taşıma hizmeti sözleşmesinden kaynaklı tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında davalının... merkezinde bulunan mağazasından mal kabul alanlarına ve mal kabul alanlarından mağazasına taşıma yapmak amacıyla anlaşma sağlandığı ve davacının bu kapsamda davalı aleyhine düzenlemiş olduğu 4 faturadan kaynaklı olarak toplam 53.709,18 TL alacak üzerinden .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyasından başlatmış olan takibin davalının itirazı üzerine durduğundan bahisle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Yargılama esnasında davaya konu icra takibi bakımından HMK m.31 hükmü uyarınca beyanda bulunmak üzere davacıya verilen süre kapsamında sunulan beyan dilekçesi ile birlikte icra takibine konu edilmiş olan; "-... fatura nolu 31.07.2023 tarihli ve 7.247,54-TL bedelli faturanın 31.08.2023 tarihinden itibaren avans faiz ve takip tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren avans faiz, -... fatura nolu 31.08.2023 tarihli ve 7.973,47-TL bedelli faturanın 02.10.2023 tarihinden itibaren avans faiz ve takip tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren avans faiz, -... fatura nolu 30.09.2023 tarihli ve 10.087,63-TL bedelli faturanın 31.10.2023 tarihinden itibaren avans faiz ve takip tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren avans faiz, -... fatura nolu 31.10.2023 tarihli ve 11.090,74-TL bedelli faturanın 01.12.2023 tarihinden itibaren avans faiz ve takip tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren avans faiz" talep edildiği açıklanmış olup itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması sebebiyle taleple bağlı kalınarak yargılama yapılmıştır. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraf vekillerine usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2023- 2025 yılına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Tarafların kaşe ve imzasını taşıyan ve davacı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan sözleşmeye göre: Davalı ... ... unvanlı firmanın ... ... Merkezinde yer alan dönerci ... Usta adı altında faaliyet gösteren mağaza/şubesine ait ürünlerin, mal kabul alanından, depodan veya muhaberat ofisinden mağaza/şubesine, veya mağaza/şubesinden ürün kabul alanına, deposuna veya muhaberat ofisine yapılacak olan taşıma işlemlerinin yapılması için ... Tic. A.Ş. ünvanlı davacı şirketi yetkilendirdiği, Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ve takip konusu edilen 4 adet toplam 36.426,68.-TL tutarlı faturanın e-ticari fatura olduğu ve Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden elektronik olarak tebliğ edildiği, Bilindiği üzere e- ticari faturaların fatura düzenlenen kişi/kurum tarafından TTK 21/2 hükmü kapsamında e-fatura portalı üzerinden 8 gün içerisinde iptal/kabul etmeme hakkının bulunduğu, iptal etme hakkı kullanıldığında bu faturaların; fatura düzenlenen kurum/kişinin ba formuna yansımayacağı gibi faturayı düzenleyen kurum/kişinin de bs formuna yansımayacağı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü 13.08.2025 tarih, 1012541 sayılı yazısına ekli taraflara ait karşılaştırmalı Ba- Bs formlarına göre; davacı şirketin, davalı şirkete 2023 yılında aylık KDV hariç 5.000,00.-TL ve üzerinde 7 belge karşılığı KDV hariç 49.125,35.-TL mal/hizmet faturası düzenlediği, (Not: Davacı şirket tarafından 31.03.2023 tarihinde davalı şirkete düzenlenen KDV dahil 5.089,35.-TL Faturanın KDV hariç 5.000,00.-TL altında olmasından dolayı davacı tarafın bs formuna işlenmemiştir.) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü 08.08.2025 tarih, ... sayılı yazısına ekli - taraflara ait karşılaştırmalı Ba- Bs formlarına göre; davalı şirketin, davacı şirketten 2023 yılında aylık KDV hariç 5.000,00.-TL ve üzerinde, 7 belge karşılığı KDV hariç 49.125,35.-TL mal/hizmet faturası aldığı, (Not: Davacı şirket tarafından 31.03.2023 tarihinde davalı şirkete düzenlenen KDV dahil 5.089,35.-TL Faturanın KDV hariç 5.000,00.-TL altında olmasından dolayı davalı tarafın ba formuna işlenmemiştir.) Yüce Mahkemeniz tarafından vergi dairelerinden celp edilen Ba-bs formlarında; 2023 yılında davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların itiraza uğramadan davalı şirkete ait ba formunda yer almasıyla birlikte takip konusu faturaların usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği ve kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, Davacı şirketin 2023 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile elektronik ortamda tutulduğu envanter defteri noter tasdikinin zamanında yaptırıldığı defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı bu nedenlerle davacı şirkete ait 2023 yılı ticari defterlerin delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin davalı şirkete 2023 yılında toplam 63.664,38.-TL tutarında 8 adet fatura düzenlediği, aynı dönemde davalı şirketten 4 fatura karşılığı 27.237,70.-TL tahsilat yaptığı, bu ticari iş ve işlemler neticesinde 31.10.2023 tarihinden itibaren, davacı şirketin davalı şirketten takip konusu edilen 4 adet faturadan dolayı 36.426,68.-TL alacaklı olduğu, 16.12.2025 tarihli karar altına alınan ve elektronik Tebligat yönetmeliğinin 9.6. Maddesi hükümlerine göre davalı şirketin 21.12.2025 tarihinde tebliğ edilen Ön inceleme duruşma zaptı gereği, 2 haftalık kesin süre içerisinde davalı şirketin ticari defter ve belgelerini dosyaya sunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı bu nedenlerle davalı şirketi ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, TBK 117 kapsamında alacağın tahsili için davacının davalıya herhangi bir ihtarının bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen yetkilendirme sözleşmesinin son paragrafında yer alan : “Bir aylık taşımaların tamamına karşılık gelen taşıma bedeli, aylık olarak davalı şirkete fatura edilecek olup; davacı tarafından yapılmış taşımalar ile alakalı bir listeyi, istendiği takdirde e-mail yoluyla davalıya ulaştırılabilir. Faturaya konu bedelin tamamı, faturanın alındığı tarihten itibaren en geç 15 (onbeş) gün içerisinde ödenecek olup; bu kesin vade tarihinde ödenmeyen faturalara, ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi oranında gecikme faizi ödenecektir.” hükmü gereği, faturaların tebliğ edildiği tarihin net olarak bilinmemesi üzerine davacı beyanı doğrultusunda fatura düzenleme tarihinden bir ay sonraki tarihin temerrüt tarihi olarak benimsenerek 04.12.2024 takip tarihine kadar değişen oranlarda Ticari avans faizi oranlarına göre ve dönemsel olarak yapılan hesaplamalara göre; davacı tarafından, 04.11.2025 takip tarihinde 19.433,92.-TL avans faizi talep edebileceği, ancak takipte 17.282,50.-TL işlenmiş avans faiz, talep edildiği, takibin taleple sınırlı olması sebebiyle ve Yüce Mahkemeniz tarafından temerrüt şartlarının kabulü halinde; Davalı şirket tarafından, .... İcra Dairesi 2024/... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın; 04.12.2024 takip tarihinden itibaren 36.426,68-TL fatura alacağı, 17.282,50.-TL işlenmiş avans faizi olmak üzere toplam 53.709,18.-TL üzerinden iptali ile icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Yargılama esnasında davalı vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile birlikte müvekkili şirketin 18.12.2023 tarihinde ... tarafından devralındığını, dava konusu faturaların kesildiği tarihler ise şirketin devrinden öncesine denk geldiğini, şirketin eski borçlarından devreden ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğunu, şirketin ... hesap yetkilerinin, 19.12.2025 tarihine kadar ...'de olması sebebiyle işbu davadan haberdar olunmadığından bahisle taraflarına ticari defter ve belgeleri ibraz etmek üzere yeniden süre verilmesi isteminde bulunmuş ve bu kapsamda başka bir davaya ilişkin olarak PTT tarafından ... hesap bilgilerine ilişkin verilen müzekkere cevabı dosyamıza ibraz edilmiş ise de yapılan incelemede şirketin dava tarihi itibariyle yetkilisi olan ...'un ... hesap yetkilerini 19.12.2025 tarihinde elde ettiği, mahkememizin ön inceleme zaptı ile birlikte taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde ticari defter ve belgelerini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin duruşmada hazır bulunan davacı bakımından duruşma tarihinden; hazır bulunmayan davalı bakımından ise tebliğ tarihinden itibaren başladığı, duruşma zaptının davalı tarafa 21.12.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu dikkate alındığında davalı şirket yetkilisinin ... hesabına erişiminin olduğu tarihten bir sonraki tarihte usulüne uygun tebliğ işlemlerinin yapıldığı, nitekim bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere davalı tarafça davaya konu edilmiş olan faturaların iade edildiğine dair vergi dairesi nezdinde herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalının bu kapsamda herhangi bir iddiada bulunmadığı ve delil ibraz etmediği hususu da dikkate alındığında davalıya yeniden süre verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davalı tarafça kesin süre içerisinde herhangi bir defter ibraz edilmediğinden davacının ticari defter ve belgelerindeki kayıtların kabul edilmiş sayıldığı, davacı tarafından düzenlenmiş olan faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, alınan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu kapsamında davacının davalıdan fatura bedelleri kadar alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı) Somut olay bakımından taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri incelendiğinde; sözleşmenin TTK m.1530 hükümlerinin uygulanabileceği bir sözleşme türü olmadığı, TBK m.117 hükümleri çerçevesinde inceleme yapıldığında ise taraflar arasındaki sözleşmede kesin vadenin belirtildiği, davacının bu kesin vadeden daha sonraki bir tarihten faiz başlatarak davalıdan takip öncesi işlemiş faiz isteminde bulunduğu hususu da dikkate alındığında bilirkişi tarafından yapılan hesaplama da göz önünde bulundurulmakla davacının talebi ile bağlı kalınmış ve davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 36.426,68 TL 'nin %20'si oranında olan 7.285,34 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile; takibin kaldığı yerden devamına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 36.426,68 TL 'nin %20'si oranında olan 7.285,34TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 3.668,87-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 648,67-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.020,20-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.351,57-TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 975,00-TL, bilirkişi ücreti: 7.500,00-TL olmak üzere toplam: 9.826,57-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır