İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/550 E. 2026/353 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/550
- Karar No
- 2026/353
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/550 Esas - 2026/353 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/550 KARAR NO : 2026/353
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 16/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin ........” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazların .... tarafından reddedildiğini, ret kararına karşı davalı şirketin itirazı üzerine ... kararı ile müvekkilinin marka başvurusunun kısmen reddine karar verildiğini, kararın iptali gerektiğini, müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirkete ait mesnet markaların farklı markalar olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili markasının logosu, renkleri, fonetiği ve şeklinin davalı şirket markalarından ayırt edilebilecek düzeyde farklı olduğunu, ortalama tüketicilerin markaları karıştırmayacağını beyanla, ....sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile kısmi redde mesnet markanın “...” ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiğini, marka başvurusu kapsamından çıkartılan mal/hizmetler bakımından markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuruda tali unsur olarak yer alan “.... ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, müvekkili Kurum tarafından yapılan iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davacının kötü niyetli olarak müvekkili markalarının okunuşları üzerinden marka tescil başvurularında bulunduğunu, müvekkilinin sektörel tanınmışlığından faydalanma gayesiyle hareket ettiğini, dava konusu marka başvurusunda yer alan “baby” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, ibarenin müvekkiline ait “.... esas unsurlu markalarla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılacağını, dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartılan mal ve hizmetlerin müvekkili markalarının tescil kapsamında yer aldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 25 / 35. sınıflar için tescil talebiyle 20.12.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 12.01.2024 tarihli 436 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davalı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, .... Sözleşmesi bağlamında tanınmışlık”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davacı tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davalı şirketin yayıma itirazı .... kararına itiraz ederek, marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ettiği, itirazın nihai olarak .... sayılı kararı ile itirazın kısmen kabulüne ve "Sınıf 25: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Sınıf 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mallarının / hizmetlerinin başvuru kapsamından çıkartılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.” biçiminde karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER: Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şirketin Redde Mesnet Markası Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, davalı şirketin itirazı üzerine, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından kısmen reddedilmiştir. Dolayısıyla davanın konusunu 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler oluşturmaktadır. Davalı şirketin.... sayılı redde mesnet markası ise 18 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Her ne kadar başvuru konusu mallar 25. sınıfta, itiraza mesnet marka kapsamındaki mallar ise 18. sınıfta yer almakta ise de, Nice Sınıflandırması yalnızca idari bir tasnif niteliğinde olup, mal ve hizmetlerin benzerliği bakımından tek başına belirleyici değildir. Yerleşik yargı kararlarında ve .... uygulamasında da kabul edildiği üzere, benzerlik değerlendirmesinde malların kullanım amacı, hedef tüketici kitlesi, dağıtım kanalları, üretici işletmeler, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olup olmadıkları ve tüketicide aynı ticari kaynaktan geldikleri yönünde bir izlenim oluşturup oluşturmadıkları birlikte dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede, 18. sınıfta yer alan çanta, cüzdan, bavul ve valiz gibi emtialar ile 25. sınıfta yer alan giyim, ayakkabı ve başlık ürünleri arasında güçlü bir ekonomik ve ticari ilişki bulunmaktadır. Söz konusu ürünler, moda ve hazır giyim sektörünün tamamlayıcı ürün gruplarını oluşturmakta; tüketiciler tarafından birlikte kullanılmakta, aynı ihtiyaç kapsamında tercih edilmekte ve aynı koleksiyonun parçaları olarak algılanmaktadır. Günümüzde moda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir kısmı yalnızca giyim üretmekle yetinmeyip, aynı marka altında çanta, cüzdan, kemer, ayakkabı ve diğer aksesuar ürünlerini de piyasaya sunmaktadır. Bu nedenle ortalama tüketici, bu ürünlerin aynı ticari işletme tarafından üretilmesi veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelerce piyasaya arz edilmesi ihtimalini olağan karşılamaktadır. Nitekim özellikle çanta ve cüzdanlar ile giyim ve ayakkabılar; kullanım amaçları bakımından birbirlerini tamamlayan, aynı tüketici kitlesine hitap eden, aynı satış noktalarında pazarlanan ve çoğu zaman aynı marka çatısı altında sunulan ürünlerdir. Hazır giyim mağazaları, zincir mağazalar, butik mağazalar ve elektronik ticaret platformlarında bu ürün grupları birlikte satışa sunulmakta; tüketici nezdinde bunlar tek bir moda markasının ürün ailesi olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla söz konusu emtialar arasında benzerlik bulunduğu kabul edilmelidir. Başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki perakende ve toptan satış hizmetleri bakımından benzerlik çok daha belirgindir. Zira dava konusu başvuru, giyim, ayakkabı ve başlık ürünlerinin bir araya getirilmesi hizmetlerini kapsarken; redde mesnet marka da çanta, cüzdan, bavul ve benzeri ürünlerin bir araya getirilmesi hizmetleri bakımından tescillidir. Günümüzde giyim ürünleri ile çanta ve cüzdan gibi aksesuar ürünlerinin aynı mağazalarda, aynı elektronik ticaret platformlarında ve aynı satış organizasyonu içerisinde tüketiciye sunulması olağan ticari uygulamadır. Hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, giyim ürünleri yanında çanta, cüzdan, kemer ve benzeri aksesuarları aynı mağaza konsepti içerisinde satışa sunmakta; tüketici de bu hizmetlerin aynı ticari işletmeden kaynaklandığı yönünde bir beklenti geliştirmektedir. Sonuç olarak; başvuru kapsamındaki 25. sınıf emtialar ile itiraza mesnet markanın 18. sınıf emtiaları arasında moda sektöründeki tamamlayıcılık ilişkisi, ortak hedef tüketici kitlesi, ortak satış kanalları ve ortak ticari kaynak algısı nedeniyle benzerlik bulunmaktadır. Bunun yanında, taraf markaları kapsamındaki 35. sınıf perakende ve toptan satış hizmetleri ise aynı sektöre ilişkin olmaları, benzer emtia gruplarının tüketiciye sunulmasını konu edinmeleri ve aynı ticari organizasyon içerisinde yerine getirilmeleri nedeniyle önemli ölçüde benzer niteliktedir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen tüm mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin benzer olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “elsibaby” ibaresinden oluşmaktadır. Markada, “...” ibaresi siyah renkte, “baby” ibaresi ise her bir harfi farklı renkte olacak şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca, “i” harfinin noktası nazar boncuğu figürü ile gösterilmiştir. Dava konusu markanın bütünsel görünümü dikkate alındığında, tüketicinin dikkatini esas olarak “...” ibaresi çekmektedir. Zira “baby” ibaresi, bebeklere yönelik mal ve hizmetleri ifade eden, ilgili tüketici kitlesi tarafından doğrudan tanımlayıcı ve ayırt edicilik gücü son derece zayıf bir kelimedir. Bu nedenle, marka bütününde bağımsız ayırt edici karaktere sahip esas unsur “...” ibaresidir. Davalı şirkete ait redde mesnet marka ise, herhangi bir şekil veya ek unsur içermeyen, yalnızca “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Anılan markanın ayırt edici ve tek unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresi, anlamlı bir ibare olmayıp, ayırt edici niteliği yüksektir. Dava konusu marka başvurusunda yer alan ve markanın esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi, redde mesnet markanın tamamını aynen ihtiva etmektedir. Başvuruya eklenen “baby” ibaresi, ilgili mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğundan, markalar arasındaki ortak ve ayırt edici unsur olan “...” ibaresinin tüketici nezdindeki baskın etkisini ortadan kaldırmamaktadır. Aynı şekilde, renk tercihleri ile nazar boncuğu figürü de markaların genel izlenimini farklılaştıracak veya ortak esas unsurun yarattığı benzerliği bertaraf edecek nitelikte değildir. Taraf markalarının aynı esas unsuru içermeleri karşısında markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile dava konusu marka başvurusu arasında “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve reddine karar verilen mal ve hizmetler bakımından ilgili tüketici kitlesini, her yaştan ve her gelir grubundan, günlük yaşamda giyim, ayakkabı ve başlık ürünlerini satın alan ortalama tüketiciler oluşturmaktadır. Anılan emtialar, geniş bir tüketici kitlesine hitap eden, günlük ihtiyaç kapsamında sıklıkla satın alınan ve nispeten düşük veya orta ekonomik değere sahip ürünlerdir. Bu nedenle, söz konusu ürünlerin satın alınması sırasında tüketicilerin göstereceği dikkat düzeyi, somut olayın özelliklerine göre değişebilmekle birlikte, genel olarak ortalama seviyededir. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve reddine karar verilen mal ve hizmetler ile davalı şirkete ait redde mesnet marka kapsamında yer alan 18 ve 35. Sınıf hizmetlerin benzer olduğu, zira emtialar arasında tamamlayıcılık ilişkisi, ortak hedef tüketici kitlesi, ortak satış kanalları ve ortak ticari kaynak algısı nedeniyle benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın da redde mesnet davalı şirket markasının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, bir diğer ifade ile işaretsel benzerliğin yüksek seviyede olduğu, dava konusu emtia bakımından benzerlik ile işaret benzerliğinin seviyesi birlikte değerlendirildiğinde, tüketicinin taraf markalarını benzer mal ve hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda, reddine karar verilen mal ve hizmetler bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen mal ve hizmetlerin, davalı şirkete ait marka kapsamında yer alan emtia ile benzer olduğu, Dava konusu marka başvurusunun, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Davacıya ait dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait marka arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, ... sayılı kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır