İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/544 E. 2026/355 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/544
Karar No
2026/355
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/544 Esas - 2026/355 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/544 KARAR NO : 2026/355

... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 10/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirketin 04.06.2024 başvuru tarihli .... " marka başvurusunun ilanına karşı ileri sürdükleri itirazların ......tarafından yapılan önceki tarihli bir başvuru ile ilgili olarak .... sayısı ile görüldüğünü, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, önceki tarihli anılan dosyada düzenlenen bilirkişi raporlarında “gülersan” ve “gülsan” markalarının iltibas yaratır düzeyde benzer olarak görüldüklerini, yine dava dışı “..... sayılı davasının derdest olduğunu, dava konusu başvurunun da müvekkili markaları ile iltibas yaratır düzeyde benzer olduğunu, başvurudaki “gülersan” ibaresi dışında kalan ibarelerin tanımlayıcı olduğunu, dava konusu markanın “gülsan” harflerini bütün olarak içerdiğini, başvuru kapsamında 19 / 35 / 40 sınıfların yer aldığını, bu sınıfların müvekkili markalarındaki mal ve hizmetler ile benzer olduğunu, müvekkili markalarının başta 5, 10 ve 22. sınıflarda yer alan “Hijyen sağlayıcı ürünler/Ameliyathane giysileri ve steril örtüler./Halatlar, ipler, kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil), tekstil amaçlı sentetik elyaflar, işlenmemiş büküm elyafları, cam elyaflar” vb. mallar olmak üzere “teknik tekstil” ürünlerinde tescilli olduğunu, taraf markaları arasında iltibas riski olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu beyan ederek.... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu, davanın reddinin gerektiğini savunduğu görülmektedir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; taraf markaları arasında tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin olmadığını, markalardaki .... kelimeleri birbirlerinden tamamen bağımsız ve farklı anlamlar taşıyan iki farklı kelime olduğunu, görsel unsurlar yönünden de markaların benzemediğini, müvekkilinin cam ve cam ürünleri işlemesi alanında hizmet vererek İngiltere’nin en büyük cam firmalarından biri olan .... markasıyla Türkiye distribütörlüğünü yaptığını, davacı şirketin faaliyet alanları ile müvekkili şirketin faaliyet alanları birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı markalarının tanınmış olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu markanın 19, 35 ve 40. mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde 04.06.2024 tarih ve 2024/073817 sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.09.2024 tarih ve 452 sayılı ...nde yayımlanmasına karar verildiği, anılan karara karşı davacının önceki tarihli markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, aynı zamanda dava dışı 3. bir firma tarafından daha itirazların ileri sürüldüğü, 21.01.2025 tarihli ....kararı ile başvuruya yönelik her iki itirazın da haklı görülmeyerek reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edildiği ve ... tarafından verilen kararın kaldırılarak başvurunun reddine karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen... sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; 6/1 maddesine göre, bir marka başvurusunun tescili için önceki marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği incelenir. Eğer halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilir. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi için ilk koşul; markaların aynı sınıfta veya benzer sınıflarda yer almasıdır. İkinci şart ise markaların kendilerinin benzerliğidir. Çifte benzerlik şartı gerçekleştiğinde, genel izlenime göre karıştırılma ihtimaline karar verilir. Zira öğreti, kanun ile gösterilen kapsamı da gözeterek, hukuki anlamda karıştırılma ihtimalini markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal alma satın almak durumunda bırakması veya alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında örgütsel ya da ekonomik bir bağlantının bulunduğu düşüncesine kapılmaları tehlikesi” şeklinde tanımlamaktadır. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Önemli olan husus, işaretlerin, kapsamındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketicilerde karışıklık yaratma olasılığı taşıyıp taşımadığıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıfları ile alt gruplarında benzerlik araştırması yapılırken, piyasanın algısı, hedeflenen alıcı kitlesine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, mal veya hizmetlerin birbirinin yerine kullanılabilirliği ve rekabet koşullarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama potansiyeli bulunup bulunmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortaklığı, aynı veya bitişik raflarda satışa sunulup sunulmadığı, kullanım yöntemleri ve hedeflenen müşteri kitlesinin benzer olup olmadığı gibi unsurların incelenmesi gerekmektedir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacı tarafın da dava dilekçesinde yer verdiği açıklamalar kapsamında davacı yanın önceki tarihli markalarının tamamı kapsamında Halatlar, ipler, kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil), tekstil amaçlı sentetik elyaflar, işlenmemiş büküm elyafları, cam elyaflar” vb. mallar olmak üzere tekstil ürünleri yahut 05 ve 10. sınıflar kapsamındaki Hijyen sağlayıcı ürünler/Ameliyathane giysileri ve steril örtüler gibi teknik özellikleri ile ön plana çıkan ürünler yer almaktadır. Dava konusu başvuru kapsamında ise 19. sınıf mallar , bu malların satışına ilişkin 35. sınıf hizmetler ve 40. sınıftaki bir kısım işleme hizmetleri yer almaktadır. Taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetler en genel ifadeyle amaç, sağladıkları fayda, üretim süreçleri, mutat üreticileri, dağıtım kanalları ve ilgili tüketicinin ticari kaynaktan beklentisi itibariyle somut olarak farklılaşmaktadır. Davacı tarafın markalarındaki genel anlamda yer alan mallar esas itibarıyla tekstil, ambalaj, halat, ip ve elyaf sektörüne ilişkin hammaddeler ile mamul ürünlerdir. Oysaki dava konusu markada 19. sınıfta yer alan mallar ve bu malların satış hizmetleri fonksiyonel olarak tamamen farklı mal ve hizmetlerdir. Dava konusu markadaki beton, taş, mermer, yapı elemanları, kapılar, pencereler, cam ürünleri ve benzeri mallar, yapıların inşası veya tamamlanmasına yönelik teknik yapı malzemeleridir. Buna karşılık davacı markalarının kapsadığı halatlar, ipler, tenteler, brandalar, tekstil elyafları ve tekstil iplikleri ise tekstil, ambalaj, bağlama, dokuma veya çeşitli endüstriyel kullanım amaçlarına hizmet eden mallardır. Malların kullanım amacı, teknik özellikleri ve tüketici tarafından karşılanan ihtiyaç tamamen farklı olduğundan, aynı ekonomik fonksiyonu yerine getirdikleri söylenemez. Bu malların üreticileri ve yine dağıtım kanalları farklılaşmaktadır. Yapı malzemelerinin kullanılabilmesi için tekstil ipliklerinin veya sentetik elyafların kullanılması zorunlu olmadığı gibi; tekstil ipliği veya halat üretiminin de yapı malzemeleriyle birlikte sunulması beklenmez. Bazı özel teknik uygulamalarda cam elyafı veya sentetik elyaf gibi ürünlerin yapı sektöründe yardımcı malzeme olarak kullanılabilmesi, bu malların aynı ticari kaynağa ait olduğu yönünde tüketicide genel bir beklenti oluşturmaz. Yine dava konusu markadaki 40. sınıf hizmetler açısından da taraf markaları benzer değildir. 40. sınıfta yer alan plastik işleme, cam işleme veya ahşap işleme gibi hizmetler sonucunda çeşitli mallar üretilebilse de, davacı markalarının kapsamındaki halat, iplik, tekstil elyafı ve benzeri ürünlerle bu hizmetler arasında doğrudan bir ekonomik bağlantı yer almamaktadır. 40. sınıftaki hizmetler, davacı markaları kapsamındaki emtiaların işlenmesine de özgülenmiş değildir. Sonuç olarak taraf malları ve hizmetleri; amaçları, kullanım alanları, ekonomik fonksiyonları, üreticileri, dağıtım kanalları, hitap ettikleri sektörler ve ilgili tüketicinin ticari kaynak algısı bakımından birbirinden belirgin şekilde ayrılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin öncelikli şartının, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler açısından benzerlik ilişkisi olduğu gözetildiğinde, bu çerçevede herhangi bir benzerlik taşımayan markalar açısından karıştırılma ihtimalinin de ortaya çıkmayacağı açık olup markaları oluşturan işaretler arasında ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek olmaksızın SMK m. 6/1 kapsamında aranılan şartların somut uyuşmazlıkta oluşmadığı, bu nedenle de işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Mevzuatımızda markaların tanınmışlık düzeyiyle ilgili tescil engeli bakımından “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Söz konusu düzenleme ile birlikte önceki markanın tanınmış olması halinde aynı veya benzer mal veya hizmet gruplarının yanı sıra farklı mal veya hizmetlerde de korunabileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu tescil engeli kapsamında, koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve düzenlemede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, markanın tanınmışlığı ve anılan şartlardan en az birinin varlığı söz konusu tescil engelinin ortaya çıkması açısından bir zorunluluktur. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır . Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma)tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması söz konusu değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır6. Tanınmış markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması halinde markanın ayırt edici karakterinin zarar görmesi olasılığı artmakta, markalar arasındaki benzerlik azaldıkça, bu tehlike de azalmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti mecbur olmayıp bunlardan herhangi birisinin varlığının maddenin uygulanabilirliği açısından yeterli olduğu kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı yanın markalarının tanınırlığı hususunda yeterli delilin ne işlem ne dava dosyasına sunulmadığı, mezkur delillerin yalnızca markanın olağan kullanımını göstermeye elverişli deliller olduğu, davacı tarafça emsal nitelikte sunulan yargı kararlarında da tanınmışlık hususunda bir tespitin yer almadığı, dolayısıyla gerek ...kayıtları gerek yargı kararları gerekse de dosya kapsamına sunulan deliller ışığında davacı markalarının tanınmışlık temelli bir korumadan yararlanması gerektiği noktasında somut bir kanaate varılamayacak olduğu, bu halde taraf markaları arasında işaretsel bir benzerliğin bu noktada da tartışılmasına gerek dahi olmadığı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda meydana gelme riski bulunduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Dava konusu başvuru ilgili görseli ihtiva etmediği gibi davacı markaları ile hiçbir aynı ya da benzer mal yahut hizmet sınıfını da kapsamamaktadır. Bu unsurlar itibariyle somut ihtilafa konu başvuru, ilgili dosyadaki başvurunun özelliklerden farklılaşmaktadır. Dolayısıyla davalı şirket ile davacı tarafın iddialarının dayanağı önceki tarihli marka başvurularının sahipleri arasında organik bir bağ bulunduğu varsayımında dahi, somut olay özelindeki başvuru, davacının önceki markalarının kapsamında kalmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 19, 35 ve 40. sınıf mal ve hizmetlerin hiçbiri, davacı yanın işlem dosyası ve ayrıca hükümsüzlük talepli dava dosyasına dayanak tuttuğu markalar kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olmadığı, Bu nedenle işaretler arasındaki benzerlik ilişkisinin tespitinden bağımsız olarak SMK m. 6/1 koşullarının somut olayda oluşmadığı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda ortaya çıkmayacağı, Kurum kararının hukuka uygun olduğu iptali koşullarının oluşmadığı, Kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/544, K. 2026/355, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-544-e-2026-355-k-b5657a326bbf