İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/526 E. 2026/295 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/526
- Karar No
- 2026/295
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/526 Esas - 2026/295 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/526 KARAR NO : 2026/295
... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 28/11/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı tarafından daha önce de birebir aynı marka görseli ve ibare ile 2018, 2023, 2024 yılında da defaatle tescil başvurusu yapıldığını, .... numaraları ile yapılan marka başvurularının müvekkilin itirazı sonucu kurum tarafından reddedildiğini, ancak iş bu dava konusu marka başvurusunun kanun hükümlerini dolanmak suretiyle; sınıf değişikliğine giderek yapıldığını ve bu sefer kurumun itirazlarını kabul etmediğini, ancak başvuruda yer alan 40. Sınıf içeriği incelendiğinde müvekkilin faaliyet alanıyla birebir aynı ve ilişkili olduğunu, aynı başvuruların, kurum tarafından reddedildiği halde mükerrer şekilde yapılmasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, markaların şekil unsurlarının dahi benzediğini, markalardaki tek farkın marka sonunda yer alan “s” yerine “r” harfi eklenmesi olduğunu, ...ibarelerinin benzediğini, davalının 40. Sınıfta yaptığı başvurunun müvekkili faaliyet alanı ile yakından ilişkili olduğunu, tüketici nezdinde müvekkile ait seri marka izlenimi yaratarak müvekkilin piyasadaki itibarından haksız fayda sağlanacağını ve marka değerinin zedeleneceğini, müvekkiline ait “asaş” çatı markası ve "aludes" ibareli seri markaları, Türkiye çapında alüminyum konik aydınlatma ve bayrak direkleri, şaraplık, raf sistemleri, sergileme sistemlerine yönelik ürünler ve hizmetler üzerinde uzun yıllardır kullanılmakta olup, ilgili sektör dışında da birçok tüketici tarafından tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının müvekkili markalarını bilmemesinin imkansız olduğunu, sürekli aynı ibare ile marka başvurusu yapmasının kötü niyetli olduğunu beyan ederek .... numaralı " aluder alüminyum profil " ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ".... alüminyum profil" ibareli başvuru markası ile davacının iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürdüğü "aludes a şekil", "aludes alüminyum dizayn aluminium design", "aludes + şekil" ibareli itiraz markalarının benzerlik düzeyi ve kapsamlarındaki mal/hizmetleri de göz önünde bulundurarak değerlendirildiğinde markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin markası ....", Davacının markası ise ..." ibaresinden oluştuğunu, kelimelerin son harflerindeki "R" ve "S" harf değişikliğinin markaların hem görsel hem de fonetik yapısını kökten değiştirdiğini, piyasadaki alüminyum şirketlerinin çok büyük bir kısmının isminin "..." ibaresi ile başladığını, davacının mal sınıflarında tescilli olduğunu, mal ve hizmet sınıflarının birbirinden tamamen farklı olduklarını, müvekkili şirketin hizmet verdiği 40. sınıf kapsamındaki işleme hizmetlerinin, endüstriyel ve ticari faaliyetler olduğunu, tüketici kitlesinin bilinçli olduğunu, markalar arasındaki en ufak farkı dahi ayırt edebilecek düzeyde olduğunu, önceki başvuruların reddedilmiş olmasının veya sınıf değişikliği yapılmasının tek başına kötü niyet göstergesi olamayacağını, markalar arasında benzerlik bulunmadığı için davacının tanınmışlık korumasından yararlanamayacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı tarafından ... sayı ile 40.sınıfta yer alan hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.01.2024 tarih ve 436 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının “aludes”ibareli markalarını mesnet göstererek SMK 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 maddelerine dayanarak itiraz ettiği, davalının karşı görüş sunduğu, markalar dairesi tarafından “Markalar benzer görülmekle birlikte farklı mal / hizmeti kapsadığından karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir” gerekçesiyle itirazın reddedildiği, davacı tarafından bu karara itiraz edildiği, huzurdaki davada iptali istenen ....başvuru numaralı "aluder alüminyum profil" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... sayılı "aludes a şekil", "aludes alüminyum dizayn aluminium design", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar veya kişi hakları ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 s. Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Yapılan incelemede, başvuru ile itiraza mesnet markaların benzerlik düzeyi ile çekişme konusu markaların kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik düzeyi bir arada değerlendirildiğinde markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali ortaya çıkmayacağına karar verilmiş ve başvuru hakkındaki itiraz ret kararı yerinde görülmüştür. Diğer taraftan somut olay açısından, 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesinin diğer fıkraları bakımından başvurunun reddine yönelik koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, bu iddialar da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." biçiminde karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu, EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.3Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davalının 40. Sınıfta yer alan hizmetlerde, davacının ise mal sınıflarında tescilli olduğu görülmektedir. Kural olarak, karşılaştırma konusu mal ve hizmetlerin birisinin emtia, diğerinin ise hizmet olması nedeniyle doğaları gereği emtialar ile hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı kabul edilir. Ancak, malın üreticisinin ilgili sektörde de karşılaştırılan hizmetleri veriyor olması yaygın karşılaşılan bir durumsa aralarında benzerlik olduğu kabul edilecektir. Taraf mal ve hizmetleri arasında hedef tüketici kesiminde örtüşme, mallar ile hizmetler arasında tamamlayıcılık ilişkisi ve aynı ticari kökenden gelme nedenleriyle benzer olarak değerlendirilmiştir Özellikle “adi metallerin işleme hizmetleri” ile 06. sınıftaki “adi metaller ve metal yarı mamulleri” arasında güçlü bir ilişki vardır; zira bu hizmetler doğrudan bu malların şekillendirilmesi, dönüştürülmesi veya nihai ürüne hazırlanmasını kapsar ve aynı ticari kaynak tarafından sunulmaları piyasa pratiğinde olağandır. Benzer şekilde “ahşap ve kereste işleme hizmetleri” ve “plastik işleme hizmetleri” ile 19. sınıftaki “Ahşaptan mamul sökülüp takılabilen yapılar ve prefabrik yapı elemanları, ahşap doğramalar, ahşap kapılar, pencereler ve kapı pencere kasaları; panjurlar, jaluziler, kepenkler, lambiriler, ahşap bölmeler, kabinler, ahşap malzemelerden mamül kulübeler; ahşap parkeler; kontraplaklar; suntalar ...Yarı işlenmiş kereste, ahşap direkler, tahtalar, kalaslar, kirişler...Plastik ve sentetik malzemeden mamül sökülüp takılabilen yapılar, prefabrik yapı elemanları, plastik doğramalar, bölmeler, kabinler, plastik kapılar, pencereler ve kapı pencere kasaları” malları arasında orta düzeyde bir benzerlik olduğu, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik,kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Her iki marka da Türkçede yerleşik bir anlamı bulunmayan, yaratım ibareler olup, kaynaklarının "alüminyum" sözcüğüne dayandığı anlaşılmaktadır. "...-" ön ekinin her iki markada da ortak biçimde kullanılması, tüketicinin zihninde her iki işareti de aynı ürün kategorisine —alüminyum profil ve yapı malzemeleri— ilişkilendirmeye yönlendirmektedir. Bu durum kavramsal yakınlık yaratmaktadır; zira ortalama tüketici her iki markayı da "alüminyum" ürünleriyle ilgili firmalar şeklinde algılayacak, aralarında olası bir ekonomik veya yapısal bağlantı bulunduğu izlenimine kapılabilecektir. Son eklerin ("....") bağımsız bir kavramsal içeriği bulunmadığından bu unsurlar markalar arasında kavramsal farklıaşmayı sağlayamayacağı değerlendirilmektedir. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları yaratım ibareler olmasına karşın yazıldığı şekilde okunacaktır. Dava konusu marka ....) ve davacı markası "....) biçiminde üç heceli, birbirine yapısal olarak yakın iki sözcükten oluşmaktadır. Her iki işaret de aynı ilk iki hece olan "...." ile başlamaktadır. Bilindiği üzere, sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir. Sözcüklerin yalnızca son hecede ayrışması —"...."— tüketicinin işitsel algısı üzerinde sınırlı bir ayrıştırıcı etki yaratmaktadır. Türkçe fonetik yapısı bakımından "...." arasındaki tek fark son sesteki /r/ - /s/ karşıtlığından ibaret olup baskın bir farklılık yaratmadığı ve işitsel benzerlik düzeyinin yüksek olduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Taraf markalarının kelime+şekil markaları olduğu, dava konusu markasında sol tarafta A harfini andıran bir şekil unsurunun yer aldığı, hemen yanında markanın esas unsuru .... ibaresinin yer aldığı, altında ise küçük puntolarla "alüminyum profil" ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Davacı markasında yine oluşturuluş biçimi bakımından dava konusu marka ile ayniyet taşıyan solda şekil unsurunun ve yanında ALUDES ibaresinin yer aldığı, markaların şekil unsurlarının farklılıklar içerdiği ancak ilk bakışta kare bir formun içerisinde stilize A harfinin yaratılmaya çalışıldığı, markalarda yer alan 5 harfin aynı olduğu, bu noktada harfsel benzerliğin de yüksek olduğu, davacının diğer markasında ise A harfinin baskın bir şekilde çatı formunda kelimenin üzerinde olduğu, bu markasıyla harfsel bir benzerlik dışında benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin alimunyumdan türetildiği ve sektörde sıklıkla bu kısaltmanın kullanıldığı bilinmektedir. Ancak bu durumun direk olarak karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak bir husus olduğunu söylemek mümkün değildir. Taraf markaları bütünsel açıdan değerlendirildiğinde, işitsel açıdan yüksek bir benzerlik içerdiği, görsel açıdan oluşturuluş biçimi ve yüksek harfsel benzerlik taşıdığı, şekil farklılıklarının ise “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bertaraf edilebileceği, kavramsal açıdan tüketici nezdinde farklılaştırmayı sağlayacak belirgin bir anlam bulunmadığı, aksine faaliyet alanı ile birlikte düşünüldüğünde ... ibaresinin ortaklığından kaynaklı benzerlik kurulabileceği, her ne kadar ... ön ekinin sektörde sıklıkla kullanıldığı ve bu bağlamda zayıf nitelik taşıdığı değerlendirilse de, markaların genel izlenimlerinin benzer olduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları- kaldı ki markalardaki tek farkın son harf olduğutüketicinin farklı iki marka karşısında olduğunu algılasa dahi firmalar-kuruluşlar arasında ekonomik-idari bir iş birliği bulunduğu yönünde bir kanısının da oluşabileceği,zira faaliyet alanlarının da birbiri ile benzerlik içerdiği, karşılıklı bağımlılık ilkesi gereğince mal/hizmetler arasındaki orta seviyedeki benzerliğin markalar arasındaki yüksek benzerlik ile destekleneceği, iltibasın varlığının kabulü için bir kısım tüketicinin bile markalar arası karışıklık yaşamasının yeterli olduğu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Somut olayda, davacı tarafından davalı kurum nezdinde sunulan delillerin markanın tanınmışlığını ispata yetmeyeceği, dava aşamasında sunulan delillerin ise davacı firma ...’nin sektörel bilinirliliği hususunda destekleyici olduğu, ancak dava konusu markanın özelinde tanınmışlığını ispata yetmeyeceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle tanınmış markalar için sağlanan geniş koruma şartlarından yararlanamayacağı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Somut olayda davacı kötü niyet iddiasını, davalının daha önceden de aynı ibare ile marka başvuruları yaptığı ve itirazları sonucunda bu markaların reddedilmesine rağmen halen yeni başvuru yapmasına dayandırmaktadır. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Aynı ibare ile birden çok kez marka başvuru yapması, davalının ticaret unvanının çekirdek unsurunun da ...ibaresi olduğu ve özellikle hizmet sektöründe ticaret unvanının marka olarak da kullanıldığı düşünüldüğünde, davalının bu ibare marka başvuruları yapmasının ve markanın davacı markasıyla karışıklığa yol açmasının, tek başına kötü niyet oluşturmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu markada yer alan 40. Sınıftaki “Adi metallerin işleme hizmetleri, Ahşap ve kereste işleme hizmetleri. Plastik işleme hizmetleri.” ile davacı markalarında yer alan mallar arasında benzerlik olduğu, bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında belirtilen hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, tanınmışlığa bağlı geniş koruma şartlarının oluşmadığı, kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, ...sayılı kararının 40. Sınıftaki “Adi metallerin işleme hizmetleri, Ahşap ve kereste işleme hizmetleri. Plastik işleme hizmetleri.” bakımından iptali ile dava konusu ... sayılı markanın 40. Sınıftaki “Adi metallerin işleme hizmetleri, Ahşap ve kereste işleme hizmetleri. Plastik işleme hizmetleri.” bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 40. Sınıftaki: "Adi metallerin işleme hizmetleri, ahşap ve kereste işleme hizmetleri , plastik işleme hizmetleri" bakımından iptaline, Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 21.092,90.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 702,90.-TL Gider Avansı :20.390,00.-TL TOPLAM :21.092,90.-TL