İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/505 E. 2026/247 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/505
- Karar No
- 2026/247
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/505 KARAR NO : 2026/247
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/09/2025 KARAR TARİHİ : 27/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 20/03/2023 tarihli ve... anlaşma kodlu “...Sigorta Anlaşmalı Yetkili Servis Sözleşmesi”nin imzalandığını, sözleşmede davalının “.../Şirket”, davacının ise “Servis” olarak tanımlandığını, sözleşmenin 2.1. maddesi uyarınca kasko sigortalı araçların hasar onarımının davacı tarafından yapılacağının ve onarım bedelinin davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda ...plakalı ve ... poliçe numaralı araca ilişkin...igorta dosyasının oluşturulduğunu, hasar tespitinin yapılarak sistem üzerinden raporun davalı onayına sunulduğunu ve davalı tarafından “onarım uygundur” onayı verilmesi üzerine onarımın gerçekleştirildiğini, yapılan hizmet karşılığında 28/02/2025 tarihli ... numaralı 10.810,80 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, sözleşmenin 4.2.3. maddesine göre ödeme süresinin fatura tarihinden itibaren 30 günü aşmayacağının düzenlendiğini ancak davalının bu süreye rağmen ödeme yapmadığını, bu nedenle 03/07/2025 tarihinde İstanbul... İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası ile 10.810,80 TL asıl alacak ve 1.498,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.309,13 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, asıl alacağa TTK m.1530 uyarınca temerrüt faizi talep edildiğini, davalının 13/07/2025 tarihli dilekçesiyle borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, bunun üzerine 20/08/2025 tarihinde dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu ve 03/09/2025 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının benzer nitelikteki başka takiplerde de ödeme yapmaktan imtina ettiğini ve İstanbul ... İcra Dairesi’nin... Esas sayılı dosyasında borcun bir kısmını ödeyerek sözleşmesel ilişkiyi ikrar ettiğini, tüm sözleşme, onay kayıtları, hasar dosyası, fatura ve ticari defter kayıtları birlikte değerlendirildiğinde alacağın sabit olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, İİK m.67 uyarınca itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından İstanbul ... İcra Dairesi’nin... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak fatura bedelinin davacı sigorta şirketince 16.05.2025 tarihinde 10.800,00 TL olarak ödendiğini, bu nedenle davacının alacak iddiasının dayanaksız olduğunu, buna rağmen icra takibi ve akabinde itirazın iptali davası açılmasının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürdüğünü; davanın iki yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirttiğini; sigorta hukukunda gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu, TTK 1409 ve 1459 maddeleri uyarınca sigortacının sorumluluğunun gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davanın kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşmiş olacağını savunduğunu; faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, temerrüt gerçekleşmediğinden faiz sorumluluğunun doğmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini ifade ettiğini; temerrüt tarihinin açıkça belirlenmesi gerektiğine dair Yargıtay kararlarına dayanıldığını; mahkemece aksi kanaate varılması halinde dosyanın gerçek zarar ilkesi doğrultusunda bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü; ayrıca davacı sigorta şirketi nezdindeki ödemelerin SEDDK denetimine tabi bulunduğunu ve gecikmelerden sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını savunduğunu; bu gerekçelerle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, haksız takip nedeniyle davacı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. DELİLLER : İstanbul .... İcra Dairesi’nin... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, BA-BS formları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. İstanbul ... İcra Dairesi’ni... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 04/07/2025 tarihinde 10.810,80TL faturalardan kaynaklı alacağın ve 1.498,33TL işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde ( 13.07.2025) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce atanan SMMM bilirkişisinin hazırlamış olduğu raporda " rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından dava dışı ...adına, 07 GD 438 plaka numaralı aracın kasko kapsamında gerçekleştirilen hasar onarım hizmetine istinaden düzenlenen ve takibe konu edilen 28.02.2025 tarihli, ... numaralı, “Arka Tampon Kaplama Söküldü ve Takıldı, Arka Tampon Boya İşçiliği” açıklamalı, 10.810,80 TL tutarlı faturanın davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu fatura bedeline karşılık davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı ile davalı arasında 20/03/2023 tarihli ve ... anlaşma kodlu “... Sigorta Anlaşmalı Yetkili Servis Sözleşmesi”nin imzalandığını, sözleşmede davalının “.../Şirket”, davacının ise “Servis” olarak tanımlandığını, sözleşmenin 2.1. maddesi uyarınca kasko sigortalı araçların hasar onarımının davacı tarafından yapılacağının ve onarım bedelinin davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı görüldüğünden davacının 04.07.2025 takip tarihi itibariyle davalıdan 10.810,80 asıl ve 1.258,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.069,00 TL talep edebileceği" şeklinde görüş bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasında 20/03/2023 tarihli ve...anlaşma kodlu “...Sigorta Anlaşmalı Yetkili Servis Sözleşmesi”nin imzalandığını, anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi kapsamında 07 GD 438 plakalı ve ...poliçe numaralı araca ilişkin 75528 sigorta dosyasının oluşturulduğunu, hasar tespitinin yapılarak sistem üzerinden raporun davalı onayına sunulduğunu ve davalı tarafından “onarım uygundur” onayı verilmesi üzerine onarımın gerçekleştirildiğini, yapılan hizmet karşılığında 28/02/2025 tarihli ... numaralı 10.810,80 TL bedelli faturanın düzenlendiğini ancak sigorta şirketinin ödemeleri yapmaması nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki (anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi kapsamında tamiri yapılan) ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 28/02/2025 tarihli ... numaralı 10.810,80 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş olup davalı taraf cevap ve beyan dilekçesinde 16.05.2025 tarihinde hasar dosyasına istinaden 10.800,00TL ödeme yapıldığını savunmuş ise de mahkememizce verilen kesin süreye rağmen ödemeye dair bir dekont sunmamıştır. Davacı tarafından işlemiş faiz oranına dair itiraz edilmiş ise de mahkememizce yapılan incelemede 08.03.2025-17.09.20258tarihleri arasındaki avans faiz oranın bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 44,25 olduğu anlaşıldığından itiraz kabul edilmemiş ve davalının, davacıya 10.810,80TL asıl alacak ve 1.258,20-TL tutarında işlemiş faiz yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 98,05 ) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 10.810,80TL asıl alacak ve 1.258,20TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.069,00TL üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA, 2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 2.162,16TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 824,43TL nispi karar harcından yatırılan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 209,03TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 4.510,30TL sinin davalıdan, 89,70TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 12.069,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 11.047,90TL yargılama giderinin kabul oranına göre 10.832,46TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 240,13TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.27/03/2026
Katip
Hakim