İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/501 E. 2026/365 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/501
- Karar No
- 2026/365
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/501 Esas - 2026/365 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/501 Esas KARAR NO : 2026/365
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07.07.2025 KARAR TARİHİ : 09.06.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06.07.2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...poliçe numaralı 31.01.2025 tarihli kasko poliçesi kapsamında kasko güvencesi altına alınan müvekkili şirkete ait ..... plakalı aracın 27.02.2025 tarihinde geçirdiği kaza sonucu hasara uğradığını, müvekkili tarafından 25.04.2025 tarihinde başvuru yapılmış ise de sigorta şirketi tarafından ..... hasar numaralı dosya kapsamında incelemesi yapılarak müvekkili şirketin uğradığı zararın teminat dışında kaldığı gerekçesi ile ödemesinin yapılmadığını, 27.04.2025 tarihinde ret cevabı verildiğini, ancak sigortanın ret uygulamasının haksız olduğunu belirterek, davanın kabulü ile, şimdilik 100,00-TL'nin ticari avans faizi uygulanarak davalı taraftan tahsili karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının, 31.01.2025 - 30.01.2026 tarihleri arasında ...poliçe numarası ile müvekkili şirketin kasko sigortalısı olduğunu, kasko sigortasında sigortacının, riziko gerçekleştiğinde sözleşmede belirlenen teminat kapsamı ve poliçe limitleri içerisinde zararın karşılanmasından sorumlu olduğunu, mezkur kaza teminat kapsamı dışında kaldığından müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, zira, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. Maddesinde teminat dışında kalan zararların düzenlendiğini, buna göre: ''Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar teminat dışıdır.'' şeklinde düzenlemeye yer verildiğini, somut olayda polis tutanağında, meydana gelen bu kazada kaza sonrası araç sürücüsü ve sirket yetkilisi olduğunu beyan eden şahısla yapılan görüsmede araç üzerinde bulunan yükün kendi şantiyelerinden alındığı ve kantar fişinin bundan dolayı olmadığı tespit edildiğini, ayrıca tanzim edilen bilirkişi raporunda da olay yeri fotoğraflarında, devrilme ile zemine saçıldığı görülen yükün kırmataş/mıcır niteliğinde olduğunun belirtildiğini, kantar tartım fişinde belirtilen yük tonajının, minimum yük birim hacim ağırlığında, 7 m3 lük (12.100 kg/1.800 kg/m3=6,72 m3) bir hacmi dahi doldurmadığı, bu miktardaki yük hacminin kasa hacminin 1/3 oranında yer kaplayacağı, bu orandaki yük hacminin ise ticari olarak sürdürülebilir olmadığının tespit edildiğini, yine raporda, yük niteliğinin kantar tartım fişinde belirtilenden farklı olmakla birlikte kantar tartım fişinde aracın boş-dolu tartım zamanı arasında 14 saniyelik farkın olduğu, bu zaman farkında ise araç doldurma işleminin teknik ve fiziki olarak mümkün olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla sonradan sunulan kantar tartım fişinin dikkate alınamayacağını, görüldüğü üzere, sigortalı araç ile taşınan yük miktarının, aracın istiap haddini aştığını ve kazanın da bu miktarın aşılmasından dolayı meydana geldiğini, tüm bu nedenlerle, davaya konu hasarın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kasko poliçesi kapsamında karşılanmayan hasarın giderim bedelinin tazmini istemine ilişkin olup mahkememizce deliller toplanmış, poliçe ve hasar dosyası, sigortalı aracın tramer kayıtları celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 22.01.2026 tarihinde makine mühendisi ve sigortacılık uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetince sunulan bilirkişi kök raporunda özetle; "...davaya konu edilen aracın, ..... (.....) 4142D, 8x4 aks dizilimine sahip olan ve halk arasında "Kırkayak" olarak adlandırılan ağır hizmet tipi bir damperli kamyon olduğuna göre anılan aracın taşıma kapasitesi en az 16 m3, en fazla ise 18 m3 olduğu, bu doğrultuda; öncelikli olarak en düşük hacim olan 16 m3 için hesaplama yapılacak olursa; kasadaki yük miktarının % 75 oranında olduğu kabul edilirse; taşınan yük ağırlığı = taşınan yük birim hacim ağırlığı x kasadaki yük hacmi taşınan yük ağırlığı = 1.800 kg/m3 x (16 m3 x 0,75) (kasanın % 75'inin dolu olduğu kabulü ile) taşınan yük ağırlığı = 1.800 kg/m3 x (12 m3) taşınan yük ağırlığı = 21.600 kg = 21,6 ton olarak hesaplandığı, dava konusu aracın net ağırlığının 17.500 kg olduğu dikkate alındığında; toplam yüklü ağırlık = taşınan yük miktarı + aracın net ağırlığı toplam yüklü ağırlık = 21,6 ton + 17,5 ton toplam yüklü ağırlık = 39,1 ton olarak hesaplandığı, dolayısıyla dava konusu aracın kasasında taşıdığı yükün % 75 oranında dolu olması ile yapılan hesaplama neticesinde azami yüklü ağırlığı olan 32.000 kg = 32,0 ton aşılmış durumda olduğu, ancak, 08.11.2012 tarih ve 28461 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları Hakkındaki Yönetmeliğin" 7/1. maddesine göre; "tartı toleransı; en çok [(aracın azami ağırlığının % 3,75’i) + 500] kilogram olarak kabul edilir." hükmü yer aldığından; tolerans payının da ilave edilmesiyle birlikte dava konusu aracın azami yüklü ağırlığı en fazla; 32.000 kg X 3,75 + 500 kg = 1.700 kg olarak hesaplanmış olup 32.000 kg + 1.700 kg = 33.700 kg = 33,7 ton olmak zorunda olduğu, yukarıda yapılan hesaplamalarda arz ve izah edildiği üzere dava konusu aracın % 75 dolu olduğu kabulü ile birlikte aracın toplam yüklü ağırlığı 39,1 ton olduğundan ve aracın azami yüklü ağırlığının tartı toleransı ile birlikte en fazla 33,7 ton olması zorunluluğu sebebiyle azami yüklü ağırlığını 5,4 ton (% 16) aşmış durumda olduğu, ancak; kasadaki yük miktarının % 50 oranında olduğu kabul edilirse; taşınan yük ağırlığı = 1.800 kg/m3 x (16 m3 x 0,50) (kasanın % 50'sinin dolu olduğu kabulü ile) taşınan yük ağırlığı = 1.800 kg/m3 x (8 m3) taşınan yük ağırlığı = 14.400 kg = 14,4 ton olarak hesaplandığı, dava konusu aracın net ağırlığının 17.500 kg olduğu dikkate alındığında; toplam yüklü ağırlık = 14,4 ton + 17,5 ton toplam yüklü ağırlık = 31,9 ton olarak hesaplandığı, yukarıda yapılan hesaplamalarda arz ve izah edildiği üzere dava konusu aracın % 50 dolu olduğu kabulü ile birlikte aracın toplam yüklü ağırlığı 31,9 ton olduğundan ve aracın azami yüklü ağırlığının tartı toleransı ile birlikte en fazla 33,7 ton olması gerekirken, azami yüklü ağırlık aşılmamış durumda olduğu, görüldüğü gibi dava konusu araçta kasa ebatlarının tam olarak belirlenememesi yanı sıra taşınan yükün hangi oranda kasaya yüklendiği bilinmediğinden azami yüklü ağırlık net olarak açıklanamadığı, bu durum dosya kapsamında yer alan fotoğrafların incelenmesi ile de belirlenemediği, sonuç olarak; davaya konu edilen kazalı aracın kasasındaki (damper) yük miktarının meydana gelen olay sonrasında dosya kapsamına alınan fotoğraflardan belirlenememesi, damper ebatlarının dosya kapsamında yer almaması ve damper hacminin oransal olarak ne kadarının taşınan yük ile doldurulduğunun bilinmemesi ve hesaplanamaması sebebiyle azami yüklü ağırlığın tespit edilemediği, bu bağlamda; kusura ilişkin bir değerlendirme yapılamadığı ... dava konusu ... plakalı araçta kaza sonucu oluşan hasarın, ispat yükü davalı sigorta şirketinde kaldığından ... A.Ş. kasko poliçesi olan ...numaralı police teminatları kapsamında olduğu, dava konusu ... plakalı aracın onarımının ekonomik olduğu, KDV dâhil 1.853.741,86-TL tazminat tutarı hesaplandığı, bu tutardan, davalı ... Anonim Şirketi‘nin, ...numaralı Kasko poliçesi teminatları kapsamında sorumlu olduğu..." yönünde, kök rapora yönelik itirazlar ile birlikte davalı tarafından dayanılan uzman mütalaasının değerlendirilmesi bakımından mahkememizce dosyanın tevdii üzerine aynı heyet tarafından sunulan 18.02.2026 tarihli ek bilirkişi raporunda ise kök raporda varılandan farklı bir sonuca varılmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Somut olayda; davacı sigortalıya ait ... plakalı aracın 31.01.2025-2026 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup 27.02.2025 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde hasara uğradığı, bunun üzerine davacı sigortalı tarafından yapılan başvuruya karşılık davalı sigortacı tarafından özetle, hasarın istiap haddinin aşılması dolayısıyla meydana geldiğinden bahisle teminat dışında olduğu gerekçesiyle davacı sigortalının tazmin talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. TTK’nın 1409/1. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Kanun’un 1409/2 maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Buna göre, rizikonun gerçekleştiğini davacı ispatlamak zorunda iken; rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır (Bu hususta: Yargıtay HGK'nın 25/02/2020 tarih ve ..... sayılı ilamı). Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; 27.02.2025 tarihinde tutulan kaza tespit tutanağına göre davaya konu olayın, sigortalı ... plakalı aracın ..... bağlantı kavşağı istikametinde seyri esnasında sağ ön tekerinin patlaması sonucunda yolun sağ tarafına çıkarak yan yatması ile meydana geldiği anlaşılmış olup davalı sigortacı tarafından olay anında sigortalı araçta istiap haddinin aşıldığından bahisle davacı sigortalının tazmin talebi reddedildiği görülmüştür. Ne var ki davalı sigortacı tarafından iddia edildiği şekliyle davaya konu hasarın teminat dışı olduğunun kabul edilebilmesi için hasarın, münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklandığının davalı sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmekte olup taraflarca dayanılan, dosyaya mübrez delillerden sigortalı araçta olay anında taşınan yükün kesin miktarının belirlenebilir olmadığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de davacı tarafından dayanılan kantar fişine itibar edilmeyip dosyaya mübrez olay görüntülerden ihtimalli olarak yapılan hesaplamada, istiap haddinin, aracın %50 dolu olması halinde aşılmayacağı, %75 dolu olması halinde ise aşılacağı belirtilerek istiap haddinin aşılıp aşılmadığının kesin olarak tespit edilemediğinin belirtildiği, davalı tarafından sunulan uzman mütalaasında da davacı tarafından beyan edilen ağırlığın ticari olarak sürdürülebilir olmadığından bahisle %75 dolu olduğu kabul edilerek olayda istiap haddinin aşılmış olacağı yönünde tahmine dayalı bir kanaat bildirildiği, her durumda ise sigortalı aracın sağ ön tekerinin patlaması sonucunda devrilmesinin somut olarak, sırf istiap haddinin aşılmasından kaynaklandığına dair teknik bir tespit içermediği anlaşılmıştır. Buna göre; davalı sigortacı tarafından, hasarın, münhasıran istiap haddinin aşılmasından meydana geldiğinin ve bu nedenle teminat dışında kaldığının kanıtlandığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut hukuki durum karşısında; toplanan deliller ile yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde, poliçe teminatı kapsamında olduğu anlaşılan 1.853.741,86-TL hasar bedelinin, dava dilekçesinde faiz talep edilen tarihin belirtilediği gözetilerek dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; 1.853.741,86-TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 126.629,10-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL ve 31.661,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 94.352,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 277.523,86-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç, 31.661,00-TL tamamlama harcı, 120,00-TL tebligat, 5,00-TL müzekkere gideri ve 17.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 50.016,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09.06.2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır.
Hakim ..... ¸e-imzalıdır.