İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/476 E. 2026/333 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/476
- Karar No
- 2026/333
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/476 Esas - 2026/333 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/476 KARAR NO : 2026/333
... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 23/10/2025 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin.... başvuru numarası ile 20,21,35. Sınıflar için "... designers...." ibareli başvuruda bulunduğu, davalı itirazı sonucunda .... sayılı "sgstudio" ibareli markasına benzer görerek başvurunun reddedildiğini, müvekkili markası ile davalının .... numaralı ... markasının ne imla, ne harf, ne hece sayısı bakımından benzerlik taşımadığını, görsel açıdan da bariz farklı olduklarını, davalı markasının bir bütün olarak “...." şeklinde olduğunu, kurum kararında sadece ... ibaresinin ayırt edici bulunduğunu ve esas unsur değerlendirmesi yapmasının hatalı olduğunu, markaların parçalara bölünerek inceleme yapılamayacağı, markalar arasındaki belirgin farklar karşısında, tüketicilerin, iki farklı marka karşısında olduklarının farkına varabileceklerini, markaların farklı üreticilere ait markalar olduklarını anlayabileceklerini ve bu nedenle üreticileri arasında idari veya ekonomik bir bağ kurmayacaklarını, tüketici kitlesinin dikkatli ve özenli olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı kurum nezdinde aynı sınıflarda çok sayıda ... ibaresini taşıyan marka olduğunu, bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, beyan ederek .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, davacının markasının “... designers.... gibi internet ağ adı uzantılarında kullanılan ibareler markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili itiraza mesnet markalarından biri “....” ibaresinde Studio ibaresinin tanımlayıcı olarak yer aldığını, bu nedenle markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin davacı markasında asli unsur olarak kullanıldığını, aynı sınıflarda tescil edilmek istendiğini, markaların fonetik açıdan benzer olduğunu, müvekkil marka...-stüdyo) şeklinde seslendirilecekken karşı tarafa ait marka ise ...(-dizaynırs) şeklinde okunacağını, davacının müvekkil markanın sgs şeklinde okunduğuna yönelik iddiası mesnetsiz olduğunu, zira “s” harfinin markada studio kelimesinin “s” harfi ile ilişkilendirildiğini, tüketicinin markayı se-ge-se stüdyo şeklinde telaffuz etmesinin mümkün olmadığını, "...” markasının müvekkili tarafından uzun yıllardan beri kullanıldığını, davacının aynı sektörde faliyet gösterdiğini, davacının bu ibareyi uzun yıllardır müvekkilinin kullandığını bildiğini ve kötü niyetli olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... tarafından itiraz edildiği, davacının karşı görüş sunduğu ve kullanım ispatı talep ettiği, bu ilana dava dışı .... Tekstil tarafından itiraz edildiği, davacının karşı görüş sunduğu ve kullanım ispatı talep ettiği, davacı tarafından.... sayılı kararı ile; itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “....” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. Somut olayda, benzer bulunan mal ve hizmetlerin niteliği incelendiğinde, ilgili tüketici kitlesinin hem nihai tüketicileri hem de mobilya, ev eşyası, dekorasyon, mutfak ve sofra ürünleri ile bu ürünlerin satış/perakendecilik hizmetleriyle ilgilenen ticari alıcıları kapsayabilecek niteliktedir. Bu tür mal ve hizmetler günlük tüketime konu olabilecek ürünlerden, daha uzun süreli kullanım amacıyla tercih edilen mobilya ve ev dekorasyonu ürünlerine kadar değişebildiğinden, tüketicinin dikkat düzeyi malın niteliğine göre düşükten orta-yüksek seviyeye kadar farklılaşabileceği, İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Dava konusu marka incelendiğinde kelime ve şekil markası olduğu, siyah bir arka plan üzerinde ... harflerinin stilize bir biçimde oldukça büyük şekilde altın renklerle yazıldığı, hemen ortasında daha küçük puntolarla el yazısı fontu ile designers ibaresinin yer aldığı, en altta ise okunamayacak ölçüde küçük punto ile www.sgdesigners.com.tr ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Markada gerek yerleşim olarak gerekse ibarelerin tanımlayıcı özelliği bakımından yapılan değerlendirmede markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu görülmüştür. Davalı redde mesnet gösterilen marka ise şeklinde düz kelime markasıdır. İlgli markada ... ve Studio ibaresi birleşik yazılmıştır. Davalının tüm diğer markaları dikkate alındığında aslında SGS ibaresi ile seri markalar yarattığı, şahsın kendi adının kısaltması olduğu, iş bu markada harf oyunu ile Studio ibaresinin S harfi ile ortak kullanıldığı görülmüştür. Her nekadar SGS harfleri büyük punto ile yazılmış ve markanın bölünmezliği ilkesi gereğince parçalara ayrılamayacaksa da, tüketici zihninde otomatik olarak anlamını bildiği ve aşina olduğu kelimeleri ayırma eğilimine sahiptir. Bu bağlamda tüketicinin ilgili ibarenin esas unsurunu ... ibaresi olarak algılaması kuvvetle muhtemeldir. ... ibaresinin bilinen bir anlamı bulunmamaktadır. Yukarıda vurgulandığı üzere taraf şahıs isimlerinin baş harflerinden oluşturulduğu görülmüştür. Bu nedenle ortak “...” unsurunun kavramsal etkisi sınırlıdır.Markalarda yer alan tali unsurlar designers ve studio ibareleri ise İngilizce ibareler olup, Türkçeye de olduğu gibi geçmiş kelimelerdendir. Buna karşılık ....” ibaresi ise “stüdyo/çalışma alanı/tasarım atölyesi” anlamına sahiptir. Gerek Türkçe anlamının bilindiği gerek kelimelerin İngilizcesinin de piyasa şartlarında sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle tasarım, mobilya, dekorasyon, ev eşyası ve yaratıcı hizmetler bakımından bu ibarelerin kavramsal olarak yakın bir alana işaret ettiği söylenebilir. Bu nedenle markalar arasında doğrudan aynı kavram bulunmasa da, “...” harfleri etrafında tasarım/stüdyo konsepti yaratılması nedeniyle kavramsal yakınlık bulunduğu, Dava konusu marka tüketici tarafından “....’a ait Türk Marka Hukuku adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada taraf markalarının aynı seslerle başladığı ortada olup markalar arasında kısmi de olsa fonetik bir benzerlik bulunduğu, Markalar görsel olarak değerlendirildiğinde ise, ortak “...” başlangıcı nedeniyle harfsel belli bir benzerlik mevcut olmakla birlikte, dava konusu markanın logolu, siyah zeminli, altın renkli ve stilize yapısı ile davalının kelime markasının görsel açıdan farklılaştırıldığı, Somut olayda husumet konusu “...” harflerinin ortaklığıdır. Harf markaları ve kısa harf kombinasyonları kural olarak ayırt edici olabilir; ancak iki harften ibaret işaretlerin ayırt edici gücü, uzun ve özgün kelime markalarına göre daha dar yorumlanmalıdır. Zira piyasada iki harfli kombinasyonların çok sayıda işletme tarafından kullanılabilmesi mümkündür. Bu nedenle “...” unsurunun koruma kapsamı tamamen ortadan kalkmamakla birlikte, ayırt edici gücü yüksek ibarelerdeki ki gibi geniş de yorumlanmamalıdır. Ancak yine de, “designer” ibaresinin ve “studio” ibaresinin varlığından kaynaklı kavramsal bir benzerlik kurulabileceği, aynı sektörü çağrıştırdığı, tüketicinin “... designer” ile “.... ibarelerini, aynı işletmenin farklı tasarım hattı, stüdyo markası, alt markası veya yeni versiyonu olarak algılayabileceği, “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince görsel farklılıkların bertaraf edilebileceği, zira tüketicinin her zaman markaları görerek kıyaslayamayacağı dikkate alındığında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Netice itibariyle, Dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından benzerlik koşulunun sağlandığı, Bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır