İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/353 E. 2020/102 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/353
- Karar No
- 2020/102
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/353 Esas ESAS KARAR NO : 2020/102 KARAR DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 24/07/2019 KARAR TARİHİ: 11/02/2020 Mahkememizde görülen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 08.04.2019 tarihinde iş makinasi dozer çalışma sözleşmesi imzalandığını, sözleşme şartlarının taraflarca düzenlendiğini, sözleşmenin ''4. Peşin Ödeme Tutarı'' başlıklı maddesinde belirtildiği üzere ... Bankası ... Şubesi ... seri numaralı 31.07.2019 keşide tarihli, 40.000,00 TL bedelli ve ... seri numaralı 10.08.2019 keşide tarihli, 20.000,00 TL bedelli iki adet çek sözleşme imzalandığı sırada avans olarak davalı şirket müdürü ... tarafından yetkilendirilen ...'ya imzası karşılığı teslim edildiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan 08.04.2019 tarihli sözleşme taraflar arasındaki bazı anlaşmazlıklar nedeni ile anılan sözleşme müvekkili şirket tarafından feshedilmiş olup sözleşme nedeniyle verilen çeklerin iadesi ve sözleşmenin feshedildiğine dair 20.04.2019 tarihli Burdur ... Noterliği aracılığı ile müvekkil şirket temsilcisi tarafından ihtarname düzenlenerek gönderildiğini, ancak davalı şirket sözkonusu ihtarnameye rağmen sözleşmede belirtilen çeklerden birinin bugüne kadar müvekkili şirkete iade edilmediğini, davalı şirketin sözleşme konusunda belirtilen arazi düzenlenmesine ilişkin çalışmaların yapılmamasına ve sözleşmenin feshedildiğine dair ihtarnameye rağmen avans olarak verilen çeklerden ... seri numaralı 10.08.2019 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli müvekkiline iade edildiğini, çekin iade edilmesinin sözleşmenin feshedildiğinin davalı şirket tarafından da kabul edildiği anlamına geldiğini, ancak müvekkili şirket tarafından avans olarak ... seri numaralı 10.08.2019 keşide tarihli 10.000,00 TL bedelli başka bir çeki daha davalı şirkete verilmiş olup bu çekin de müvekkiline iade edilmediğini, mahkemenizce yapılacak yargılama aşamasında sözleşme konusu arazi düzenlemesi davalı tarafından yapılmamış olduğunun yapılacak olan keşifte görüleceğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, öncelikle sözleşmenin feshi nedeniyle bedelsiz hale gelen ... Bankası ... Şubesi ... Seri Numaralı 31.07.2019 Keşide Tarihli, 40.000,00 TL Bedelli ve ... Seri Numaralı 10.08.2019 Keşide Tarihli, 10.000,00 TL Bedelli İki Adet Çek İçin Hakkaniyete Aykırı Olacak Şekilde Davalı Şirkete veya 3. Kişilere Ödenmemesi için Ödemeden Men Yasağı Şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ilgili banka şubesine yazılacak olan müzekkere hususunda taraflarına elden takip yetkisi verilmesine, 08.04.2019 Tarihli İş Makinası Dozer Çalışma Sözleşmesinin feshedilmiş olmasından dolayı müvekkil şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, sözleşme nedeniyle davalı şirkete verilen bedelsiz hale gelen çeklerin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve davacı arasında yapılan iş makinesi dozer çalışma sözleşmesine istinaden müvekkilinin iş makinelerini sözleşme konusu çalışma yerine getirip fiilen çalışmasını gerçekleştirdiğini, bu sözleşmeye istinaden yapılan iş makinası çalışmasının davacı tarafından gerekli izinler alınamadığı üzere davacı şirketin kusuru sebebiyle ekte sunulu suç tutanağına istinaden durdurulduğunu, hatta iş makinasının muhafaza altına alındığını, ancak müvekkilinin 16 günlük çalışmasından dolayı davacı şirketten alacaklı olduğunu, buna dayalı olarak iş makinesının bu aşamadan sonra çalıştırılmaması sebebiyle sözleşme karşılıklı olarak feshedildiğini, teslim alınan çeklerden bir kısmı hesaplaşılmak suretiyle iade edildiğini, ancak fatura karşılığı davaya konu çeklerin de müvekkiline tahsil edilmek üzere bırakıldığını, müvekkili şirketin işbu çeklerden dolayı alacaklı olduğunu, 10/8/2019 vadeli 20.000,00 bedelli çekin davacıya iade edildiğinin davacı tarafından kabul edildiğini, buna rağmen davacının çeklerden borçlu olmadığını söylemesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, davacı tarafın borçlu olduğunu, iş bu çek bedellerini ödemekle yükümlü olduğunu, fatura karşılığı olan bu ödemelerin iadesinin söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit davasıdır. 6102 sayılı TTK'ya 7155 sayılı yasanın 20 maddesi ile eklenen 5/A maddesi ile "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile eklenen 18/A maddesinde "(1)İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 115. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklindedir. Somut olayda; mahkememizde açılan davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/2104 Esas, 2019/1989 Karar sayılı ilamında "Ticari alacak davalarında arabuluculuk öngörülmüş olmakla ve iş bu davanın öncüsü olan ticari alacak talebi üzerine açılan menfi tespit davası da ticari uyuşmazlıklarla ilgili dava şartı olan arabuluculuk kapsamında düşünmek gerekmektedir. Keza, ilgili yasanın getiriliş amacı da bu yöndedir. Lafsi yorumla alacak davaları için arabuluculuğun dava şartı olduğunun kabul edilmesi yasanın getiriliş amacına ve yasadan beklenen ticari uyuşmazlığın taraf iradeleri ile sonuçlandırılmasına dair ilkelere de uygun olmayacaktır. Nitekim, aksi durumda arabuluculuğa başvurma gereği sadece alacaklı tarafın iradesine terkedilmiş olmakla davaya konu ticari ilişkinin tarafları arasında da kanuni dinlenme, hak arama, uyuşmazlığın sulhle ve görüşme ile sonuçlandırma iradesini ve hak ve de özgürlüğünü kısıtlamak olacaktır ki bu da kanun önünde bir uyuşmazlığın iki tarafı arasında eşitlik ve hatta silahların hatta HMK'nın temel ilkelerinden olan silahların eşitliği ilkesini zedelemiş olacaktır." denilmek suretiyle menfi tespit davalarında da arabuluculuk yoluna başvurmanın tüketilmesi gereken dava şartı olduğu hususuna işaret edilmiştir. Davacının arabulucuya başvurmadan eldeki davayı açtığı, 6325 sayılı yasanın 18/A-2. bendi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddileceğinin öngörüldüğü, davacının dosyaya sunduğu arabuluculuk tutanağınından dava açıldıktan sonra arabuluculuk yoluna başvurulduğunun anlaşıldığı, ancak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği ve dava tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, ayrıca kanunun emredici hükmü gözetildiğinde bu eksikliğin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı anlaşılmakla, davanın özel dava şartı yokluğu nedeni ile usülden REDDİNE, 2-Mahkememizce verilen 25/07/2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu hususta dava dışı bankaya yazı yazılmasına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 54,40-TL maktu ret harcının peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 799,48-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/1 maddesi uyarınca dava ön şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ön inceleme tutanağı imzalanmadan karar verildiğinden 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiliyle kendini vekille temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, 6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı