İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/456 E. 2025/540 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/456
Karar No
2025/540
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/456 Esas KARAR NO : 2025/540

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; ..... Laboratuvar Ve Test Hizmetleri Ltd. Şti.in mülkiyetindeki ..... plakalı “araç”, davalı ..... ’ün sevk ve idaresindeki iken, 16/12/2024 tarihinde İstanbul İli ..... ilçesi Selimpaşa E-5. üzerinde seyir halinde iken arkadan ...... plakalı, kaza tarihinde müvekkiline ait araca arkadan çarpmış olup, bu çarpma nedeniyle müvekkili şirkete ait aracın hasarlanmış olduğunu, trafik kazası tespit tutanağından ve kaza tespit tutanağı kusur sorgulamasından da görüleceği üzere araç sürücüsü ...... kazanın oluşumuna yüzde yüz kusuru ile sebep olduğunu, Kesin Rapordan görüleceği üzere; müvekkiline ait araç arka kısımlarından hasarlanmış, ..... Otomotiv Tic. Ltd. Şti. tarafından aracın alt muhafaza, arka tampon ve arka difüzör değiştirilmiş, birçok parça için sökme takma işlemi gerçekleştirilmiş ve araç boyanmış olduğunu, belirtilen hasarlar nedeniyle, müvekkiline ait araçta doğan hasar bedeli, müvekkilinin sigortacısı olan ...... Sigorta A.Ş. tarafından ödendiğini, sigorta poliçe numarasının ..... olduğunu fakat hasar nedeniyle doğan maddi zararın yanı sıra; dava konusu müvekkiline ait ...... marka, model, 2024 yılı, kaza anında 3.000 Km’de olan aracın, araçta meydana gelen hasarın niteliği ve değişen parça adedi nazara alındığında işbu kaza nedeniyle değer kaybına uğradığının açık olduğunu, müvekkilinin kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, kaza gerçekleşene kadar geçen süre içerisinde aracın değişen herhangi bir parçası bulunmadığı gibi kaporta ve boyasında herhangi bir kusur, çizik söz konusu olmadığını, belirtilen hasarlar ve bu hasarlar nedeniyle yapılmak zorunda kalınan, faturalarda belirtilen onarım ve değişiklikler sonrasında, müvekkiline ait aracın kaza olmasaydı olacak piyasa bedeli ve kazadan sonraki piyasa bedeli üzerinden değer kaybının hesaplanmasının gerektiğini, ayrıca müvekkiline ait aracın 30 gün süreyle hasar onarımı için serviste kaldığını, Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu’nun ...... numaralı, ..... arabuluculuk dosya numaralı dosyasında anlaşma sağlanamadığını beyan ederek, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, bedel arttırmak ve ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davalarında tahkikat kapsamında bilirkişi raporu sonrası tam olarak tespit edildikten sonra arttırılmak (HMK 107) üzere şimdilik 1.000,00.-TL değer kaybı tazminatı ve 100,00.-TL araç mahrumiyeti bedeli tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı tarafından ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi, yalnızca soyut varsayımlara, objektif dayanaklardan yoksun taleplere ve yasal dayanağı bulunmayan hesaplamalara dayanmakta; müvekkili aleyhine açılan bu dava görevsiz mahkemede açılmış olup, ispat yükünün gereği gibi yerine getirmediği, fahiş taleplerde bulunduğu ve özellikle araç onarım süresine ilişkin ciddi çelişkilerin mevcut olduğu bir dava olduğunu, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağının kusur belirleme aracı olmadığını, araç mahrumiyet süresinin gerçeği yansıtmadığını, her ne kadar davacı taraf araçlarının 30 gün süreyle serviste kaldığını iddia etmiş ise de ekspertiz raporlarında araç onarım süresinin 7 gün olduğunun açıkça belirtildiğini, fahiş bir süre beyan edilerek gerçek dışı bir mahrumiyet bedeli talebiyle haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığını beyan etmiş, müvekkili aleyhine açılan haksız davanın usulden reddine, aksi halde davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Mahkememizce Büyükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesine, İstanbul Esnaf ve Sanatklar Odasına, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne, Avcılar Vergi dairesine yazılan müzekkere cevap verildiği görüldü. Dava, hukuki niteliği itibariyle, haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) "..... Davacı sigorta şirketi ise de, halefi olduğu dava dışı sigortalının tacir olduğu, ancak davalıların yapılan araştırmaya göre tacir olmadığı, davalılara ait aracın kamyon olması davayı ticari dava yapmayacağı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi, .... Esas, ..... Karar, 27/12/2023 Tarih. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Dava haksız eylemden kaynaklanan araçtaki değer kaybı ile aracın işletilmemesi nedeni ile kazanç kaybına ilişkin zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin ise tarafların tacir araştırması yapılmış olup her ne kadar davalı tacir ise de davacının tacir olmadığı İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, Avcılar Vergi dairesi, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazılan müzekkereler ile tespit edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi, ..... Esas, ..... Karar, 27/12/2023 Tarihli kararından da anlaşıldığı gibi aracın ticari araç olması davanın TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyecektir. Davacının tacir olmaması nedeni ile dava nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince , -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 26/06/2025

Katip .... ¸e-imzalı

Hakim ..... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/456, K. 2025/540, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-456-e-2025-540-k-5c84348a5315