İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/433 E. 2025/479 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/433
- Karar No
- 2025/479
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/433 Esas KARAR NO : 2025/479 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 20/05/2025 KARAR TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi özetle; Alacaklı Şirket, davalı borçlu aleyhine --------- İcra Dairesi ----------- E. sayılı dosyasıyla borcun ödenmemesinden dolayı 6098 sayılı TBK m. 49 haksız fiil sorumluluğu, Sigorta Genel Şartları, KTK m.85 ve 6102 sayılı TTK. 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesi gereği rücu alacağına ilişkin davalı hakkında ilamsız icra takibine geçtiği, Borçlu bu icra takibi açısından borca, faize ve tüm ferilerine kötü niyetli olarak itiraz ettiği, Yapılan bu itiraz tamamen haksız ve kötü niyetle yapıldığı, 15/09/2023 tarihinde davacı şirkette 08/04/2023 - 08/04/2024 tarihli ve ------------ numaralı Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi bulunan sigortalı---------- kayıtlı --------- plakalı araç sigortalı sevk ve idaresinde iken,--------- ----------- seyir halinde iken aniden duran ------------ plakalı araca çarptığı, Sürücüsü tespit edilemeyen ve davalı ---------- ait olduğu tespit edilen -------- plakalı araç da sigortalı aracın arka kısımlarına çaptığı Çarpma neticesinde sigortalı aracın ön ve arka kısımlarında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, Sigortalı araca çarpan ---------- plakalı araç sürücüsü hızla olay yerinden uzaklaştığı, Bu doğrultuda; davacı şirkette kasko poliçesi bulunan ------------ plakalı araç için müvekkil şirket tarafından meydana gelen hasar için eksper raporu doğrultusunda toplam 136.821,73-TL ödeme gerçekleştiği, Bu nedenle 03.04.2024 tarihinde davacı şirket, sigortalısına yapmış olduğu ödemeye ilişkin olarak -------- plakalı aracın maliki olan davalı ------------- rücu talebinde bulunduğu Davalı tarafından herhangi bir dönüşte bulunulmadığı gibi herhangi bir ödeme de gerçekleştirmediği, Bunun üzerine 6102 sayılı TTK. 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesi gereği; davalı tarafın %100 kusur oranı doğrultusunda 85.432,20-TL (faiz hariç) Hasar bedeli için davalı borçlu ---------- karşı tarafımızca ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun haksız itirazıyla takip durdurulduğu, Sonuç olarak ------------ İcra Dairesi----------- E. sayılı icra takibine yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazların iptaline, takibin devamına, itirazın alenen kötüniyetli ve haksız olması nedeniyle davalı hakkında alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava dava dışı sigortalıya ödenen bedelin tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Mahkemenin görevli olması, HMK 114/1-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK 1. md.). “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Somut olayda davacı sigorta şirketinin sigortalısının gerçek kişi sigortalı aracın kullanım tarzının hususi otomobil olduğu, davanın haksız fiilden kaynaklı ödenen hasar bedelinin tahsiline ilişkin olduğu, davanın mutlak yada nisbi ticari dava olmadığı anlaşılmakla mahkememizin görevsiz olduğuna Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1) c) ve 115 (2) maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nin 20. Maddesi uyarınca MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli ------------ Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 4-HMK 323/1-a, ğ madde ve bentleri uyarınca yargılama giderinden olan karar ve ilam harcı, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan ------------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.30/05/2025